Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4598, sondan 1639. ayet; 48. sure ve Fetih Suresinin 15. ayetidir. Fetih Suresi 15. ayetinin kelime sayisi 31, harf sayısı 141 ve toplam ebced değeri ise 11286 olarak hesaplanmıştır. Fetih Suresinin toplam ebced değeri 181941 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
سيقول المخلفون اذا انطلقتم الى مغانم لتأخذوها ذرونا نتبعكم يريدون ان يبدلوا كلام الله قل لن تتبعونا كذلكم قال الله من قبل فسيقولون بل تحسدوننا بل كانوا لا يفقهون الا قليلا
Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah, önceden böyle buyurmuştur.” Onlar, “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. Hayır, onlar pek az anlarlar.
Hz. Peygamber Hudeybiye’den dönünce bir iki ay kadar Medine’de kalmış, hicrî 7. yılın başında, kuzey bölgesinin güvenliğini bozan Hayber yahudilerini egemenliği altına almak üzere buraya bir sefer düzenlemiştir. Üslûptan anlaşıldığı üzere bu âyetler indiğinde henüz Hayber seferine çıkılmamıştı. Allah Teâlâ hem yakında düzenlenecek bir seferi ve bu seferin zaferle sonuçlanacağını, müslümanların ganimet elde edeceklerini bildirmekte hem de Hudeybiye seferine, meşrû mazeretleri bulunmadığı halde katılmamış olan gruplara bu sefere de katılamayacaklarını tebliğ etmektedir. Bu emir ve tâlimat âyette “Allah’ın sözü” olarak ifade edilmiş ve onlar istese de değişmeyeceği bildirilmiş; Hayber Savaşı’na, Habeşistan’dan dönen muhacirler dışında, yalnızca Hudeybiye seferine katılanlar iştirak etmişlerdir.
Mehmet Okuyan
Ganimetleri almak için gittiğinizde (Hudeybiye’den) geride kalanlar, Allah’ın sözünü değiştirmek isteyerek “Bırakın, biz de sizi takip edelim!” diyeceklerdir. De ki: “Siz asla bizi takip etmeyeceksiniz! Allah işte sizin için daha önce böyle buyurmuştur.” Onlar size “Hayır, bizi kıskanıyorsunuz!” diyeceklerdir. Aksine onlar az anlayanlardır.
Burada sözü edilenler Fetih 48:11’de ele alınan ve ikiyüzlülük yapan göçebe Araplardır.
Bayraktar Bayraklı
Savaştan geri kalanlar, ganimetleri almak için gittiğinizde, “Bırakınız, biz de sizinle beraber gelelim” diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: “Siz asla bizimle beraber gelmeyeceksiniz. Allah sizin için önceden böyle buyurdu.” Onlar, “Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz” diyecekler. Aslında onlar, kafaları pek az çalışan kimselerdir.
Geri bırakılanlar¹, ganimetleri almak için gittiğinizde: “Müsaade edin sizinle gelelim.” diyecekler. Allah'ın sözünü² değiştirmek istiyorlar. De ki: “Siz, asla bizimle gelemezsiniz. Allah, bu hükmü daha önce buyurmuştu.”² O zaman da: “Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz.” diyecekler. Doğrusu onlar anlayışı kıt kimselerdir.
1- Savaşa katılmayanlar. 2- 9:83'teki, özürsüz savaşa katılmayanlarla ilgili hüküm. Zor ve tehlikeli savaşlara katılmamak için bahaneler üreten, ganimet elde edecekleri kolay savaş olunca da katılmak isteyen ikiyüzlü kimseler kast edilmektedir.
Ahmet Akgül
(Ey mü’minler) Siz (Hayber’deki ve her yerdeki) ganimetleri almaya gittiğiniz zaman (dünya sevgileri ve samimiyetsizlikleri nedeniyle cihaddan) geri bırakılanlar (sorumluluktan ve fedakarlıktan kaytaranlar) gelip diyeceklerdir ki: "Bize müsaade edin de sizi izleyelim (sadık mücahitlerle birlikte gidelim, ganimet ve devlet işlerine iştirak edelim) ." Onlar, Allah'ın kelâmını (ve kararını) değiştirmek (bedavadan ganimet devşirmek) istiyorlar. De ki: "Siz, kesin olarak bizim peşimizden gelemezsiniz. Allah, daha evvel sizinle alâkalı böyle (takdir) buyurdu (sizin niyetinizi ve mahiyetinizi bize bildirdi) ." Bunun üzerine: "Hayır, bizi kıskanıyorsunuz" diyeceklerdir. Hayır, öyle değil; doğrusu onlar anlayışları pek kıt olan (ve feraset ehli mü’minleri kandıracağını sanan) zavallılardır.
