Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 841, sondan 5396. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 52. ayetidir. En'am Suresi 52. ayetinin kelime sayisi 25, harf sayısı 105 ve toplam ebced değeri ise 7600 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ولا تطرد الذين يدعون ربهم بالغدوة والعشي يريدون وجهه ما عليك من حسابهم من شيء وما من حسابك عليهم من شيء فتطردهم فتكون من الظالمين
Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.[176]
Kureyş’in ileri gelenleri Hz. Peygamber’e, “Fakir müslümanları yanından kovarsan seninle gelir otururuz” demişlerdi. Hz. Peygamber de “Ben mü’minleri kovamam” buyurmuştu. Onlar, “Bari biz senin yanına geldiğimizde onlar kalkıp gitsinler, biz çıkınca girsinler. Çünkü biz bunlarla oturmayı gururumuza yediremiyoruz,” demişlerdi. Resûlullah da bu kişilerin bu sayede müslüman olabileceklerini düşünerek teklifi kabul etmek üzere iken bu âyet-i kerime inmiştir.
Bu âyetin işaret ettiği bir olayla ilgili olarak Müslim’in Sahîh’i (“Fezâilü’s-sahâbe”, 45-46) ve diğer bazı hadis kaynaklarında yer alan bir rivayete göre Hz. Peygamber’in, Abdullah b. Mes‘ûd, Bilâl-i Habeşî, Ammâr b. Yâsir gibi bazı yoksul ve kimsesiz sahâbîlerin de bulunduğu bir toplulukla birlikte olduğu bir sırada müşriklerin ileri gelenleri Hz. Muhammed’le görüşmek istediklerini, ancak bunun için yanındaki müslümanları oradan uzaklaştırması gerektiğini, zira kölelerle ve yoksullarla bir arada bulunmayı kendilerine yakıştıramadıklarını bildirmişlerdi. Resûlullah “Ben müminleri kovamam” cevabını verince, hiç olmazsa kendileri geldiğinde onların ayakta durmasını istemişler; Hz. Peygamber, belki onlara İslâm’ı kabul ettirebileceği ümidiyle bu son teklifi kabul etmeyi düşünürken kendisini ikaz edip bu düşüncesinden vazgeçiren 52. âyet inmiştir. Ancak müfessirlerin çoğu bu sûrenin, parça parça değil, tamamının bir defada indiğini bildiren haberleri de dikkate alarak, bu âyetin söz konusu olayla ilişkisi olamayacağını ifade etmişlerdir. Âyetin böyle bir olay üzerine indiği kabul edilse bile, bu olayın sadece âyetteki evrensel ahlâkî öğretinin ortaya konması için bir vesile oluşturduğu düşünülmelidir.
“Onların hesaplarından sana sorumluluk yoktur...” cümlesindeki “onlar” zamiriyle müşriklere işaret edildiğini düşünenler olmuşsa da ağırlıklı görüş, bununla yukarıda anılan müslümanların kastedildiği yönündedir. Rivayete göre müşrikler, Hz. Peygamber’in çevresinde toplanan söz konusu kişilerin, aslında –samimi dindarlıklarından değil– barınma imkânı buldukları, yiyip içtikleri için orada toplandıklarını ileri sürmüşlerdi. İşte –bir görüşe göre– âyet-i kerîmede, öyle olsa bile, Resûlullah ile o yoksul müslümanların sorumluluklarının ayrı olduğu, herkesin kendi yapıp ettiklerinin sorumluluğunu yine kendisinin taşıdığı bildirilerek Resûl-i Ekrem’in onlara olan ilgisini sürdürmesi istenmiş, aksi halde haksızlık yapmış olacağı ifade edilmiştir. Başka bir yoruma göre bu insanlar sabah akşam ibadet ve taatle meşgul oldukları için maişetlerini temin edemeyecekler kaygısıyla Hz. Peygamber’in onları –işlerine güçlerine baksınlar diye– meclisinden ayrılmaya zorlamaması istenmiş; onların geçimleriyle ilgili hesabın kendisine ait olmadığına yani ne yiyip ne içeceklerini hesap etmesi gerekmediğine, çünkü herkesin rızkını verenin Allah Teâlâ olduğuna işaret buyurulmuştur (Râzî, XII, 236-237).
