Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4601, sondan 1636. ayet; 48. sure ve Fetih Suresinin 18. ayetidir. Fetih Suresi 18. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 86 ve toplam ebced değeri ise 6164 olarak hesaplanmıştır. Fetih Suresinin toplam ebced değeri 181941 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
لقد رضي الله عن المؤمنين اذ يبايعونك تحت الشجرة فعلم ما في قلوبهم فانزل السكينة عليهم واثابهم فتحا قريبا
18,19. Şüphesiz Allah, ağaç altında sana bîat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur, güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih[497] ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Âyette sözü edilen fetih, Hudeybiye barışından hemen sonra gerçekleşen Hayber’in fethi olayıdır. Daha sonraki âyetlerde sözü edilen ganimetler de burada elde edilen ganimetlerdir.
Hudeybiye’de hayatları pahasına da olsa Hz. Peygamber’i destekleyeceklerine, savaşıldığı takdirde kaçmayacaklarına yemin eden sahâbîler Allah’ın rızasına (rıdvân) nâil olmuşlar, ayrıca bu hoşnutluğunu yüce Mevlâ kitabında zikrettiği için Kur’an var olduğu ve okunduğu sürece hayırla ve gıpta ile anılma şerefine ermişlerdir. Âyette zikredilen hoşnutluğun Arapçası “rıdvân” olduğu için bu yeminli söz vermenin (biatın) adına “bey‘atü’r-rıdvân” da denilmiştir. Altında biatın yapıldığı ağaç da bu olaydan sonra “şeceretü’r-rıdvân” adını almıştır.
Müşriklerin kendilerini engelleme kararı aldıklarını öğrenince Hz. Ömer’in ikazı üzerine arkadan silâh da getirtilmişti. Müslümanlar, başlangıçta yanlarına silah bile almadan, hem hasret gidermek hem de umre ibadeti yapmak üzere yola çıkmışlar; üstelik Peygamberimizin 27. âyette zikredilen bir rüyasını umrenin hemen gerçekleşeceği şeklinde yorumlamışlardı. Bütün bunlardan sonra yolları kesilip umreleri engellenince nasıl bir moral bozukluğuna, kafa karışıklığına ve isyan duygusuna kapıldıklarını kestirmek zor değildir. Ama Allah “onların gönüllerinde olanı”, yani içine düştükleri huzursuzluk ve bunalımı bildiği için derhal rahmet kapılarını açmış, yüreklerine su serpmiş, heyecan ve öfkelerini huzur ve tatmin duygusuna çevirmiştir. Bu gelişmelerden en fazla etkilenen Hz. Ömer, Peygamber efendimizin ve Hz. Ebû Bekir’in açıklamaları üzerine sakinleşmiş, heyecanla söylenmiş sözlerinden dolayı da pişman olmuş, telâfi için ibadetler yapmış, sadakalar dağıtmıştır. “Gönüllerde olanı” iman, ihlâs ve bağlılık olarak yorumlayanlara göre de Allah, ashabın heyecan sebebiyle normal tepki sınırlarını zorlayan davranışlarını gönüllerindeki iman ve sevgi sayesinde bağışlamış, heyecanlarını teskin etmiştir.
Sûrenin başında geçen fetih Hudeybiye sulhu idi, 18. âyette zikredilen yakın fetih, ileride gerçekleşecek, Medine yakınlarında yahudilerin yerleşim merkezlerinden biri olan Hayber’in fethidir, 19. âyette sözü edilen ganimet de Hayber’de elde edilecek savaş ganimetidir.
Mehmet Okuyan
O ağacın altında sana biat ederlerken, Allah o müminlerden şüphesiz ki razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu indirmiş ve onları yakın bir zaferle ödüllendirmiş (olacak)tır.
Buradaki mesaj, Yüce Allah’ın Hudeybiye’deki bir ağacın altında gerçekleşen [biat]a/bağlılık yeminine katılanlardan razı olduğuyla ilgilidir. Yüce Allah bu kişilerden razı olduğu için bu [biat]a “rıdvan biatı” denmiştir. Bu [biat]ın, Hz. Muhammed bir ağacın altındayken gerçekleştiği belirtilmektedir.,Fetih 48:27’de de belirtildiği gibi burada sözü edilen “yakın fetih” ifadesiyle kastedilenin Hudeybiye’den üç ay sonra gerçekleşecek olan Hayber’in fethi olduğu belirtilmektedir. Ayrıca savaşsız olarak alınan Hecr (Hicr) bölgesi arazisi de kastedilmiş olabilir. Daha geniş bir çerçeveden bakıldığında, bu ifadenin Mekke’nin fethi, İslam’ın Arabistan yarımadasına yayılması, halifeler döneminde sınırların daha fazla genişlemesi bağlamında bütün fetihleri kapsaması da elbette mesajda zımnen yer almaktadır.
