Ankebut Suresi 43. Ayet

A-
A+
Ayet Bulunuyor.
Matematiksel
Matematiksel
Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3383, sondan 2854. ayet; 29. sure ve Ankebut Suresinin 43. ayetidir. Ankebut Suresi 43. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 43 ve toplam ebced değeri ise 2811 olarak hesaplanmıştır. Ankebut Suresinin toplam ebced değeri 274256 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (9) م (3) bulunuyor.
Arapça Metin
Arapça Metin
وتلك الامثال نضربها للناس وما يعقلـها الا العالمون
Harf Sayımı
Harf Sayımı
وتلكالامثالنضربهاللناسومايعقلـهاالاالعالمون
Latin Harfleriyle Okunuşu
Latin Harfleriyle Okunuşu
Vetilke-l-emśâlu nadribuhâ linnâsi vemâ ya’kiluhâ illâ-l’âlimûn(e)
Diyanet İşleri (Yeni)
Diyanet İşleri (Yeni)
İşte bu temsilleri biz insanlar için getiriyoruz. Onları ancak bilginler düşünüp anlarlar.
Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan
İşte biz şu örnekleri insanlar için veriyoruz; onları (gerçeği) bilenlerden başkası akıl etmez.
Bayraktar Bayraklı
Bayraktar Bayraklı
İşte bu örnekleri biz, bütün insanlara veriyoruz. Oysa onları ancak bilenler anlar.
Erhan Aktaş
Erhan Aktaş
Bu örnekleri insanlara veriyoruz. Onu bilenlerden¹ başkası kavrayamaz.
Ahmet Akgül
Ahmet Akgül
Biz bu misalleri insanlar için (örnek ve ibret olsun diye veriyor ve) anlatıyoruz, ama bunları âlimler (İslam'ı bilenler) den başkası akıl edip anlamayacaktır.
Abdulbaki Gölpınarlı
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve işte örnekler, onları insanlara gösterip durmadayız ve bilgi sahiplerinden başkaları anlamaz onları.
Abdullah Parlıyan
Abdullah Parlıyan
İşte biz insanların önüne bu örnekleri koyuyoruz, ama onların gerçek anlamını bilenlerden başkası düşünüp anlamaz.
Ahmet Tekin
Ahmet Tekin
İşte biz, insanların iyiliği, kurtuluşu için dini hakikatların delillerini, gerekçelerini, insani ve ahlaki değerlerin zaruretlerini böyle misallerle anlatıyoruz. Bunları, yalnızca âlimler düşünüp anlayabilir.
Ahmet Varol
Ahmet Varol
Bu örnekleri insanlar için veriyoruz. Ancak alimlerden (bilenlerden) başkaları bunlara akıl erdiremezler.
Ali Bulaç
Ali Bulaç
İşte bu örnekler; biz bunları insanlara vermekteyiz. Ancak alimlerden başkası bunlara akıl erdirmez.
Ali Fikri Yavuz
Ali Fikri Yavuz
Hem bu misaller var ya, biz onları insanlar için beyan ediyoruz. Bunları (bu misallerin güzelliklerini ve faydalarını) ancak (eşyadan ibret alan) alimler anlar.
Bahaeddin Sağlam
Bahaeddin Sağlam
İşte bu örnekleri insanlara anlatıyoruz. Fakat âlimlerden başka hiç anlayan yok.
Besim Atalay
Besim Atalay
Biz, bu örnekleri, insanlarçin getirmekteyiz, ancak bilgin olanlar, onu anlamaktalar
Cemal Külünkoğlu
Cemal Külünkoğlu
İşte biz, bu misalleri insanlar için (ibret alsınlar diye) getiriyoruz. Onların anlamını ancak ibret almasını bilenler kavrayabilir.
Diyanet İşleri (Eski)
Diyanet İşleri (Eski)
Biz bu misalleri insanlara veriyoruz, onları ancak bilenler anlayabilir.
Diyanet Vakfı
Diyanet Vakfı
İşte biz, bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; fakat onları ancak bilenler düşünüp anlayabilir.  
