Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 772, sondan 5465. ayet; 5. sure ve Mâide Suresinin 103. ayetidir. Mâide Suresi 103. ayetinin kelime sayisi 21, harf sayısı 85 ve toplam ebced değeri ise 4852 olarak hesaplanmıştır. Mâide Suresinin toplam ebced değeri 824694 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ما جعل الله من بحيرة ولا سائبة ولا وصيلة ولا حام ولكن الذين كفروا يفترون على الله الكذب واكثرهم لا يعقلون
Allah, ne “Bahîre”, ne “Sâibe”, ne “Vasîle”, ne de “Hâm” diye bir şey meşru kılmamıştır. Fakat, inkâr edenler Allah’a karşı yalan uyduruyorlar. Zaten çoklarının aklı da ermez.[162]
“Bahîre”, “Sâibe”, “Vasîle ve “Hâm”, putperest Arapların ilâhlarına kurban ettikleri veya onlar adına serbest bıraktıkları hayvanlara verilen isimlerdir. “Bahîre” beşincisi erkek olmak üzere beş batın doğuran ve sağılmayıp, binilmeyip, kulağı yarılarak salıverilen deve; “Sâibe” bir kimsenin yakalandığı hastalıktan kurtulduğu takdirde “Bahire” yapmayı adadığı deve demektir. Araplar, koyun dişi doğurursa yavruyu kendilerine saklar, erkek doğurursa bunu putlara kurban ederlerdi. Kuzuların, dişili erkekli ikiz olmaları hâlinde dişinin hürmetine, erkeği de kurban etmeyip “Vasîle” adıyla salıverirlerdi. ”Hâm” ise on nesil deveyi dölleyen ve sırtına yük vurulmayıp salıverilen erkek deve demektir.
İslâm’dan önce Araplar belirli özellikler taşıyan evcil hayvanları putlar adına serbest bırakırlar, ondan sonra da bunların kesilmesini ve kullanılmasını yasak sayarlardı. Bu hayvanların hangi özelliklere göre ne isim aldığı hususunda müfessir ve dilbilimciler arasında görüş birliği bulunmamaktadır (Esed, I, 216). Bu sebeple âyetteki bahîre, sâibe, vasîle ve hâm kelimelerinin kullanımı meâlde de aynen korunmuştur. Her bir kelimenin anlamıyla ilgili yaygın olan bilgilerin özetlenmesi, konuyla ilgili bâtıl inanış ve âdet hakkında genel bir fikir vermeye yeterlidir: Câhiliye dönemi Arapları, beş kere doğuran ve beşinci yavrusu dişi (bazı kaynaklara göre erkek) olan devenin kulağını yarıp salıverirler, artık onu ne sağarlar ne de binme veya yük taşımada kullanırlardı. Sütü putlara bırakılmış kabul edilen bu hayvana kulağı yarıldığı için bahîre denirdi. Bir kimsenin başına bir sıkıntı geldiğinde “Bundan kurtulursam devem sâibe olsun” diye adakta bulunur, adağını yerine getirmek üzere de hayvanı putlar adına serbest bırakır, sütünden sadece misafirler yararlanabilirdi. Koyun dişi doğurursa kendilerinin, erkek doğurursa tanrılarının olur; erkekli dişili ikiz doğurması halinde buna vasîle derler ve dişiden dolayı erkeği de kurban etmezlerdi. On nesli dölleyen erkek deveye hâm adını vererek serbest bırakırlar, bütün sulardan ve meralardan yararlanmasına müsaade ederlerdi.
