Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 889, sondan 5348. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 100. ayetidir. En'am Suresi 100. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 68 ve toplam ebced değeri ise 5429 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وجعلوا لله شركاء الجن وخلقهم وخرقوا له بنين وبنات بغير علم سبحانه وتعالى عما يصفون
Bir de cinleri Allah’a birtakım ortaklar yaptılar. Oysa onları O yarattı. Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar da uydurdular. O, onların niteledikleri şeylerden uzaktır, yücedir.
Cin kelimesi ateşten yaratılmış, gözle görülmeyen, insanlar gibi iyileri ve kötüleri olan varlıkları ifade eder (bilgi için bk. Cin 72:1-3). Tefsirlerde cin kelimesinin “örtülü, kapalı, duyularla algılanamayan” şeklindeki sözlük anlamı dikkate alınarak âyetteki cin kavramının, belirtilen terim anlamı yanında, melekleri ve şeytanları da kapsadığı yönünde açıklamalar yapılmıştır. Araplar cinlere bazı tanrısal güç ve yetenekler yükler, zararlarından korunmak için tedbirler alır, hoşnutluklarını kazanmaya çalışır, bunun için cinler adına kurban keserlerdi. Ayrıca onlar, cinlerin kâhinlere gökten haberler getirdiğine, şeytanların da şairlere ilham verdiğine inanır; böylece Allah ile bu gizli varlıklar arasında bir bağ kurarlardı (İbn Âşûr, VII, 405). Nitekim başka âyetlerde de müşriklerin cinlere ve meleklere taptıkları (Sebe’ 34:41; Zuhruf 43:20), Allah ile görünmez varlıklar arasında nesep bağı kurdukları (Sâffât 37:158), melekleri Allah’ın kızları olarak düşündükleri (Nahl 16:57; Sâffât 37:149; Zuhruf 43:16; Tûr 58:39) bildirilmektedir. İbn Âşûr’un kaydettiğine göre Câhiliye Arapları’nın bir kısmı şeytanın şer tanrısı olduğuna inanır, melekleri Allah’ın askerleri, cinleri de şeytanın askerleri sayarlardı. Özellikle bu son inançta Mazdeizm’in iki tanrılı inancının etkisi olduğu düşünülmektedir. Fahreddin er-Râzî’ye göre âyette, bu âlem ve orada olup bitenlerin iki ayrı tanrıya bağlı bulunduğunu, bunlardan birinin iyilik tanrısı, diğerinin kötülük tanrısı olduğunu ileri süren inanca işaret edilmiştir (XIII, 112-113). Nitekim İbn Abbas’a isnat edilen bir rivayette âyetin, Allah ve İblîs’in “iki kardeş” olduğuna, Allah’ın iyileri ve iyilikleri, İblîs’in de kötüleri ve kötülükleri yaratıp yönettiğine inanan “Zenâdıka” hakkında indiği belirtilmiştir (Vâhidî, Esbâbü’n-Nüzûl, s. 165). İslâmî kaynaklarda, Mecûsîliğin Zend (Zend Avesta) isimli kutsal kitabına inananlara “Zendî” denildiği, Arapça’daki zındık (çoğulu zenâdıka) kelimesinin buradan geldiği belirtilir. Ayrıca, eski kaynaklarda bu tür düalist dinlere Sineviyye de (Seneviyye) denilmektedir. Sonuç olarak âyette bu şekilde Allah’tan başka gözle görülmeyen bazı varlıkların da ulûhiyyetine inananlar; özellikle putperestlik yanında Sâbiîlik, şeytanperestlik, Mecûsîlik ve kısmen Yahudilik’le Hıristiyanlığın tevhide aykırı inançlarından etkilenmiş olan Araplar’ın bâtıl itikatları eleştirilmiştir.
“Oysa onları da (görünmez varlıkları) Allah yaratmıştır” meâlindeki cümle, müfessirlerce “Halbuki bu varlıkları Allah’a ortak koşanların kendileri de onları Allah’ın yarattığını biliyorlardı” şeklinde anlaşılmıştır. Buna göre âyette müşriklerin, mahlûk olduğunu kabul ettikleri varlıkları hâlika ortak koşmalarının, böylece onlara ulûhiyyet tanımalarının bir çelişki olduğu ifade edilmiştir.
