Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 866, sondan 5371. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 77. ayetidir. En'am Suresi 77. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 68 ve toplam ebced değeri ise 4973 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
فلما را القمر بازغا قال هذا ربي فلما افل قال لئن لم يهدني ربي لاكونن من القوم الضالين
Ay’ı doğarken görünce de, “İşte Rabbim!” dedi. Ay da batınca, “Andolsun ki, Rabbim bana doğru yolu göstermezse, mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi.
Milâttan önce 2100’lerde yaşadığı kabul edilen ve Allah’ın birliği esasına dayalı (Hanîf) dinî geleneğin önderi olarak bilinen Hz. İbrâhim’in kavmi ay, güneş ve yıldızlarla bu gök cisimlerini sembolize eden putlara taparlardı. Tevrat’a göre Hz. İbrâhim’in doğum yeri olan Ur şehrinde yapılan kazılar sonucu bulunan tabletlerde 5000 civarında tanrı ismi geçmektedir. İbrâhim aleyhisselâm, muhtemelen kendisi bu gözlemlere girişmeden önce de tevhid ehlinden olmakla birlikte, kavminin bu bâtıl inançlarından hareket ederek onları tevhid akîdesine ikna etmek düşüncesiyle önce, belki de yıldızlar içinde en parlak olan birinin, sonra ayın ve ardından da güneşin tanrı olup olamayacağını tartmış; gelip geçici ve değişken bir varlığın tanrı olamayacağı, tanrısal bir sevgiyle benimsenemeyeceği şeklindeki temel gerçeğe dayanarak bunların hiçbirini ilâh diye kabul etmenin mümkün olmadığını, bütün noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’tan başka gerçek ilâh bulunmadığını ispatlamış; nihayet sahip olduğu veya gözlemlerinden sonra ulaştığı yakînî imanı “Ben, Hanîf olarak yüzümü (bütün varlığımla), gökleri ve yeri yoktan yaratan (dolayısıyla sizin tapmakta olduğunuz yıldızları, ayı ve güneşi de yaratan) Allah’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim” ifadesiyle ortaya koymuştur. Böylece Hz. İbrâhim pek çok müslüman ilim ve fikir adamının Allah’ın varlık ve birliğini aklî delillerle ispat etmek bakımından önemle üzerinde durdukları, gözleme dayalı bu istidlâli ile hem putperest kavminin inançlarını çürütmüş hem de hak dinin en temel ilkesi olan doğru bir ulûhiyyet inancının nasıl olması gerektiğini göstermiş bulunmaktadır. İbn Âşûr, 78. âyetteki “Ey kavmim! Ben sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” şeklindeki ifadeden, İbrâhim’in bu gözlemi tek başına yapmadığı, yanında kavminden bir grup insanın da bulunduğu sonucunu çıkarmıştır (VII, 319). Ayrıca aynı ifadeden, başka birçok insan topluluğu gibi bu kavmin de aslında Allah’ın varlığına inandıkları, fakat gök cisimlerini ve bunları sembolize eden putları O’na ortak koşmak suretiyle tevhid inancından saptıkları anlaşılmaktadır. Esasen Kur’an’ın hâkim tavrı, tanrı tanımazlardan ziyade şirkle mücadeledir. Bu da Kur’an’ın insanlarda ulûhiyyet fikrinin fıtrî olduğu, ancak bunun birçok şirk çeşidiyle, çok tanrıcılık inancıyla bozulduğu şeklindeki yaklaşımından kaynaklanmaktadır.
Mehmet Okuyan
Ayı doğarken görünce “Bu (muymuş) benim rabbim!” demişti. O da batınca, “Rabbim bana doğru yolu göstermemiş olsaydı elbette sapkın topluluktan olur(d)um.” demişti.
Sonra Ay'ın ortaya çıkışını görünce, “Rabb'im budur.” dedi. Ay kaybolunca, “Eğer Rabb'im bana hidayet¹ etmemiş olsaydı sapkın olan halktan olurdum!” dedi.
