Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 716, sondan 5521. ayet; 5. sure ve Mâide Suresinin 47. ayetidir. Mâide Suresi 47. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 66 ve toplam ebced değeri ise 1528 olarak hesaplanmıştır. Mâide Suresinin toplam ebced değeri 824694 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وليحكم اهل الانجيل بما انزل الله فيه ومن لم يحكم بما انزل الله فاولئك هم الفاسقون
Semavî kitaplar genel itikadî esaslarda aynı olmakla birlikte şeriatlarında değişiklikler olmuş ve sonra gelen öncekinin bazı hükümlerini yürürlükten kaldırmıştır. 46 ve 47. âyetlerden anlaşıldığına göre Hz. Îsâ genel ilkelerde önceki peygamberlerin yoluna tâbi olmakla beraber bağımsız bir şeriata sahiptir. Kur’an gelinceye kadar hıristiyanlar İncil’le mutlak olarak, Tevrat’la da İncil’in tasdik ettiği çerçevede amel etmek ve bu çerçevede verilen hükümleri kayıtsız şartsız kabullenmek mecburiyetindedirler. Allah’ın indirdiği ile hükmetmedikleri takdirde itikadî durumlarına göre kâfirler, zalimler veya fâsıklar zümresine dahil olurlar; yani Allah’ın hükmüne iman etmekle beraber onunla amel etmeyen kimse isyankâr fâsık olur; Allah’ın hükmüne inanmadığı veya onu küçümsediği için onunla amel etmeyen kimse ise kâfir ve fâsık olur (Elmalılı, III, 1695). Ancak Kur’an geldikten sonra müminler onunla amel etmekle yükümlüdürler. Çünkü 48. ve 49. âyetlerde “... aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet...” buyurulmaktadır ve Kur’an en son ve en mükemmel kitaptır, kendinden önceki kitapların büyük bir bölümünü yürürlükten kaldırmıştır.
Mehmet Okuyan
İncil’e inananlar, Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsin! Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar yoldan çıkanların ta kendileridir.
Bu ayette geçen “fasıklar” (yoldan çıkanlar), 44. ayette geçen “kâfirler” ve 45. ayetin sonunda yer alan “zalimler” ifadeleri, Yüce Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenlerin durumunu tarif etmektedir. Bu hükümleri kabul etmeyen kişiler “kâfir”, inanıp uygulamayanlar “nankör” ve “zalim”, Allah’ın hükümleri yerine kendi arzularına göre hükmedenler ise “fasık” olurlar. Zira ilahi bir hükmü reddetmediği sürece kişi günahkâr olsa da inançsızlıkla itham edilemez.
Bayraktar Bayraklı
İncil inanırları, Allah'ın onda indirdiği ile hükmetsinler. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler fâsıkların ta kendileridir.
[Not: Anlaşılıyor ki, her kim Allah'ın indirdiği temel ve genel kurallar esas alınarak hazırlanacak bir adalet düzeni ve disipliniile hükmetmezveya Kur'an’ın evrensel hükümlerinin uygulanmasına karşı çıkıp fırsat vermezise, işte onlar niyetlerine göre ya kâfir, ya zalim veya fasık kimselerdir.]
Abdulbaki Gölpınarlı
İncil ehli de, Allah'ın o kitapta indirdiği hükümlerle hüküm versinler. Ve kimler Allah'ın indirdiği hükme göre hüküm vermezlerse onlardır Tanrı buyruğundan çıkanların ta kendileri.
O halde İncil'e uyanlar, Allah'ın O'nda vahyettikleri doğrultusunda hüküm versinler. Kim Allah'ın indirdiği vahye göre hükmetmezse, işte onlar hak yolundan çıkan ve ilâhi sınırları aşan günahkâr fasıklardır.
İncil'e inananlar, Allah'ın İncil'de indirdiği hükümleri, Muhammed'in peygamberliğini, şeriatını tasdik hükümlerini yerine getirsinler.
Kimler Allah'ın indirdiği hükümleri, Muhammed'in peygamberliğini, şeriatını tasdik hükümlerini yerine getirmezse onlar, işte onlar doğru ve mantıklı düşünmenin, hak dinin dışına çıkmış fâsıkların, âsilerin, bozguncuların ta kendileridir.
(Ve demiştik ki): İncil ehli, Allah'ın indirdiği İncil'deki hükümlerle hüküm versin. Kim Allah'ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, işte onlar fasıklardır (kâfirlerdir).
