Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2501, sondan 3736. ayet; 21. sure ve Enbiyâ Suresinin 18. ayetidir. Enbiyâ Suresi 18. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 53 ve toplam ebced değeri ise 4211 olarak hesaplanmıştır. Enbiyâ Suresinin toplam ebced değeri 351301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
بل نقذف بالحق على الباطل فيدمغه فاذا هو زاهق ولكم الويل مما تصفون
Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Allah’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size!
Allah Teâlâ, hakkın bulunduğu yerde bâtılın barınamayacağını, yok olup gideceğini mecazi bir anlatımla ifade edip, kendisi hakkında yakışıksız sözler söyleyenlerin, Kur’an’a sihir, saçma sapan rüya vb. nitelemeler yakıştıranların, Peygamber’i yalancılıkla itham edenlerin, evrenin sadece dünya hayatı için yaratılmış olduğuna inananların kendilerine yazık ettiklerini haber vermiştir. Halbuki Allah evrende ne varsa her birini bir hikmete bağlı olarak yaratmıştır, hepsi O’nun mülkü ve kullarıdır. O, hiçbir şekilde yarattıklarına muhtaç olmadığı gibi yarattıkları da O’na ortak değildir. Hepsi iradeli veya iradesiz olarak O’na kulluk eder; evrende Allah’ı tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur, fakat insanlar bunu anlamazlar (bk. İsrâ 17:44).
Müfessirler 19. âyette, Allah’ın huzurunda bulunduğu bildirilen varlıkların melekler olduğunu ifade etmişlerdir. Melekler Allah’a ibadet etme hususunda ne kibirlenirler ne de yorulurlar; bıkıp usanmaksızın gece gündüz Allah’ı tesbih ederler; Allah’a kulluktan kaçınmazlar (Nisâ 4:172). O’na isyan etmez, kendilerine emredileni yerine getirirler (Tahrîm 66:6). “O’nun huzurunda bulunanlar” ifadesini, yalnızca melekleri değil, aynı zamanda Allah’a karşı sorumluluk duyan ve bütün varlığı ile O’na boyun eğen insanları da içine alacak şekilde geniş anlamıyla ele almak mümkündür (Esed, II, 649).
Mehmet Okuyan
Aksine biz gerçeği [batıl]ın üzerine atarız da o, [batıl]ın işini bitirir. Bir de bakarsın ki [batıl] yok olup gitmiştir. (Allah’a) yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!
Tersine biz, hakkı bâtılın tepesine bindiririz de o, bâtılın işini bitirir. Bir de bakarsınız ki, bâtıl yok olup gitmiştir. O halde Allah'a yakıştırdığınız sıfatlardan ötürü, yazıklar olsun size!
Hayır, doğrusu Biz Hakkı Bâtılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o (bâtıl ve barbar rejimler) yok olup gitmiştir. (Allah'a karşı) Nitelendiregeldiğiniz yakışıksız sıfatlardan dolayı eyvahlar size.
[Not: Beyni parçalanan ve fikriyatı boşa çıkarılan bâtıl ve barbar sistemin, geri kalan görkemli gövdesinin çökmesi ve çözülmesi artık kolay ve kaçınılmaz olacaktır.]
Abdulbaki Gölpınarlı
Biz, gerçeği, aslı olmayan şeye karşı izhar ederiz de onu tamamıyla iptal ederiz ve batıl, helak olup gider o zaman. Ona isnad ettiğiniz şeylerden dolayı yazıklar olsun size.
Hayır, biz gerçeği aslı olmayan şeylere karşı çıkarırız da onun tamamen işi bitirilmiş olur ve batıl böylece yok olup gider. O halde, Allah'a yakıştırdığınız her türlü şeyden dolayı, yazıklar olsun size.
Doğrusu, biz gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek bu hak kitabın, Kur'ân'ın getirdiklerini, bâtılın başına başına vururuz, onun beynini parçalar. Bir de bakarsın ki, bâtıl o anda yok olup gitmiştir. Allah'a yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı size yazıklar olsun.
Hayır, biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size.
Hayır, biz hakkı bâtılın tepesine atarız da onu parçalar. Bir de bakarsın, o anda (bâtıl) mahvolmuştur. (Allah çocuk edinmiştir, melekler Allah'ın kızlarıdır, gibi) Allah'a isnad ettiğiniz (noksan) vasıflardan ötürü size yazıklar olsun!...
Hayır! Biz hakkı batıla saldırtırız, hak batılı ezer; bakarsın batıl yok olup gitmiştir. (Allah hakkında) yaptığınız nitelemelerden dolayı size yazıklar olsun!
Hayır, Biz Hakkı batılın üzerine fırlatırız da onu paramparça eder (Hak-batıl mücadelesinde batılın işi biter); bir de bakarsın ki batıl yok oluvermiştir. (Allah'a) yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size (ey müşrikler)!