Geri kalanlar, siz ganimetleri almaya giderken bizi de bırakın da derler, biz de size uyalım; onlar, Allah sözünü değiştirmek isterler, de ki: Siz, kesin olarak bize uyamazsınız, Allah da önceden böyle dedi; onlar, diyecekler ki: Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz, bize haset ediyorsunuz; hayır, onlar, anlayışları pek az bir topluluktur.
Ey mü'minler! Siz ganimetler elde edeceğiniz bir savaşa katılmak için yola çıktığınız zaman, daha önce savaşanlardan geri kalmış olanlar: “Bırakın sizinle gelelim” diyecekler. Onlar böylece Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: Siz hiçbir zaman bizim peşimize takılıp gelemeyeceksiniz. Allah daha önce başarının kime ait olacağını bildirmiştir. Bunun üzerine onlar: “Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz” derler. Gerçektende onlar hakikati çok az kavrayan bir topluluktur.
Siz ganimetleri almak için gittiğinizde, savaşa giden orduya katılmayıp cephe gerisinde kalanlar:
“Bırakın, ellemeyin, biz de arkanıza düşelim.” diyeceklerdir. Onlar, Allah'ın kelâmını, hükmünü değiştirmek istiyorlar. Onlara:
“Siz, asla bizim peşimize takılamazsınız. Allah, daha önce sizin için böyle buyurmuştur.” de. Onlar size:
“Aslına bakarsanız, siz bizi kıskanıyorsunuz.” diyeceklerdir. Bilâkis onlar, senin söylediklerinden işlerine gelen kadar azıcık bir şey anlamayı alışkanlık haline getirmişlerdir.
Geride bırakılanlar, siz ganimetleri almaya çıktığınızda diyecekler ki: "Bırakın bizi, sizin arkanızdan gelelim." Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: "Siz bizim arkamızdan gelemezsiniz. Allah daha önce böyle buyurdu." "Hayır. Bizi kıskanıyorsunuz" diyecekler. Hayır onlar ancak çok az anlayan kimselerdir.
(Savaştan) Geride bırakılanlar, ganimetleri almaya gittiğiniz zaman diyeceklerdir ki: 'Bizi bırakın da sizi izleyelim.' Onlar, Allah'ın kelamını değiştirmek istiyorlar. De ki: 'Siz, kesin olarak bizim izimizden gelemezsiniz. Allah, daha evvel böyle buyurdu.' Bunun üzerine: 'Hayır, bizi kıskanıyorsunuz' diyecekler. Hayır, onlar pek az anlayan kimselerdir.
Siz (Hayber'den) ganimetler almak için gideceğiniz vakit, o (Hudeybiye seferinden) geri kalanlar şöyle diyecekler: “-Bırakın bizi, arkanızdan gelelim.” Onlar, Allah'ın (kendi aleyhlerine olan) kelâmını, (Hudeybiye seferine katılmıyan Bedevî'leri, bundan böyle başka bir sefere çıkarma, emrini) değiştirmek istiyecekler. De ki: “- Siz, bizim arkamızdan asla gelmiyeceksiniz. Allah, bundan önce hakkınızda böyle buyurdu.” Onlar buna da şöyle diyecekler: “- Hayır bizi kıskanıyorsunuz.” Doğrusu onlar, pek az anlıyan duygusuzlardır.
Savaştan (Hudeybiye seferinden) geri kalanlar, size: “(Hayber) ganimetlerini almak için çıktığınızda, bırakın biz de size tabi olalım.” diyecekler. Bunlar Allah’ın kelamını (kanunu) değiştirmek istiyorlar. De ki: “Siz bizimle asla olmayacaksınız. Allah daha evvel bunu böyle söylemiştir.” Onlar: “Siz, bizi kıskanıyorsunuz” diyecekler. Hayır, belki onlar anlayışları kıt insanlardır.
Geri kalmış olanlar —sizler ganimete gittiğinizde— diyecekler ki: «Bizi bırakınız size uyalım», Allahın sözünü de, değiştirmek isterler, diyesin ki: «Sizler bize hiç uymazsınız, Allah önce böyle haber vermiştir»; hemen diyecekler ki: «Bizi çekemezsiniz»; hayır, onlar az anlarlar
(Savaştan) geri kalanlar, siz ganimetleri almaya giderken: “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir. Onlar Allah'ın (kendi aleyhlerinde olan) sözünü değiştirmek isterler. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah, (ganimetleri kimin kazanacağını) önceden böyle bildirmiştir.” Onlar: “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. Doğrusu onlar, anlayışları kıt olan kimselerdir.
