Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4513, sondan 1724. ayet; 46. sure ve Ahkaf Suresinin 3. ayetidir. Ahkaf Suresi 3. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 71 ve toplam ebced değeri ise 6255 olarak hesaplanmıştır. Ahkaf Suresinin toplam ebced değeri 191977 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (1) م (8) bulunuyor.
Arapça Metin
ما خلقنا السموات والارض وما بينهما الا بالحق واجل مسمى والذين كفروا عما انذروا معرضون
Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkâr edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
Allah gökleri, yeri ve bu ikisi arasında veya dışında ne varsa onları iş olsun diye değil, belli hikmetler, mâkul amaçlar çerçevesinde yaratmıştır, ayrıca yarattıklarına bu dünya hayatını ebedî kılmamış, belli bir süre sonra her şeyi yok edip başka bir âlemde yeniden var etmeyi, ölenleri diriltmeyi murat buyurmuştur. İnsan için yaratılış hikmetinin başında imtihan gelmektedir. İmtihanda başarılı olabilmek için âdeta bir cevap kitabı olarak Kur’an vahyedilmiş, onda insanların akıllarını doğru işletmeleri, iradelerini iyi kullanmaları, doğru yoldan sapmamaları için gerekli bilgiler verilmiş, etkili bir üslûpla uyarılar yapılmıştır. Özgürlük içinde aklını iyi kullanarak iman edenler kitaptan yararlanmışlarsa da inkârda ısrar edenler ona ve uyarılarına kulak asmamış, böyle bir tebliğ yapılmamış gibi davranmışlardır.
Mehmet Okuyan
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak ve ancak bir amaç ile ve belirli bir süre için yarattık. Kâfir olanlar, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedir.
Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri gerçek olarak, belirlenmiş bir süre için yarattık. Gerçeği yalanlayan nankörler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunan her şeyi, ancak Hakk ile (imtihan gayesiyle ve ölçüyle) ve belli bir ecel-süre ile yarattık. İnkâr edenler (anladıkları halde) uyarıldıkları şeylerden yüz çevirip (uzak kaçmaktadırlar.)
Gökleri, yeryüzünü ve arasındakileri şaşmaz bir düzen ve uygunluk içerisinde tarafımızdan konulmuş belli bir süre için yarattık, ama Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, kendilerine tebliğ edilen bu uyarıdan yüz çevirirler.
Gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları ve imkânları, haklı bir gerekçe ile, hikmete dayalı olarak, hesaplı bir düzen içinde belirlenmiş bir vakte kadar işlevini korumak üzere yarattık.
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar, uyarıldıkları konulara aldırmıyorlar, İslâm'ı tebliğe, İslâmî faaliyetlere engel tedbirler alarak yüz çeviriyorlar.
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve adı konulmuş bir ecel (belli bir süre) olarak yarattık. İnkâr edenler, uyarıldıkları şeyden yüz çeviren(kimseler)dir.
Biz göklerle yeri ve aralarındakileri, ancak adaletle ve (sona erecekleri) muayyen bir müddet ile yarattık. Kâfir olanlar ise, korkutuldukları şeylerden yüz çevirmektedirler.
Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkârcılar ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedir.
Biz, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, ancak gerçek üzere ve belirli bir süre için yarattık; inkar edenler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları biz, şüphesiz yerli yerince ve belli bir süre için yarattık. İnkâr edenler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
Âyet yaratılanların, Allah’ın kudret ve birliğine delâlet ettiklerini, bunların kıyamete kadar varlıklarını devam ettireceklerini, ama inkârcıların kıyameti ve dehşetini kabule yanaşmadıklarını haber vermektedir.
Edip Yüksel
Biz gökleri, yeri ve aralarındakileri ancak belli bir amaca göre ve belli bir süre için yarattık. İnkar edenler uyarıya aldırış etmemektedirler.
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunan şeyleri (başka değil) ancak hakkın ikaamesine sebeb olarak ve muayyen bir va'de için yaratdık. Küfredenler, korkutuldukları şeyden yüz çeviricilerdir.
(Biz) gökleri ve yeri ve ikisi arasında bulunanları, ancak hak ile (yerli yerinde) ve belirli bir ecel ile yarattık. İnkâr edenler ise, korkutuldukları şeyden (kıyâmetten) yüz çeviricidirler.
Gökleri ve yeryüzünü yalnızca, gerçek doğru bir amaç ve belirlenmiş bir vakit için yarattık. Doğruları inkâr edenler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirenlerdir.
Biz, gökleri, yeri ve aralarındakini ancak hak ve hikmet ve muayyen bir müddetle yarattık; kâfirler, peygamberler kendilerini neden korkuttularsa hepsinden yüz çevirirler.
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve adı konulmuş bir ecel (belli bir süre) üzere yarattık. Küfre sapanlar ise, uyarılıp korkutuldukları şeyden yüz çevirmekte olanlardır.