Cemal Külünkoğlu Enbiyâ Suresi 18. Ayet Açıklaması
Burada Haktan kastedilen, mutlak doğruluk demek olan Kur’an ve Kur’an’daki ilahi öğretiler ve evrensel temel insani ilkeleri, bâtılla kastedilen ise, kötülük ve eğrilik temeline dayalı olan tüm şeytani düşünceler ve eylemlerdir.
Diyanet İşleri (Eski)
Gerçeği batılın başına çarparız ve onun beynini parçalar; böylece batıl ortadan kalkar. Allah'a yakıştırdığınız vasıflardan ötürü yazıklar olsun size!
Bilakis biz, hakkı bâtılın tepesine bindiririz de o, bâtılın işini bitirir. Bir de bakarsınız ki, bâtıl yok olup gitmiştir. (Allah'a) yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!
Hayır, biz hakkı batılın başına çarparız da onun beynini parçalar. Bir de bakarsın (batıl) o anda yok olup gitmiştir. Allah'a yakıştırdığınız vasıflardan ötürü size yazıklar olsun.
Hayır, biz hakkı baatılın tepesine (indirib) atarız da o, bunun beynini parçalar. Bir de görürsünüz ki bu, yok olub gitmişdir. (Allaha karşı) vasf (ve isnâd) etmekde olduğunuz (iftiralar) dan dolayı yazıklar olsun size!
Bil'akis hakkı, bâtılın üzerine atarız da onu parçalar; bir de bakarsın ki o (bâtıl)yok olmuştur. (Allah'a, yalan yanlış) isnâd etmekte olduğunuz vasıflardan dolayı vay sizin hâlinize!
Biz hakkı (gerçek doğruları) batılın üzerine atarız da, kafasını gözünü parçalarız, sonrada birden bire batıl yok olup gider. Kendi kendinize (Allah için) uydurduğunuz vasıflara yazıklar olsun.
Hayır, biz hakkı bâtıl üzerine atarız da hâk bâtılın başını dimağına kadar yarar ve derhal bâtıl yok olur. Allah hakkında dediğiniz bu sıfatlardan vay hâlinize!
Hayır, biz hakkı batılın üstüne atarız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki o, yok olup gitmiştir. (Allah'a karşı) yakıştırdığınız vasıflardan ötürü yazıklar olsun size!
Demek ki, varlık âleminde başıbozukluğa, adâletsizliğe ve ölçüsüzlüğe yer vermeyecek; zulüm ve haksızlıkları, eğlence izler gibi izlemeyeceğiz! Tam tersine; Biz, mutlak ve değişmez gerçeklik, doğruluk demek olan hakkı,kötülük, çirkinlik ve eğrilik temeline dayanan bâtılın tepesine çarparız da, onu paramparça eder ve böylece bâtıl yok olup gider. O hâlde, ey inkârcılar; sınırsız kudret, ilim, hikmet, adâlet, merhamet sahibi olan Allah’a yakıştırdığınız uygunsuz niteliklerden dolayı, vay başınıza geleceklere!
Hayır aksine, Bâtıl’ın üzerine Hakk’ı ardı ardına atarız; onu darmadağınık eder / beynini dağıtır. Artık o zaman sönüp gidecektir.
Vasıflandırdığınız şeylerden size Yazıklar olsun!
Tam tersine Biz, Hak ile vurarak bâtılı yok ederiz.1 Bir de bakarsınız ki bâtılın işi bitivermiş.2 (Allah’ı keyfinize göre) tanımlamanızdan dolayı yazıklar olsun size.
1 Burada haktan kastedilen, Kur’an ve Kur’an’daki hükümler, bâtılla kastedilen ise, tüm şeytanlar ve şeytani düşüncelerdir. (Kurtubî)2 Bk. (İsra: 81)
Muhammed Esed
Tersine, Biz [gerçek bir yaratma eylemiyle] hakkı bâtılın başına çarparız da bu onu paramparça eder 20 ve böylece beriki yok olur gider. 21 O halde, [Allah'a] yakıştırdığınız şeylerden ötürü 22 yazıklar olsun size!
Tam aksine biz hakkı batılın üstüne fırlatırız da onun beynini parçalar böylece batıl yok olup gider. Allah’a çirkin yakıştırmalarınızdan dolayı yazıklar olsun size! 2/256- 257, 13/17...19, 18/56, 47/1...3, 36/83, 42/11, 112/1...4
Aksine Biz, mutlak hakikate atıf olan (amaçlı ve anlamlı yaratılış) gerçeğini,[2691] malum[2692] amaçsız ve anlamsızlığın başına çalarız da, o berikinin beynini parçalar; işte o zaman beriki de yok olup gider.[2693] İşte (Yaratan ve yaratılan) konusunda bu türden tanımlamalarınızdan[2694] dolayı yazıklar olsun size!