Mehmet Okuyan
Cinleri Allah’a ortaklar koştular. (Oysa) onları da (Allah) yaratmıştı. Bilgisizce O’na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. O, onların ileri sürdüğü yakıştırmalardan yücedir.
Bu mesaj Sâffât 37:158-159. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
Bayraktar Bayraklı
Cinleri Allah'a ortak koştular. Oysa ki, onları da Allah yaratmıştı. Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. O'nun şanı yücedir, onların ileri sürdükleri vasıflardan uzaktır.
Cinleri¹ Allah'a ortak koştular. Oysa onları da O yaratmıştır. Bir bilgiye dayanmadan O'na oğullar ve kızlar isnat ettiler! O, onların niteledikleri şeylerden uzaktır ve yücedir.
(Bazıları) Cinnleri Allah'a ortak koştular. Oysa onları da O yaratmıştır. (Cinnler Allah’ın mahlûkatıdır.) Bir de hiçbir bilgiye dayanmaksızın O'na oğullar ve kızlar yakıştırıp-uydurdular. O (Allah) ise bu nitelendiregeldikleri şeylerden Yücedir, uzaktır.
Bir de Allah'a cinleri eş tanıdılar, halbuki onları da yaratan odur ve bilgisizlikle, onun oğulları, kızları olduğunu da uydurdular. O onların tavsif ettiği şeylerden arıdır ve yücedir.
Bir de tuttular cinleri de Allah yarattığı halde cinleri O'na ortak koştular. O'na bilgisizce İsa ve Üzeyir gibi kimseleri oğullar ve melekleri de kızlar olarak uydurup, saçmaladılar. Ama O Allah, yücelikte sınırsız, her yönde kusursuz ve eksiksizdir. Onların ileri sürdüğü niteliklerden uzak ve yücedir.
Cinleri, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortak durumuna getirdiler. Oysa ki, onları da Allah yarattı.
Bilgisizce Allah'a oğullar ve kızlar yakıştırdılar.
Hâşâ, Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzeh ve yücedir.
Cinleri Allah'a ortak koştular. Oysa onları O yaratmıştır. Yine hiçbir bilgiye dayanmaksızın O'na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. O, onların vasıflandırmalarından uzak ve yücedir.
Cinleri Allah'a ortak koştular. Oysa onları O yaratmıştır. Bir de hiç bir bilgiye dayanmaksızın O'na oğullar ve kızlar yakıştırıp-uydurdular. O ise nitelendiregeldikleri şeylerden yücedir, uzaktır.
Böyleyken, tuttular Allah'a cin'leri ortak koştular. Halbuki onları da Allah yaratmıştır. Bir de bilgileri olmadan Allah'ın oğulları ve kızları olduğunu uydururlar. Allah onların (ortak ve çocuk edinme) vasıflamalarından münezzehtir; ve yücedir.
Cinleri Allah’a eş koştular. Hâlbuki onları Allah yaratmıştır. Bilgisizce, Allah’a oğullar ve kızlar uydurdular. Allah, onların tavsif ettiklerinden çok münezzeh ve çok yücedir.
Allaha, cinleri ortak koştular, onları da yaratan o, bilgileri olmaksızın onunçün oğlanlarla, kızlar yakıştırdılar, o kutsaldır, o yücedir, onların dediklerinden
Bir de cinleri, (görünmeyen varlıkları) Allah'a ortak koştular. Hâlbuki onları O yaratmıştır. Bilmeden O'na oğullar ve kızlar isnat ettiler. Hâşâ O, onların ileri sürdüğü niteliklerden uzaktır ve şanı yücedir!
Cemal Külünkoğlu En'am Suresi 100. Ayet Açıklaması
Bkz. 2:116, 4:117-120, 18:50, 19:44, 34:41, 36:60-61
Putperestliğin zirvede olduğu dönemlerde bazı Araplar cinleri Allah’ın yardımcıları olarak görüyorlardı. Yahudiler, Uzeyr Peygamber’e, Hıristiyanlar ise İsa Peygamber’e Allah’ın oğlu diyorlardı. Müşriklerden bazıları da meleklere dişilik isnat ederek onların Allah’ın kızları olduğunu iddia ediyordu.