Savaştan geri kalmış olanlar, siz ganimetleri almaya giderken: "Bırakın, biz de sizinle gelelim" diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: "Bize uymayacaksınız; Allah sizin için önceden böyle buyurmuştur." Size: "Hayır, bizi çekemiyorsunuz" diyecekler. Aksine, kendileri ancak pek az söz anlayan kimselerdir.
Siz ganimetleri almak için gittiğinizde seferden geri kalanlar: Bırakın, biz de arkanıza düşelim, diyeceklerdir. Onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: «Siz asla bizim peşimize düşmeyeceksiniz! Allah daha önce sizin için böyle buyurmuştur.» Onlar size: Hayır, bizi kıskanıyorsunuz, diyeceklerdir. Bilâkis onlar, pek az anlayan kimselerdir.
Hz. Peygamber, hicretin altıncı yılında Hudeybiye’den döndükten sonra ertesi yılın başlarında Hudeybiye’ye iştirak edenlerle birlikte Hayber seferine çıkmış, orayı fethetmişti. Bu fetihten müslümanlara, çokça ganimet düşmüş, buna iştirak etmeyenler, ganimet hırsına kapılarak talepte bulunmuşlardı. Âyette bu duruma işaret edilmiş, Hz. Peygamber Hudeybiye’de bulunanlarla Hayber’e gitmiş, ganimetleri onlara taksim etmiş, geri kalanlara ganimet verilmeyeceğine, ganimete özellikle Hudeybiye’ye katılanların ortak olacaklarına dair ilâhî hükmü uygulamıştı.
Edip Yüksel
Savaştan geri kalmış olanlar, siz ganimetleri almak için gittiğinizde, "Bırakın biz de sizinle gelelim," diyecekler. Onlar ALLAH'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki, "Siz bizi izlemiyeceksiniz. Bu ALLAH'ın önceden almış olduğu karardır." Bunun üzerine onlar, "Siz aslında bizi çekemiyorsunuz," diyeceklerdir. Doğrusu, onlar pek az söz anlarlar.
Siz ganimetleri almak için gittiğinizde geri kalanlar: "Bırakın biz de arkanıza düşelim." diyeceklerdir. Onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: Siz bizimle gelemeyeceksiniz. Allah daha önce böyle buyurmuştur. Onlar size: "Bizi kıskanıyorsunuz." diyeceklerdir. Bilakis onlar, pek az anlayan kimselerdir.
Yakında diyecek ki o geri bırakılanlar - sizler bir takım ganimetlere koştuğunuz vakıt onları almak için - «bırakın bizi arkanızdan gelelim», Allahın kelâmını tebdil etmek istiyecekler, de ki: siz bizim arkamızdan asla gelmiyeceksiniz, hakkınızda bundan evvel Allah böyle buyurdu, ona da diyecekler ki: hayır bizi kıskanıyorsunuz, hayır ince anlamazdırlar anlayışları az
Siz ganimetler almak için gitdiğiniz vakit o geri bırakılanlar diyecek (ler) ki: «Bırakın biz de arkanıza düşelim». Onlar (bununla) Allahın sözünü değişdirmelerini isterler. De ki: «Bizim arkamıza asla düşemezsiniz siz. Allah, daha evvel böyle buyurmuşdur». Bunun üzerine de «Hayır, siz bizi çekemiyorsunuz» diyeceklerdir. Bil'akis onlar (başka değil) pek az anlar kimselerdir.
O geri bırakılanlar, (siz Hayber'deki) ganîmetleri almak için gittiğiniz zaman: “Bizi bırakın da peşinizden gelelim!” diyecektir. (Onlar) Allah'ın kelâmını(3) değiştirmek istiyorlar. De ki: “(Siz) aslâ peşimizden gelmeyeceksiniz; Allah, hakkınızda daha önce böyle buyurmuştur!” Bunun üzerine (onlar): “Hayır! (Siz) bizi kıskanıyorsunuz!” diyeceklerdir. Bil'akis (onlar), ancak pek az anlıyorlar.
