Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 948, sondan 5289. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 159. ayetidir. En'am Suresi 159. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 78 ve toplam ebced değeri ise 4338 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ان الذين فرقوا دينهم وكانوا شيعا لست منهم في شيء انـما امرهم الى الله ثم ينبئهم بما كانوا يفعلون
Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.
İbn Abbas, Mücâhid ve Katâde’den nakledilen bir rivayete göre “dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar”dan maksat yahudiler ve hıristiyanlar (İbn Atıyye, II, 367), yine İbn Abbas’a isnad edilen başka bir görüşe göre bunlar müşriklerdir (Râzî, XIV, 7). Zira, 100. âyetin tefsirinde de belirtildiği gibi İslâm’dan önceki Araplar çok çeşitli inanç gruplarına ayrılmışlardı. Ayrıca bu âyette, İslâm ümmeti içinde daha sonra ortaya çıkan gruplaşmalara işaret buyurulduğu da düşünülebilir. Her hâlükârda âyet-i kerîme, dinde birlik ve beraberliğin önemini vurgulamakta, bu hususta ayrılığa düşenlerin Hz. Muhammed’den de uzaklaşmış olacakları uyarısında bulunmaktadır.
Mehmet Okuyan
Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra (Allah) onlara yapmış olduklarını (mahşerde) bildirecektir.
Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlarla senin hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Sonra Allah, onlara yaptıklarını haber verecektir.[126]
[126] Dinde tefrikanın sonuçları hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VII, 31-34; XXI, 270-271.
Erhan Aktaş
Dinlerini parça parça edip, gurup gurup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra O, onlara yaptıklarını bildirecektir.
Gerçek şu ki: Dinlerini parça parça edip (rahatına ve menfaatine uygun emirleri yerine getirip, diğerlerini gereksiz görüp terk edenler) ve kendileri de grup grup olarak ayrılıp gidenler (var ya), Sen hiçbir şeyde onlardan değilsin (alâkanız kesilmiştir) . Onların işi ancak Allah'a (kalmış) dır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.
Dinlerini parçaparça, bölüp bölükbölük fırkalara ayrılanlarla hiçbir ilgin olamaz ve şüphe yok ki onların bu hareketlerini Allah soracaktır ancak ve sonra da işledikleri işleri haber verecektir onlara.
Dinlerinin bütünlüğünü bozup, gurup ve parçalara ayrılanlar var ya, senin onlara yapabileceğin bir şey yoktur. Unutma ki, onların işi Allah'a kalmıştır. Ve zamanı gelince, Allah onlara vaktiyle yaptıklarını gösterecektir.
Dinlerinden ayrılanlar, dinlerini, düzenlerini, kültürlerini ve medeniyetlerini, birliklerini parçalayanlar, tefrika içinde etkisiz itibarsız yaşayanlar, hizipleşerek ayrılık davası güdenler, birbirlerine düşmanca davranarak dinî ve insanî ilişkilerini kesen bölünmüş, baskıcı, zorba, medeniyetten nasiplenmemiş kapalı toplumlar, taraftarlar haline gelenlerle senin ve sana gelen dinin, senin ümmetinin hiçbir hususta bir ilişkiniz, bir benzerliğiniz yok. Onların hesabının görülmesi Allah'a kalmıştır. Sonra Allah yapmakta olduklarını birer birer ortaya koyarak onları hesaba çekecektir.
Dinlerini parça parça eden ve kendileri de değişik gruplara ayrılan kimselerle senin bir ilişiğin yoktur. Onların işleri Allah'ladır ve sonra O kendilerine ne yaptıklarını bildirir.
Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiç bir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah'adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.
Peygamberlerin bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr etmek veya hükümlerin bir kısmını inkâr etmek veya hükümlerin bir kısmını tanımamak suretiyle dinlerini ayrı ayrı fırkalara ayırarak parçalananlar var ya, senin onlarla hiç bir ilgin yoktur. Onların cezalandırılma işi Allah'a aittir. Sonra Allah, kendilerine, dünyada yaptıklarını ahirette haber verecektir.
