Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 949, sondan 5288. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 160. ayetidir. En'am Suresi 160. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 64 ve toplam ebced değeri ise 3600 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
من جاء بالحسنة فله عشر امثالها ومن جاء بالسيئة فلا يجزى الا مثلها وهم لا يظلمون
Hasene, dinin ve aklıselimin iyi ve doğru kabul ettiği her türlü inanç, tutum ve davranışı, seyyie de bunların zıddını ifade eder. Her ne kadar bazı âlimler buradaki haseneyi “kelime-i tevhid”, seyyieyi de “küfür” ve “şirk” şeklinde açıklamışlarsa da âyetin genel olan lafzını bu şekilde tahsis etmek için sebep yoktur (Râzî, XIV, 8). Nitekim Taberî’nin bu âyet münasebetiyle aktardığı bir rivayete göre ashabdan Ebû Zer’in “Yâ Resûlellah! ‘Lâ ilâhe illallah’ sözü hasenâttan mıdır?” sorusuna Hz. Peygamber’in verdiği “Hem de en üstünü!” şeklindeki cevap (VIII, 108), hasenenin, kelime-i tevhidi de içine alan geniş kapsamlı bir kavram olduğunu göstermektedir.
Burada da görüldüğü gibi bazı âyet ve hadislerde kötülüğün karşılığının dengi ile, iyiliğin karşılığınınsa fazlasıyla verileceği bildirilmiş; bu fazlalık yukarıdaki âyette “on misli” olarak belirtilmiştir. Diğer âyetlerde ise, böyle bir miktar belirtilmeden hasenenin “kat kat fazlasıyla” (Nisâ 4:40), “daha iyisiyle” (Neml 27:89), “daha güzeliyle” (Şûrâ 42:23) karşılık bulacağı bildirilmekle yetinilir. Bütün ilgili kaynaklarda, 160. âyete dayanılarak, bir iyiliğin mükâfatının en az on misli fazla olacağı, ikinci âyetler grubunun bundan daha büyük miktarları gösterdiği ifade edilmiştir. Hatta Enes b. Mâlik’in rivayet ettiği bir hadiste, cennet ehlinin dilekleri üzerine Hz. Peygamber’in şefaati sayesinde, “kalbinde zerre kadar bir hayır (iman) bulunan kimse”nin bile cehennemden kurtulacağı bildirilmiştir (Buhârî, “Tevhîd”, 19; Müslim, “Îmân”, 304).
Hadis şârihlerinin ayrıntılı olarak incelediği (meselâ bk. Nevevî, Şerhu Müslim, I, 148-152; İbn Hacer, Fethu’l-bârî, XXIV, 115-123) bazı hadislere göre istenip de yapılmayan kötülük yazılmayacak, yapılan da bir tek kötülük olarak yazılacak; buna mukabil yine istenip de yapılmayan iyilik bir iyilik olarak, yapılan da on mislinden 700 misline kadar katlanarak yazılacaktır. Bu hadislerin birinde “700 misli”nden sonra bir de “daha çok katlanarak” ifadesi yer alır (Buhârî “Rikāk”, 31; “Tevhîd”, 35; Müslim, “Îmân”, 203-207). İbn Hacer’in oldukça mâkul gelen bir görüşüne göre iyilik, bir fiil ve davranış olarak 700 misline kadar ödüllendirilir. Şu var ki, bu davranışın arkasındaki iyi niyet, ihlâs, azim ve kararlılık, gönül huzuru gibi yüksek duygu ve düşüncelere, ayrıca yapılan işin kalitesine, hayır ve menfaatinin kapsamına vb. müsbet niteliklerine göre ecri de yüksek olur (Fethu’l-bârî, XXIV, 118).
Şuna da işaret etmek gerekir ki, daha başka benzerleri yanında, özellikle “Kim (ilâhî huzura) iyilikle gelirse ona daha iyisi verilir... Ama kimler de kötülükle gelirse işte onlar yüzüstü cehenneme atılırlar. Yaptıklarınızın karşılığından başkasını mı göreceksiniz?” (Neml 27:89-90) meâlindeki âyetle Kasas sûresinin aynı mahiyetteki 84. âyetini dikkate alarak iyiliklerin karşılığının fazlasıyla verilmesi, şefaat ve af gibi konularda, insanları dinî ve ahlâkî görevlerini ihmal etmeye kadar götürebilecek aşırı iyimserliklerden, boş ümitlerden de kaçınmak gerekmektedir.
Mehmet Okuyan
Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse ona getirdiğinin on katı vardır. Kim de kötülükle gelirse o sadece getirdiğinin dengiyle cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Benzer mesajlar: En‘âm 6:160; Tevbe 9:121; Nahl 16:96, 97; Nûr 24:38; Neml 27:89; ‘Ankebût 29:7; Zümer 39:35; Ahkâf 46:16; Necm 53:31.,Benzer mesajlar: Bakara 2:261, 272, 273; Enfâl 8:60; Yûnus 20:27; Nahl 16:126; Hacc 22:60; Neml 27:89-90; Kasas 28:84; Yâsîn 36:54; Zümer 39:10; Mü’min 40:40; Şûrâ 42:40; Müzzemmil 73:20; Nebe’ 78:36. Konuyla ilgili ayetlerden anlaşılıyor ki iyiliklerin ödülleri “en az” o iyilik kadar, hatta sınırsız olabilir. Kötülüklerin karşılığı ise affedilmezlerse “en fazla” o kötülük kadardır.
