Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5147, sondan 1090. ayet; 59. sure ve Haşr Suresinin 21. ayetidir. Haşr Suresi 21. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 84 ve toplam ebced değeri ise 7931 olarak hesaplanmıştır. Haşr Suresinin toplam ebced değeri 129416 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
لو انزلنا هذا القران على جبل لرايته خاشعا متصدعا من خشية الله وتلك الامثال نضربها للناس لعلهم يتفكرون
Eğer biz, bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, elbette sen onu Allah korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün. İşte misaller! Biz onları insanlara düşünsünler diye veriyoruz.
Hemen bütün milletlerin edebiyatlarında heybetin, sağlamlığın ve yüksekliğin sembolü olarak yer alan ve yeryüzünde başı göğe değen yegâne coğrafî unsur gibi düşünüldüğünden insanların tasavvurlarını çokça etkilemiş olan dağ motifi üzerine kurulu bir temsile yer verilmektedir. Âyetin sonunda belirtildiği üzere burada herkesin anlatılmak istenen mânayı kolayca kavrayabilmesi için somut bir örnekten yararlanılmıştır; asıl amaç, Kur’an’ın içerdiği mesajın önemini ve ona muhatap olan insanın ne büyük sorumluluk altında bulunduğunu vurgulamaktır. Bu örnekle ilgili açıklamaları şöyle özetlemek mümkündür: Şayet bir dağa insana verildiği gibi şuur verilmiş olsaydı o heybet timsali eğilmez dağ bile Allah’ın sıfatlarını bilmenin ve sorumluluk duygusunun sonucu olarak O’nun azameti, kudreti ve evrendeki mutlak egemenliği karşısında sonsuz bir saygıyla eğilirdi; ama bununla kalmaz, O’na kulluk etmek için kendini parçalardı. İnsanlar ise genellikle omuzlarındaki yükü hissetmemek için direnmekte ve gaflet içinde ömürlerini tüketmektedirler. Burada dikkat çeken bir husus, yine âyetin sonunda ifade edildiği üzere, bu örnekten sonuç çıkarmanın da yine insana, daha doğrusu onun muhakeme yeteneğini kullanmasına bağlı olmasıdır (benzer bir temsil için bk. Ahzâb 33:72; Kur’an’ın âyetleri üzerinde düşünme gereği hakkında bk. Sâd 38:29).
Mehmet Okuyan
Bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, şüphesiz ki onu Allah’a saygı(sı)ndan dolayı boyun eğmiş bir şekilde, paramparça olmuş görürdün. İşte biz düşünsünler diye şu örnekleri insanlar için veriyoruz.
Bu ayet Enfâl 8:24, Yâsîn 36:70 ve Şûrâ 42:52. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Mesaj, vahyin dirilticiliğini öğretmeyi amaçlamakla ilgilidir.,Benzer mesajlar: İsrâ 17:41, 89; Kehf 18:54; Furkân 25:33; ‘Ankebût 29: Rûm 30:58; Zümer 39:27. Şûrâ 42:52 gibi ayetler gereği, Kur’an’ın bir adının da [rûh] oluşu, Enfâl 8:24’te onun diriltici etkinliği, Âl-i İmrân 3:179’daki vahyin dönüştürücülüğü düşünülürse, bu ayette “Kur’an’ın dağı canlandırması ifadesi”nde kastedileni ortaya koymaktadır.
Bayraktar Bayraklı
Bu Kur'ân'ı bir dağa indirmiş olsaydık, Allah korkusundan onu baş eğmiş, çatlamış, yarılmış görürdün. Bu misalleri, düşünmeleri için insanlara anlatıyoruz.
Eğer Biz, bu Kur'an'ı dağa indirseydik, onu; huşu¹ duyarak, Allah'a olan huşudan parça parça olmuş görürdün.² Bu örnekleri insanlar için veriyoruz ki belki düşünüp gerçeği kavrarlar.