Dinlerinde ayrım yapanlar ve grup grup olanların hiçbir şeyinde sen yoksun. Onların işi yalnızca Allah’adır. Allah, sonra, yapmakta oldukları şeylerin mahiyetini onlara haber verecektir.
İnançlarının bütünlüğünü bozup (tanınmaz hale getirerek) gruplara, fırkalara ayrılanlara gelince; onlar için yapabileceğin bir şey yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Zamanı geldiğinde Allah onlara vaktiyle yaptıklarını gösterecektir.
Cemal Külünkoğlu En'am Suresi 159. Ayet Açıklaması
“İnançların bütünlüğü” nden kastedilen İslâm Dininin kendisidir.Hangi tarihi isimlendirme altında olursa olsun Allah’a inanan ve dinine tabi olan herkes bu mesajın doğrudan muhatabıdır. Müslümanlar da bu mesajdan üzerlerine düşeni almak zorundadır. Zira bugün Müslümanların yaşadığı İslam’la Allah’ın gönderdiği İslam aynı değildir. Müslümanların yaşadığı İslam’a baktığımızda görüyoruz ki; bidatlerle, hurafelerle, menkıbelerle yozlaştırılan din statik bir hal alarak Arap kültürüyle bütünleşmiş ve daha sonra farklı grupların, mezheplerin, cemaatlerin elinde aslını kaybederek tanınmaz hale gelmiştir. Öyle ki; Rabbi Allah olan lakin Allah’ı dara düştüğü zaman hatırlayan,peygamberi Muhammed olan ancak Hz. Muhammed’i sadece bir şefaatçi olarak gören, kitabı Kur’an olan fakat Kur’an’ı bir tılsım gibi düşünen, dini İslam olan ama İslam’ı bir kimlik olarak kullanan, aklı olan ama aklını işletmek yerine atalarının aklıyla yaşayan bir ümmet meydana gelmiştir.
Diyanet İşleri (Eski)
Fırka fırka olup dinlerini parçalayanlarla senin hiçbir ilişiğin olamaz. Onların işi Allah'a kalmıştır, yaptıklarını onlara sonra bildirecektir.
Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.
Resûlullah (s.a.) şöyle buyurdu: Yahudiler yetmiş bir guruba ayrıldı, birinden başka hepsi cehennemdedir. Benim ümmetim de yetmiş üç guruba ayrılacaktır, birinden başka hepsi cehennemdedir. «O kurtuluşa eren gurup kimdir ya Rasûlallah?» sorusuna cevaben: «Onlar benim ve ashabımın gittiği yoldan gidenlerdir» dedi.
Edip Yüksel
Dinlerini parçalara ayırıp grup grup olanlarla senin hiç bir ilişkin yoktur. Onların işi ALLAH'a kalmıştır; sonra onlara durumlarını haber verecektir.
Peygambere yakıştırılan hadisleri ve ruhbanları izleyenler, mezhep mezhep, tarikat tarikat olmuşlardır. Bak 3:105; 23:52-56.
Elmalılı Hamdi Yazır
Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir.
Dinlerini tefrikaya düşürüb de şiy'a şiy'a olanlar var â, senin onlarla hiç bir alâkan yoktur, onların işi Allaha kalmıştır, sonra o kendilerine ne ettiklerini haber verir
Dînlerini (bir kısmına inanıb bir kısmını inkâr etmek suretiyle) parça parça edenler, ayrı ayrı fırkalar olanlar (yok mu?) sen hiç bir vech ile onlardan değilsin. Onların işi (cezası) ancak Allaha âiddir. Sonra O, ne yapıyorlardı, kendilerine haber verecekdir.