Hangi şekilde yorumlanırsa yorumlansın bu âyet, İslâm dininde insanın, mevki, zenginlik ve soyuna göre değil iman zenginliğine, Allah’a saygı ve ruh yüceliğine göre değer taşıdığını ortaya koyması, ayrıca Hz. Peygamber’in yüce ahlâkının Kur’an ilkelerine göre şekillendiğini göstermesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Âyetin sonunda Resûlullah’a sorumluluğu hatırlatıldıktan sonra, kâfirlerin gözünde değersiz olsalar bile, iman ve yaşayışlarıyla Allah nezdinde değerli olan insanlara karşı küçültücü davranışlarda bulunan bir kimsenin, –farzımuhal bu kimse peygamber bile olsa– zalim olarak gösterilmesi son derece ilgi çekicidir. Muhtemelen yukarıda sözü edilen altı kişiden biri olan Habbâb’ın anlattığına göre bu âyetin inmesinden sonra Hz. Peygamber’le yoksul ve kimsesiz müslümanlar arasındaki yakınlık o kadar artmıştır ki meclislerde diz dize oturur olmuşlar; Hz. Peygamber daha önce, bir aradayken yanındakilerin kalkmasını beklemeden kendisi kalkarken bu âyet geldikten sonra incitici olmasın diye daima onların kalkmasını beklemiştir (Zemahşerî, II, 16).
Mehmet Okuyan
O’nun rızasını isteyerek Rablerine sabah akşam dua edenleri kovma! Onların hesabından sana herhangi bir şey (sorumluluk), senin hesabından da onlara herhangi bir şey (sorumluluk) yoktur ki onları kovup da zalimlerden olasın.
Bu ayet Hûd 11:27-30, Kehf 18:28, Şu‘arâ 26:114 ve 215. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Bu ayet Bakara 2:134, 141, 272, 286, En‘âm 6:164, İsrâ 17:13-15, Lokmân 31:33, Fâtır 35:18, Zümer 39:7, Fussilet 41:46, Câsiye 45:15, Necm 53:38-39 ve Zilzâl 99:7-8. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
Bayraktar Bayraklı
Rabblerinin rızâsını isteyerek sabah akşam O'na yalvaranları yanından kovma! Onların hesabından sana bir sorumluluk, senin hesabından da onlara herhangi bir sorumluluk yoktur ki, onları kovup da zâlimlerden olasın.
Rabb'lerinin vechini¹ dileyerek sabah akşam² O'na yönelenleri uzaklaştırma.³ Onların hesabından sen, senin hesabından da onlar sorumlu değil. Eğer onları kendinden uzaklaştırırsan zalimlerden⁴ olursun!
1- Hoşnutluğunu, O'nunla birlikte olma arzusunu. 2- Devamlı, gün boyu. 3- Statüleri gereği toplumun ileri gelenlerinin beğenisi için, yoksul, yoksun ve güçsüz olanları ikinci planda bırakacak bir davranış içine girme. 4- Haksızlık yapanlardan.
Ahmet Akgül
(Ey Nebim, kâfirlerin ve gafillerin keyfi için) Sabah akşam -O'nun yüzünü (Allah'ın rızasını) dileyerek- Rablerine dua edenleri sakın kovmaya kalkmayasın! Onların (eğer varsa bazılarının gizli ve kirli) hesabından Senin üzerinde bir şey (yükümlülük), Senin hesabından da (onlara) bir şey (yükümlülük) yoktur ki onları kovman gereksin. Yoksa zalimlerden olup kalırsın (ve kınanırsın).
Sabah, akşam, razılığını dileyerek Rablerine dua edenleri kovma; ne onlardan, herhangi bir hususta sen sorumlusun, ne de senin amelinden onlara bir şey sorulur, onun için onları kovup da haksızlık edenlerden olma.
O halde, Rablerinin rızasını isteyerek, sabah akşam Allah'a yalvaran, ekonomik ve sosyal yönden güçsüz olan insanları, inanmayan kimselerin; “çevresinde fakirler toplanmıştır” diye alay etmeleri yüzünden yanından kovma. Sen onların hesabından sorumlu değilsin, tıpkı onların da hiçbir şekilde senden sorumlu olmadıkları gibi. Öyleyse o fakirleri kovarsan, varlık sebebine aykırı davranmış olursun.
Sadece Allah'ın rızasını dileyerek, sabahları erken ve akşama doğru Rablerine kulluk, ibadet ve dua edenleri kovma. Onların dînî-şer'i hesabıyla ilgili sana bir sorumluluk yok. Senin dînî-şer'i hesabınla ilgili de onların bir sorumluğu yok. Onları yanından kovduğun takdirde Allah'ın emirlerine âsi olan zâlimlerden olursun.
