Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4227, sondan 2010. ayet; 41. sure ve Fussilet Suresinin 9. ayetidir. Fussilet Suresi 9. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 63 ve toplam ebced değeri ise 5593 olarak hesaplanmıştır. Fussilet Suresinin toplam ebced değeri 236567 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (3) bulunuyor.
Arapça Metin
قل ائنكم لتكفرون بالذي خلق الارض في يومين وتجعلون لـه اندادا ذلك رب العالمين
Ayet metnindeki yevmeyn kelimesinin sözlük anlamı “iki gün”dür. Ancak, henüz dünyanın yaratılmadığı bir dönemde, bildiğimiz anlamda gün ve geceden de söz edilemeyeceği açıktır. Nitekim Kur’an’da, “Bilinmeli ki, rabbinin katındaki bir gün sizin saymakta olduklarınızın binyılı gibidir” (Hac 22:47) buyurularak insanlardaki zaman kavramının göreli olduğuna, ilâhî tasarrufla ilgili zaman kavramlarının, binlerce seneyle ifade edilebilecek devirleri gösterdiğine işaret eder (bilgi için bk. A‘râf 7:54).
Taberî âyetin son cümlesini şöyle açıklar: “Arzı iki evrede yaratan güç, insü cinnin ve diğer varlık türlerinin mâliki, kendisinden başka bütün varlıklar da onun memlûküdür. Bu durumda O’nun nasıl dengi bulunabilir? Hiçbir şeye muktedir olmayan âciz memlûk, kendisi üzerinde mâlik ve kadir olana denk olabilir mi?” (XXIV, 95). Râzî’nin de belirttiği gibi (XXVII, 102) Araplar, evrenin yaratılışıyla ilgili olarak Tevrat’ın başlarında (Tekvin, 1:1-31, 2:1-3) verilen bilgilerden haberdar olup orada anlatılanların gerçek olduğuna inanıyorlardı. Âyette onların bildikleri ve kabul ettikleri gibi arzı belirtilen sürede yaratan güce denk tutulmaya değer hiçbir varlık olamayacağı ifade edilmekte, dolayısıyla putperest Araplar’ın Allah’a ortak koşmakla içine düştükleri çelişki ortaya konmaktadır.
Aslında putperest Araplar Allah’ın varlığına inandıklarını söylüyorlardı. Ancak onlar bazı alelâde varlıklara da tanrılık işlev ve nitelikleri yüklüyor, Allah’tan beklemeleri gereken yardımı onlardan bekliyor ve bunun için de onlara tapıyorlardı. Ayrıca insanların yeniden yaratılıp bu dünyadaki inanç ve davranışları konusunda yargılanmalarını ve diğer âhiret hallerini kabul etmemekle Allah’ın bütün bunları gerçekleştirmeye muktedir olduğunu inkâr etmiş; dolayısıyla Allah’ın insanları bazı ödevlerle yükümlü kıldığına ve sorumlu tutacağına da inanmamış oluyorlardı. İşte bütün bu telakkiler, her yönden eşsiz, benzersiz olan, dengi ve ortağı bulunmayan gerçek Tanrı inancıyla çeliştiği için âyette putperest Araplar’ın bu telakkileri bir tür inkâr olarak değerlendirilmiş; bu ve bundan sonraki âyetlerde kendisine inanılması gereken Allah’ın azametine, üstün ilim, irade ve kudretine delâlet eden bazı örnekler verilmiştir.
Mehmet Okuyan
De ki: “Siz yeri iki günde (dönemde) yaratanı inkâr edip O’na ortaklar mı koşuyorsunuz! O, âlemlerin Rabbidir.”
De ki: “Gerçekten siz mi yeri iki günde (iki süreçte: 1- Dünya’yı maddi ve fiziki inşası, 2- Canlıların ortaya çıkarılması dönemlerinde) Yaratanı inkâr ediyor ve O'na birtakım eşler kılıyorsunuz? (Unutmayınız ki) O, âlemlerin Rabbidir.”
De ki: Siz mi kafir olmadasınız, inkar etmedesiniz bir mabudu ki yeryüzünü iki günde yaratmıştır ve siz mi ona eşler kabul etmedesiniz? Budur işte alemlerin Rabbi.
"- Siz, yeri iki günde, iki devirde yaratanı, Allah'ı inkâr edip, bile bile taş yığınlarını, putları, şahısları, yaratma kudreti ve planlamasında Allah'a eşler, ortaklar mı koşuyorsunuz? O âlemlerin, bütün varlıkların Rabbidir." de
De ki: “Gerçekten siz, yeri iki evrede yaratanı inkâr ediyor ve O'na birtakım eşler mi koşuyorsunuz? Hâlbuki O, (tek başına bütün) âlemlerin Rabbidir.”
9-10 Yaratılışın "günleri" zaman dilimlerini simgeler. Kuran'a göre zaman göreli bir boyuttur (32:5; 70:4). Yeryüzünün yaratılışı iki birim zaman alırken, içindeki yaratıklar için gerekli tüm besinlerin ve koşulların düzenlenmesi ise dört birim zaman almıştır. Bu oranlama, yeryüzündeki ekolojik sistemin önemini vurgular.