1- İçtenlikle, saygıyla. 2- Kur'an'ın konusu ve muhatabı insandır. Dolayısı ile mesajı da insanadır. Bu mesajın ne denli önemli olduğu, mesaja ne denli itibar edilmesi gerektiği bir benzetme ve bir örnekleme ile anlatılmak istenmiştir. Gerçeği yalanlayan nankörlerin ne kadar katı karakterli olduklarını ifade etmektedir. Ayette yer alan ve çevirilerde “korkmak” olarak anlam verilen bu sözcüğün; korku, korkmak anlamına gelen ‘havf' sözcüğü ile bir ilgisi yoktur. Dolayısı ile korkma anlamı doğru değildir.
Ahmet Akgül
Şayet Biz bu Kur’an'ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, andolsun onu Allah korkusundan saygı ile baş eğmiş, parça parça olmuş görecektin. İşte Biz, belki düşünürler diye, insanlara böyle örnekler veririz.
Bu Kur'an'ı, bir dağın üstüne indirseydik elbette görürdün ki dağ, Allah korkusundan eğilip çatlamış, paramparça olmuş ve işte insanlara bu örnekleri, düşünsünler diye getirmedeyiz.
Bu Kur'ân'ı bir dağın üstüne indirseydik, elbette dağın Allah korkusundan eğilip çatlamış, paramparça olduğunu görürdün. Ve işte insanlara bu örnekleri düşünsünler diye getirmekteyiz.
Eğer biz bu Kur'ân'ı bir dağa indirip, Kur'an'daki emir ve hükümlerden dağı sorumlu tutsaydık, Allah'ın büyüklüğünün, ilminin, tedbirinin şuuruna ererek, saygı duyarak, hakkaniyete riayet ölçülerinin gereği, Allah korkusundan dağın parçalandığını görürdün. İnsanların iyiliği, kurtuluşu için böyle misaller veriyoruz. Ola ki düşünürler.
Bu Kur'an'ı bir dağın üzerine indirseydik, muhakkak onu baş eğmiş, Allah'ın korkusuyla parçalanmış görürdün. İşte biz bu örnekleri, belki düşünürler diye insanlara veriyoruz.
Şayet biz bu Kur'an'ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, andolsun onu Allah korkusundan saygı ile baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. İşte Biz, belki düşünürler diye, insanlara böyle örnekler veririz.
Eğer biz, bu Kur'an'ı bir dağın üzerine indirseydik, muhakkak o dağı, Allah korkusundan baş eğmiş, parçalanmış görürdün. Bu temsiller yok mu, işte biz onları insanlar için yapıyoruz; olur ki düşünürler.
Eğer Biz bu Kur’anı bir dağa indirmiş olsaydık; o dağı Allah’ın korkusundan parçalanmış, yığılmış olarak görecektin. Bu misalleri Biz insanlar için kullanıyoruz. Umulur ki, düşünürler.
Eğer biz bu Kur'anı, bir dağa indirseydik, Allahın korkusundan alçaldığın, parça parça olduğun görürdün; biz bu örnekleri insanlara getirdik ki, düşünceli olalar
Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirmiş olsaydık, (onca cesametine rağmen) dağın ezilip büzülerek Allah('ın rızasını kazanamama ve mesajın sorumluluğunu yerine getirememe) korkusuyla paramparça olduğunu görürdün. İşte (bütün) bu örnekleri düşünsünler diye insanlara veriyoruz.
Bkz. 33:72 ve dipnotuKur’an’ın dağa indirilmiş olması mecâzi bir ifadedir. Bu benzetme ile vahye muhatap olmanın ne denli bir sorumluluk taşıdığı anlatılmak istenmektedir. Akıl ve bilinç yeteneğiyle donatılmış olarak, özgür iradesiyle dünyaya gönderilen insan bir taraftan erdemli davranışlarla güzellikleri hayata geçirerek cennete doğru yol alırken diğer taraftan şeytanın ve nefsin etkisinde kalarak kötü ve zararlı davranışlarla azaba yaklaşmaktadır. Böyle aşılması zor bir süreçte Kur’an yol gösterici ve kurtarıcı olarak ona indiriliyor ama insan çıkmazda olmasına rağmen önünü açacak ve ona en doğru yolu göstererek ebedi saadeti kazandıracak olan kılavuzuna karşı olması gereken ilgiyi maalesef göstermiyor.
Diyanet İşleri (Eski)
Eğer Biz Kuran'ı bir dağa indirmiş olsaydık, sen, onun, Allah korkusuyla başeğerek parça parça olduğunu görürdün. Bu misalleri, insanlar düşünsünler diye veriyoruz.
Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz.
Bu Kuran'ı bir dağın üzerine indirseydik, ALLAH'a olan saygıdan ötürü onun titreyip paramparça olduğunu görecektin. Belki düşünürler diye biz insana böyle örnekler vermekteyiz.
Biz bu Kur'ân'ı bir dağa indirseydik, Allah'ın korkusundan onu baş eğmiş, parça, parça olmuş görürdün. Bu misalleri düşünsünler diye insanlara veriyoruz.
Biz bu Kur'anı bir dağın üzerine indirseydik her halde Sen onu Allah korkusundan başını eğmiş çatlamış görürdün, o temsiller yokmu işte biz onları insanlar için yapıyoruz gerek ki tefekkür ederler
Eğer biz bu Kur'ânı bir dağ başına indirseydik muhakkak ki onu Allah korkusundan baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. Bu misâller (yok mu?) işte biz onları, insanlar düşünsünler diye, irâdediyoruz.
Eğer (biz) bu Kur'ân'ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, doğrusu (sen) onu Allah korkusundan boyun eğmiş, param parça olmuş görürdün! (Biz) bu misâlleri insanlara, olur ki düşünürler diye getiriyoruz.
Biz bu Kur’an’ı bir dağa indirmiş olsaydık, Allah’ın korkusundan ve saygısından dağ, paramparça olurdu. Biz bu misali insanlara anlatıyoruz ki, belki akledip düşünürler.
Biz bu Kur/an/ı bir dağa indirmiş, ona da idrak vermiş olsaydık onu Allah korkusundan yıkılıp parça parça olarak dağılmış bir halde görecektin. Biz bu misalleri «— Düşünsünler» diye halk için getiriyoruz.
Şayet biz bu Kur'an'ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, şüphesiz onu Allah korkusundan saygı ile baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. İşte biz belki düşünürler diye, insanlara örnekleri böyle vermekteyiz.
Eğer Biz bu Kur’an’ı siz insanlara değil de, bir dağın üzerine indirseydik, o koskocaman dağın Allah korkusuyla ezilip paramparça olduğunu görecektin!Ama ne gariptir ki, akıl ve bilinç yeteneğiyle donatılarak kulluk emânetini yüklenen insanoğlu, bir taraftan cehennem ateşi, diğer taraftan cennet nîmetleriyle kuşatılmış bir geleceğe doğru yol alırken pervasız ve gamsız davranıyor, bu muhteşem Kur’an karşısında duyarsız kalıyor! İşte Biz insanlara böyle ibret verici örnekler verip onları rûhen ve zihnenaydınlatıyoruz ki, düşünüp öğüt alsınlar.
Eğer bu Kur’ân’ı bir dağa indirseydik, onu, Allah’ın haşyetinden / çekincesinden parçalanarak baş eğmiş görürdün.
İşte bu Misâller’i İnsanlar’a düşünmeleri için veriyoruz.
Eğer Biz bu Kur’an’ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık sen onun, Allah korkusundan dolayı kesinlikle ezilip büzülerek paramparça olduğunu görürdün.1 İşte Biz, insanlara bu örnekleri, düşünsünler diye veriyoruz.2
1 Aslında dağların, kitap indirilmesine ihtiyaçları yoktur. Buna, insanlar muhtaçtır. Onun için Kur’an da bir dağın üzerine indirilmeyip, insanlara indirilmiştir. Allah bu ifâdelerle; “Kur’an’a karşı ezilip büzülmeyen ve onun yüceliğini kabullenmeyenlerin,” dağlardan daha katı bir yüreğe, taşlaşmış beyine ve bitmiş tükenmiş bir anlayışa sahip olduklarını izah için, bir istiâre-i temsiliye yapmaktadır.2 Âyetin son bölümü “İşte bunlar, Bizim insanlar düşünsünler diye verdiğimiz örneklerdir.” şeklinde tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
BU KUR’AN'I bir dağa indirmiş olsaydık, dağın ezilip büzülerek Allah korkusuyla paramparça olduğunu görürdün. 26 Ve işte [bütün] bu temsîlleri, belki düşün[meyi öğrenebil]irler diye insanların önüne koyuyoruz.
