Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5240, sondan 997. ayet; 66. sure ve Tahrim Suresinin 11. ayetidir. Tahrim Suresi 11. ayetinin kelime sayisi 24, harf sayısı 97 ve toplam ebced değeri ise 8088 olarak hesaplanmıştır. Tahrim Suresinin toplam ebced değeri 85661 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وضرب الله مثلا للذين امنوا امرات فرعون اذ قالت رب ابن لي عندك بيتا في الجنة ونجني من فرعون وعمله ونجني من القوم الظالمين
Ve daraba(A)llâhu meśelen lilleżîne âmenû-mraete fir’avne iż kâlet rabbi-bni lî ‘indeke beyten fî-lcenneti ve neccinî min fir’avne ve ’amelihi ve neccinî mine-lkavmi-zzâlimîn(e)
Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti.
Sûrenin ana konusu olan Hz. Peygamber’in kendisine yasak koyması olayının temelinde eşlerinin onu üzecek bir davranış içine girmeleri ve onlardan birinin Resûlullah tarafından kendisine verilen bir sırrı koruyamamış olması bulunuyordu. Bu âyetlerde yüce Allah, peygamber eşi oldukları halde bunun bilincinde olamadıkları, üstelik onların inançlarına, davalarına hıyanet ettikleri için âhiret mutluluğunu yitiren iki kadın ile hasbelkader münkir ve zalim bir kişiye eş olduğu halde inancından ve Allah’a bağlılığından bir şey kaybetmeyen ve evlenmemekle beraber iffetini koruma uğruna bütün zorlukları göğüsleyip ithamlara yine afif (iffetli) tavırlarıyla karşılık veren iki kadının davranışını karşıt örnekler olarak göstermektedir. Böylece Hz. Peygamber’in eşlerine, bütün mümin kadınlara ve erkeklere, önce herkesin kendi iman ve ameline göre karşılık göreceği mesajı verilmişti. 10. âyette açıkça ifade edildiği üzere Hz. Nûh’un karısıyla Hz. Lût’un karısı eşlerine hıyanet ettiklerinden, peygamber olmalarına rağmen kocaları onlar için ebedî azaba karşı bir koruma sağlayamayacaklardır. Bu iki kadın ve yaptıkları hakkında Kur’an’da fazla bilgi bulunmamaktadır. Tefsirlerdeki bilgilerin özeti şudur: Nûh’un karısı onunla alay eden inkârcılar gibi davranıp kocasına deli diyor, onu hafife alıyor ve öğrendiği vahyedilen gizli bilgileri müşriklere sızdırıyordu. Lût’un karısı da gizlice eve gelen misafirleri ve kocasından duyduğu bilgileri inkârcı toplumuna haber veriyordu. Yaptıkları bu çirkin işler âyette kısaca “onlara (kocalarına) hıyanet ettiler” şeklinde ifade edilmiştir. Buna karşılık Firavun gibi inkârcılıkta direnen ve zulmüyle şöhret yapmış bir kimsenin hanımı, her şeye rağmen imanını koruyabilmiş, dünya âlâyişi uğruna Firavun’un kötülüklerine ortak olmaya rıza göstermemiş, hep ebedî mutluluğun özlemi içinde yaşamıştır. Hadislerde ve tefsir kitaplarında bu hanımın ismi Âsiye olarak geçer. Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Mûsâ’nın peygamberliğine inanan, bu uğurda işkencelere mâruz kalan Âsiye hakkında hadislerde yer alan övgü ifadeleri sebebiyle birçok İslâm âlimi onun peygamber olduğunu bile ileri sürmüştür. Erkek olmayı peygamberliğin şartlarından sayan Mâtürîdî mezhebi âlimleri ise bu görüşe katılmamıştır (bilgi için bk. Ömer Faruk Harman, “Âsiye”, DİA, III, 487). Yine İmrân kızı Meryem kendisini Allah’a kulluk etmeye öylesine vermiş, iffetini öylesine korumuştu ki yüce Allah onu babasız dünyaya getirmeyi murat ettiği Hz. Îsâ’ya anne yaptı; o izahı