Âyette, Kur’an’ın geldiği dönemde iyi bilinen bir bâtıl inanış ve âdet örnek olarak anılmakta; bundan hareketle, Allah’ın peygamberleri vasıtasıyla bildirdiği dinde mevcut olmayan şeyleri Allah’ın isteğiymiş gibi göstermenin sadece bir iftira olduğuna dikkat çekilmekte; ardından da bu tür bâtıl inanış ve âdetler ne kadar köklü ve yaygın olursa olsun, bunların hiçbir değerinin olmadığı hatırlatılmakta ve dünya görüşünü taklitçi, bilinçten yoksun bir zihniyet üzerine kuranlar özeleştiriye davet edilmektedir. Hz. Peygamber’in bildirmediği hususlarda gereksiz sorular sormanın eleştirildiği 101-102. âyetleri takiben bu Câhiliye âdetlerinin de mahkûm edilmesi çok mânidardır. Her iki uyarının da ortak noktası şudur: Din, Allah’ın iradesine mutlak teslimiyeti ifade eder. Peygamberler vasıtasıyla bildirilenlerle yetinmeyip ister onları zorlayarak yeni yükümlülüklerin gelmesine yol açmak, ister bazı düşünce ve davranışları Allah’ın isteğiymiş gibi göstererek dine ilâveler yapmak, Allah’ın çizdiği yolu yetersiz bulup beşer iradesini ilâhî iradenin üstüne çıkarmaya çalışmak anlamına gelir. Bu takdirde de din ve dindarlık gerçek anlamını yitirmiş olur.
Mehmet Okuyan
Allah [bahîrah], [sâibeh], [vasîleh] ve [hâm] diye bir şey (haram) kılmamıştır. Fakat kâfir olanlar, Allah’a yalan uydurur. Onların çoğu akıl etmez.
Arap geleneğinde [bahîrah], “Deve beş kez yavrulayıp, en sonuncu yavrusu erkek olunca, o devenin kulağını dilip delerler, ona binmeyi ve onu kesmeyi kendilerine yasaklarlardı. Onu putları için azat ederlerdi.” [Sâibeh], “putlar adına azat edilip salıverilen hayvan demektir. Arap geleneğinde, kişi malından istediği kadar hayvanı azat eder ve onları putların hizmetçilerine verirdi. O hizmetçiler de bu hayvanların sütünü yolculara verirdi.” [Vasîleh], Arap geleneğinde “koyun, dişi doğurursa sahibinin, erkek doğurursa putların olurdu. Erkek ve dişi iki tane doğurursa onlar, “Bu kardeşine ulaştı, der ve erkek yavruyu putlarına kurban etmezlerdi. Buna göre [vasîleh], başkasına ulaştırılmış ve bitiştirilmiş anlamında [mevsûleh] kelimesinin karşılığıdır.” [Hâm], Arap geleneğinde “on sene tohumluk için kullanılan ve on seneden sonra salıverilen deve” demektir. Bu da sırtına binilmesi haram olan develerdendir.
Bayraktar Bayraklı
Allah bahîre, sâibe, vasîle ve hâm diye bir şey yapmamıştır. Fakat inkârcılar, kendi uydurdukları yalanları Allah'a yakıştırırlar ve onların birçoğu akıllarını asla kullanmazlar.[108]
[108] Bahîra, sâıbe, vasîle ve hâm kelimelerinin izahı için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VI, 177-180.
Erhan Aktaş
Allah, ne “Bahîre” ne “Sâibe” ne “Vâsile” ne de “Ham”¹ diye bir şeyi meşru kılmadı. Fakat gerçeği yalanlayan nankörler, yalan söyleyerek Allah'a iftira ediyorlar. Ve onların çoğu akıllarını kullanmıyorlar.²
1- Bu isimler; Arapların, putlara kurban ettikleri ya da onlar adına değerlendirdikleri hayvanlara verdikleri isimlerdir. 2- Körü kötüne tabi oluyorlar.
Ahmet Akgül
Allah Bahire1'den, Saibe2'den, Vasiyle3'den ve Ham4'dan hiçbirini (meşru) kılmamıştır. Ancak kâfirler Allah'a karşı yalan uyduruyorlar. (Dinde olmayan şeyi Allah'ın emri gibi gösteriyorlar veya Allah'ın emirlerini tersine çeviriyorlar.) İşte bunların çoğunluğu (yaptıkları işin kötülüğüne ve başlarına gelecek belanın büyüklüğüne) akıl erdirmez (ve vicdanına göre hareket etmez kimselerdi). 1Bahire: Putlara adanmış dişi deve.2Saibe: Dilek kabulü için putlar adına salıverilmişdeve.3Vasiyle: İkiz dünyaya gelen ve erkeği putlara kurban edilen keçi.4Ham: Cahiliyede kutsallık atfedilen ve sırtına binilmeyen deve.