Edip Yüksel
Edip Yüksel
Bu örnekleri halk için veririz ve onları bilen kimselerden başkası düşünüp anlamaz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Elmalılı Hamdi Yazır
İşte biz bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; fakat onları ancak bilenler düşünüp anlayabilir.
Elmalılı (Orijinal)
Elmalılı (Orijinal)
Hem bu meseller yok mu, biz onları insanlar için darbediyoruz, maamafih onlara âlimlerden maadasının aklı irmez
Hasan Basri Çantay
Hasan Basri Çantay
İşte misâller! Biz onları insanlar için îrâd ediyoruz. Aalim olanlardan başkası onları anlamaz.
Hayrat Neşriyat
Hayrat Neşriyat
İşte bu misâlleri insanlar için getiriyoruz. Fakat, âlimlerden başkası onlara akıl erdiremez.
İlyas Yorulmaz
İlyas Yorulmaz
Bu örnekleri insanlar için anlatıyoruz ki, bunları ancak bilenler akleder.
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli
Biz misalleri Kur/an/da halk için getiriyoruz [¹]. Onda olana ancak âlim olanlar akıl erdirirler.
Kadri Çelik
Kadri Çelik
İşte biz insanlara bu örnekleri vermekteyiz. Ancak ilim sahiplerinden başkası bunlara akıl erdirmez.
Mahmut Kısa
Mahmut Kısa
Dinle, ey insan; işte Biz, insanlara bu misalleri vererek, onları rûhen ve zihnen aydınlatıyoruz; ne var ki, bunları ancak bilgi sahibi olanlar düşünüp anlar. Ve onlar çok iyi bilirler ki:
Mahmut Özdemir
Mahmut Özdemir
İşte İnsanlar için verdiğimiz Misâller! Onları, ancak Bilenler aklediyor.
Mehmet Türk
Mehmet Türk
İşte bunlar Bizim insanlara verdiğimiz, ancak âlimlerin anlayabileceği misallerdir.
Muhammed Esed
Muhammed Esed
İşte Biz insanın önüne bu temsîlleri koyuyoruz: ama onların gerçek anlamını ancak [Bizi] tanıyanlar kavrayabilir, 38
Mustafa Çavdar
Mustafa Çavdar
İşte, biz insanlara böyle misaller veriyoruz, ancak bunları gerçek ilim sahiplerinden başkası kavrayamaz. 18/54, 30/58, 39/27
Mustafa İslamoğlu
Mustafa İslamoğlu
İşte bütün bu misalleri Biz insanlar için veriyoruz; ne ki bunları sadece (eşyanın var ediliş amacını) bilenler kavrayabilir:[3523]
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve şu misalleri ki, onları nâs için irâd ediyoruz. Maamafih onlara bilginlerden başkası akıl erdiremez.
Suat Yıldırım
Suat Yıldırım
İşte bazı gerçekleri anlatmak için, Biz bu kabil temsiller getiriyoruz, ama bunları, ancak ibret almasını bilenler anlar.
Süleyman Ateş
Süleyman Ateş
Biz bu misalleri insanlara anlatıyoruz ama onları, bilenlerden başkası düşünüp anlamaz.
Süleymaniye Vakfı
Süleymaniye Vakfı
Bunlar örnek olaylardır. Onları bütün insanlar için veriyoruz ama bilenler dışında hiç kimse onlara akıl yormaz.
Şaban Piriş
Şaban Piriş
İşte, insanlar için verdiğimiz örnekler, ama onları bilgi sahiplerinden başkaları anlamaz.
Ümit Şimşek
Ümit Şimşek
İşte bunlar insanlara verdiğimiz misallerdir. Fakat bilgi sahiplerinden başkasının aklı bunları almaz.
Yaşar Nuri Öztürk
Yaşar Nuri Öztürk
Bunlar bizim, insanlara vermekte olduğumuz örneklerdir ki ilim sahiplerinden başkası onlara akıl erdiremez.
Eski Anadolu Türkçesi
Eski Anadolu Türkçesi
daħı şol meŝeller beyān eylerüz anı ādemįlere daħı añlamaz anı illā 'ālimler.
Satır Altı (1534)
Satır Altı (1534)
Ol meẟeller ki biz anı ḫalḳa virür‐biz. Anı fehm eylemez, illā ‘ālimler.