Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3383, sondan 2854. ayet; 29. sure ve Ankebut Suresinin 43. ayetidir. Ankebut Suresi 43. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 43 ve toplam ebced değeri ise 2811 olarak hesaplanmıştır. Ankebut Suresinin toplam ebced değeri 274256 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (9) م (3) bulunuyor.
Arapça Metin
وتلك الامثال نضربها للناس وما يعقلـها الا العالمون
“Gerçek bilgi sahibi olanlar” diye çevirdiğimiz âlimûn kelimesi bu bağlamda, yukarıda ana hatlarıyla değinilen ilâhî hakikatleri anlama yeteneğine, birikimine sahip olan; kendilerine okunanlarla gözlemledikleri şeyler üzerinde düşünerek (Şevkânî, IV, 235) doğru sonuçlar çıkaran inançlı ve kavrayışlı zihinleri ifade etmektedir. Gerek bu âyetin gerekse bundan önceki âyetin sonunda geçen ilim ve akıl kavramlarıyla insanın zihinsel yeteneklerine vurgu yapılmakla, dünya işlerinde olduğu gibi dinî konularda da bu yeteneklerin önemli rolüne dikkat çekilmektedir.
Mehmet Okuyan
İşte biz şu örnekleri insanlar için veriyoruz; onları (gerçeği) bilenlerden başkası akıl etmez.
1- Gerçeği idrak etmiş olanlar. Gerçeğin vahiy olduğuna inananlar. Kur'an'da yer alan ilim ve âlim sözcükleri; büyük çoğunlukla Allah'ın, nasıl bir Allah olduğunu idrak etmek; kesin, doğru ve gerçek bilgi kaynağının vahiy olduğuna inanmak, tevhidi bilince sahip olmak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın ayırdında ve bilincinde olmak anlamındadır. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her âlim sözcüğüne “bilgin”, her ilim sözcüğüne de “bilgi” anlamı vermek kesinlikle doğru değildir.
Ahmet Akgül
Biz bu misalleri insanlar için (örnek ve ibret olsun diye veriyor ve) anlatıyoruz, ama bunları âlimler (İslam'ı bilenler) den başkası akıl edip anlamayacaktır.
İşte biz, insanların iyiliği, kurtuluşu için dini hakikatların delillerini, gerekçelerini, insani ve ahlaki değerlerin zaruretlerini böyle misallerle anlatıyoruz. Bunları, yalnızca âlimler düşünüp anlayabilir.
Hem bu misaller var ya, biz onları insanlar için beyan ediyoruz. Bunları (bu misallerin güzelliklerini ve faydalarını) ancak (eşyadan ibret alan) alimler anlar.
Cemal Külünkoğlu Ankebut Suresi 43. Ayet Açıklaması
Kureyş’in ekâbir (!) takımı, “Muhammed’in Rabbi, gönderdiği kitapta sinekten, inekten, çiçekten, böcekten, örümcekten bahsediyor” diyerek Müslümanlarla alay ediyordu. Oysa ibret almasını bilenler için bu örnekler çok büyük manalar taşımaktadır. Varlık âlemini kudretiyle yöneten Allah’ın dostluğu ve yardımı dururken, insanın, kendisi gibi dünyada fani olan varlıklara sırtını dayaması, onlardan medet umması, onları Allah’a ulaşmak için aracı olarak kullanması yuvaların en zayıfı olan örümcek yuvasına sığınmaya teşbih ediliyor ki bu benzetme her kesimden insanın çok rahat anlayabileceği seviyededir.
Diyanet İşleri (Eski)
Biz bu misalleri insanlara veriyoruz, onları ancak bilenler anlayabilir.
Kureyş’in cahilleri ve beyinsiz takımı, «Muhammed’in Rabbi, sinekten, örümcekten temsiller getiriyor» diye gülüp alay ediyorlardı. Bu misallerin «insanlar» için verildiği belirtilerek, hayvandan farkı olmayan bu cahil ve düşüncesiz kimselerin bunu anlayamayacaklarına işaret edilmektedir.
Edip Yüksel
Bu örnekleri halk için veririz ve onları bilen kimselerden başkası düşünüp anlamaz.
Dinle, ey insan; işte Biz, insanlara bu misalleri vererek, onları rûhen ve zihnen aydınlatıyoruz; ne var ki, bunları ancak bilgi sahibi olanlar düşünüp anlar. Ve onlar çok iyi bilirler ki:
Mustafa İslamoğlu Ankebut Suresi 43. Ayet Açıklaması
[3523] Eğer âyette geçen ilim ve akıl kavramlarını kök anlamlarına irca edersek, bu âyetin anlamı şöyle bir mahiyet kazanır: “Gerçeğin izini süremeyenler bilgi ile hakikat arasındaki bağlantıyı kuramazlar”. İbarenin bu mahiyette olduğunu, bir sonraki cümlede yer alan bi’l-hakk doğrulamaktadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve şu misalleri ki, onları nâs için irâd ediyoruz. Maamafih onlara bilginlerden başkası akıl erdiremez.