Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3467, sondan 2770. ayet; 30. sure ve Rum Suresinin 58. ayetidir. Rum Suresi 58. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 76 ve toplam ebced değeri ise 5859 olarak hesaplanmıştır. Rum Suresinin toplam ebced değeri 268372 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (12) ل (12) م (5) bulunuyor.
Arapça Metin
ولقد ضربنا للناس في هذا القران من كل مثل ولئن جئتهم باية ليقولن الذين كفروا ان انتم الا مبطلون
Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun, eğer sen onlara bir âyet getirsen, inkâr edenler mutlaka, “Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız” derler.
Kıyamet koptuğunda günaha saplanmış olanların ancak kısa bir süre kaldıklarını söyleyeceklerinin belirtildiği 55. âyette nerede kaldıklarıyla ilgili bir açıklama bulunmadığı için, burada, dünyada veya kabirlerde geçirdikleri ya da dünyanın sona ermesiyle haşir günü (öldükten sonra dirilme vakti) arasında geçen sürenin kastedilmiş olabileceği (Zemahşerî, III, 208) yorumları yapılmıştır. 56. âyetin “fakat siz onu tanımıyordunuz” şeklinde çevrilen son cümlesi lafza uygun olarak “fakat siz bilmiyordunuz, anlamıyordunuz” şeklinde de tercüme edilebilir; meâlde “siz onu onaylamıyordunuz” tarzındaki izahlar esas alınmıştır (meselâ bk. Fîrûzâbâdî, V, 54). “Siz onu yalanladığınız ve alaya aldığınız için çabucak gelmesini istiyordunuz” tarzındaki yorum da (Şevkânî, IV, 266) bu mânayı desteklemektedir. 58. âyette Kur’an’da insanlar için her türlü örneğin verilmiş olduğu ifade edilirken, Allah’ın varlığı, birliği, Kur’an’ın Allah katından geldiği, insanların öldükten sonra diriltilerek hesaba çekilecekleri hususunda inkârcılara hiçbir mazeret bırakmayacak açıklıkta kanıtlar getirildiği ve uyarılara yer verildiği, bundan sonra inkârcılıkta direnmenin katı bir inattan başka bir şey olmadığı ve Hz. Peygamber’e hiçbir kusur izâfe edilemeyeceği anlatılmış olmaktadır (Râzî, XXV, 137-138).
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki biz bu Kur’an’da insanlara her türlü örneği verdik. Onlara bir ayet (mucize) getirsen, kâfir olanlar elbette şöyle diyeceklerdir: “Siz ancak ve ancak (gerçekleri) iptal edenlersiniz.”
Biz, insanlara bu Kur'ân'da her türlü örneği verdik. Şâyet onlara bir mucize getirsen, inkârcılar kesinlikle şöyle diyecekler: “Siz, sadece bâtıl şeyler ortaya koymaktasınız.”
Ant olsun ki, insanlar için bu Kur'an'da her türlü örneği vererek gerçekleri anlattık. Sen onlara bir ayet¹ de getirsen, gerçeği yalanlayan nankörler kesinlikle: “Siz, sadece, asılsız iddialarda bulunan kimselersiniz.” derler.
Yemin olsun ki Biz bu Kur’an’da insanlara (gerekli olan) her çeşit misali (ve manayı) getirip (anlattık.Ama) Sen onlara bir ayet getirdiğin zaman (hemen itiraz ve isyana kalkışılmaktadır.) Ve o kâfirler (hiç düşünmeden) “Siz (geleneklerimizi ve mevcut düzenimizi) iptal edenlerden (ve yeni şeyler uyduruverenlerden) başkası değilsiniz” demeye (başlayacaklardır).
Ve biz, bu Kur'an'da, insanlara her çeşit örneği getirdik ve sen, onlara bir delil göstersen: Siz derler, ancak aslı olmayan şeyleri öne sürenlersiniz.
Biz bu Kur'ân'da, insanların önüne her türlü örnek olayı koyduk, ama onlara sen bir delil getirip, mucize göstersen, o zaman o Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler: “Siz ancak boş ve anlamsız şeylerle uğraşanlarsınız!” diyecekler.
Andolsun, biz bu Kur'ân'da dini hakikatların delillerini, gerekçelerini, insani ve ahlaki değerlerin zaruretini insanların iyiliği, kurtuluşu için insanlara sunduk. Onlara bir mûcize bile getirsen, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar:
“Siz ancak, bâtıl şeyler ortaya atıyorsunuz” diyecekler.
Andolsun biz bu Kur'an'da insanlara her tür örneği verdik. Onlara bir mucize getirsen inkar edenler mutlaka: "Siz ancak batıla yöneltenlersiniz" diyeceklerdir.
Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlar için her örneği gösterdik. Şüphesiz, sen onlara bir ayetle geldiğin zaman, o inkârcılar, mutlaka: 'Siz ancak muptil olanlardan başkası değilsiniz' derler.
Gerçekten biz bu Kur'an'da, insanlar için, her çeşit misalden beyan ettik. Şübhe yok ki (ey Rasûlüm), sen onlara (istedikleri gibi gökten başka) bir ayet de getirsen, o küfre varanlar mutlaka: “- Siz (ey peygamberler ve müminler), ancak yalan uyduranlarsınız.” diyeceklerdir.
Andolsun! Biz insanlar için, bu Kur’anda her misali açıkladık. Ve andolsun! Eğer onlara bir ayet (mucize) getirsen, o kâfirler: “Siz ancak boş ve yalan şeylerle uğraşırsınız” derler.
Gerçekten biz, bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun ki, eğer onlara (bu türden misal içeren) bir âyet getirsen, o inkâr edenler yine: “Siz düzmece iddialarda bulunmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz!” derler.
Burada “ayet” sözcüğünü mucize olarak değil de doğrudan Kur’an ayetlerinden misal içeren bir “ayet” olarak almak daha doğru olur. Çünkü bir sonraki cümlede “düzmece iddialardan” bahsedilmektedir. Oysa mucize düzmece bir iddia değil, inkârı kabil olmayan doğrudan Allah’ın fiilidir. “Andolsun ki, biz, bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.” (Kehf 18:54)
Diyanet İşleri (Eski)
And olsun ki bu Kuran'da insanlar için her türlü misali vermişizdir. Bununla beraber, eğer sen onlara bir mucize getirmiş olsan, inkar edenler: "Siz ancak batıl şeyler ortaya atanlarsınız" derler.
Andolsun ki biz, bu Kur'an'da insanlar için her çeşit misale yer vermişizdir. Şayet onlara bir mucize getirsen inkârcılar kesinlikle şöyle diyeceklerdir: Siz ancak bâtıl şeyler ortaya atmaktasınız.
Andolsun ki, biz insanlar için bu Kur'ân'da her türlü meselden örnekler getirdik. Yemin ederim ki, sen onlara başka bir âyet de getirsen o kâfirler yine: "Siz yalancılardan (uydurduğunuz sözü Allah'a nispet edenlerden) başkası değilsiniz." diyeceklerdir.
Celâlim hakkı için bu Kur'anda her türlü meselden temsil getirdik, yemîn ederim ki sen onlara başka bir âyet de getirsen o küfredenler yine diyecekler ki: siz her halde mubtılsiniz
Andolsun ki bu Kur'anda insanlar için her (çeşid) misâl (ler) irâd etmişizdir. Andolsun ki (Habîbim) onlara herhalde bir âyeti getirsen küfreden (o adam) lar mutlakaa: «Siz tezvircilerden başkası değilsiniz» diyeceklerdir.
Şânım hakkı için, bu Kur'ân'da insanlara her çeşit misâlden (ve ma'nâdan)getirdik.(2) Ve muhakkak ki, onlara bir âyet de getirsen, o inkâr edenler elbette: “Siz ancak bâtıl şeyler uyduran kimselersiniz” diyeceklerdir.
(2)“Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân, hakīkatleri durûb-ı emsâl (misâller vermek) ile beyân eder. Çünki dâire-i ulûhiyete âid hakāik-ı mücerrede (Cenâb-ı Hakk’a dâir ma‘nevi hakīkatler), dâire-i mümkinâtta (varlıklar âleminde) ancak misâlleriyle temessül ve tavazzuh eder (anlaşılabilir).” (Mesnevî-i Nûriye, 93)Ayrıca bakınız; (sahîfe 49, hâşiye 2)
İlyas Yorulmaz
Biz bu Kur’an da insanlar için her tülü misali verdik. Sen onlara bir mucize getirsen, doğruları inkâr etmiş olanlar “Siz ancak batıldasınız” diyecekler.
Biz, bu Kur/an/da nâs/a her çeşit misal getirdik. Şayet onlara yedd-i beyza ve asa gibi bir mucize getirseydik yine kâfir olanlar, sizin özünüz yalancı, sözünüz bâtıldır diyeceklerdi.
Şüphesiz biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü örneği gösterdik. Hiç tartışmasız, sen onlara bir ayetle geldiğin zaman o küfre sapanlar mutlaka, “Siz ancak batıl ehlinden başkası değilsiniz” derler.