Mustafa İslamoğlu Enbiyâ Suresi 18. Ayet Açıklaması
[2691] el-Hakk “anlamlılık ve amaçlılığa” delâlet eder. Başındaki bâ edatıysa hem “gerekçe”, hem “bağlantı ve atıf” hem de “aracılık” ifade eder (Açıklama için bkz: 14:19, not 20). Âyetteki el-bâtıl, el-hakkın zıddı olan “amaçsızlık ve anlamsızlık” anlamına kullanılmıştır (Krş: Râğıb). Betale, “özgül ağırlığı olmadığı ya da çok az olduğu için uçup giden” ya da “akıp giden” şeyler için kullanılır (Mekâyîs). Burada bu yaratıklar evreninin bir amacının olmadığı; çünkü kendine has gerçek bir varlığının olmadığı; sadece Yaratıcının bir “yansıması” ya da varmış gibi görünen sanal bir evren, bir hayal dünyası, köpük, gölge olduğu yönündeki, insanın ahlâkî davranış zeminini yok eden âlem tasavvurları reddedilmektedir. Âyetteki bi’l-hakk ifadesi, hem yaratılmışlar âleminin kendine has bir iç gerçekliğe sahip olduğunu, hem de onların gerçek bir amaç uğruna yaratılmış olduğunu ifade eder (Bkz: 16. âyet, not 16).
[2692] el-Bâtıl’ın başındaki belirlilik takısı anlama “malum” olarak yansımaktadır. Bu tercihimiz aynı zamanda vahyin reddettiği türden maddî varlığın sanallığı tezlerinin, nüzul ortamında birileri tarafından bilinip savunulduğuna delâlet eder.
[2693] Allah’ı tanımaya çalışmak yerine tanımlamaya çalışanlar, -hâşâ- Allah’ı nesne, kendini özne yerine koymuş olan haddini bilmezlerdir.
[2694] Yaratan ya da yaratılanı, birini diğerine dahil eden bir tezle tanımaya çalışmak, “tanımak” değil “tanımlamak” (tavsîf) sayılmaktadır. Bu ise, haddini aşan insanın Yaratıcısına had ve hudut çizmeye kalkışmasıdır. Oysa ki yaratılmışlar dünyası “tanımak” için var edilmiştir; bu nedenle de vahiy bu evreni “işaret, atıf, belge” anlamına gelen ‘ilm-‘alâmet köküne nisbetle ‘âlem/’âlemîn diye isimlendirir (1:1, not 2). Zira “yaratılmış varlıklar evreni olan” bu ‘âlem, O’nun varlığına, birliğine, eşsizliğine ve yaratıkları üzerindeki mutlak tasarrufuna delâlet eden birer belge ve âyet, birer alem ve alamettir. (‘Âlemîn için bkz: Âyet 107, not 110)
Ömer Nasuhi Bilmen
Hayır. Biz hakkı bâtılın üzerine atarız da onu parçalar da derhal yok olup gitmiş bulunur ve şiddetli azap olsun size, o tavsif ettiğiniz şeylerden dolayı.
Hayır! Biz gerçeği söyler, gerçeği yaparız! Hakkı batılın tepesine indiririz de beynini parçalar, bir anda canı çıkar o batılın! Allah hakkındaki böyle boş düşüncelerinizden ötürü yuh aklınıza, yazıklar olsun size!
Hayır, biz hakkı batılın üstüne atarız da o onun beynini parçalar, derhal (batılın) canı çıkar. Allah'a yakıştırdığınız niteliklerden ötürü de vay siz(in haliniz)e!
Âyette geçen zâhik'in türediği zuhûk kökü, canın çıkması anlamınadır. Âyet, bâtıla beyin de vererek onu insan kişiliği haline getirdiğinden zâhik kelimesini, (canı çıkar) şeklinde çevirmek uygundur.
Süleymaniye Vakfı
Yok, bu gerçeği (hakkı) o uydurmanın (batılın) tepesine indiririz de onun beynini dağıtır; o da beklenmedik bir şekilde yıkılıp gider. Yaptığınız nitelemelerden dolayı çekeceğiniz var!
Bilakis, hakkı, batılın üzerine fırlatırız, o da onun beynini parçalar, böylece batıl sönüp gider. (Allah'a) isnat ettiğiniz vasıflardan dolayı yazıklar olsun size!
Biz hakkı bâtılın üstüne öyle bir atarız ki, onu darmadağın eder ve bâtıl yok olup gider. Size de, Allah'a yakıştırdığınız şeyler yüzünden hayıflanmak kalır.
Hayır, biz hakkı, bâtılın üzerine fırlatırız da o, onun beynini parçalar. Bir de bakarsın o yok olup gitmiştir. Yakıştırdığınız niteliklerden ötürü yazıklar olsun size!