Allah, ne bahireyi meşru kılmıştır, ne saibeyi, ne vasilayı, ne de hamı; fakat kafir olanlar, Allah'a, yalan yere iftira ederler ve onların çoğunun da aklı ermez.
Müslümanlıktan önce, Araplar, bir dişi deve beş defa doğurur da beşinci yavrusu erkek olursa o devenin kulağını yararlar, kıra salıverirlerdi. Buna ne binerler, ne yük yüklerlerdi. Bu deveye "Bahire" adını verirlerdi (al-Müfredât, s. 36. Muhammed-ibn-i Abdülmelik-ibn-i Hişâm: Sıret-ün-Nebî, Ezher Prof. lerinden Muhammed Muhyiddin Abdülhamid'in haşiyeleriyle, Kahire, 1937-1356, c. I, s. 95-98). Bir derde uğrayan, bir hastalığa tutulan, bir dileği bulunan, bir deve adardı. Derdi veya hastalığı geçince, yahut dileği olunca bu deveyi koyuverirdi. Başı boş dolaşan, yemden, sudan men edilmeyen bu deveye "Saibe" denirdi (Ragıb-ı İsfahani, bunun da bahire gibi beş batın doğurmuş dişi deve olduğunu söylüyor: s. 246. Siret-ün-Nebi, aynı cilt, aynı sahifeler). Koyun, dişi doğurursa yavrunun kendilerine, erkek doğurursa putlara ait olduğunu kabul ederlerdi. İkiz olarak dişi ve erkek yavrusu olursa dişi, erkek kardeşine kavuştu derler ve erkeği de dişi yüzünden kurban etmezlerdi. Buna "vasile" adı verilirdi (al-Müfredat, s. 446-547, Sire, s. 95-98). Erkek bir deveden on döl alınmışsa onun sırtı korunmuştur derler, üstüne binmezler, yazıyla koyuverirler, sudan, yemden menetmezlerdi. Buna da "ham" denirdi (al-Müfredat, s. 132, Sire, aynı sahifeler).
Abdullah Parlıyan
Bazı hayvan cinslerinin, batıl inanç ve düşüncelerle binilmemesi, kesilmemesi ve batıl ilahlara adanması şeklinde işaretlenmesi ve insanların kullanımından alıkonması, Allah'ın emri değildir. Ama Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, kendi uydurdukları yalanları Allah'a yakıştırırlar ve onların çoğu akıllarını asla kullanmazlar.
Beş batın yavru veren, beşinci batın yavrusu erkek olan devenin, faydalanılmaktan vazgeçilerek kulağının yarılıp salıverilmesinin; dertten kurtuluş adağı olarak bir hayvanın faydalanılmaktan vazgeçilip putlara adanarak salma gezer halde bırakılmasının; peşpeşe birkaç dişi yavru doğuran devenin (veya koyunun) doğurduğu erkek yavrunun putlara adanmasının; on batın döl veren erkek devenin sırtına yük vurulmamasının, başıboş bırakılarak yayılmasının ve su içmesinin engellenmemesinin kutsallığının meşruiyyetiyle ilgili Allah herhangi bir hüküm koymamıştır. Fakat kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler Allah adına yalan uydurarak iftira etmektedirler. Onların çoğu akıllarını kullanarak dinin hakikatini kavrayamıyorlar.