Diyanet İşleri (Eski)
Cinleri O yaratmışken kafirler Allah'a ortak koştular. Körü körüne O'na oğullar ve kızlar uydurdular. Haşa, O onların vasıflandırmalarından yücedir.
Cinleri Allah'a ortak koştular. Oysa ki onları da Allah yaratmıştı. Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. Hâşâ! O, onların ileri sürdüğü vasıflardan uzak ve yücedir.
Bazı Arap putperestleri cinleri Allah’a ortak koşarak onlara taparlardı. Onların da Allah’ın mahlûku olduğunu, mahlûk olan bir varlığın tanrı olamayacağını düşünemiyorlardı. Ayrıca yahudiler, Uzeyr Peygamber’e Allah’ın oğlu; hıristiyanlar da İsa Peygamber’e Allah’ın oğlu diyorlardı. Bazı müşrikler de meleklere dişilik vasfı isnat ederek Allah’ın kızları diyorlardı. İşte Allah Teâlâ bunlara işaret ederek kendisinin bu gibi vasıflardan münezzeh olduğunu ifade buyurmaktadır.
Edip Yüksel
ALLAH'a cinleri ortak koştular. Halbuki onları O yaratmıştır. Bilmeden O'na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. O'nun şanı yücedir, onların nitelemelerinden çok üstündür.
Onlar, Allah'a cinlerden de ortak koştular. Halbuki onları yaratan O'dur. Bilgileri olmadan O'na oğullar, kızlar uydurdular. O'nun şânı onların uydurdukları sıfatlardan münezzeh ve yücedir.
100,101. Bir de tuttular Allâha Cinleri (gizli mahlûkları) şerik koştular, halbuki o onları yarattı, bundan başka ona oğullar ve kızlar saçmaladılar, ne dediklerini bildikleri yok, onun zatı sübhanîsi semavât ve yerin mübdii, ona veled nasıl tasavvur edilir? ki bir eşi bulunmak mümkin değil, o her şeyi yaratmış ve her şeye alîm
Cinleri Ona (Allaha) ortak yapdılar. Halbuki bunları da O yaratmışdır. Bundan başka (ne dediklerini) bilmeden Onun oğulları ve kızları olduğunu da uydurub söylediler. Onun zâti ise vasfedegeldiklerinden çok uzakdır, çok yücedir.
(Onlar) cinleri de, Allah'a ortaklar saydılar; hâlbuki onları (da Allah) yarattı ve bilgisizce O'na oğullar ve kızlar uydurdular. O, onların vasfetmekte olduklarından çok münezzeh ve çok yücedir!
Onları Allah yarattığı halde, bilmedikleri, tanımadıkları şeyleri (cinleri) Allah’a ortaklar koştular ve bilgisizce “Allah’ın oğulları ve kızları var” diye yalan uydurdular. Allah onların vasıflandırdıkları şeylerden çok yüce ve uzaktır.
Cinleri Allah yaratmış iken onlar cinleri [⁵] ortak yaptılar. Hiçbir bilgileri olmaksızın Allah için oğullar, kızlar uydurdular. Allah bu gibi vasıflardan münezzehtir, pek yücedir.
İsmail Hakkı İzmirli En'am Suresi 100. Ayet Açıklaması
[5] Veya Melekleri.
Kadri Çelik
Onlar, Allah'a cinleri ortak koştular. Halbuki onları yaratan O'dur. Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar uydurdular. Hâşâ! O, onların nitelendirdiği şeylerden münezzehtir.
Fakat bunca açık delillere rağmen bazı câhiller, melek, şeytan, İblîs gibi varlıkları yani birtakım rûhânî kuvvetleri ve cinleri kendilerine kurtarıcı ve koruyucu edinip ilâhlık makâmına yücelterek Allah’a ortak koştular. Oysa gerek kendileri, gerek o tapındıkları varlıklar olsun, hepsini yaratan Allah’tır. Bir de, “Melekler, Allah’ın kızlarıdır.” Uzeyr ve İsa, Allah’ın oğludur.” diyenlerin yaptığı gibi, câhillikleri yüzünden Allah’a oğullar ve kızlar yakıştırdılar.Hayır; Allah, onların uydurduğu bu gibi acziyet ve noksanlık ifâde eden bütün niteliklerden uzaktır, yüceler yücesidir!