Muhakkak ki dinlerini parçalayıp fırka fırka olanlar yok mu, (sen) hiçbir hususta onlardan değilsin! Onların işi ancak Allah'a âiddir; sonra (O,) ne yapmakta olduklarını (tek tek) kendilerine haber verecektir.(1)
(1)Ebû Hureyre (ra) bu âyet hakkında: “Onlar, yani dinlerini parçalayıp fırkalara ayrılanlar, bu ümmet içinde çıkan ehl-i dalâlet fırkalarıdır” demiştir. Bir hadîs-i şerîfte de Peygamber Efendimiz (asm)şöyle buyurmuşlardır: “İsrâiloğulları yetmiş iki fırkaya ayrılmıştır. Benim ümmetim de yakında yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Birisi hâriç, hepsi ateştedir.” (Orada bulunanlar:) “Yâ Resûlallah! O hangisidir?” dediler. Buyurdular ki: “Ben ve ashâbımın yolunda olanlar (ehl-i sünnet ve’l-cemâat)tir.” (Celâleyn Şerhi, c. 2, 475-476)
İlyas Yorulmaz
Dinlerinde fırka fırka ayrılanlar ve fırkalarının vazgeçilmez taraftarları olanlarla senin hiçbir ilgin olamaz. Böylelerinin işleri Allah’a kalmıştır sonra Allah yaptıklarını onlara haber verecektir.
Dinlerini dağınık kılanlar, bölük bölük olanlar yok mu, sen hiçbir şeyde onlardan değilsin [³]. Onların işi ancak Allah/a aittir. Nihayet O; onların yapmış olduklarını kendilerine haber verecektir.
İsmail Hakkı İzmirli En'am Suresi 159. Ayet Açıklaması
[3] Senin onlar ile bir ilişiğin yoktur. Onlara taarruz etme, işi Allahla bırak veya sen onların dağınıklığından mes'ul değilsin.
Kadri Çelik
Dinlerini parça parça edip fırka fırka olanlar ile senin hiç bir ilişiğin olamaz. Onların işi Allah'a kalmıştır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.
İnançlarını özünden saptırarak tanınmaz hâle getiren ve bütün elçilerin ortak çağrısı olan hak dini paramparça edip birbirine düşman gruplara ayrılanlara gelince, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Ne onları izlemekle yükümlüsün, ne de yaptıklarından sorumlusun! Onların işi, ancak Allah’a kalmıştır; zamanı gelince yaptıkları her şeyi onlara bildirecek ve cezalarını verecektir.İşte o gün:
Dinlerini bölük bölük ayırmış ve gruplar olmuş kimselere gelince; onlardan bir sorumluluk içinde değilsin.
Onların işi, Allah’a kalmıştır.
Sonra, onlara yapıyor olduklarını bildirir.
Senin o dinlerini bölük-pörçük, kendilerini de param-parça edenlerle1 hiçbir ilişkin yoktur. Artık onların işi Allah’a kalmıştır, zamanı gelince (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir.
1 Yani, bunlar: Dinin bir kısım emirlerini tanıyıp, bir kısmını tanımayarak parçalayan, dinlerini çeşitli emeller, mabutlar ve önderlerle çatallandıran veya “din, insanın rûhuna aittir, hayatına karışmaz, din başka, devlet başkadır” diyerek, dinlerini birçok işlerinden ayıranlardır. Veya bu suretlerden biriyle hak dinlerinden ayrılmaya kalkışanlar, çalışmalarını tevhit için değil, ayrışma için sarf edenler ve parça parça olanlar. Yani her biri ayrı bir reise ve başka bir his ve hevaya taraftarlık ederek fırka fırka olup tefrikaya düşenlerdir. Yahudiler ve Hristiyanlar da böyle olmuşlar ve maalesef Müslümanlar da her sıkıntılı dönemlerinde bu hallere düşmüşlerdir. Nitekim Efendimiz (a.s): “Yahudiler yetmiş bir fırkaya ayrıldı, birinden başka hepsi Cehennemdedir. Hristiyanlar yetmiş iki fırkaya ayrıldı birinden başka hepsi cehennemdedir. Ümmetim de yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Birinden başka hepsi cehennemdedir.” buyurunca, “O bir fırka-i naciye kimdir ya Rasulâllah!” sorusuna: “onlar benim ve ashabımın üzerinde gittiğimiz yolda gidenlerdir.” buyurmuştu. Buradan, Yahudilerden bir, Hristiyanlardan bir ve Müslümanlardan bir olmak üzere üç fırka-i naciye yoktur. Her zaman için bir fırka-i naciye vardır ki o da Peygamber (a.s)’ın ve ashabının yürüdükleri hak yolda, tevhit yolunda yürüyenlerdir. (Elmalılı)
Muhammed Esed
İNANÇLARININ bütünlüğünü bozarak gruplara, fırkalara ayrılanlara gelince: onlar için yapabileceğin bir şey yoktur. 161 Unutma, onların işi Allah'a kalmıştır: ve zamanı geldiğinde Allah onlara vaktiyle yaptıklarını gösterecektir.