yapılamayacak bu durumdan ötürü çevresinden gördüğü ağır hakaret ve baskılar karşısında inancından ve iffetine olan güveninden hiçbir şey kaybetmedi (Meryem hakkında geniş bilgi için bk. Âl-i İmrân 3:35-38, 42 vd.; Meryem 19:34-36). “Ona ruhumuzdan üfledik” ifadesindeki “ona” zamiri “onun rahmine, rahmindekine yani Hz. Îsâ’ya” mânalarıyla açıklanmıştır; bu âyette de Enbiyâ sûresinin 91. âyetinde olduğu gibi zamirin müennes (dişil) olduğu bir kıraat vardır (Râzî, XXX, 50). Bu âyetlerde dolaylı olarak şu noktalara da dikkat çekildiği söylenebilir: Sorumlulukta şahsîlik ilkesi esas olmakla beraber, belirli konumlarda bulunanların bazan daha özel bir sorumluluk duygusu içinde hareket etmeleri gerekir; buna karşılık bu konumun hakkını vermelerinin ecri de daha büyük olur. Nitekim Hz. Peygamber’in eşleriyle ilgili âyetlerde bu husus açık biçimde ifade edilmiştir (bk. Ahzâb 33:30-34). Yine, zor şartlar altında iman, iffet ve kulluk bilincini korumanın ecri normal durumlardakinden fazla olur. Öte yandan, doğru yoldan sapma örneklerinin peygamber ailelerinden seçilmesine yani peygamberin bile şeytana esir olan ve kötülükte direnen eşini kurtaramayacağının belirtilmesine mukabil, övgüyle anılan örneklerden birinin evli diğeri evlenmemiş kadınlardan seçilmesi, kadının kul olarak, insan olarak erkekten farklı görülmemesi gerektiğini hatırlatma açısından özel bir vurgu yapıldığını düşündürmektedir. Bir başka anlatımla burada, kadının kendi ayakları üzerinde durabilecek bir varlık olarak görülmesi, kurtuluşa ermesi veya hüsrana uğraması konusunun daima kocasıyla irtibatlı düşünülmemesi gerektiğine bir ima bulunduğunu söylemek mümkündür. 11. âyet, kadın örneği ile insanın, kendi kimlik, kişilik ve değerlerini koruyabilmek için uygun çevreye ihtiyacı bulunduğuna; toplum, aile, kadın ve özellikle koca farklı hayat tarzına sahipse, farklılığa tahammül edemiyor ve baskı yapıyorsa onlardan kurtulmak ve ilişkilerini asgariye indirmek gerektiğine de işaret etmektedir.
Mehmet Okuyan
Allah inananlara ise Firavun’un hanımını (Asiye’yi) örnek vermektedir. (O) “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev nasip et! Beni Firavun’dan ve onun iş(ler)inden koru! Beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti.
Hz. Asiye, eşi Firavun’dan, onun nefsine yönelik çirkin işlerinden, kötü uygulamalarından, inkâra, zulme, baskılara, hakaretlere, bölücülüğe, haksızlıklara dayalı faaliyetlerinden, ayrıca Firavun’un izinden giden zalimlerden kendisini korumasını istemektedir. Ayrıca dünya şartlarında belki de hiçbir insana nasip olmayacak bir debdebeye sahip bir konumda olmasına rağmen, tercihini cennetteki bir [beyt] yani “ev” veya “köşk”ten yana belirleyerek, aslında dünyanın ve nimetlerinin geçiciliğine dikkat çekmiş olmaktadır.
Bayraktar Bayraklı
Allah, inananlara da Firavun'un hanımını örnek gösterdi. O şöyle demişti: “Ey Rabbim! Bana katında cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun kötü işinden koru; beni zâlimler topluluğundan kurtar!”
Allah, inanan kimselere, Firavun'un hanımını örnek verdi. Hani o, “Rabb'im! Katında, benim için Cennet'te bir ev yap. Beni Firavun ve yaptıklarından kurtar. Ve zalimler topluluğundan beni kurtar.” demişti.