Ardından Ay'ı (etrafa aydınlık saçarak) doğar görünce: “(Belki de) Benim Rabbim budur" dedi, fakat o da kayboluverince: "Andolsun, eğer Rabbim beni doğru yola erdirmezse, gerçekten sapmışlar topluluğundan olurum" demişti.
Sonra Ayın doğmakta olduğunu görmüş de Rabbim bu demişti. Fakat batınca andolsun ki demişti, Rabbim bana doğru yolu göstermezse sapık kavimden olacağım ben.
Bir de ayın parlak bir şekilde, doğmakta olduğunu görünce: “Peki söyleyin, bu mu benim Rabbim” diye haykırdı. Ama ay da batınca “Gerçekten eğer Rabbim beni doğruya iletmese, ben kesinlikle sapıklığa düşmüş kimselerden olurum” dedi.
Ayı doğarken görünce:
“Bu mudur benim Rabbim?" dedi. O da batınca:
“Rabbim bana doğru yolu gösterme lütfunda bulunmazsa, elbette hak yoldan uzaklaşan, başına buyruk yaşayan, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih eden toplumdakilerden biri olurum" dedi.
Ayı doğar halde görünce: "Benim Rabbim işte bu" dedi. O da batınca: "Eğer Rabbim beni doğru yola eriştirmeseydi şüphesiz sapıklar topluluğundan olacaktım" dedi.
Ardından ay'ı, (etrafa aydınlık saçarak) doğar görünce: 'Bu benim rabbim' demiş, fakat o da kayboluverince: 'Andolsun' demişti, 'Eğer Rabbim beni doğru yola erdirmezse gerçekten sapmışlar topluluğundan olurum.'
Sonra ayı, doğarken görünce: “- Rabbim bu mudur?”, dedi. Fakat o batıp kaybolunca: “-Yemin ederim ki, eğer Rabbim bana hidayet etmemiş olsaydı, muhakkak sapıklar topluluğundan olacaktım” demişti.
Ayın parlak bir şekilde doğmakta olduğunu görünce “Bu Rabbim’dir” dedi. Sonra o da batınca: “Eğer Rabbim bana doğru yolu göstermezse, o sapık toplumdan olurum” dedi.
Sonra, ayın doğduğunu görünce, “(Öyleyse) Rabbim bu ha!” dedi. Ama ay da batıp gidince, “Gerçekten, eğer Rabbim beni doğru yola iletmemiş olsaydı andolsun ki (ben de babam ve kavmim gibi rastgele şeylere taparak) doğru yoldan sapmış kimselerden olacaktım!” dedi.
Ay'ı doğarken gördü: "Rabb'im budur" dedi. O da batınca: "Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, elbette sapıklığa düşen topluluktan olurdum" dedi.
vaktâki ay doğmak üzere iken gördü «bu imiş rabbım» dedi, derken batınca «kasem ederim ki, dedi, rabbım beni hidayetine mazhar etmese idi muhakkak şu şaşkın kavmden olacakmışım»
Sonra ayı doğar halde görünce de: «Bu mu benim Rabbim?!» demiş, fakat o da batıb gidince: «Andolsun, demişdi, eğer Rabbim bana hidâyet etmemiş olsaymış muhakkak sapanlar güruhundan olacakmışım».
Daha sonra (gecenin bir vaktinde,) doğmakta olan ay'ı görünce: “Bu rabbimdir(öyle mi?)” dedi. Sonra (o da) batınca: “Yemîn olsun ki, eğer Rabbim beni hidâyete erdirmezse, mutlaka dalâlete düşen kimseler topluluğundan olurum!” dedi.
Ayı doğmuş halde görünce “İşte, benim Rabbim, bu daha büyük” dedi. Ay kaybolunca, “Rabbim bana doğru yolu göstermemiş olsaydı, sapmış topluluklarla birlikte olacaktım” dedi.
Başka bir zaman Ay’ı doğarken görünce, “Peki, bu benim Rabb’im olabilir mi?” dedi. Daha sonra o da batınca, “Dinleyin ey insanlar! Eğer gerçek Rabb’im olan Allah beni doğru yola iletmemiş olsaydı, kesinlikle, şu doğru yolu şaşırmış sapıklardan biri olurdum!” dedi.