Bayraktar Bayraklı
Kim Allah'ın huzuruna bir güzellik getirirse ona, getirdiğinin on katı vardır. Kim de kötülük getirirse, o sadece getirdiğinin dengi ile cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.
(Dünyada iken) Kim bir iyilikle gelirse (hayır işlerse), kendisine bunun on katı verilecektir, (varlığı ve sağlığı bereketlenecektir;) kim de bir kötülükle gelirse, onun mislinden başkasıyla ceza görmeyecek ve onlara haksızlık edilmeyecektir. (Ancak ahirette, mü’minlere hayır ve sevapların karşılığı sonsuz şekilde arttırılıp karşısına çıkacak ve ebedi cennet nimetlerine erişeceklerdir.)
Kim bir iyilikle Tanrı tapısına gelirse ona, yaptığının on misli mükafat verilecektir ve kim bir kötülükle gelirse ancak ona karşılık ve onun misli bir ceza ile cezalandırılacaktır ve onlara zulmedemeyecektir.
Kim Allah'ın huzuruna iyi bir iş ve davranışla çıkarsa, bu yaptığının on katını kazanacaktır. Ama kim de kötü bir iş ile Rabbinin huzuruna çıkarsa, onun aynısıyla cezalandırılacaktır. Ve kimseye de haksızlık yapılmayacaktır.
Kim Allah'ın huzuruna işlediği iyi amellerle gelirse, ona getirdiğinin on katı vardır. Kim de kötü amellerle gelirse, o sadece getirdiği kadarıyla cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmayacaklar.
Kim bir iyilik getirirse ona on katı karşılık vardır. Kim de bir kötülük getirirse o da ancak yaptığının misliyle cezalandırılır ve onlara haksızlık edilmez.
Kim bir iyilikle gelirse, kendisine bunun on katı vardır, kim bir kötülükle gelirse, onun mislinden başkasıyla cezalandırılmaz ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Kim bir hayırlı ve güzel âmelle gelirse, ona, on misli sevap verilir. Kim de bir günah ile gelirse, ona ancak misli ile (günahı kadarla) ceza edilir. Onlar (gerek iyilik gerek kötülük yapanlar) haksızlığa uğratılmaz.
Cemal Külünkoğlu En'am Suresi 160. Ayet Açıklaması
Bkz. 4:40, 27:89, 28:84“İyilikle gelene on katının verilmesi” ifadesinden anlıyoruz ki Allah, kulunun ebedi nimetlerden yararlanması için büyüklüğünü gösteriyor. Mücrimlere tevbe kapısını bunun için açık tutuyor, günahkârlara rahmetinin sınırsızlığını bu nedenle müjdeliyor, pişmanlık duyanlara istiğfarın yolunu bu sebeple gösteriyor. Cehennemi anlatan ve tasvir eden ayetlerin sonunda kul kendine gelsin ve azap görmesin diye bağışlayıcılığını, rahmetinin sınırsızlığını onun için dile getiriyor.
Diyanet İşleri (Eski)
Kim ortaya bir iyilik koyarsa ona on katı verilir; ortaya bir kötülük koyan ise ancak misliyle cezalandırılır; onlara haksızlık yapılmaz.
Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse ona getirdiğinin on katı vardır. Kim de kötülükle gelirse o sadece getirdiğinin dengiyle cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Kim (Allaha) bir iyilikle, güzellikle gelirse işte ona bunun on katı. Kim de bir kötülükle gelirse bu, o mıkdardan başkasıyle cezalanmaz. Onlar (yâni iyilik edenler de, fenalık yapanlar da) haksızlığa uğratılmazlar.
Kim iyilikle gelirse, artık kendisi için onun (o iyiliğin) on misli vardır! Kim de kötülükle gelirse, bunun üzerine ancak misliyle cezâlandırılır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.(2)
(2)“İşte ey gāfil insan! Bak Cenâb-ı Hakk’ın fazlına ve keremine! Seyyieyi (kötülüğü) bir iken bin yazmak, haseneyi (iyiliği) bir yazmak veya hiç yazmamak adâlet olduğu hâlde, bir seyyieyi bir yazar; bir haseneyi on, bazen yetmiş, bazen yedi yüz, bazen yedi bin yazar. Hem şu nükteden anla ki, o müdhiş Cehenneme girmek cezâ-yı ameldir (amelin karşılığıdır), ayn-ı adildir (adâletin ta kendisidir). Fakat Cennete girmek mahz-ı fazıldır (sâdece lütuf iledir).” (Sözler, 23. Söz, 110)
İlyas Yorulmaz
Kim bir iyilik yaparak gelirse, yaptığı iyiliğin on katı kendisine karşılık olarak verilir. Kimde kötülüklerle gelirse, yalnızca kötülüğünün karşılığı ona ödenir ve kimseye zulmedilmez.