Eğer biz bu Kuran’ı bir dağa indirmiş olsaydık, o dağın Allah’a karşı saygıdan paramparça olduğunu görürdün. İşte biz bu misalleri insanların önüne derin derin düşünsünler diye koymaktayız. 38/29, 17/105...111
EĞER Biz bu Kur’an’ı bir dağa indirmiş olsaydık, onun Allah’a saygıdan boyun eğmiş bir halde parçalanıp dağıldığını[5031] görürdün.[5032] İşte bu türden temsilî anlatımları, insanların önüne, belki düşünürler diye koyuyoruz.[5033]
[5031] Tehattum, sert ve katı cisimlerin zilletten dolayı gürültülü parçalanmasını ifade eder. Tesaddu’ ise, azametten dolayı sessizce dağılmalarına denir.
[5032] Zımnen: Ama ey insan, biz onu dağa-taşa değil sana indirdik! Sen ona karşı neden bu kadar hissiz, vurdumduymaz ve aldırmazsın? Huşu‘, kalp fiillerindendir ve sadece akleden kalp sahibi varlıklar için kullanılır. Burada dağ için kullanılmış fakat Kur’an’ın iniş şartına bağlanmıştır. Bu gerçekleşmediğine göre burada bir varsayım olarak kullanılmıştır. Zemahşerî hidayet rehberi olan Kur’an’ın bu âyette kullandığı üslubu tahyîl (zihinde canlandırma) ve temsîl (sembolizm) olarak niteler. Âyetin birçok çağrışımı vardır: 1) Eğer Kur’an taşa inmiş olsaydı onu da akıllandırır ve duygulu yapardı. 2) Kur’an dağa-taşa değil de insana indiyse, bu onun akleden bir kalp sahibi olmasından dolayıdır (Krş: 13:31). Hz. Mûsa’nın gözleri önünde Rabbin dağa tecellisi ile ilgili bkz: 7:143. Son tahlilde, başta münafıklar olmak üzere, vahyin azametini hissetmeyen tüm çevrelerin taş kalpli olduğunu îmâ eden bir âyettir.
[5033] Kıssadan hisse: Kur’an’ın ebedî mesajı karşısında titremeyen her kalp, eğilmeyen her baş, taş kesilmiş demektir, taş!
Ömer Nasuhi Bilmen
Eğer bu Kur'an'ı bir dağ üzerine indirmiş olsa idik elbette onu Allah'ın korkusundan baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün ve Biz o misalleri insanlar için irad ediyoruz, tâ ki düşünüversinler.
Eğer Biz bu Kur'ân'ı bir dağın tepesine indirseydik onun, Allah'a tazimi sebebiyle başını eğip parçalandığını görürdün. İşte bunlar birtakım misallerdir ki düşünüp istifade etmeleri için, Biz onları insanlara anlatıyoruz. [13, 31; 2, 73]
Biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, Allah korkusundan onu, baş eğmiş, çatlamış, yarılmış görürdün. Bu misalleri, düşünmeleri için insanlara anlatıyoruz.
Bu Kur'ân’ı bir dağa indirseydik Allah korkusundan baş eğip parça parça olduğunu görürdün. Bunlar insanlar için oluşturduğumuz örneklerdir; belki düşünürler.
Biz Kur'an'ı bir dağın üzerine indirseydik onun Allah korkusundan baş eğerek parça parça olduğunu görürdün! İşte bu örnekleri insanlar düşünsünler diye veriyoruz.
Biz bu Kur'ân'ı bir dağa indirseydik, sen onu Allah korkusundan baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri Biz insanlara tefekkür etsinler diye veriyoruz.
Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağın üzerine indirseydik, her halde sen onu Allah korkusundan huşû ile boynunu bükmüş, çatlayıp yarılmış görürdün. Biz benzetmeleri insanlar için yapıyoruz ki, inceden inceye düşünebilsinler.
Eger biz bu Ḳur’ānı bir ṭaġ üstine indürse‐y‐dük anı ḳorḳu içindeparalanmış görürdi‐sen Tañrı heybetinden. Bu meẟeller ki biz eydürüzādemīlere, anı virür‐biz. Ola kim fikr ideler.