(Sonra) ay’ı doğarken görünce: “Bu mu benim Rabb’im?” dedi. O batınca: “Eğer Rabbim beni dosdoğru yola iletmeseydi, şüphesiz (ben de sizin gibi) sapkınlardan biri olurdum.” dedi.1
1 Hz. İbrahim (a.s.)’ın (هٰذَا رَبّ۪ى) “Bu mu benim Rabb’im?” sözlerinin ilzamî ve inkârî olduğunu anlatmak, hem de her an Rabbine olan ihtiyacını itiraf ile hidayetine şükür etmek için (لَئِنْ لَمْ يَهْدِن۪ى رَبّ۪ى لَاَكُونَنَّ مِنَ الْقَوْمِ الضَّٓالّ۪ينَ) “Eğer Rabbim beni dosdoğru yola iletmeseydi, şüphesiz (ben de sizin gibi) sapkınlardan biri olurdum.” demiştir. Yani Hz. İbrahim, “Allah bana hidayet etmeseydi ben de sizler gibi yıldızı, ayı ve güneşi rab edinen sapkınlardan olurdum” demektedir. Sonra Bakara: 135. Ayette, “Hz. İbrahim’in hiçbir zaman müşriklerden olmadığı” ifade edilmiştir. Eğer (هٰذَا رَبّ۪ى) ifadesi “Bu benim Rabb’imdir?” diye terceme edilirse Hz. İbrahim’e (hâşâ) şirk isnat edilmiş olur ki bu, peygamberler için muhaldir.
Muhammed Esed
Sonra, ayın doğduğunu görünce, “Benim Rabbim bu!” dedi. Ama ay da batınca, “Gerçekten, eğer Rabbim beni doğru yola iletmezse ben kesinlikle sapıklığa düşmüş kimselerden olurum!” dedi.
Başka bir zaman Ay’ı doğarken görünce: “İşte budur benim Rabbim!” demişti. Fakat o da batınca: “Eğer Rabbim bana doğru yolu göstermezse, ben kesinlikle sapıtmış şu toplumdan biri olurdum.” dedi. 43/27
Sonra ayın doğuşunu görünce “İşte Rabbim bu!” dedi. Fakat o da batınca dedi ki: “Doğrusu eğer Rabbim beni doğru yola iletmeseydi, ben de kesinlikle sapıtan kimselerden olurdum!”
Vaktâ ki, ay'ı doğar bir halde gördü. «Rabbim budur,» dedi. Sonra ay batınca da «Andolsun ki, eğer bana Rabbim hidâyet etmemiş olsaydı, elbette ben dalâlete düşenler gürûhundan olacaktım» dedi.
Sonra ayı, dolunay halinde doğmuş vaziyette görünce “(İddianıza göre) Rabbim budur! ” dedi. Sonra o da batınca: “Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, mutlaka sapmışlardan olurdum! ” dedi.
Ayı, ışıklarını saçarken gördü, "Benim rabbim (beni yöneten işte) budur" dedi. Onun ışığı da kaybolunca "Rabbim doğruyu göstermezse gerçekten ben de bu sapıtmış topluluktan biri olacağım" dedi.
Ay'ı doğarken görünce: -Bu, Rabbim, demişti. Fakat, o da batınca: -Rabbim beni doğru yola iletmezse, muhakkak sapıklığa düşmüş kimselerden olacağım, demişti.
pes ol vaķt kim gördi ayı ŧoġmış eyitdi “uşbudur çalabum.” pes ol vaķt kim uyaķdı eyitdi: “eger yol göstermesedi baña çalabum oladum bayıķ ķavümlerden azġunlar.”
Pes ḳaçan ki gördi ay nūrlu çıḳmış, eyitdi: Bu ola beni yaradan. Pes ol vaḳtki ġāyib oldı, eyitdi: Eger hidāyet virmese baña beni yaradan Tañrı, menazmış ḳavmlerden olur‐men.