Rabblerinin rızasını umarak sabah akşam O'na yalvaranları yanından kovma. Onların hesaplarından senin üzerine senin hesabından da onların üzerine bir sorumluluk yok ki, onları yanından kovup da zalimlerden olasın.
52-53.İbnu Hibban ve Hakim`in Sa`d bin Ebi Vakkas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre bu ayeti kerime (sahabenin fakirlerinden olan) altı kişi hakkında indirilmiştir. Müşrikler kendilerinin bunlarla birlikte Resulullah (a.s.)`ın huzurunda bulunmaktan utandıklarını söyleyerek bu kişileri huzurundan kovmasını istemişlerdi. Resulullah (a.s.) bu istek karşısında bir tereddüde düştü. Bunun üzerine ayeti kerime indirildi.Ahmed bin Hanbel, Taberani ve İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre de, Kureyş`ten bazı kimseler Resulullah (a.s.)`ın yanına uğradılar. Bu sırada Resulullah (a.s.)`ın yanında Habbab bin Eret (r.a.), Suheyb (r.a.) ve Ammar (r.a.) gibi sahabiler vardı. Kureyşiler: "Ey Muhammed! Sen bunların seninle birlikte olmalarından hoşnut musun? Allah`ın aramızdan kendilerine lütfettiği kimseler bunlar mıdır? Eğer sen bunları kovarsan biz sana uyarız!" dediler. Bunun üzerine bu ayeti kerimeler indirildi. Bu rivayette 51. ayeti kerimenin başından 55. ayeti kerimenin sonuna kadar olan kısmın tamamının bu olayla ilgili olarak indirildiği ifade edilmiştir.İbnu Cerir`in İkrime`den rivayet ettiğine göre de Kureyşiler Resulullah (a.s.)`ın söz konusu fakir sahabileri huzurundan kovması için amcası Ebu Talib`e teklifte bulunmuşlardır. Bu rivayette teklifte bulunan Kureyşilerin adları da sayılmıştır. Bu olayla ilgili daha başka rivayetler de nakledilmiştir. Ancak bütün rivayetlerin ortak yanı bu ayeti kerimelerin Kureyşilerin Resulullah (a.s.)`tan fakir sahabileri huzurundan kovmasını istemeleri üzerine indirildiğine işaret edilmesidir. Yüce Allah bu fakir Müslümanları yanından ayırmaması konusunda Resulullah (a.s.)`a bir başka ayeti kerimesinde de şöyle bir hatırlatmada bulunmuştur: "Allah`ın rızasını isteyerek sabah ve akşam Rabblerine dua edenlerle beraber sen de sabret. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan ayırma." (Kehf Suresi, 18:28)
Ali Bulaç
Sabah akşam -O'nun yüzünü (rızasını) dileyerekRablerine dua edenleri kovma. Onların hesabından senin üzerinde birşey (yükümlülük), senin hesabından da bir şey (yükümlülük) yoktur ki onları kovman gereksin. Yoksa zalimlerden olursun.
Rablerinin rızasını dileyerek sabah ve akşam O'na dua edenleri (fakirleri), fakirlerle bir arada bulunmak istemiyen müşriklerin arzusuna uyarak, yanından kovma. Onların (o fakirlerin görünüşte iyi olan halleri hakikatte fena olsa bile) hesabından sana hiç bir şey gerekmez ve senin hesabından da onlara bir şey yoktur. Bunun için, onları kovarsan, zulmedenlerden olursun.
Sabah-akşam Rablerinin rızasını umarak ona dua edenleri sakın kovma. Ne sen onlardan sorumlusun ne de onlar senden sorumlulardır ki onları kovup zalimlerden olasın.
Akşam, sabah, Tanrılarına yalvararak, onun hoşnutluğun istiyen kimseleri kovmayasın sen, ne onların hesabından senin üstüne, ne de senin hesabından, onlara bir şey düşer, sen onları kovarsan zalimlerden olursun
Sırf Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam O'na kulluk eden (fakir)leri, (inkârcılar istiyor diye) yanından uzaklaştırma! (Sen fakirlerle berabersin diye ekâbir takımı iman etmese de) onların hesabından sana (hiçbir sorumluluk) düşmez ve senin hesabından da onlara bir şey düşmez. Bu yüzden onları kovarsan zalimlerden olursun.