Artık İncil ehli, Allah’ın İncil’de indirdikleriyle hükmetsinler, Kim (İncil’deki) o öğütlerle amel etmez, onun yol göstermesine kulak asmazsa, işte onlar, fasıkların ta kendileridir.()
(*) İbn-i Abbas demiştir ki: “Allah’ın hükmüne inanmayanlar kâfir olurlar. İnanıp da uygulatmayan idareciler zalim ve o hüküm ve öğütlere uymayan kişiler de fasık olurlar” İbn-i Mesud da: Bu ayetler umumidir. Yalnız Yahudilere has değillerdir” demiştir. (Nesefi: 1. S. 285)
Besim Atalay
İncil'i tutanlar, Allahın indirdiği şeyle hükmeylesinler, Allahın indirdiği şeyle, hükmeylemeyen kimseler, işte bunlar taşkındırlar
O halde İncil'e inananlar da Allah'ın onda indirdiğiyle hükmetsin. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar yoldan çıkmış günahkârların tâ kendileridir.
(Ve dedik kî:) «İncîl saahibleri Allahın, onun içinde indirdiği (hükümler) le hükmetsin. Kim Allahın indirdiği (ahkâm) ile hükmetmezse onlar faasıkların ta kendileridir».
Ve İncîl ehli, Allah'ın onda indirdiğiyle hükmetsin (diye buyurduk)! Artık kim(inandığı hâlde amel etmeyerek) Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar fâsıkların ta kendileridir.
İncil’e tabi olanlara, Allah’ın indirdiği hükümlerle hüküm versin. Kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse, işte onlar Allah’ın yolundan çıkmış (fasık) olanlardır.
O hâldeİncil’e iman edenler, uydurdukları hurâfelere değil, Allah’ın onda indirdiklerine göre hükmetsinler. İncil ve Tevrat, uğradıkları tahrifâta rağmen Allah’ın varlığını, birliğini ve Son Elçiye imanın gerekliliğini açıkça ortaya koyar. Her kim Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyecek olursa, işte onlar, doğru yoldan sapan fâsıkların ta kendileridir! Fakat Allah’ın hükmü, yalnızca Tevrat ve İncil’den de ibaret değildir:
İncil ehli de, içindeki Allah’ın indirdiği ile hüküm versin!
Kim Allah’ın indirdikleriyle hüküm vermediyse, işte onlar Fâsıklar / Yoldan Çıkıp Sapmışlar’dır.
İncil’e uyanlar da Allah’ın bu kitapta indirdiği hükümlere göre hükmetsinler.1 (Şunu iyi bilin ki) Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmeyenler (hak yoldan çıkmış) fasıkların, ta kendileridir.
1 Bu ifâdeden Allah’ın İncil ile Hz İsa’ya bu dine ait ayrı bir şeriat indirdiğini, anlamak mümkündür. Artık Yahudilik bununla son bulmuş yani nesh edilmiştir. Bundan böyle İsâ ve İncil’i tasdik etmeden Tevrat ile doğrudan doğruya amel caiz değildir. İsâ ve İncil’i tanımayıp Yahudilik iddia edenler esasen kâfir ve zalimdirler. Hz. Musa’nın dinini terk edip Yahudi olanlar, kendi itikatlarına göre İncil ahkâmı ile amel etmek zorunda değilseler de ellerindeki Tevrat dedikleri uydurma kitabın ahkâmıyla bari amel etmek zorundadırlar. Bu Yahudiler bu kitapla hükmetmedikleri takdirde kendi davalarını inkâr etmiş ve zulümlerini itiraf ve kendilerinin kendi nazarlarında da kâfir ve zalim olduklarını ispat etmiş olurlar. Bu durum Hıristiyanlar için de böyledir. O halde Hıristiyanların da İncil ile mutlak, Tevrat ile de İncil’in tasdiki dairesinde kayıtlı olarak hükmetmek ve bu suretle verilen hükümleri kabul etmek zorundadırlar. Zira her kim Allah’ın indirdiği hükümler ile hükmetmezse bunlar o kâfirler, zalimler ve fasıklardır. Asıl kitab, yani Kur'an da Muhammed (a.s)’a hak ile önündeki Tevrat ve İncil olduğu söylenen kitapları onaylayan değil doğrularının nasıl olması gerektiğini gösteren bir kitap olarak indirilmiştir. Artık Tevrat ve İncil olduğu söylenen kitaplar ile hüküm, ancak Kur’an’a uygunluğu ile kayıtlıdır.
Muhammed Esed
O halde İncil'e uyanlar, Allah'ın onunla vahyettikleri doğrultusunda hüküm versinler: Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlardır gerçek fasıklar!