Bayraktar Bayraklı
O ağacın altında sana bağlılıklarını bildiren müminlerden Allah razı olmuştur. Çünkü onların kalplerinden geçeni biliyordu; böylece Allah onlara bir iç huzuru verdi. Yakında onları bir fetihle ödüllendirecektir.[566]
[566] Ağaç andı/Rıdvan biatı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, 124-127.
Erhan Aktaş
Ant olsun ki, o ağacın altında sana bi'at ettikleri¹ zaman Allah, inananlardan razı oldu. Onların kalplerinde olanı biliyordu. Onların üzerlerine huzur ve dinginlik indirdi. Onlara yakın bir fetih nasip etti.
(Ey Resulüm!) Gerçekten Allah (C.C) O mü’minlerden razı olmuştur ki, (Hudeybiye’de) ağacın altında Sana biat ettikleri vakit (onların) kalplerindeki (sadakat ve samimiyetleri) ni bilmiş, (bundan dolayı) üzerlerine sekinet (huzur ve emniyet) indirmiştir. (Ayrıca) Kendilerini pek yakın bir fetihle (Hudeybiye barış süreci ve Hayber zaferiyle) ödüllendirmiştir.
Ve andolsun ki Allah, ağaç altında, seninle biatleştikleri zaman, inananlardan razı olmuştur da onlara sükun ve huzur indirmiştir ve onlara pek yakın bir fethi mükafat olarak da vermiştir.
Ey Muhammed! O ağacın altında, sana bağlılıklarını bildiren mü'minlerden, Allah razı olmuştu. Çünkü onların kalplerinden geçeni biliyordu. Böylece Allah onlara, bir iç huzuru bağışladı ve yakında gerçekleşecek bir zaferin müjdesi ile onları ödüllendirdi
O ağacın altında sosyal ve siyasî sözleşmeye katılıp açıkça reylerini belirterek yenilerlerken, sana biat ederlerken, Allah şuurlu ve kâmil mü'minler adına elbette razı olmuştur. Kalplerinde, akıllarında olanı bilmiş, onlara güven duygusu indirmiş ve onları pek yakın bir fetih ile mükâfatlandırmıştır.
Andolsun ki Allah, ağacın altında sana bey'at ederlerken mü'minlerden razı olmuş, onların kalplerinde olanı bilmiş böylece üzerlerine güven indirmiş ve kendilerine yakın bir fetih bahşetmiştir.
18.İbnu Ebi Hatim`in Seleme bin el-Ekva` (r.a.)`dan rivayet ettiğine göre (Resulullah (a.s.) ile birlikte hac için yola çıkan sahabiler) bir yerde kaylule uykusuna yattıkları sırada Resulullah (a.s.)`ın münadisi: "Bey`at! Bey`at!" diye seslendi. Sahabiler toplanarak hemen sakız ağacının altında bey`at ettiler. Bu ayeti kerime de onunla ilgili olarak indirildi.Bu rivayette sözü edilen bey`at siret kitaplarında "Rıdvan bey`atı" diye adlandırılan bey`attır. Resulullah (a.s.) ve ashabı umre maksadıyla yola çıkmıştı. Bu yolculuğa katılan sahabilerin sayısı bin dört yüzdü. İhram elbiseleri giyinmişlerdi ve yanlarına sadece birer kılıç almışlardı. Yani savaş hazırlığı içinde değillerdi. Hudeybiye`ye varınca Resulullah (a.s.) Hiraş adında bir kişiyi Mekke halkının durumunu öğrenmesi ve Mekke`nin ileri gelenlerine Resulullah (a.s.)`ın savaş amacıyla gelmediğini bildirmesi üzere gönderdi. Ancak Mekke halkından Müslümanların yollarını kesmek üzere çıkan bir grubun Hiraş`ı Mekke`ye girmekten alıkoymaları üzerine Hiraş geri döndü. Bu kez Resulullah (a.s.), Hz. Osman (r.a.)`ın Mekke halkı nazarında değer sahibi olduğunu düşünerek aynı amaçla onu Mekke`ye gönderdi. Ama Hz. Osman (r.a.) Mekke`ye girip durumu bildirdikten sonra müşrikler onu hapsettiler ve Resulullah (a.s.)`a da onun öldürüldüğüne dair haber gönderdiler. Bunun üzere Resulullah (a.s.) sahabileri ölünceye kadar çarpışmak ve asla savaştan kaçmamak üzere bey`at etmeğe çağırdı. Sahabiler bir ağaç altında toplanarak tek tek Resulullah (a.s.)`a bey`at ettiler. İşte bu bey`at Rıdvan bey`atı olarak bilinmektedir. Bu bey`atla ilgili olarak çok sayıda hadisi şerif rivayet edilmiştir.
