Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4288, sondan 1949. ayet; 42. sure ve Şûrâ Suresinin 16. ayetidir. Şûrâ Suresi 16. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 71 ve toplam ebced değeri ise 6529 olarak hesaplanmıştır. Şûrâ Suresinin toplam ebced değeri 244522 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم عسق hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م ع (0) س (1) ق (0) bulunuyor.
Arapça Metin
والذين يحاجون في الله من بعد ما استجيب له حجتهم داحضة عند ربهم وعليهم غضب ولهم عذاب شديد
Allah’ın çağrısına uyulduktan sonra O’nun hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında batıldır. Onlara bir gazap vardır. Onlar için çetin bir azap vardır.
Herkesin rabbinin bir olduğu kabul edildikten sonra, Allah Teâlâ’nın zât ve sıfatlarının mahiyeti üzerinde yapılacak tartışmalar anlamsız kalacaktır. Çünkü bu konunun insan idrakini aştığı açıktır. 11. âyette geçen “O’na benzer hiçbir şey yoktur” cümlesi de bu konuya son noktayı koyan veciz bir uyarıdır. Dolayısıyla, bu tür tartışmalarla gerek kendilerini lâyıkı vechile Allah’a kulluk etmekten mahrum bırakan gerekse başkalarının zihinlerini örselemeye çalışan kimselerin hesap gününde Allah’a karşı ileri sürebilecekleri bir mazeret yoktur, dünyada iken kanıt saydıkları ama aslında kendilerini oyalayan gerekçeler O’nun katında hiçbir değer taşımayacaktır.
Âyetin, put vb. varlıkları da tanrı gibi görmekle beraber evrenin tek yaratıcısının Allah olduğunu kabul eden müşriklerin yanı sıra, tek tanrı inancına sahip olduğu halde Allah’ın zât ve sıfatları hakkında saçma tartışmalara dalan yahudileri ve bütün insanların rabbinin bir olduğuna inandıkları halde tanrı kavramını parçalayan ve peygamberlerine ulûhiyyet izâfe edecek kadar ileri giden hıristiyanları da kapsadığı söylenebilir. Fakat tefsirlerde genellikle, bazı yahudilerin Resûlullah’a iman eden kişileri bu inançtan caydırmak için çaba harcadıkları, kendi peygamberlerinin ve kitaplarının daha önce olduğu argümanından yararlanarak demagoji yaptıkları yönündeki bir rivayet esas alınmaktadır. Âyetin “O’nun çağrısı” şeklinde çevirdiğimiz “lehû” kısmındaki zamirin genellikle “Allah” lafzının yerini tuttuğu düşünülmüş ve “yani O’nun dini veya peygamberi” kabul edildikten sonra açıklaması yapılmıştır (Taberî, XXV, 18-19; İbn Atıyye, V, 31; Râzî, XXVII, 159). Derveze bu hususu izah ederken, Mekke döneminde Hz. Peygamber’in çağrısına icâbet edenlerin, önceki dinleri, etnik kökenleri ve sosyal tabakaları bakımından hemen hemen insanlığın bütün kesimlerini temsil edecek çeşitlilikte olduğu tarzında bir yorum yapar (V, 170-172; yakın bir yorum için bk. Ateş, VIII, 183-184). Belirtilen tesbitin isabet derecesi bir yana, bu yaklaşım benimsendiğinde âyete “O’nun dinine hemen her kesimden icâbet edenler bulunduğuna göre, Allah hakkında tartışmaya kalkacakların delilleri rableri katında geçersizdir” şeklinde bir mâna verilmiş olmaktadır. Her iki tarafta aklî muhâkemesi güçlü ve bilgili kişiler bulunduğu dikkate alındığında, bu yorumun pek mâkul olmadığı söylenebilir. Burada amaç Allah hakkındaki tartışmanın geçersizliğini her kesimden O’nun çağrısına uyanların bulunmasına bağlamak değil, Hz. Muhammed’in peygamberliğini kabul edenlerin bulunmasını takiben artık ona tâbi olanlarla olmayanlar arasında Allah hakkında bir tartışmanın gereksizliğini belirtmek ve müslümanları bu konuda uyarmaktır. Nitekim 15. âyette “Sizinle bizim aramızda ortak bir kanıt yok” diye çevirdiğimiz cümle bu anlayışı teyit etmektedir. Farklı inanç grupları arasında verilecek nihaî hükme ilişkin bir âyetin tefsiri sırasında bu husus açıklanmıştır (bk. Hac 22:17).