Çünkü Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri, ancak hak, hukuk ve adâlet esaslarına göre belli bir hikmet ve amaç doğrultusunda ve tarafımızdan belirlenmiş bir süre için Allah’ın tek rab ve ilâh oluş gerçeği anlaşılsın ve insanlar O’na kul köle olsunlar diye yarattık. Ama gel gör ki, hakîkati inkâr edenler, kendilerine yapılan uyarılara aldırış etmiyorlar.
Biz gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakileri ancak şaşmaz (kural)larla ve belirli bir süre ile1 yarattık. Kâfirler ise, uyarıldıkları şeyden hâlâ yüz çeviriyorlar.
1 Gökler ve yer yani madde, ezeli olmadığı gibi ebedi de değildir. Hele hele yaratanıyla asla ve asla aynı şey hiç değildir ve günü gelince sona erecektir. Bu ayet; “Allah’ı her şeyin dışında görecek yerde, Allah’ın yarattığı her şeyde ve hatta her şeyi, Allah olarak gören” Vahdet-i Vücud felsefesinin ve materyalist düşüncelerin tamamını reddeder.
Muhammed Esed
Biz, gökleri, yeri ve onlar arasındaki her şeyi ancak [derunî bir] anlam ve amaç üzere ve [Bizim tarafımızdan] konulmuş bir süre için yarattık: 2 ama hakikati inkara şartlanmış olanlar, kendilerine tebliğ edilen uyarıdan 3 yüz çevirirler.
Biz gökleri, yeri ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak/gerçek bir amaç ve belirli bir süreliğine yarattık. Ne var ki gerçekleri örtbas eden kâfirler kendilerine yapılan uyarılara kulak asmıyorlar. 21/16, 30/8
Biz gökleri, yeri ve o ikisi arasındakileri, ancak gerçek bir anlam ve amaç[4500] uğruna -ama sınırlı bir ömürle- yarattık;[4501] ne ki inkâr eden kimseler uyarıldıkları hakikatten yüz çeviriyorlar.[4502]
[4500] Bi’l-hakk ibaresinin bu anlamı için bkz: 21:18, not 19. Bir önceki sûreye atıf: “Ölürüz zira (bir kez) hayata gelmiş bulunuruz; ve bizi sadece Dehr/Zaman yok eder” (45:24).
[4501] Ecelin musemmen, lafzen sınırlı bir ömrü ifade etse de, belirsiz gelmesi hasebiyle bu süreyi kimsenin bilemeyeceğine delâlet eder (Bkz: 11:3, not 7). Zımnen: Yaratılmış olan sonludur, sonsuzluk Allah’a mahsustur.
[4502] Şirkin temelinde yatan Allah’ın müdahil olmadığı alan fikri, hayatın anlamlı ve amaçlılığını zımnî inkâr anlamına gelmektedir. Bu da maddeyi tanrılaştırıp onu sonsuz ilan eden bir sapmaya yol açmaktadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
O gökleri ve yeri ve o ikisinin arasındakileri yaratmadık, ancak hak ile ve bir tayin edilmiş müddetle (yarattık). Kâfir olanlar ise korkutulmuş oldukları şeyden yüz çeviricilerdir.
Biz gökleri, yeri ve bunların arasındaki varlıkları ancak gerçek bir maksatla, adalet ve hikmetle, bir de belli bir süre için yarattık. Ama kâfirler uyarıldıkları kı
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları (boş yere değil), ancak gerçek ile ve belli bir süreye göre yarattık. İnkar edenler, uyarıldıkları şeyden yüz çevirmektedirler.
Gökleri, yeri ve bu ikisinin arasında olanları başka değil; belli bir ömrü olan gerçek varlıklar olarak yarattık. Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler), yapılan uyarılardan yüz çevirenlerdir.
[*] Birinci ayette Allah'ın indirdiği kitaptan, bu ayette de yarattığı kitap olan varlıklar aleminden bahsettikten sonraki bu ifade, öncelikle yaratılan kitabı okumak gerektiğini gösterir. Allah'ın indirdiği kitabı da görenlerin artık bir bahanesi kalmaz. Bunları görmezlikten gelmek, kafirlik olur.
Şaban Piriş
Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve adı konmuş bir süre ile yarattık. Nankörler ise uyarıldıkları şeyden yüz çeviriyorlar.
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri hak ile ve belirlenmiş bir süre için yarattık. İnkâr edenler ise, uyarıldıkları şeye sırtlarını dönüyorlar.
Gökleri ve yeri ve ikisi arasındakileri hak olarak ve belirlenmiş bir süre için yarattık biz. Küfre batanlarsa uyarılmış oldukları şeyden yüz çevirmektedirler.
yaratmaduķ gökleri daħı yiri daħı anı kim ol ikisi arasındadur illā ḥaķk-ıla daħı adanılmış zamān-ıla. daħı anlar kim kāfir oldılar andan kim ķorķıdınıldılar yüz döndüricilerdür.
Biz yaratmaduḳ gökleri ve yirleri, daḫı ikisi arasında olanları, illā ḥaḳḳ‐ıla.Daḫı mu‘ayyen müddet‐ile ve kāfirler özlerine olan ögütden, ya‘nīḳıyāmetden yüz ḳaytarurlar.