(3)Âyette geçen “Allah’ın kelâmı”ndan murad, Hayber ganîmetlerinin sâdece Hudeybiye antlaşmasında bulunanlara verileceğine dâir Allah’ın va‘didir. (Râzî, c. 14:28, 91)
İlyas Yorulmaz
Geride kalanlar, sizin elde ettiğiniz ganimetlerle geri döndüğünüzde, ganimetlerden pay almak için “Bırakmadınız ki (savaşa gitmek için) size katılalım” diyecekler. Onlar Allah’ın sözlerini değiştirmeyi istiyorlar. Onlara deki “(Savaşa gitmeden) Daha önce Allah’ın bize bildirdiğine göre siz, bize kesinlikle katılmayacaktınız.” Bu sözüne karşılık onlarda “Hayır! Siz bizi kıskanıyorsunuz” diyecekler. Tam tersine, onların pek azı, bu olayları düşünüp anlayabiliyor.
Bu geri kalanlar, Hayber ganimetlerini almak üzere o tarafa gittiğiniz zaman, «— Bizi bırakın da size tâbi olup Hayber/e gidelim» diyecekler. Onlar bununla sözü [³] değiştirmek isterler. Onlara de ki «— Siz asla bize tâbi olamazsınız, çünkü Allah bundan evvel [⁴] böyle [⁵] buyurdu». Onlar «— Hayır alacağımız ganimeti bizden kıskanıyorsunuz» [⁶] diyecekler. Hayır, onlar pek az anlar kimselerdir.
İsmail Hakkı İzmirli Fetih Suresi 15. Ayet Açıklaması
[3] Hüdeybiye'de bulunanlara tahsis ettiği Hayber ganaimi hakkındaki vaad-ı Bâri'yi.[4] Biz Medine'ye gelmeden evvel veya siz Hayber seferine hazırlanmadan evvel veya Hüdeybiye'den döndüğünüz zaman.[5] «Hayber ganimeti Hüdeybiye'de bulunanlarındır, başkalarının hakkı yoktur».[6] Yoksa Allah böyle hüküm etmemiştir.
Kadri Çelik
Geride bırakılanlar, siz ganimetleri almaya gittiğiniz zaman, “Bizi bırakın da sizi izleyelim.” diyecekler. Onlar, Allah'ın kelâmını değiştirmek istiyorlar. De ki: “Siz, kesin olarak bizim izimizden gelmezsiniz. Allah, daha evvel böyle buyurdu.” Bunun üzerine, “Hayır, bizi kıskanıyorsunuz” diyecekler. Hayır, onlar pek az anlayanlardır.
Ey Muhammed! Tehlikeli Hudeybiye seferine katılmayanlar, ganîmet elde edeceğiniz kolay bir savaş için yola çıktığınızda, “İzin verin biz de sizinle gelelim!” diyecekler. Onlar bu istekte bulunarak, Allah’ınaşağıda, on sekiz ve on dokuzuncu ayetlerde verdiği hükmünü değiştirmek isteyecekler. Çünkü söz konusu ayetlerde, bu ganîmetlerin yalnızca Hudeybiye seferine katılan fedâkâr müminlere ait olduğu bildirilmiştir. Bunun için, ey Muhammed, onlara de ki: “Siz ey savaş kaçkınları! Bundan sonraki kolay fetihlere bizimle gelmeyeceksiniz! Çünkü Allah, sizin hakkınızda daha önce böyle buyurmuştur!” Bunun üzerine, “Siz aslında bizi çekemiyorsunuz!” diyeceklerdir. Hayır; doğrusu onlar, hakîkati idrâk edemeyen anlayışı kıt kimselerdir! Fakat henüz her şey bitmiş de değil:
Almak için ganimetlere gittiğiniz zaman Geride Kalanlar:
-“Bırakın bizi, size tâbi’ olalım!” diyecektir.
Allah’ın kelamını / sözünü değiştirmek istiyorlar.
De ki:
-“Bu şekilde bize tâbi’ olmayacaksınız. Allah önceden dedi”.
-“Bize hased ediyorsunuz” diyecekler.
Aksine, birazı hariç inceden inceye düşünmüyor (anlamıyor)lardı.
O geride bırakılanlar, siz ganîmet vâdeden (bir savaşa) gittiğiniz zaman: “Bırakın da biz de sizinle gelelim.” diyerek, Allah’ın sözünü değiştirmek istiyorlar.1 (Ey Muhammed!) Sen de: “Allah’ın, daha önce buyurduğu gibi, siz kesinlikle bizimle gelemezsiniz.” de. Bunun üzerine de onlar: “Doğrusu, bizi çekemiyorsunuz.” diyecekler. Hayır, (bu doğru değil.) Ama onların ancak pek azı bunu anlayabilir.