Kendilerine İncil verilenler, Allah’ın onda indirdikleri ile hükmetsinler. Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar yoldan çıkan fasıkların ta kendileridir. 5/46-47
İncil’e inananlar da, Allah’ın onda indirdikleriyle hükmetsinler.[937] Zira her kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse işte onlar fâsıkların ta kendileridir.[938]
Mustafa İslamoğlu Mâide Suresi 47. Ayet Açıklaması
[937] Krş: “Hâkimiyetin gelsin! Senin otoriten gökte olduğu gibi yerde de egemen olacak!” (Matta 6:10).
[938] Zımnen: Herkes inandığı değerlere uygun yaşasın ve o değerlerle yargılansın. Zira hayata müdahil olmayan iman ölü bir imandır. Bu pasajın muhataplarının Yahudiler olduğunu söyleyen birine, “Kur’an’ın tercümanı” lakaplı sahabi İbn Abbas şöyle çıkışır: “Siz ne de iyisiniz ya! Ne yani; iyi-güzel olan her şey size, kötü-çirkin olan her şey Yahudilere mi? Sizden kim inkâr ederse kâfir, inandığı hâlde hükmetmezse fâsık, Allah’ın hükmü dururken başkasıyla hükmederse zalim olur” (Keşşaf I, 341). İbn Abbas’ın bu hükmünü daha da açacak olursak: Allah’a ait olduğu kesin olan ve yoruma açık olmayan muhkem bir hükmü uygulamayan kişi, eğer meşru bir mazereti yoksa fâsıktır, günahkârdır. Allah’ın muhkem bir hükmü dururken o hükmün yerine karşıt bir hükmü geçiren kimse hakikati yerinden ettiği için zalimdir. Allah’ın hükmünü inkâr eden, onun kaynağına ve doğruluğuna inanmayan kimse ise inkârından dolayı kâfir olur. İbn Abbas’ın bu hükmü aynı zamanda bu âyetlerin en güzel tefsiri mahiyetindedir. Kural gereği, bir âyetin özel sebeplerle inmiş olması, o âyetin hükmünün genelliğine mani değildir. Pasajın sonundaki 48-50. âyetler dikkate alındığında, bu âyetlerin Müslümanlara hitap ettiği daha iyi anlaşılır. Verilen mesaj açıktır: ‘Ey Ümmet-i Muhammed! Musa ve İsa ümmetleri gibi Yahudileşmeyin ve Hıristiyanlaşmayın!’ Bu pasaj, insanın hüküm verme yeteneğini yok sayacak biçimde anlaşılamaz. İnsanı, muhakeme, akıl, irade ve bilinç gibi hükmedecek araçlarla donatarak ona hükmetme yeteneği vermesi, Allah’ın en büyük hükmüdür. İnsandan istenen kendisine emanet edilen bu araçları kullanmaması değil, hüküm verirken âdil hüküm vermesidir. Zaten bunu Kur’an açıkça söyler: “(Allah) insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman, adâletle hüküm vermenizi emrediyor” (4:58). İnsanın hüküm verme yeteneğini toptan inkârın tarihi örneği Hariciler, bu gerekçeyle insanların dinden döndüğüne hükmederek, kendi kendileriyle çelişkiye düşmüşlerdi. Verilebilecek en kötü hükmü vererek, Allah’ın bahşettiği hükmetme yeteneğini en kötü bir biçimde istismar etmişler ve bütün bunları yaparken de garip bir biçimde “hüküm yalnızca Allah’a aittir” (6:57) âyetine dayanmışlardı.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve İncil ehlide Allah Teâlâ'nın indirmiş olduğu (ahkâm) ile hükmetsin. Ve her kim Allah Teâlâ'nın indirmiş olduğu ile hükmetmezse işte onlar fâsıklardır.
Ve dedik ki: Ehl-i İncîl de, Allah'ın o kitapta indirdiği ile hükmetsin. Kim Allah'ın indirdiği ahkâm ile hükmetmezse işte onlar tam fâsıktırlar. [7, 157; 5, 68]
(17) Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler, arka arkaya gelen âyetlerde kâfir, zalim ve fasık olarak nitelendirilmişlerdir. Allah’ın indirdiğini beğenmemek, reddetmek, inkâr etmek, hiç kuşkusuz, “kâfir” sıfatına hak kazandırır. Allah’ın âdil hükümlerinden bilerek ayrılmak zulüm, Onun emrinden çıkmak da fasıklıktır. Allah’ın indirdiğini terk eden, duruma göre, bu üç sıfattan birine veya hepsine müstehak hale gelir.
Yaşar Nuri Öztürk
İncil bağlıları Allah'ın onda indirdiğiyle hükmetsinler. Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler sapıkların ta kendileridir.