Onları da yaratmış iken, Cinnler’i Allah’a ortaklar koştular.
Bilgisizce, O’nun için oğullar ve kızlar uydurdular.
Vasıflandırdıkları şeylerden O münezzeh ve çok yücedir.
Onlar Allah’a cinlerden de ortaklar koştular.1 Hâlbuki onları da yaratan Odur. Bir de tuttular bilgisizce Ona oğullar ve kızlar uydurdular.2 Allah, onların kendisi hakkında uydurdukları sıfatlardan çok uzak ve pek yücedir.3
1 Bu ayet; “Onlar, Allah ile cinler arasında da bir soy bağı uydurdular. Oysa cinler de kesinlikle (kıyamet günü) huzurumuza getirileceklerini bilirler.” (Saffat: 158.) âyetinin de delâleti ile Allah ile iblis arasında bir nesep alâkası gerektiren iki birader gibi kabul ederek, “hayırların yaratıcısı Allah, şerrin yaratıcısı iblistir” diyen zındıklar hakkında nâzil olmuştur. Bu itikat, tam bir Mecûsi itikadıdır. Mecûsiler, bu âlemdeki bütün hayırlar nurdan (Hürmüz’den-Yezdan’dan) bütün şerler de zulmetten (Ehrimen’dendir) diye ikili bir din inancına sahiptirler. Esasen Zerdüştün “Zend” kitabına nispeti ifade eden Farsçadaki “zendik” ve Arapçadaki “zindık” Türkçeye “zındık olarak geçmiştir ve Mecûsilerin genel lakabıdır. Bütün Mecûsi mezheplerinde bir insanın anası ve kız kardeşi ile evlenmesi helâl kabul edilirdi. Mecûsilik içinde haram ve helâl tanımayan eski bir “ibahiyye fırkası” vardı ki, bunlar tüm kadınların ve malların ot, su mera gibi ortak kullanıma dâhil olduğunu söylerlerdi. Zındık tabirinin bu “Mazdekiyye” denilen ilk komünist fırkası için kullanıldığı da bilinmektedir. İçlerinde birçok sufi ekollerin de bulunduğu Müslümanlara, döneminin toplum mühendislerinden olan zındıklar, bunu mecusilikteki “Yezdan/Hürmüz-Ehrimen” ikilemini “Allah-Şeytan” ikilemi olarak inandırmışlardır. Zamanının en önemli toplum mühendislerinden olan Muhyiddin-i Arabi’nin, (Şeytanın Hileleri) Şeceret-ül Kevn isimli kitabındaki şeytan, Ehrimen’in Müslümanlara şeytan diye yutturulmasından başka bir şey değildir. Zira burada anlatılan şeytan, (hâşâ) İlahlık vasıflarına sahip ve Peygamber (a.s)’dan (hâşâ) daha akıllı bir mahlûk olarak gösterilmiştir. Bu gün pek çok Müslüman, şeytanı bir kötülük ilahı gibi görmekte hatta Allah’tan çok şeytandan, cinden, şefkat tokadından, karabasandan ve birilerinin çarpmasından… korkmaktadır. Bu itikatların tamamı mecusilikten gelmiştir ve bunlara bu şekilde inanmak küfürdür. İslam’a göre şeytan diye özel bir varlık yoktur. Şeytanlık tıpkı mü’minlik gibi bir sıfattır. Bu sıfatı ilk kazanan ise “iblis” isimli bir cindir. Bu sıfatlara sahip olan her insan ve cin şeytanın ta kendisidir. Sonuç olarak Allah’ı hakkıyla takdir etmeyen kâfirler veya Müslümanları kâfirleştirmek isteyen toplum mühendisleri, cinleri Allah’a eş tuttular. Hâlbuki onları da Allah yarattı. Ya'ni cinler de Allah’ın kuludur. Binaenaleyh mahlûku Halikına şerik ve rakip addetmeğe kalkışmak ve Allah’ın izni olmaksızın cinlerin âlemde ve insanlar üzerinde bir tesir yapabileceklerini farz etmek ve bu suretle Allah’ın mahlûkuna karşı bir aczine ihtimal vermek büyük bir hamakat, dalâlet ve açık bir küfürdür.2 Müşrik Araplar ve Sâbiîler, melekleri Allah’ın kızları, Mecusiler, Hürmüz ve Ehrimeni, Yahûdîler, Üzeyr’i, Hıristiyanlar, Mesih’i, Allah’ın oğulları kabul ettiler. Hattâ bunlara ilâhlık pâyeleri verdiler. Bu noktadan bakıldığında, bunların kâfirlikte birbirlerinden hiç farkları yoktur. 3 Buradaki cinler ifâdesi, bütün gözle görülmesi mümkün olmayan varlıkları, temsilen kullanılmış olabilir. Çünkü bu kâfirler sadece cinleri değil, melekleri, şeytanı, perileri, aklı, nefsi, maddeyi, kuvveti, rûhu, tabiatı, rûhaniyetleri, varlığı dahi olmayan iyi veya kötü rûhları, gizli güçleri, karanlığı ve aydınlığı bile kendilerine rab edindiler veya onları Allah’a denk gördüler.