1 Çünkü Allah o ganîmetleri Hudeybiye de bulunanlara vâdetmiş iken, onlara katılmaya kalkışarak Allah’ın vadini değiştirmek istiyorlar. Bk. (Enfâl: 1)
Muhammed Esed
Siz [ey müminler,] ganimet vaad eden bir savaşa katılmak için yola çıktığınız zaman 14 [daha önce] geride kalmış olanlar: “Bırakın sizinle gelelim!” diyecekler; Allah'ın Sözünü değiştirmek iste[diklerini böylece gösterecek]ler. 15 De ki: “Bizimle hiçbir zaman gelemeyeceksiniz: Allah daha önce 16 [ganimetleri kimin kazanacağını] bildirmiştir”. Bunun üzerine onlar: “Hayır, aslında bizi[m ganimetten alacağımız payı] kıskanıyorsunuz!” diye [kendilerinden emin bir şekilde] cevap verecekler. Hayır, (tersine) onlar hakikati çok az kavrayabilirler!
Sefere katılmayarak geride kalanlar, ganimet elde edeceğiniz başka bir sefere çıkacağınız zaman: – İzin verin de biz de sizinle gelelim diyerek Allah’ın kendileri ile ilgili hükmünü değiştirmek istiyorlar, onlara de ki: – Siz bize asla katılamazsınız zira Allah daha önce sizin hakkınızda böyle buyurdu, onlar da: – Hayır, aslında siz bizden ganimeti kıskanıyorsunuz, diyeceklerdir. Bilakis onlar anlayışı kıt kimselerdir. 2/190, 4/75
Ganimet almak için yola koyulduğunuz zaman,[4602] (şimdi) geride kalanlar, “Bırakın bizi de arkanızdan gelelim!” diyecekler; Allah’ın sözünü (böylece) değiştirmek isteyecekler.[4603] De ki: “(Bu kez) asla bizimle gelmeyeceksiniz; böyle olacak, (zira) Allah daha önce (ganimet hakkında) konuşmuştu.”[4604] Bunun üzerine onlar “Asla, aksine siz bizi çekemiyorsunuz” diyecekler. Yoo, bilakis onlar kıt anlayışlı kimselerdir.[4605]
Mustafa İslamoğlu Fetih Suresi 15. Ayet Açıklaması
[4602] Bu ve 18. âyet, Hayber zaferine açık bir atıftır. Eğer sûre Hayber’in ardından indirilmemişse, Hudeybiye’den üç ay sonra gerçekleşen Hayber seferi ve alınan başarılı sonuç gaybî bir ihbar olarak bu âyette duyurulmaktadır.
[4603] Veya: “Allah’ın emrine muhalefet edecekler”. Tebdil’in böyle fiili bir karşılığı vardır (Bkz. 2:59’a ilişkin Râzî’nin naklettiği Ebu Müslim’in yorumu). Buradaki “Allah’ın sözü” ile savaş ganimetlerinin Allah’a ve Rasulü’ne ait olduğunu ifade eden Enfâl 1 ve onu detaylandıran aynı suredeki 41. âyet kastedilse gerektir. Düşman ordusundan geriye kalan serveti ele geçirenin kişisel malı sayan çapulu andıran geleneksel ganimet anlayışı, savaş ahlâkını yok ediyor, gözünü ganimet hırsı bürümüş kural tanımaz savaşçıları ölüm makinesi haline getiriyordu. Vahiy, ganimet için savaş yerine iman, adâlet ve özgürlük için savaşı yerleştirdi (Bkz: 2:193).
[4604] Parantez içi açıklama, zımnen yasağın sadece Hayber’le sınırlı olduğunu ifade eden 16. âyete dayanmaktadır. Vahyin bu konuda söyledikleriyle ilgili bkz: bir önceki 19 nolu not.
[4605] Âyet insanlıkla yaşıt iki tavrı ele alıyor: Arılar ve sinekler; yani üretenler ve tüketenler. Birinci tavrı Rıdvan biatine katılanlar, ikinci tavrı savaştan kaçıp ganimete koşanlar temsil ediyor.