Dinlerini parça parça edip, gruplara ayrılanlar ile senin hiçbir ilişkin olamaz. Onların işi Allah’a kalmıştır. İleride Allah, onlara yapıp ettiklerini bildirecektir. 21/92-93, 23/53, 30/32
Dinlerini paramparça edip fırka fırka olanlara gelince: Senin onlarla hiçbir alakan yok. Zira onların işi yalnız Allah’a kalmıştır: Sonunda Allah onlara yaptıklarının hesabını soracaktır.
Şüphesiz o kimseler ki, dinlerini tefrikaya düşürdüler ve muhtelif fırkalara ayrıldılar. Sen hiçbir şeyde onlardan değilsin. Onların işleri ancak Allah'a aitir. Sonra onlara ne yapar olduklarını haber verecektir.
Dinlerini parça parça edip fırka fırka olanlar yok mu, senin onlarla hiç bir alakan yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Allah, onların yaptıklarını ileride bir bir onlara bildirip cezalarını verecektir.
Müşriklerin durumu bildirildikten sonra 154. âyetten itibaren Yahudi ve Hıristiyanların dini gruplaşmalarına işaret ediliyor. Bu âyeti gayr-i müslimler hakkında düşünen âlimler yanında, Müslümanlar arasında çıkan bid’at fırkalarını kapsayacağını düşünenler de vardır. Âyet, dinin hükümlerinin bir kısmına inanmayan ve böyle bir parçalanmadan ileri gelen fırkalara da şamildir. Fakat dinin kesin hükümlerini inkâr etmeyen muteber içtihad, fıkhî mezhep, tasavvufî meşreb veya uygulamada ortaya çıkan dini hizmet gruplarını bu âyeti ileri sürerek mahkûm etmek, bu âyeti yanlış anlamak olur. Onun için müfessir İbn Kesir: “Zahir olan odur ki âyet; Allah’ın dininden ayrılan ve ona muhalif olanlar hakkındadır.” diye uyarmaktadır.
Süleyman Ateş
Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir.
Dinlerini bölük bölük edip her biri bir kişinin taraftarı olmuş olanlar var ya, sen hiçbir konuda onlardan olamazsın. Onların işi Allah’a kalmıştır. Daha sonra Allah, onların yaptıklarını kendilerine bildirecektir.
Dinlerini parça parça edip, gruplara ayrılanlar ile senin bir ilgin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. İleride onlara ne yaptıklarını bildirecektir.
Dinlerini parçalayıp da bölük pörçük olanlara gelince, senin onlarla hiçbir ilgin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır; işlemekte oldukları şeyi onlara O bildirir.
Dinlerini parça parça edip fırkalara, hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Allah onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir.
Taḥḳīḳ anlar kim ayırdılar dīnlerini, daḫı oldılar bölük bölük. Sen anlardandegülsin bir nesne üzere ya‘nī anlardan birisi. Anlaruñ işleri Allāha ḳaldı.Andan ṣoñra ḫaber virür anlara, anı kim işlerlerdi.