Ali Bulaç
Andolsun, Allah, sana o ağacın altında biat ederlerken mü'minlerden razı olmuştur, kalplerinde olanı bilmiş ve böylece üzerlerine 'güven duygusu ve huzur' indirmiştir ve onlara yakın bir fethi sevap (karşılık) olarak vermiştir.
Hakikaten Allah, (Hudeybiye'de) ağacın altında sana biat etmekte oldukları vakit, o müminlerden razı oldu. Böylece kalblerinde olan sadakatı bildi de, üzerlerine manevî huzuru indirdi. Kendilerine de yakın bir zafer (Hayber'in fethini) verdi.
O ağaç altında Müminler sana biat ederken, muhakkak Allah onlardan razı oldu. Kalplerindeki sıdk ve ihlâsı gördü, onların üzerine sekineti (iman ve huzur halini) indirdi ve karşılık olarak onlara yakın bir fetih verdi.
18,19. İnanmış bulunanlar, ağacın altında sana biat edende, Allah onlardan hoşnut olmuştur, içlerinde olan bilgi için, onlara huzur verdi, yakın bir fetihle, alacakları birçok ganimetlerle onları ödülledi, Allah emredir, Allah bilgedir
18-19. (Ey Muhammed!) O ağacın altında (Hudeybiye'de) sana biat ederlerken (bağlılıklarını bildirirlerken) Allah o mü'minlerden razı olmuştur. (Allah onların) kalplerinde olanı bildiği için, onların üzerine huzur ve güven indirip hem kendilerini yakın bir zafer (olan Hayber'in fethi) ile hem de elde edecekleri birçok (maddi ve manevi) ganimetlerle mükâfatlandırdı. Allah, mutlak galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ayette anlatılan biat, Hudeybiye’ de “Semre” ağacının altında yapılan “Rıdvan Biati” dir. Toplanan Müslümanlar bu durum karşısında Allah için Kureyş müşriklerine karşı ölünceye kadar savaşacaklarına dair Hz. peygambere söz vermişlerdi. Müslümanların bu duruşu ve kararlılığı karşısında Allah’ın onlardan razı olduğunu anlatan bu âyetler nazil oldu. Allah, biat eden Müslümanların samimiyet ve sadakatlerine, sözlerine bağlılıklarına mükâfat olsun diye yakın bir fetih müjdeliyor ve bu da Hayber’in fethiyle gerçekleşiyor.
Diyanet İşleri (Eski)
18,19. Allah inananlardan, ağaç altında sana baş eğerek el verirlerken, and olsun ki hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı da bilmiş, onlara güvenlik vermiş, onlara yakın bir zafer ve ele geçirecekleri bol ganimetler bahşetmiştir. Allah, güçlü olandır, Hakim olandır.
Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir.
Âyetin işaret ettiği biat, Hudeybiye’de «Semre» ağacının altında yapılan «Rıdvan biatı»dır. 1400 sahâbi, Kureyş’e karşı ölünceye kadar savaşacaklarına yemin etmişlerdi. Haber verilen yakın fetih, Hayber’in fethi olarak anlaşılmıştır.
Edip Yüksel
ALLAH, ağacın altında sana bağlılık sözü veren inananlardan hoşnut olmuştur. Onların kalplerinde olanı bilmiş, onlara huzur indirmiş ve onları yakın bir zaferle ödüllendirmiştir.
Andolsun o ağacın altında (Hudeybiye'de) sana bey'at ederlerken Allah, müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş onlara güven indirmiş ve onları pek yakın bir fetih ile mükâfatlandırmıştır.