Kulağı yarılıp salıverilen, putlara adanan, erkek dişi ikizler doğuran ve on defa yavru yapmasından dolayı sırtına yük vurulmayan hayvanlarla ilgili uygulamaların hiçbirini Allah emretmemiştir. Ancak kâfirler Allah'a karşı yalan uyduruyorlar. Onların çoğu akıl erdiremiyor. [18]
18.Cahiliye dönemi Arapları, bir devenin beş batın doğurması ve beşinci yavrusunun dişi olması durumunda onun kulağını yarar ve salıverirlerdi. Onun hiçbir şeyinden yararlanmazlardı. Buna bahire denirdi. Hastalıktan kurtulmayı dileyen biri devesini putlara adar istediğinin olması durumunda o adak devesini sağmaz ve üstüne binmezdi. Buna da saibe denirdi. Bir koyunun dişili erkekli ikiz doğurması durumunda dişi kardeşine kavuştu diyerek dişinin hatırı için erkeği de kesmez ve buna vasile derlerdi. Bir erkek deveden on defa döl alınması durumunda o devenin sırtını haram sayar ve üstüne binmez, yük vurmazlardı. Buna da ham denirdi. İşte ayeti kerimede sözü edilen uygulamalar bunlardır.
Ali Bulaç
Allah Bahriye'den Saibe'den Vasiyle'den ve Ham'dan hiç birini (meşru) kılmamıştır. Ancak inkâr edenler, Allah'a karşı yalan düzüp-uyduruyorlar. Onların çoğu akıl erdirmez.
Allah, (câhiliyyet devrindeki âdet üzere) kulağı yarılıp salıverilen ve putlara adak yapılan develerle, putlar için kesilen erkek koyunların ve sırtı yüke haram kılınan develerin hiç birini meşru kılmamıştır. Fakat, küfredenler, Allah'a yalan uydururlar. Onların çoğunun akılları ermez.
Allah, bahire, sâibe, vasîle ve hâm diye bir şey yasallaştırmamıştır. Fakat o kâfirler, Allah adına yalan uyduruyorlar. Ve onların çokları da akıl etmez.
Bahaeddin Sağlam Mâide Suresi 103. Ayet Açıklaması
[Cahiliyye Araplarına göre; deve beş kez doğurur, beşincisi de dişi olursa, kulağı çentilip serbest bırakılırdı. Bahire adı verilen bu deveye binilmediği gibi, sütü de sağılmazdı. Bir kimse yakalandığı hastalıktan kurtulursa, devesini putlara adardı. O deve de bahire gibi binilmez ve sütü sağılmazdı. Ona da sâibe denirdi. Bir koyun hem erkek, hem dişi doğurursa, “dişi kardeşine kavuştu” denilip dişinin hatırı için erkeği de kesmezlerdi. Buna da vasîle denirdi. Erkek bir deveden on defa döl alınsa, o devenin sırtı haram sayılır, “sırtını korudu” denilerek onu sudan ve otlaktan menetmezlerdi. Buna da hâm denirdi.]
Besim Atalay
Allah, sütünü sağmamakçin ayrılan, putlara adanmış olan, ikiz doğuran, yük vurulmayan develer yaratmamıştır, kâfirler yalanla Allaha iftira eder, pek çokları akılsızdır
Allah, (cahiliye devrindeki âdet üzere hayvanlar için) “bahire”, “saibe”, “vesile” ve “ham” diye bir şey meşru kılmamıştır. Fakat inkârcılar, Allah'a yalan uydururlar. Zaten onların çoğu akıllarını kullanmazlar (körü körüne tabi olurlar).
Cemal Külünkoğlu Mâide Suresi 103. Ayet Açıklaması
Bkz. 6:136 ve dipnotu.Cahiliye Araplarının batıl inançlarından biri de birtakım bahanelerle bazı hayvanları putlara kurban etmeleri ya da putlar adına serbest bırakmaları idi. Bu yaptıklarını da Allah adına ve O’nun emriyle yaptıklarını söylerlerdi. Yukarıdaki ayetle, dinin bir uygulaması haline gelen bu tür cahiliye adetleri kaldırılmıştır.“Bahire”: Beşinci batında erkek doğurduğunda kulağı yarılıp salıverilen devedir. Bu durumda kimse ondan yararlanamazdı.“Saibe”: Herhangi birisinin şifa bulması ya da yakın birisinin gelmesiyle salıverilen devedir ki bundan da kimse yararlanamazdı.“Vesile”: Koyun, dişi doğurduğunda kendilerine ayırırlardı, erkek doğurduğunda ise ona isim vererek onu ilahlarına adarlardı.“Ham”: Bir erkek devenin dölünden on batın doğunca onu serbest bırakırlar ve sırtına da yük yüklemezlerdi.