Mehmet Okuyan
Çağrısına (duasına) cevap verildikten sonra, Allah hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında boştur. Onlara bir gazap vardır ve onlar için şiddetli bir (de) azap vardır.
Allah'ın çağrısını kabul ettikten sonra hâlâ Allah hakkında tartışanlara gelince, onların delilleri ve itirazları Rabbleri katında geçersizdir. Allah'ın gazabı onların üzerine çökecektir ve onlar için şiddetli bir azap vardır.
Allah'a olan çağrıya olumlu yanıt verdikten sonra, O'nun hakkında tartışanların ileri sürdükleri kanıtlar, Rabb'lerinin yanında geçersizdir. Onların üzerinde gazap vardır, şiddetli bir azap da onlar içindir.
O’na (Kur’an nizamına) icabet olunduktan, sonra (ardından) Allah hakkında (birtakım uyduruk) deliller öne sürüp (bu zamanda Adil Düzen ve İslam Birliği gibi kavram ve kurumların imkânsızlığını ve bunlara lüzum kalmadığını) tartışanların (ve bâtıl güçlerle uyuşanların bütün) hüccet ve gerekçeleri, Rableri katında geçersiz (sayılmıştır). Onların (bu dönek münafıkların) üzerinde bir gazap vardır ve şiddetli azap bunlarındır.
Halk tarafından, ona icabet edildikten sonra Allah hakkında cedelleşmeye girişenlerin gösterdikleri düşmanlık, Rableri katında boştur ve onlaradır gazep ve onlaradır çetin bir azap.
İnsanlar kabul edip Allah'ın çağrısına uyduktan sonra onların inanmasını engellemek için Allah hakkında batıl yollarla tartışanlara gelince, onların gösterdikleri düşmanlık ve tüm itirazları Rableri katında geçersizdir ve boştur ve onlar gazaba uğrarlar ve şiddetli azaba çarptırılırlar.
Daveti kabul edilip İslâm'a girildikten sonra, Allah ve dini konusunda tartışanların delilleri, Rableri katında bâtıldır, boştur. Onlar Allah'ın gazabına uğramışlardır. Üstelik onlar için dehşetli bir de azap vardır.
O'na icabet edildikten sonra Allah hakkında tartışanların delilleri Rableri katında geçersizdir. Onlara bir gazap ve onlar için şiddetli bir azap vardır.
16.Abdurrezzak`ın Katade`den rivayet ettiğine göre bu ayeti kerime yahudiler ve hıristiyanların: "Bizim kitabımız sizin kitabınızdan önce indirilmiştir ve bizim peygamberimiz sizin peygamberinizden öncedir; dolayısıyla biz sizden üstünüz" demeleri üzerine indirildi.
Ali Bulaç
O'na icabet olunduktan sonra, Allah hakkında (sözde) 'deliller öne sürüp tartışanların' delilleri, Rableri katında geçersizdir. Onların üzerinde bir gazab vardır ve şiddetli azab onlaradır.
Allah'a icabet olunduktan (Peygamberin mucizeleri zâhir olub insanlar İslâm dinine girdikten) sonra, Allah'ın dini hakkında münakaşaya kalkışacakların hüccetleri (düşmanlık ve çekişmeleri; daha evvel gelen bizim dinimiz sizinkinden hayırlıdır sözleri) Rableri katında boştur. Hem onların üzerine bir gazab, hem de onlara (ahirette) şiddetli bir azab vardır.