Bkz. 18:28, 26:112-114Mekke’deki bazı müşrik önderleri (sözde ekâbir takımı), Hz. Peygamber’in köleleri ve (onlara göre) alt tabaka diye tabir edilen kimseleri etrafından uzaklaştırması halinde Hz. Muhammed’le birlikte olacaklarını bildirmişlerdi. Sa’d b. Ebi Vakkas’ın anlattığına göre; Hz. Peygamberin yanında altı kişi bulunuyordu. Müşrikler Peygamberimize: “Yanında bulunan şu adamları uzaklaştır ki, bize karşı cüretkâr davranmasınlar” dediler. Peygamberimizin yanında bulunanlardan biri bendim, biri İbni Mesut, biri de Hüzeyl kabilesinden bir kişi, diğer biri de Bilal idi. Bir de isimlerini hatırlayamadığım iki kişi vardı. Bunun üzerine Peygamberimizin gönlünde yüce Allah’ın geçmesini istediği düşünce geçti ve bu ayet nazil oldu.Bu konuda Hz. Nuh’un Kur’an’da yer alan, inkârcıların taleplerine verdiği cevap buna benzer niteliktedir. “(Nuh) dedi ki: “Onların öteden beri yaptıkları hakkında benim bir bilgim yok. Onlar hakkında yargıda bulunmak bana değil, sadece Rabbime düşer. Keşke bu gerçeğin bilincinde olsanız!Ben inananları kovacak değilim. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.” (Şuara 26:112-115)
Diyanet İşleri (Eski)
Sabah akşam, Rabblerinin rızasını isteyerek O'na yalvaranları kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yoktur ki onları kovarak zulmedenlerden olasın.
Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam O'na yalvaranları kovma! Onların hesabından sana bir sorumluluk; senin hesabından da onlara herhangi bir sorumluluk yoktur ki bunları kovup da zalimlerden olasın!
Kureyş büyükleri Resûlullah (s.a.)ın yanına geldikleri zaman fakir müminlerin yanlarında bulunmasını istemiyorlardı. Resûlullah da onların isteklerine uyarak bu müminleri yanından çıkarmak istedi. Bunun üzerine Ce-nab-ı Hak, Peygamberimizi bu âyetle uyardı.
Edip Yüksel
Sabah akşam Rab'lerine yalvarıp sadece O'nun hoşnutluğunu arzulayanları kovma. Onların hesabından sen sorumlu değilsin. Senin hesabından da onlar sorumlu değil. Onları kovarsan zalim olursun.
Sırf Allah'ın rızasını dileyerek sabah akşam Rab'lerine dua edenleri huzurundan kovma. Onların hesabından sen sorumlu değilsin, onlar da senin hesabından sorumlu değiller. Onları yanından kovduğun takdirde zalimlerden olursun.
Ve öyle rablarının cemalini istiyerek sabah, akşam ona dua edenleri yanından koğayım deme, sana onların hisabından bir şey yok, senin hisabından da onlara bir şey yok ki biçareleri koğub da zalimlerden olacaksın
Sabah, akşam Rablerine, sırf Onun cemâlini dileyerek, düâ edenleri (huzurundan) koğma. Onların (kâfirlerin) hesabından hiç bir şey sana, senin hesabından hiç bir şey de onlara âid değildir. Onları (fakirleri) koğarsın (amma) zaalimlerden olursun.
Ve O'nun rızâsını isteyerek sabah akşam Rablerine duâ edenleri kovma! Onların(fakir mü'minleri senin yanında görmek istemeyen o müşriklerin) hesâbından sana bir şey yok, senin hesâbından da onlara bir şey yok ki onları (o mü'minleri) kovup da zâlimlerden olasın!(2)
(2)Kureyş reislerinden birkaçı Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’ın huzûruna gelip dediler ki: “Mü’minlerin fakirlerinden Ammar bin Yâsir, Süheyb-i Rûmî, Bilâl-i Habeşî, Abdullah bin Mes‘ûd, Mikdâd gibi bazı kimseleri meclisinden kovarsan, biz de gelip seninle konuşur, dînî sohbetlerde bulunur ve Kur’ân dinleriz. Fakat bunlarla berâber olmak şerefimize dokunur.” Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm da: “Ben mü’minleri sohbetimden kovamam!” buyurunca onlar: “Hiç olmazsa biz geldiğimiz vakit kalkıp gitsinler” dediler. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm da onların bu geliş gidiş vesilesi ile îmân edeceklerini ümid ederek buna “evet” dedi. Müşriklerin bu mevzu‘da bir ahidnâme yazılmasını taleb etmeleri üzerine Peygamber Efendimiz (asm) bir sahîfe getirip yazması için Hz. Ali (ra)’ı çağırmıştı ki tam o esnâda Cebrâîl (as) bu âyet-i kerîmeyi indirdi. (Râzi, c. 6:12, 245)
İlyas Yorulmaz
Sabah akşam Rablerini görmedikleri halde, yalnızca onun rızasını kazanmak için ibadet edenleri, sakın ola ki terk etme (dışlama). Onların hesabından senin bir sorumluluğun olmadığı gibi, senin hesabından da, onlar için bir sorumluluk yok. Eğer onları dışlarsan (terk edersen), kendine zulmedenlerden olursun.