Diyanet İşleri (Eski)
Allah, kulağı çentilen, salıverilen, erkek dişi ikizler doğuran, on defa yavrulamasından ötürü yük vurulmayan hayvanların adanmasını emretmemiştir; fakat inkar edenler Allah'a karşı yalan uydururlar ve çoğu da akletmezler.
Allah bahîra, sâibe, vasîle ve hâm diye bir şey (meşru) kılmamıştır. Fakat kâfirler, yalan yere Allah'a iftira etmektedirler ve onların çoğunun da kafaları çalışmaz.
İslâm öncesi Arapların bâtıl inanç ve âdetlerinden biri de bazı sebep ve bahanelerle birtakım hayvanları putlara kurban etmeleri, onları putlar adına serbest bırakmaları idi. Bu cümleden olarak beş kere doğuran ve beşinci yavrusu dişi olan deveye «bahîra» denir, kulağı çentilir, sağılmaz, sütü putlara bırakılırdı. Put namına serbest bırakılan ve sütünden yalnızca müsafirlerin faydalandığı develere «sâibe» denirdi. Biri erkek, diğeri dişi olmak üzere ikiz doğuran koyun veya deveye «vasîle» derler, erkek yavruyu puta kurban ederlerdi. On nesli dölleyen erkek deveye «hâm» denir, o da serbest bırakılırdı.
Edip Yüksel
Belli bir erkek ve dişi kombinezonuyla yavrulayanların, yemin sonucu salıverilenlerin, arka arkaya iki erkek doğuranların ve on kez döl veren erkek develerin haram edilişini ALLAH onaylamıyor; inkarcılar ALLAH'a iftira ediyor. Çoğu akletmez onların.
Allah, ne "bahîre"yi, ne "sâibe"yi, ne "vesile"yi ve ne de "hâm"ı meşru kılmıştır. Fakat küfredenler, Allah'a yalan iftira etmektedirler. Onların çoğunun akılları ermez.
ne bahıyre, ne sâibe, ne vasıyle, ne ham'dan hiç birini Allah meşru' kılmadı, lâkin küfretmekte olan kimseler, Allah namına yalan söyliyerek ona iftira ediyorlar, çoklarının da aklı irmez
Allah ne «Bahıyre» den, ne «Sâibe» den, ne «Vasiyle» den, ne de «Ham» dan hiç birini (meşru) kılmamışdır. Fakat o küfredenler Allaha karşı («Bize bunları o emretmişdir» diye) yalan düzerler. Onların çoğunun (avamının) ise akılları ermez.
Allah, ne bahîre, ne sâibe, ne vasîle, ne de hâm'dan hiçbirini (meşrû')kılmamıştır;(3) fakat inkâr edenler Allah'a karşı yalan uyduruyorlar! Çünki onların çoğu akıl erdiremezler.
(3)Tâbiînden Saîd ibn-i Müseyyeb (ra) der ki: “Bahîre, câhiliyet devri Arablarınca sütü putlara bağışlanan ve hiçbir kimse tarafından sağılmayan deveye denirdi. Sâibe, yük yükletilmeyip sırf ilâhları için salıverilen deveye denirdi. Vasîle, ilk üç doğumdan birinci ve üçüncüsü dişi olup, bu ikisi arasında erkek olarak doğan devedir. Bu da putlar için salıverilir ve hiçbir şekilde istifâde edilmezdi. Hâm ise, kendi dölünden on batın yavruya ulaşılan erkek devedir ki sâdece putlara adak olarak tahsîs edilir ve yükte kullanılmazdı.” (Kurtubî, c. 3:6, 335)
İlyas Yorulmaz
Allah ne bahire’i, ne saibe’i, ne vesile’i ve nede Haam’ı emretmemiş, yalnız gerçekleri inkâr edenler Allah adına yalan söylemişlerdir. Onların çoğu aklını kullanmayanlardır.