Hakıkaten Allah o mü'minlerden râzıy oldu, ağacın altında sana biy'at ederlerken, ki kalblerindekini bildi de üzerlerine o sekîneti indirdi ve kendilerine bir yakın fethi sevab verdi
18,19. Andolsun ki Allah mü'minlerden —seninle o ağacın altında bîat ederlerken— raazî olmuşdur da kalblerindekini bilerek üzerlerine kuvve-i ma'neviyyeyi indirmiş ve onları yakın bir feth ile ve alacakları bir çok ganimetlerle mükâfatlandırmışdır. Allah mutlak gaalibdir, yegâne hüküm ve hikmet saahibidir.
And olsun ki, (Hudeybiye'de) o ağacın altında sana bîat ederlerken Allah o mü'minlerden râzı olmuştur; onların kalblerinde olan (sadâkat)i bilip, üzerlerine (kalblere huzur veren bir) sükûnet indirmiş ve onları (Mekke'nin fethinden önce) yakın bir fetih(Hudeybiye anlaşması ve Hayber'in fethi) ile mükâfâtlandırmıştır.(2)
(2)Buradaki bîattan murad, meşhur Rıdvan Bîatı’dır. Hudeybiye seferinde sahâbeler, ölünceye kadar düşmanla muhârebe edeceklerine dâir yemîn ederek Resûl-i Ekrem (asm)’a bir semüre ağacının altında bîat etmişlerdi. (Celâleyn Şerhi, c. 7, 219)
İlyas Yorulmaz
Ağacın altında, sana itaat edeceklerine dair antlaşma yapanlardan, Allah kesinlikle razı olmuştur. Allah, elbetteki onların kalplerinde olanları bilmektedir. Bundan dolayı Allah onların üzerine sükûnet indirmiş ve onlara yakın bir zafer kazandırmıştır.
Mü/minler ağaç altında sana bi/at ettikleri zaman Allah onlardan hoşnut olmuştur [¹] Allah onların kalblerindeki ihlâsı bildi de onlara sükûnet ve itminan verdi. Pek yakın bir fetih ve zaferle mükâfata [²] mazhar etti.
Şüphesiz Allah, sana o ağacın altında biat ederlerken müminlerden razı oldu, kalplerinde olanı bildi de böylece üzerlerine güven duygusu ve huzur indirdi ve onlara yakın bir fethi sevap (karşılığı) olarak verdi.
Ey şanlı Elçi! Gerçekten Allah, son nefeslerine kadar çarpışmak üzere Hudeybiye’deki o ağacın altında sana bağlılık sözü verirlerken,bu fedâkâr müminlerden razı olmuştu; çünkü onların kalplerinden geçen samîmî duyguları ve kapıldıkları korku ve endişeleri biliyordu. Bu yüzden, hiçbir kurtuluş ümidinin kalmadığını zannettikleri bir anda, kalplerine güven, cesaret ve metanet ilham ederek onlara huzur bahşetti ve kendilerini, yakında gerçekleşecek bir zaferle, yani Hayber kalesinin fethini müjdeleyerek ödüllendirdi.
Allah, Müminler’den razı oldu; Ağaç’ın altında sana biat ettiklerinde kalblerindeki şeyi bilip üzerlerine Sekînet / güven ve huzur indirdi.
Onlara yakın bir fetih de isabet ettirdi.