Rablerinin yüzü, zatı uğrunda sabah, akşam Rablerine ibadet edenleri [⁷] kovma. Onların amellerinin hesabından sana bir şey düşmez, senin hesabından sana da onlara hiçbir şey düşmez. Onları kovacak olursan zalimlerden olursun.
İsmail Hakkı İzmirli En'am Suresi 52. Ayet Açıklaması
[7] Sabah, akşam namaz kılanları veya Allah'ı ananları.
Kadri Çelik
Sabah akşam, rablerinin rızasını isteyerek O'na yalvaranları kovma. Onların hesabından senin üzerinde bir şey (yükümlülük), senin hesabından da onların üzerine bir şey (yükümlülük) yoktur ki onları kovup da böylece zalimlerden olasın.
(Yani, “Onları kovman için hiçbir neden yok. Eğer geçmişte kötü bir şeyi yapmışlarsa, bunun hesabını verecek olan yine kendileridir, sen değilsin. Çünkü herkes yaptığı iyilik ve kötülüğün karşılığını görecektir. Bu bakımdan ne senin işlediğin hayırlı ameller onların hesabına yazılacak, ne de sen onların herhangi bir kötü amelini yükleneceksin. Durum böyleyken kendilerine tepeden bakman ve huzurundan kovman bir zulüm olur.”)
Mahmut Kısa
Rab’lerinin hoşnutluğunu kazanmak için, sabah akşam O’na yalvaran o fakir, fakat tertemiz mümin kulları yanından kovma! Kendini beğenmiş inkârcılar, bu müminleri yanından uzaklaştırmadın diye iman etmeyeceklerse, varsın iman etmesinler! Korkma, sen onlardan dolayı sorumlu değilsin, onlar da senden dolayı sorumlu değiller! Yani, sen onların bu tür saçma gerekçelerle inkâra saplanmalarından dolayı sorumlu tutulacakdeğilsin ve dediklerini yapıp fakir müminleri yanından kovacak olursan, onlar da seni azaptan kurtaracak değiller. O hâlde, ne diye onları yanından kovup zâlimlerden olasın ki?
Vechesini / cemalini / rızasını isteyerek Akşamları ve Sabah Erken Vakitler rabb’lerine dua edenleri küçümseyerek kovma!
Senin hesabından onlara hiçbir şey yoktur;
Onların hesabından da sana hiçbir şey yoktur.
Onları küçümseyerek kovarsın; Zâlimler’den olursun.
Sen, sabah akşam Rablerine, sadece Onun rızasını kazanmak isteyerek dua edenleri huzurundan kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk, senin hesabından da onlara bir sorumluk yok ki, onları kovup da zalimlerden olasın.1
1 Kureyşin ileri gelenleri, Efendimiz, Suhayb, Bilâl, Ammar ve Selmân gibi fakir Müslümanlarla beraberken yanına gelip: “Ey Muhammed! Sen kavminden vazgeçtin de bunlara mı râzı oldun? Biz, bunların arkasından mı gideceğiz? Eğer bunları yanından kovarsan, biz de senin meclisine gelir konuşur, belki sana tabi oluruz.” derler. Efendimiz: “Ben Müslümanları kovamam” buyurunca da: “O zaman biz geldiğimizde bunları gönder, biz gittikten sonra istersen yanında oturt.” derler. Hz. Ömer de: “Ey Allah’ın Rasûlü böyle yapsan da ne yapacaklarına bir baksak.” der. Bu, müşriklere haber verilir ve onlar da bunun yazıyla kayıt altına alınmasını isterler. Peygamberimiz de bunu yazdırmak üzere Hz. Ali’yi çağırtınca, bu âyet iner. (Elmalılı, Vâhidî)
Muhammed Esed
O halde, Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam O'na yalvaranları[n hiç birini] yanından kovma. 41 Sen onlardan hiçbir şekilde sorumlu değilsin -tıpkı onların da hiçbir şekilde senden sorumlu olmadıkları gibi- 42 bu nedenle onları kovma hakkına sahip değilsin: yoksa zalimlerden olurdun. 43
O’nun hoşnutluğunu arzulayarak, sabah akşam Rablerine yalvaranları huzurundan kovma! Zira ne onların hesabı sana düşer ne de senin hesabın onlara düşer. Bu takdirde onları kovarsan onlara haksızlık eden zalimlerden olursun. 11/29, 18/28, 26/114, 10/41, 2/120-145
Ve Rablerinin rızası uğruna sabah akşam[1051] O’na kulluk eden (hiç) kimseyi huzurundan kovma! Ne onların yaptıkları şeyden dolayı sen hesaba çekilirsin ne de senin yaptıklarından dolayı onlar hesaba çekilirler. Sözün özü: onları kovarsan zalimlerden olursun.[1052]
Mustafa İslamoğlu En'am Suresi 52. Ayet Açıklaması
[1051] Yani: “daima..”