Allah ne bahire, ne sâibe, ne vasile, ne hâm/e [⁵] yapmamıştır, fakat kâfir olanlar Allah/a kendiliklerinden yalan söylüyorlar. Onların pek çoğunun da böyle olduğuna akılları ermez.
İsmail Hakkı İzmirli Mâide Suresi 103. Ayet Açıklaması
[5] Cahiliyenin ihtira ettikleri ahkâmdan biri de bu dört nevi hayvandır. 1 - Bahire; putlar hizmetine tahsis kılınıp kimsenin sütünü sağmadığı dişi devedir. 2 - Sâibe, putlar için salıverilen, üzerine yük konmayan devedir. 3 - Vasile, birinci ve ikinci batında birbiri üzere dişi doğuran devedir. 4 - Hâm, sulbünden on deve doğan erkek devedir. Maamafih bunlar başka türlü de izah olunuyor. Bunlara yük konmazdı, bunlar yenilmezdi, kulakları da yarılırdı.
Kadri Çelik
Allah, beşinci doğurduğu erkek olan kulağı çentilmiş deveyi, adak olarak adanan deveyi, dişi ve erkek olmak üzere ikiz doğuran koyunu ve dölünden on deve meydan gelmiş olan erkek deveyi (kesmemek, yememek ve binmemek üzere salıvermeyi) karar kılmamıştır. Fakat küfre sapanlar Allah'a karşı yalan uydururlar ve çoğu da akıl etmezler.
(Bu ayette tanrılara kurban adamak ve kurbanlık hayvanları serbestçe otlamaya bırakmak gibi batıl uygulamalar yerilmektedir. İslâm öncesi Arabistan’da bu tür hayvanlara değişik adlar verilir, özel işaretler konur ve onları herhangi bir işte kullanmak, yemek için kesmek, şu ya da bu biçimde kendilerinden yararlanmak haram sayılırdı.)
Mahmut Kısa
Allah, İslâm öncesinde putperestlerin, Allah’ın helâl kıldığı bazı hayvanları birtakım bâtıl inançlar ve saçma geleneklerle bahîra, sâibe, vasîle ve hâm diye nitelendirip kutsal ilan ederek bu hayvanların etinden, sütünden, sırtından, vs. kendilerini mahrum bırakmalarını emretmiş değildir. Tam aksine, bu kâfirler, Allah adına yalanlar uyduruyorlar. Çünkü onların çoğu, akıllarını kullanmazlar.Câhiliye döneminde Araplar, sonuncusu erkek olmak üzere beş kez doğum yapan deveye bahira; tutulduğu bir hastalıktan kurtulan kimsenin putlara adadığı deveye saibe derlerdi ki, artık hiç kimse bunlara ne binebilir, ne kesebilir, ne de sütünü sağabilirdi. Koyun dişi doğurursa kendilerinin, erkek doğurursa tanrılarının olurdu. Şâyet ikisini birden doğurursa, dişiden dolayı erkeği de kurban etmezlerdi ki, buna da vasile derlerdi.Bir de, kendisinden on kez döl alınan erkek deveye hâm derlerdi ki, bunun sırtına binmeyi haram sayar ve istediği yerde serbestçe otlamasına izin verirlerdi. İşte bu kâfirler, en büyük nîmetlerden biri olan düşünebilmeyi o derece ihmal etmişlerdir ki:
Allah, ne Bahîra’dan, ne Sâibe’den, ne Vasîle’den, ne Hâm’dan meşru kıldı.