Ömer Nasuhi Bilmen
O geri bırakılmış olanlar, siz ganîmetler elde etmek için sefere çıkıp gideceğiniz zaman diyeceklerdir ki: «Bizi bırakınız, arkanızdan gelelim.» Onlar Allah'ın kelâmını değiştirmek isterler. De ki: «Siz bize asla tâbi olamazsınız. İşte sizin için Allah Teâlâ önceden böyle buyurmuştur.» Buna da diyeceklerdir ki: «Hayır. Bizi kıskanıyorsunuz.» Halbuki, pek azdan başka bir şey anlayamaz olmuşlardır.
Gazaya katılmayanlar, siz ganimetleri almak için gittiğinizde: “İzin verin, biz de size tâbi olalım. ” derler. Böylece Allah'ın hükmünü değiştirmek isterler. De ki: “Siz bizimle gelemezsiniz, zira Allah Teâlâ daha önce böyle buyurmuştur” Bu defa da: “Hayır! ” diyecekler, “siz bizi çekemiyorsunuz” Bilakis kendileri anlayışları kıt olan, çok az anlayan kimselerdir.
Bu bedevîler Hudeybiye gazasına katılmamışlar, kaçak duruma düşmüşlerdi: Hz. Peygamber (a.s.), Hudeybiye’den hicri 6. yılın Zilhicce ayında döndü ve bu ayın geri kalan kısmı ile (7. yıla ait) muharremin ilk günlerini Medinede geçirdi. Sonra Hayber seferine çıktı. Bu sefere, sadece Hudeybiye gazasına katılanları aldı. Zira Allah Teâlâ kendisine böyle bildirmişti. Hayber’i fethedip çok ganimetler aldılar. Münafıklar, Hayber’in sonunda menfaat gördükleri için bu savaşa katılmak istediler ama, Allah’ın buyruğu gereğince alınmadılar. Âyet bu hadiseye işaret etmektedir.
Süleyman Ateş
O geri bırakılanlar, ganimetleri almak için gittiğiniz zaman: "Bizi bırakın, sizinle beraber gelelim," diyecekler. Onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: "Siz, bizimle gelemezsiniz. Allah, önceden böyle buyurdu." Onlar: "Bizi çekemiyorsunuz" diyecekler. Hayır, onlar, pek az anlarlar.
Geride bırakılanlar, (Hayber’de sizi bekleyen) ganimetleri almak için ayrılacağınız zaman Allah’ın sözünü değiştirme isteği ile şöyle diyeceklerdir: “Bırakın da arkanızdan gelelim” De ki “Daha önceden Allah’ın sözü var. Arkamızdan gelemeyeceksiniz.” Onlar ise “Bizi çekemiyorsunuz” diyeceklerdir. Aslında onlar anlayışsız kimselerdir.
Geride kalanlar, siz ganimetleri almaya giderken diyecekler ki:-Bizi bırakın da size uyalım. Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki:-Asla bize uymayacaksınız. Daha önce Allah da böyle buyurmuştu.-Hayır, siz bizi çekemiyorsunuz/kıskanıyorsunuz, diyecekler. Hayır, onların çok azı dışında anlayamaz oldular.
Seferden geri kalmış olanlar, siz ganimet almaya gittiğiniz zaman “İzin verin, biz de ardınıza düşelim” diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. Sen de ki: “Siz bizim arkamızdan gelmeyeceksiniz; çünkü daha önce Allah böyle buyurdu.” Onlar, “Aslında siz bizi kıskanıyorsunuz” diyecekler. Gerçekte ise onların pek kıt bir anlayışları var.
Geri bırakılanlar, ganimetleri almak üzere gittiğiniz zaman şöyle diyecekler: "İzin verin, biz de size uyalım!" Onlar Allah'ın kelamını değiştirmek istiyorlar. De ki: "Bize asla uyamazsınız! Allah önceden de böyle buyurmuştu." Bu kez şöyle diyecekler: "Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz." İşin doğrusu şu ki, onlar çok az anlıyorlar/onlar, az bir kısmı hariç, anlamıyorlar.
Diyecekler ġazādan ḳalanlar: Ne zamān gitseñiz māl ve ġanīmeti almaḳ‐içünbıraḳıñız bizi uyalım size, baġlanalım. Dilerler ki tebdīl Allāh kelāmını, di ki: Siztābi‘ olmazsañız ḳat‘iyyen bize onuñ gibi, didi. Evvelceden diyorlar: Bel ki size or‐taḳ olmamıza ḥased iderseñiz, muḫliṣlerden az kimseler onı bilir ve añlarlar. Bel ki on‐lar dīniñ ḥaḳīḳatini añlamazlar.