Her kim Rabb’inin huzuruna bir iyilik ile gelmişse, kendisine bunun karşılığı olarak en az on katı verilecektir; kim de bir kötülük ile gelmişse, sadece kötülüğüne denk bir ceza görecek ve onlara zerre kadar haksızlık yapılmayacaktır.O hâlde, ey Müslüman!
Kim (Allah’ın huzuruna) bir iyilikle varırsa kendisine (en az) on katı1 (sevap) verilir. Kim de Allah’ın huzuruna bir kötülük ile varırsa onlar haksızlığa uğratılmaksızın2 sadece onun aynısıyla cezâlandırılır.
1 Bu on, ifâdesi çokluktan kinâye olarak da anlaşılabilir. O zaman bu bölüm: “Kim (Allah’ın huzuruna) bir iyilikle varırsa, kendisine kat kat (sevap) verilir.” diye tercüme edilebilir. Bk. (Bakara: 261, Neml: 89, Kasas: 84)2 Burada akla; “sadece Allah’ı inkâr için, sonsuz bir cezâ verilmesi zulüm olmaz mı?” sorusu gelebilir. Bunda bir zulüm yoktur. Çünkü Hakkı bir anlık inkâr, ebedî olan Allah’ı sonsuz olarak inkâr, demektir. Yani, Allah’ın rahmetini ebedî olarak rettir. Böyle olunca, sonsuz Allah’a karşı yapılan, sonsuz inkârın karşılığının da sonsuz olması, adaletin gereğidir.
Muhammed Esed
Kim [Allah'ın huzuruna] iyi bir iş ve davranışla çıkarsa bu yaptığının on katını kazanacaktır; ama kim de kötü bir fiil ile çıkarsa onun aynı-sıyla cezalandırılacaktır; ve kimseye haksızlık yapılmayacaktır. 162
Kim ilahi huzura bir iyilik ile gelirse, ona onun on katı vardır; kim de bir kötülük ile gelirse, ona da yalnızca yaptığının karşılığı vardır ve onlar asla haksızlığa uğramayacaklardır. 27/89, 28/84, 40/40,
Kim (İlâhî mahkemeye) bir iyilikle gelirse yaptığının on katını kazanacaktır;[1149] ama kim de bir kötülükle gelirse onun aynısıyla cezalandırılacaktır: fakat hiç kimseye haksızlık yapılmayacaktır.
Mustafa İslamoğlu En'am Suresi 160. Ayet Açıklaması
[1149] Haseneye fazlasıyla kıymet biçileceği muştusu (Hasenât ve sâlihât farkı için bkz: 103:3, not 4). Yunus 26’daki ziyâdenin bir açılımı niteliğindedir. Rakam bildirilmesi, insan zihninin çalışma yasasıyla alâkalı bir teşvik ifadesidir. Matematiğin diliyle söylersek: Ölçülemeyen değerlendirilemez, değerlendirilemeyen artırılamaz. Eylem kalitesinin artması için ölçme ve değerlendirme yeteneğinin önemine dikkat çekilmektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Her kim bir iyilik ile gelirse kendisi için onun on misli vardır. Ve her kim bir kötülük ile gelirse o ancak onun misli ile cezalandırılır. Ve onlar zulme uğramazlar.
Kim Allah'a güzel bir işle gelirse, iyilik işlerse, ona on misli verilir; kim de bir kötülükle gelirse, sadece kötülüğüne denk bir ceza görür ve hiç kimseye haksızlık edilmez. {KM, Matta 19, 29}
Allah'ın huzuruna bir iyilikle gelene, onun on katı sevap vardır. Kötülükle gelen ise, sadece onun misliyle ceza görür; hiç kimseye haksızlık edilmez.(30)
(30) Bu âyeti açıklayan bir hadis-i şerif de şöyledir: “Allah iyilikleri de, kötülükleri de yazar. Kim bir iyiliğe niyet eder, ama onu yapamazsa, Allah ona tam bir iyilik yazar. İyiliğe niyet eder ve onu yaparsa, Yüce Allah ona on mislinden yedi yüz misline, hattâ çok daha fazlasına kadar sevap yazar. Eğer bir kimse bir kötülüğe niyet eder, fakat onu yapmazsa, Allah ona da tam bir sevap yazar. Kötülüğe niyet edip de onu yaparsa, Allah ona bir günah yazar.” (Müslim, İman: 207; Tirmizî, Tefsir 6:10.) Hadisten de anlaşılacağı gibi, bir iyiliğe karşılık on sevap, Allah katındaki ödüllerin alt sınırını teşkil etmektedir. 2:261’de ve bu hadiste de geçtiği gibi, Allah’ın yedi yüz ve daha fazla misliyle ödüllendireceği iyilikler de vardır. Gerçekten de Allah, lütuf ve keremi pek bol olan bir rahmet sahibidir.
Yaşar Nuri Öztürk
Kim bir güzellikle gelirse ona, getirdiğinin on katı var. Kötülükle gelene ise yaptığı kadarından fazla ceza verilmez. Onlar, haksızlığa uğratılmayacaklardır.