Ama asıl inkâr edenler, Yalan’ı Allah’a iftira ediyor.
Onların çoğu akletmez.
Allah kulağı yarılan, adak olarak bırakılan, biri erkek biri dişi olmak üzere ikiz doğuran ve on defa doğurunca yük vurulmayan hayvanların (adanmasını) hoş görmemiştir. Fakat kâfirler çoğunun akılları ermediği halde, kendi yalan(lar)ını Allah’a yakıştırıyorlar.
BAZI hayvan cinslerinin bâtıl inançlarla işaretlenmesi ve insanların kullanımından alıkonması, Allah'ın emri değildir: 124 Ama hakikati inkara şartlanmış olanlar, kendi uydurdukları yalanları Allah'a yakıştırırlar. Ve onların bir çoğu akıllarını asla kullanmaz:
Allah ne bahîre ne sâibe ne vasîle ve ne de hâm (Diye bazı hayvanlara) kutsallık vermedi.1 Fakat küfredenler bu sapık inançlarını Allah’a isnat ederek iftira ediyorlar.2 Onların çoğu akıllarını kullanmıyorlar.3 153/19...23, 210/17, 13/33, 321/10, 10/100
Ne bahîra ve sâibe, ne de vasîle ve hâm[996] (adı altında, hayvanların bâtıl inançlarla yaratılış amacı dışına çıkarılmaları) Allah’ın emri değildir. Fakat hakikati inkârda ısrar edenler, kendi uydurdukları yalanları Allah’a yakıştırıyorlar. Zira onların çoğu kafalarını kullanmıyorlar.
Mustafa İslamoğlu Mâide Suresi 103. Ayet Açıklaması
[996] Bahîra: Beş kez doğuran ve beşinci yavrusu erkek olan dişi deve.
Sâibe: Başına bir iş gelenin kurtulunca saldığı adak deve.
Vasîle: Erkekli dişili ikiz doğuran koyunun sırf dişiye hürmeten yenilmeyip salınan erkeği.
Hâm: Dölüyle on batın doğurtan erkek deve.
Bunlar sahte bir kutsallık kılıfı ile tanınsın diye kulağı yarılıp salınırlar, etinden, sütünden ve tüyünden hiç kimse yararlanamazdı. Sâlih Nebi’nin devesi bu geleneğin köklerine işaret etse gerektir (Msl: 11:64). Bu sahte kutsallık özünde ilâhî hiyerarşiye müdâhale anlamı taşıyordu (22:36-37, not 56-58).
Ömer Nasuhi Bilmen
Allah Teâlâ bahireden, saibeden, vasileden ve hâmden hiçbirini (meşru) kılmamıştır. Fakat kâfir olanlar Allah Teâlâ'ya karşı yalan söyleyerek iftirada bulunurlar. Ve onların çokları ise akıl erdiremezler.
Allah ne bahîre, ne sâibe, ne vasîle, ne de hâm diye bir şey bildirmemiştir. Fakat, o kâfirler bu inançlarını Allah'a mal ederek O'na iftira etmişlerdir. Onların ekserisinin akılları ermez.
Cahiliye arapları putlarına adadıkları hayvanları gruplara ayırmışlardı. Beş kere doğurup beşincide dişi doğuran deveye bahîra der, kulağını yarıp sütünü sağmaz, putlara bırakırlardı. Bazı hayvanları putlar uğrunda serbest bırakır, sütü yalnız misafirlere ayrılırdı ki bu deveye sâibe derlerdi. Biri erkek diğeri dişi olarak ikiz doğuran koyun veya deveye vasîle der, erkeği putlara kurban ederlerdi. On nesli dölleyen erkek deveye hâm deyip onu da putlar için serbest bırakırlardı.
Süleyman Ateş
Allah, bahire, saibe, vasile ve ham diye bir şey yapmamıştır. Fakat inkar edenler, Allah'a yalan uyduruyorlar ve çokları da akıl erdiremiyorlar.