Doğrusu Biz bu Kur’an’da, insanlara hakîkati tüm berraklığıyla göstermeye yetecek her türden ibret verici misaller, apaçık ve anlaşılır örnekler verdik. Bununla birlikte, sen onlara Kur’an mûcizelerinden bir delil göstersen, hakîkati inkâra şartlanmış olanlar, “Siz boş ve saçma işlerle uğraşmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz! Bırakın bunları! Sınırsız zevk ve eğlence içinde hayatı doyasıya yaşamak varken; doğruluk, erdemlilik ve fedâkârlık gibi safsatalarla ne diye keyfimizi bozalım?” diyecekler.
And olsun, her türlü misâlden bu Kur’ân’da İnsanlar için verdik!
Yemin olsun, sen onlara âyet getirdiğinde inkâr edenler:
-“Siz ancak bâtıl için çalışan (bâtılcı)larsınız” derler.
Biz, bu Kur’an’da insanlara her türlü örneği getirdik. Ama sen, onlara bir âyet getirince o kâfirler, kesinlikle: “Siz ancak düzmece şeyler ortaya koyuyorsunuz.” derler.
BİZ bu Kur’an'da insanların önüne her türlü örnek olayı koyduk. 54 Ama onlara [böyle] bir mesajla yaklaşırsan, hakikati inkara şartlanmış olanlar, mutlaka, “Siz düzmece iddialarda bulunmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz!” derler.
Andolsun ki biz bu Kuran’da insanlara her türlü örneği vererek uyardık. Artık sen onlara bir ayet getirsen bile, gerçeği örtbas eden kâfirler: – Siz hep boş ve asılsız şeylerle uğraşıyorsunuz derler. 17/89, 18/54, 39/27
DOĞRUSU Biz bu Kur’an’da, insanlara (hakikati) her türlü dolaylı anlatım tarzını kullanarak açıkladık.[3622] Ama onlara (bu türden mesel içeren) bir âyetle gelsen, inkârda direnenler yine de “Siz sadece bâtılın peşine düşen kişilersiniz” derler.[3623]
[3622] Meselin bu anlamı için bkz: 18:54, not 65. Ayrıca bkz: 60. âyetin ilgili notları.
[3623] Bütün bir ömrü bir gün gibi algılayacak kadar kendini aldatanların, vahiy hakkında “bâtıl” demesi sürpriz değildir. Bu âyet, şifa bulmaz bir anlama hastalığına atıf yapmaktadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Andolsun ki, bu Kur'an'da insanlar için herbir meselden irâd ettik. Ve muhakkak ki, onlara herhangi bir âyet getirecek olsan elbette kâfir olanlar diyeceklerdir ki, siz mubtil kimselerden başka değilsiniz.
Biz gerçekten bu Kur'ân'da insanlar için nice meseller getirdik. Eğer sen onlara karşı istedikleri bir mûcizeyi getirmiş olsan dahi, o kâfirler: “Siz ancak, batıl iddialar peşindesiniz” derler. [10, 96-97; 6, 111; 15, 14-15]
Andolsun biz bu Kur'an'da insanlara her çeşit misali getirip anlattık. Onlara bir ayet getirdiğin zaman inkar edenler: "Siz (geleneklerimizi) iptal edenlerden başka bir şey değilsiniz." derler.
Bu Kur’an’da insanlar için her örneği verdik. Sen onlara bir mucize getirseydin görmezlikten gelenler hemen, “Siz boş şeylerle uğraşıyorsunuz” derlerdi.
Gerçekten, bu Kur'an'da insanlar için her türlü örneği verdik. Onlara bir mucize getirsen bile, inkarcılar:-Siz, ancak batıl şeyleri ileri sürenlersiniz derler.
Doğrusu Biz bu Kur'ân'da insanlara her türlü misali vermiş bulunuyoruz. Fakat sen onlara bir âyet getirdiğinde, inkâr edenler, “Siz ancak bâtıl şeyler uydurup duruyorsunuz” derler.
Yemin olsun ki, biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü örneği verdik. Sen onlara bir mucize getirsen, gerçeği örten nankörler/inkâr edenler mutlaka şöyle diyeceklerdir: "Siz, eskiyi hükümsüz kılanlardan başkası değilsiniz."
daħı bayıķ beyān eyledük 'ādemįlere uşbu ķur’ān içinde her meŝelden. daħı eger getüresin anlara bir nişān eyide anlar kim kāfir oldılar “degülsiz illā bāŧıl getüriciler.”
Taḥḳīḳ biz urduḳ ādemīlere bu Ḳur’ān içinde her meẟellerden ve eger anla‐ra bir āyet getürsek eyideler kāfirlere ki siz degülsiz, illā zor bāṭıl üstine.