Allah o ağacın altında sana biat eden mü’minlerden1 kesinlikle râzı olmuştur. Allah, onların gönüllerinden geçeni bildiği için, üzerlerine sükûnet indirdi ve onlara (mükâfat olarak) yakın bir fetih verdi.2
1 Hudeybiye Anlaşması: Hicretin 6. yılında Peygamber (s.a.v) ve ashabının, Kâbe’yi ziyaret maksadıyla Mekke’ye gitmek istemeleri ve bunun müşrikler tarafında engellenmesi üzerine çıkan olaylardan sonra Müslümanlarla müşrikler arasında yapılan anlaşmadır. Mekkeli müşrikler Efendimiz (s.a.v)’in bu hareketini öğrenince toplanarak ne pahasına olursa olsun, onun Mekke’ye girmesine izin vermemeyi kararlaştırdılar. Rasûlullah (s.a.v)’e engel olmak üzere de Halid b. Velid komutasında iki yüz atlıdan oluşan bir birlik gönderdiler. Bu arada Peygamber (s.a.v) Hudeybiye mevkiine gelmişti. Önce Hıraş b. Ümeyye’yi Mekkelilere, “savaş niyetinde olmayıp, Kâbe’yi ziyaret ve Umre için geldiklerini” bildirmek üzere gönderdi. Mekkeliler bu zatın devesini öldürdüler, kendisini de öldürmek istediler. O da gelip durumu Efendimiz (s.a.v)’e haber verdi. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v), Hz. Osman’ı gönderdi. Hz. Osman Kureyş’e gitti, onu akrabalarından birisi himâyesine aldı. O kimse Hz. Osman’a isterse Kâbe’yi tavaf edebileceğini söyleyince O; “Rasulullah (s.a.v) tavaf etmedikçe ben tavaf edemem.” dedi. Bunun üzerine onu göz hapsine aldılar. Bu olay, Müslümanlar arasında, “Osman öldürülmüş!” diye duyulunca Peygamberimiz (s.a.v): “o toplum ile savaşmadan gitmeyiz” dedi ve Müslümanların kendisine bey’at etmelerini emretti. Müslümanlar derhal Rasûlullah (s.a.v)’e: “uğrunda ölmek ve kaçmamak üzere” söz verdiler. Bu bey’at bir “semüre” ağacının altında yapılmıştı ve bey’at eden Müslümanların sayısı 1500 kadardı.(Daha sonra bey’at yapılan o ağaca insanlar gidip, yanında namaz kılmaya başlayınca Hz. Ömer, kesilmesini emretti.) Yukarıda bahsedilen bu bey’at, Hudeybiye’de yapılan ve Allah’ın râzı olduğunu bildirdiği için, “Bey’atü’r-Rıdvan” adı verilen bey’attır. Bu arada karşılıklı elçiler gidip-geliyor, bir uzlaşma yolu aranıyordu. Müşrikler Müslümanların Mekke’ye girmelerine izin vermeyeceklerini açıkça söylüyorlardı. Hz. Peygamber (s.a.v) ise: “Biz buraya savaşmak için gelmedik. Amacımız Kâbe’yi ziyarettir, Umre yapmaktır. Kureyşliler eski savaşlarda zayıf düşmüşlerdir. Dilerlerse onlarla, bir süre için barış anlaşması yapmak isterim. Kabul ederlerse ne âlâ, aksi takdirde Allah’a yemin ederim ki, ölünceye kadar onlarla savaşırım” diyerek barış önerdi. Allah Rasûlü (s.a.v)’in kararlılığı yüzünden müşrikler savaşı göze alamadılar. Süheyl b. Amr’ı kendileri adına bir anlaşma yapmak üzere gönderdiler. Rasûlullah (s.a.v) ile Süheyl, uzun görüşmelerden sonra anlaşma şartlarını tespit ettiler. Buna göre; 1- Müslümanlarla müşrikler on yıl süreyle savaşmayacaklar. 2- Müslümanlar bu yıl Kâbe’yi ziyaretten vazgeçerek geri dönecekler, ancak gelecek yıl umre yapacaklar, müşriklerin boşaltacağı Mekke’de üç gün kalacaklar ve yanlarında yolcu kılıçlarından başka silah taşımayacaklar. 3- Mekke’den birisi Müslüman olarak Medine’ye sığındığı zaman iade edilecek; fakat Medine’den Mekke’ye sığınanlar iade edilmeyecek. 4- Arap kabileleri istedikleri tarafla anlaşma yapmakta serbest olacaklar. Hudeybiye antlaşmasının bütün şartları görünüşte Müslümanların aleyhine idi. Bu nedenle Müslümanlar büyük bir hayal kırıklığına uğradılar. Bu antlaşmayı bir küçük düşürülme olarak gördüler. Allah Rasûlü (s.a.v), kurbanını kesip başını tıraş edince bütün Müslümanlar da birbirleriyle yarışırcasına kurbanlarını kesip tıraş oldular. Hudeybiye’de on dokuz gün kalındıktan sonra Medine’ye dönüldü. 2 Yani Mekke’den dönüşte Hayber’in fethini kendilerine bir mükâfat olarak vâdetti.