Câhiliyye Araplarında, deve beş kez doğurur, beşinci yavru dişi olursa o deve, kulağı çentilip serbest bırakılırdı. Binilmez, sütü sağılmaz olan o deveye bahîre denilirdi. Tutulduğu bir hastalıktan kurtulan kimse, devesini putlara adardı. Bahîre gibi sağılmayan ve üstüne binilmeyen o deveye de sâibe denilirdi. Bir koyun hem erkek, hem dişi doğurursa "Kızkardeşine kavuştu" deyip dişinin hatırı için erkeği de kesmezlerdi. Buna da vasîle denilirdi. Kendisinden on kez döl alınan erkek devenin sırtı harâm sayılır "Sırtını korudu" diyerek onu sudan ve otlaktan menetmezlerdi. Buna da hâm denilirdi.
Süleymaniye Vakfı
Allah ne Behireyi, ne Sahibeyi, ne Vasılayı, ne Hâm’ı meşru kılmıştır. ”Bunlar cahiliyet devrinde Arapların tapıp kurban ettikleri develerin isimleridir” ama kâfir olanlar yalanlarını Allah’a mal ederler ve çoğu aklını kullanmaz.
Süleymaniye Vakfı Mâide Suresi 103. Ayet Açıklaması
[*] Muhammed Esed Meali. Ayet Açıklaması: Lafzen, "Allah, behîra, sâibe, vesîle ve hâm [şeklindeki hayvanlar]dan bir şey emretmemiştir". Bu ifadeler, İslam öncesi Arapların, meralara salarak ve kullanılmalarını veya kesilmelerini yasaklayarak muhtelif tanrılarına adamayı âdet edindikleri bazı evcil hayvan cinslerini gösterir. Bu hayvanlar, sayılarına, cinsiyetlerine ve soylarına göre seçilirlerdi: ama lugatçiler ve müfessirler, bunların tanımında hiçbir şekilde anlaşamamışlardır. Bu sebepten dolayı -ve içlerinde taşıdıkları karmaşıklık nedeniyle- yukarıdaki dört terim başka herhangi bir dile çevrilemezler. Sonuç olarak, onları metin içinde, "bâtıl inançlarla işaretlenmiş ve insanların kullanımından alıkonmuş belli hayvan cinsleri" olarak çevirdim: bu, bütün otoritelerin ittifakıyla, dört cins hayvanın ortak vasfı olarak görülür. Onların burada ve (Enam 6:138-139) ve (Enam 6:143-144)'de zikredilmeleri, önceki iki ayette işaret edilen ve ilgili dipnotlarında açıklanan, bazı sözde "dinî" yükümlülüklerin ve yasakların keyfî şekilde uydurulmasının bir tasvirini amaçlar.
Şaban Piriş
Allah, bahîre, sâibe, vesîle ve hâm (diye bir şeyler) belirlemedi. Fakat küfredenler Allah'a yalan yere iftira ediyorlar. Onların çoğu akletmezler.
(29) Bunlar çeşitli vesilelerle putlara adanıp salıverilen, kendilerinden yararlanılması yasaklanan hayvanlardı.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah ne bahîre yapmıştır ne sâibe ne vasîle ne de hâm. Ne var ki küfre sapanlar yalan uydurarak Allah'a iftira ediyorlar ve çokları da akıl erdiremiyorlar.
ķılmadı Tañrı ya'nį buyurmadı hįç deve kim biş gez botlayıcaķ ķulaġın yıralar andan hįç kimse binmeye aña daħı yük urmayalar boġazlamayalar ne daħı deve kim butlar içün yā on dişi botlayıcaķ sumaya śalı-vireler āźād ola ne daħı ķoyun kim ikiz doġura biri irkek biri dişi kim irkegi boġazlamayalar dişisi içün ne daħı buġra deve kim anuñ bilinden on köşek ola andan anı butlar içün śalıvireler kimse binmeye. velįkin anlar kim kāfir oldılar yalan baġlarlar Tañrı üzere yalanı daħı çoķı anlaruñ añlamazlar.