Kendilerine cevap verildikten sonra Allah’ın dini hakkında tartışanların delilleri, Rableri olan Allah katında batıl ve boştur. Onların üzerine gazap yağacaktır. Ve onlara şiddetli bir azap vardır.
O'na karşı, onay gösterip de sonradan, Allah hakkında çekişmeye kalkışanların, Tanrıları katında hüccetleri olamaz; kakınmaya uğrarlar, onlar için katı azap var
Allah'ın çağrısına uyulduktan (dininin doğruluğu kabul edildikten) sonra Allah hakkında ileri geri konuşup tartışan (ve dinine karşı mücadele edenlere) gelince; onların itiraz ve tartışmalarının Rableri nazarında hiçbir değeri yoktur. (O'nun) gazabı onların üzerlerine çökecektir ve onları şiddetli bir azap beklemektedir.
Allah'ın çağrısına icabet eden bulunduktan sonra, O'nun hakkında tartışmağa girişenlerin delilleri Rableri katında hükümsüzdür. Onlara bir gazap vardır, çetin bir azap da onlar içindir.
Daveti kabul edildikten sonra, Allah hakkında tartışmaya girenlerin delilleri, Rableri katında boştur. Onlar için bir gazap, yine onlar için çetin bir azap vardır.
Âyette, açıkça gösterilen mucizelere veya kitaplara inandıktan sonra tartışmaya giren yahudilerin durumuna işaret edilerek, delillerinin geçersiz olduğu beyan edilmiştir.
Edip Yüksel
ALLAH hakkında, O'nun çağrısına yanıt verildikten sonra tartışanların delilleri Rab'leri katında geçersizdir. Gazabı haketmişlerdir ve onlara çetin bir azap vardır
Allah'ın davetine uyulduktan sonra, hâlâ O'nun dini hakkında mücadele edenlerin, getirdikleri deliller Rableri yanında batıldır. Onların üzerinde bir gazab ve kendileri için şiddetli bir azab vardır.
Bu kabul olunduktan sonra Allah hakkında ıhtıcaca kalkışacakların rabları huzurunda huccetleri sakıttır, üzerlerine bir gazab ve kendilerine şedid bir azâb vardır
Allah (ın dîni) hakkında, kendisine icabet edilen şey'in ardından, (haalâ) münâkaşa edenlerin (öne sürecekleri bütün) hüccetleri Rableri indinde boşdur. Onların üzerlerine hem (inâdlarından dolayı) bir gazab, hem (küfürlerinden nâşî) kendilerine çetin bir azâb vardır.
(İslâm'ı kabûl ederek) ona icâbet edildikten sonra, Allah('ın dîni) hakkında (hâlâ)tartışanların delilleri ise, Rableri katında boştur; hem onların üzerine bir gazab ve onlar için(pek) şiddetli bir azab vardır.
Rabbinin katında delillerinin geçersiz olduğuna dair kesin cevap verilmesine rağmen, Allah hakkında mücadele edenler üzerine bir öfke ve onlar için çok şiddetli azap vardır.
Allah/ın dâveti kabul olunduktan sonra hâlâ İslâmî iptal etmek için çene çalanların iddia ettikleri bütün hüccetleri Tanrı yanında bâtıldır. Onlar Tanrının hışmına, şiddetli azaba uğrayacaklardır.
Allah için icabette bulunulduktan sonra, Allah hakkında tartışanların delilleri, Rableri katında geçersizdir. Onların üzerinde bir gazap vardır ve şiddetli azap onlar içindir.