[1052] Bizce bu âyet bir önceki âyetle doğrudan ilişkilidir. Önceki âyette, âhiret inancında pürüz olan insanların inanç problemlerinin çözümü için çaba gösterilmesi öğütlenmekteydi. Bu yüzden âyetin, esbâb-ı nüzûl rivayetleriyle sınırlanması yanlıştır. Allah Rasûlü’nün yoksul ve alt tabaka mensubu tâbilerinin zengin Mekkelilerle diyalog yolunu açma hatırına uzaklaştırılmasına dair bu atıflar, Abese sûresinin ilk pasajında nakledilenlere benzer. Oysa ki âyette ‘uzaklaştırılmaması istenenlerin’ toplumsal konumları değil de mânevi ve ahlâkî konumları dile getirilmektedir. Dolayısıyla iniş sebebi rivayetleri, âyetin içeriğiyle örtüşmemektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
O zâtları yanından kovma ki, sabah ve akşam Rablerine O'nun cemalini dileyerek dua ederler. Senin aleyhine onların hesabından birşey yoktur, ve senin hesabından da onların üzerine birşey yoktur ki, onları kovup da zalimlerden olasın.
Sabah akşam Rab'lerine, sırf O'nun cemaline ve rızasına müştak olarak niyaz edenleri yanından kovma. Ne sen onlardan, ne de onlar senden sorumlu değilsiniz ki onları kovup da zalimlerden olasın. [18, 28; 26, 112-114]
İlk Müslüman cemaat arasında Habbab, Bilal, Ammar, Suheyb (r.anhum) gibi köleler ve fakirler vardı. Kureyşin ileri gelenleri Hz. Peygamber (a.s.)’a: “Ne o, kavmine bedel bunlara mı razı oldun?” Biz onların mı peşinden gideceğiz! Onları yanından uzaklaştırırsan belki biz de sana tabi olabiliriz” demeleri üzerine 52-53. âyetler indirildi. 54. âyet, gerekli tutumu bildirmektedir. İmam Ahmed ve Teberanî’nin naklettikleri bu nüzul sebebinden anlaşıldığına göre, Hz.Peygamber (a.s.), herhangi bir karar vermeden, bu âyet nâzil olup onun, isabetli olan davranışı seçmesine vesile olmuştur.
Süleyman Ateş
Sabah akşam Rablerinin rızasını isteyerek, O'na yalvaranları kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk, senin hesabından da onlara bir sorumluk yok ki, onları kovup da zalimlerden olasın!
Sabah, akşam dua edip Rablerinin yüz göstermesini isteyenleri uzaklaştırma. Onların hesabı senden sorulmaz. Senin hesabın da onlardan sorulmaz. Onları uzaklaştırırsan yanlış yapanlardan olursun.
Hoşnutluğunu isteyerek sabah akşam Rab'lerine dua edenleri kovma. Onların hesabından sana bir şey ve senin hesabından onlara bir şey yoktur ki onları kovup da zalimlerden olasın.
Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek Ona dua edenleri yanından kovma. Ne onların hesabından sana bir sorumluluk vardır, ne senin hesabından onlara. Sakın onları kovup da zalimlerden olma.
Sabah akşam, yüzünü isteyerek Rablerine yalvarıp yakaranları kovma! Onların hesabından bir şey sana ait olmadığı gibi, senin hesabından bir şey de onlara ait değildir. O halde onları kovarsan zalimlerden olursun.