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: "Siz yeri iki günde yaratanı gerçekten inkâr edip duracak mısınız? Bir de O'na eşler koşuyorsunuz ha? O bütün âlemlerin Rabbidir."
O hâlde, ey Müslüman! İnkâr edenlere de ki: “Siz, şu üzerinde yaşadığınız yerküreyi iki günde yaratmış olan Allah’ı gerçekten inkâr mı ediyorsunuz? Ve O, bütün âlemlerin yegâne Sahibi, Efendisi ve Rabb’i olduğu hâlde, birtakım putları ve putlaştırılmış varlıkları, kudret ve egemenliğinde O’na ortak mı koşuyorsunuz? Bu ne büyük küstahlık böyle!”
“Gerçekten siz yeryüzünü iki zaman diliminde1 yaratan (Allah)’ı, inkâr ediyor ve Ona birtakım ortaklar mı koşuyorsunuz?2 Hâlbuki O, âlemlerin Rabbidir.” de.
1 Yevm: Henüz yeryüzü ve güneşin bulunmadığı bir dönemde gün düşünülemeyeceğinden, bu ayetteki gün kelimesinin “vakit / zaman dilimi-“ anlamına kullanıldığı açıktır. Bunun miktarı ise bilinen günden daha kısa veya uzun olabilir. Allah’ın yeryüzünü iki zaman diliminde yaratması, bir hamlede yaratmaya gücünün yetmediğinden değil, böyle yapmayı Kendi iradesine daha uygun gördüğünden dolayıdır. Buradaki “İki gün” ifâdesi; 1- Yaratmak fiili için “zarf tümleci” olarak kabul edilirse anlamı: “Yeryüzünü iki zaman diliminde yarattı” olur. Bu da; birisi yeryüzünün gökyüzünden ayrıldığı zaman, birisi de yeryüzünün düzenlendiği zaman olabilir. 2- “Zarf-ı müstekar” olarak kabul edilirse anlamı: “Yeryüzünü “iki zaman dilimli” olarak yarattı demek olur. Bununla da Yeryüzünün kaç günde yaratıldığı söylenmiş olmaz, yaratıldıktan sonra iki zaman dilimi içinde bulunması hali anlatılmış olur ki bu da bir seneyi ikiye bölen iki gün dönümü nöbetidir. Çünkü Arz bu iki vakit içinde deveran etmek üzere yaratılmıştır. (Elmalılı).2 Yani siz yaptığınız işin farkında mısınız? Veya kimi inkâr ettiğinizi biliyor musunuz?
Muhammed Esed
DE Kİ: “Siz, arzı iki evrede 7 yaratmış olan Allah'ı gerçekten inkar mı ediyorsunuz? Ve O'na, âlemlerin Rabbine rakip güçlerin bulunduğunu mu iddia ediyorsunuz?” 8
Mustafa İslamoğlu Fussilet Suresi 9. Ayet Açıklaması
[4236] Lafzen: “iki günde”. Gerekçe için, kelimenin ilk kullanıldığı Kâf sûresinin 38. âyetinin 37 nolu notuna bkz.
[4237] Nidd, “eş, ortak, denk” mânasına gelse de, bu eş ve ortaklık “dostluğa” değil, rekabet ve düşmanlığa dayalı bir zıtlık üzerine kuruludur. Nidd’i misl’den ayıran da budur. Kelimenin aslının “dağıtmak” (teşrid) olduğu hatırlandığında bu sapmanın temelinde “Allah’ın gücünü dağıtma arzusu”nun yattığı anlaşılır (Furûk ve Kitabu’l-‘Ayn). Kur’an’ın iç bağlamından yola çıkılarak da aynı sonuca ulaşılabilir (Bkz: 14:30, not 28). Çevirimizin gerekçesi budur.
Ömer Nasuhi Bilmen
De ki: «Hakikaten siz mi yeri iki günde yaratmış olan zâtı inkâr ediyorsunuz? Ve onun için ortaklar ediniyorsunuz? İşte O, âlemlerin Rabbidir.»
De ki: Siz dünyayı iki günde yaratan Allah'ın tek İlah olduğunu inkâr edip O'na birtakım eşler, ortaklar mı uyduruyorsunuz? Halbuki bütün bunları yapan, Rabbulâlemindir. [2, 29; 7, 54; 79, 27-33]
(1) 7:54’ün açıklamasında da geçtiği gibi, göklerin ve yerin yaratılışından söz eden âyetlerdeki “gün” sözcüğü, bizim bildiğimiz 24 saatlik zaman dilimini ifade etmez. Bunlar, kâinatın yaratılışındaki çeşitli aşamaları içine alan çok uzun zaman dilimleridir ki, bu ve bunu izleyen âyetler bu aşamalardan söz etmektedir. 12’nci âyetin açıklamasına da bakınız.
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Siz, yerküreyi iki günde yaratana gerçekten nankörlük edip O'na ortaklar mı koşuyorsunuz? Âlemlerin Rabbi'dir O."
eyit “ay bayıķ siz kāfir mı olursız aña kim yarattı yiri iki gün içinde? ya'nį yekşenbe düşenbe. daħı ķılursız aña beñdeşler. şol 'ālemler çalabı’sıdur.”