Yeryüzünü aydınlatan ilâhî dâvet, dürüst ve erdemli insanlar tarafından kabul gördükten ve iman nuru tertemiz gönüllere yerleştikten sonra, müminleri yeniden inkâra sürüklemek için Allah’ın dinihakkında yanıltıcı propagandalarla, asılsız iddialarla tartışmaya girişenlere gelince; onların bütün itirazları ve ileri sürdükleri sözde delilleri, Rabbleri yanında geçersizdir! Ve gerçekleri bilerek çarpıttıkları için, onları Allah tarafından bir öfke, bir gazâb ve şiddetli bir azap beklemektedir!İşte bu kısır tartışmalara son noktayı koymak ve yeryüzünde Allah’a kulluk ve teslimiyeti sağlamak için:
Sonradan Allah hakkında karşılıklı tartışanlara gelince; onların geçersiz / çürük delilleri rabb’leri katında kabul edilir değildir.
Onlara gazap da vardır.
Onlar için şiddetli bir azap da vardır.
Kabul edilmesi istenen (yeni din geldik)ten sonra, Allah hakkında tartışanların delilleri, Rableri katında artık geçersizdir. Onların üzerinde bir gazap ve onlara çok şiddetli bir de azap vardır.
O'nu(n çağrısını) kabul ettikten sonra Allah hakkında 21 [hâlâ] tartışanlara gelince: onların bütün itirazları Rableri katında geçersizdir, boştur. [O'nun] gazabı üzerlerine çökecektir; ve onları şiddetli bir azap beklemektedir:
Allah’ın tevhit çağrısı kabul edildikten sonra Allah hakkında tartışanların ileri sürdükleri bütün deliller Rabbleri katında geçersizdir. Onlar hem Allah’ın gazabına hem de şiddetli bir azaba uğrayacaklar. 4/174, 5/15-16, 6/156-157
Bir de O’nun çağrısı kabul edildikten sonra hâlâ Allah hakkında tartışanlar var: Onların itirazları Rableri katında tümden geçersizdir; başlarına (O’ndan) bir gazap çökecektir ve onların hakkı şiddetli bir azaptır.
Ve o kimseler ki, Allah hakkında muhâsemede buIunurlar, Allah için icabette bulunulduktan sonra. Onların hüccetleri Rablerinin indinde sâkıttır ve onların üzerine bir gazap vardır ve onlar için şiddetli bir azap vardır.
İnsanların çoğu dine dâveti kabul edip girdikten sonra, Allah'ın dini hakkında hâlâ, ileri geri tartışanların itirazları, Rab'leri yanında boştur. Onlara büyük bir gazap ve şiddetli bir azap vardır.
İtirazları boştur; zira ne naklî, ne aklî; ne teorik ne pratik hiçbir tutamakları yoktur. İlmî ve amelî açıdan güzelliği ve haklılığı ortada olan hak ve istikamet karşısında yapılan münakaşa, sırf bir haksızlık ilanından ibaret kalır.
Süleyman Ateş
(Kamu tarafından) Kabul edildikten sonra, hala Allah(ın dini hakkın)da tartışanların delilleri, Rableri yanında batıldır. Üzerlerine bir gazab ve onlara şiddetli bir azab vardır.
Sorusuna doğru cevap verildikten sonra Allah hakkında karşılıklı belge getirenlerin belgeleri, Sahipleri katında değersizdir. Onlar hem öfkeyi hem de şiddetli bir cezayı hak ederler.
O'na icabet ettikten sonra Allah hakkında tartışanların delilleri Rab'leri katında batıldır. Onlara gazap edilmiştir. Ve onlara şiddetli bir azap vardır.
İnsanlar Allah'ın davetini kabul ettikten sonra hâlâ Allah'ın dini hakkında münakaşaya tutuşanların öne sürdükleri delillerin, Rableri katında hiçbir değeri yoktur. Onlara bir gazap ve şiddetli bir azap vardır.
Kabul edilişinin ardından Allah hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında geçersizdir. Bunların üzerlerine öfke, kendilerine şiddetli bir azap vardır.