Muhammed Esed
[EY MUHAMMED,] o ağacın altında 21 sana bağlılıklarını bildiren müminlerden Allah razı olmuştu, çünkü onların kalplerinden geçeni biliyordu; böylece Allah, onlara bir iç huzuru bağışladı ve yakında gerçekleşecek bir zafer[in 22 müjdesi] ile onları ödüllendirdi
Andolsun ki o ağacın altında sana bağlılıklarını bildirerek biat eden müminlerden Allah razı olmuştur. Allah onların kalbindeki samimiyeti bildiği için onlara iç huzuru ve sükûnet vermiş ve ayrıca onları çok yakın bir zaferle ödüllendirmiştir. 3/169...174
DOĞRUSU Allah, o ağacın altında sana biat edenlerden razı olmuştur; üstelik O onların kalbinden geçenleri de bilmekteydi; işte bu yüzden onlara iç huzuru indirdi ve kendilerini çok yakın bir fetihle ödüllendirdi;
Kasem olsun ki Allah, mü'minlerden râzı oldu. O vakit ki, ağacın altında seninle mubâyeada bulunur oldular. Onların kalblerinde olanı bildi de üzerlerine o sekîneti (o huzur ve itminânı) indirdi ve onları bir yakın feth ile mükâfaatlandırdı.
18, 19. Gerçekten Allah, (Hudeybiye'de) o ağacın altında sana biat ettikleri zaman, müminlerden razı oldu. Onların kalplerindeki ihlâsı bildiği için üzerlerine sekîne, huzur ve güven indirdi. Onları hemen yakında gerçekleşen bir zaferle ve alacakları birçok ganimetle mükafatlandırdı. Allah azîz ve hakîmdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir).
Allah Teâlâ bu ağacın altında biat eden 1400 kadar sahabîden razı olduğunu açıkça bildirmektedir. Bunların imanı o derece kuvvetli ve savaş hazırlığından o kadar uzak idiler ki, hallerine bakan kimse, umre için giydikleri ihramı kefen olarak giydiklerine hükmederdi. Onlardan râzı olduğunu bildiren Allah, elbette onların istikballerini de bilerek böyle buyurmuştu. Şîa ve Havariç fırkalarının onları dinden dönme ile suçlamaları, sadece kendilerine zarar verir. Söz konusu ağacı ziyaret edenler zuhur edince Hz. Ömer (r.a.)’ın onu kestirdiği nakledilir.
Süleyman Ateş
Allah şu mü'minlerden razı olmuştur ki onlar, ağacın altında sana bi'at ediyorlardı, Allah onların gönüllerinden geçeni bildiği için onların üzerine huzur ve güven indirdi ve onlara yakın bir fetih verdi.
O ağacın altında sana bağlılık sözleşmesi yaparken Allah onlardan razı olmuştu. İçlerinde olanı bilmişti de üzerlerine o huzuru indirmişti. Onları, yakın bir fetihle ödüllendirecektir.
Süleymaniye Vakfı Fetih Suresi 18. Ayet Açıklaması
[*] Hudeybiyede biat edenler
Şaban Piriş
18,19. -Ağaç altında sana bey'at edenlerden Allah razı olmuştur. Gönüllerindekini bildi de üzerlerine huzur indirdi ve onlara yakın bir fetih ve elde edecekleri bir çok ganimetler vermiştir. Allah, güçlüdür, hakimdir.
O ağacın altında sana biat ettiklerinde, (3) Allah mü'minlerden hoşnut oldu. Onların kalplerinde olanı bildiği için, üzerlerine güven ve huzur indirdi ve onları yakında erişecekleri bir fetihle(4) ödüllendirdi.
(3) Peygamberimiz, Hudeybiye’de konakladıktan sonra, Mekke’ye elçi olarak Hz. Osman’ı göndermişti. Müşrikler onu alıkoyunca, Müslümanlara onun öldürüldüğü şeklinde haber ulaştı. Bunun üzerine Peygamberimiz “O kavimle savaşmadan gitmeyeceğiz” buyurarak, herkesi biata çağırdı. Sahâbîler de tek tek gelerek, ölünceye kadar Allah’ın Elçisine bağlı kalacaklarına dair söz verdiler. Bu olay bir ağaç altında cereyan etmişti.(4) Hayber’in fethi.
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun, Allah müminlerden, o ağacın altında sana bey'at ettikleri sırada hoşnut olmuştur. Onların gönüllerindekini bilmiş, üzerlerine huzur ve sükûn indirmiş ve kendilerine yakın bir fetih nasip etmiştir.