Muhammed Esed
Ama bazıları bütün görünmez varlık türlerine 86 Allah'ın yanında (O'na denk) bir yer yakıştırmaya başladılar, halbuki onları[n tümünü] yaratan O'dur; ve cehaletleri yüzünden O'na oğullar ve kızlar isnad ettiler! 87 O, sonsuz ihtişam sahibidir ve insanların her türlü tasavvur ve tahayyülünü aşan bir yüceliğe sahiptir: 88
Allah’ın yarattığı görünmez varlıkları/cinleri O’na ortak koştular. Bilgisizce O’nun için oğullar ve kızlar yakıştırdılar. Oysaki O, onların bu çirkin yakıştırmalarından münezzeh ve çok yücedir. 34/40-41-42, 37/158, 72/6
Fakat görünmez varlık türlerine Allah’a denk bir makam yakıp yakıştırdılar, oysa ki onları da O yaratmıştı. Bir de cehaletleri yüzünden O’na oğullar ve kızlar peydahladılar. O’nun aşkın ve yüce olan zâtı, insanların her tür tasavvur ve tahayyüllerinin üzerindedir.
Ve Allah Teâlâ için cinleri ortak kıldılar. Halbuki, onları da o yaratmıştır. Ve Cenâb-ı Hakk'a bilmeksizin oğullar ve kızlar uydurdular, onun Zât-ı Subhanîsi ise vasfettiklerinden münezzehtir, müteâlîdir.
Böyle iken tuttular, cinleri Allah'a şerik yaptılar; halbuki bunları da O yaratmıştır. Bundan başka O'na birtakım oğullar ve kızlar yakıştırdılar. Ne dediklerini bildikleri yok! O, müşriklerin Kendisine isnad ettikleri bu gibi nitelendirmelerden münezzehtir, yücedir. [2, 116; 4, 117-120; 18, 50; 19, 44; 36, 60-61; 34, 41]
(Tuttular) cinleri Allah'a ortak yaptılar. Halbuki onları O yaratmıştır. Bilmeden O'na oğullar ve kızlar icadettiler. Haşa O, onların ileri sürdüğü niteliklerden münezzehtir!
Cinleri Allah'ın ortakları saydılar; oysa cinleri O yaratmıştır. Allah'ın oğulları ve kızları var diye bilgisizce kestirip attılar. O, onların tanımlamalarından uzak ve yücedir.
Allah'ın yarattığı cinleri O'na ortak koştular. Cahilce O'nun için oğullar ve kızlar icat ettiler. O, onların vasıflandırdıklarından münezzeh ve çok yücedir.
Onlar ise, hiçbir şey bilmedikleri halde, Allah'ın yarattığı cinleri(18) Ona ortak koştular, Ona oğullar ve kızlar yakıştırdılar. Oysa Allah, onların yakıştırdıklarından münezzeh ve yücedir.
(18) Burada ve 37:158’de “cin” deyimi cinleri, şeytanları, melekleri, ruhanî varlıkları kapsayacak şekilde, “görünmeyen varlıklar” anlamını ifade etmektedir.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'a bir de cinleri/gözle görülmeyen yaratıkları ortak koştular. Oysaki, onları O yaratmıştır. Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar isnat etme saçmalığını gösterdiler. Şanı yücedir O'nun! Onların nitelemelerinin ötesindedir O!