(Ve yine) Allah, (küfür ve zulüm ortamında bile) iman edenlere ise Firavun'un karısını örnek göstermiştir. Hani o (hanım) : "Rabbim bana Kendi katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun (küfür ve kötülük) amelinden-davranışından koru ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar" (diye dua etmiş ve kabul edilmişti).
Ve gene Allah, inananlara, Firavun'un karısını örnek getirmede; hani Rabbim demişti, bana cennette bir ev kur ve beni kurtar Firavun'dan ve yaptığı şeyden ve beni kurtar zalim topluluktan.
Allah iman edenlere de Firavun'un karısını örnek getirmiştir ki O: “Ey Rabbim!” diye yalvarmıştı. “Senin katında olan cennette benim için bir köşk inşa et, beni Firavun'dan ve yaptıklarından koru ve beni şu zalim yani yaratılış gayesi dışında yaşayan milletten kurtar.”
Allah, kâfirlerle akrabalığı olan mü'minlerin ibret almaları için de, Firavun'un karısı Asiye'yi fazilet örneği göstererek anlatıyor. Hani o:
“Rabbim, kendi katında, Cennet'te benim için bir ev yap. Beni hem Firavun'dan, hem de, onun kötü amellerinden azgınlık ve işkencesinden kurtar. Beni inkâr ile, isyan ile, baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlim bir kavimden kurtar.” demişti.
Allah iman edenlere de Firavun'un karısını örnek verdi. Hani o demişti ki: "Rabbim! Bana senin katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun'dan ve onun işinden kurtar, beni zalimler topluluğundan kurtar."
Allah, iman edenlere de Firavun'un karısını örnek verdi. Hani demişti ki: 'Rabbim bana kendi katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar.'
Allah, iman edenlere de Firavun'un hanımını bir misal yaptı. O vakit, bu kadın şöyle demişti: “- Ey Rabbim! Senin katında benim için cennetde bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun amelinden kurtar; beni o zalimler topluluğundan kurtar.”
İnananlara da örnek olarak Firavunun hanımını anlatıyor: Hani, şöyle demişti: “Ey Rabbim! Bana Cennette bir ev yap, beni Firavundan ve yaptıklarından kurtar, beni bu zalim toplumdan da kurtar.
İnanmış olanlara, Firavun'un karısını Allah örnek vermekte, hani kadın demişti ki: «Tanrım! Bana cennette, yanında bir köşk yapıveresin, hem Firavun' dan, hem işlerinden, hem de zalim ulusundan kurtarasın sen beni!»
Allah, inananlara, Firavun'un karısını örnek gösterdi. Hani o: “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun'dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti.
Allah, inanlara Firavun'un karısını misal gösterir: O: "Rabbim! Katından bana cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun işlediklerinden kurtar; beni zalim milletten kurtar" demişti.
Allah, inananlara da Firavun'un karısını misal gösterdi. O: Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun (kötü) işinden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar! demişti.
ALLAH inananlara, Firavun'un hanımını örnek verir. O, "Rabbim, benim için cennette bir ev kur ve beni Firavun'dan ve yaptıklarından kurtar; beni bu zalim halktan kurtar," demişti.
Allah, inananlara da Firavun'un karısını örnek gösterdi. O şöyle demişti: "Rabbim! Bana yanında cennetin içinde bir ev yap, beni Firavun'dan ve onun (kötü) işinden kurtar. Ve beni şu zalim toplumdan kurtar!"
Allah, iyman edenlere de Firavnin hatununu bir mesel yaptı: o vakıt o hatun demişti ki: ya rabbi! Nezdi ülûhiyyetinde benim için Cennetle bir ev yap ve beni Firavinden ve onun amelinden kurtar, beni o zalimler kavmından necate çıkar
Allah, îman edenlere de Fir'avnın karısını bir misâl olarak îrâd etdi. O vakit (bu kadın) «Ey Rabbim, bana nezdinde, cennetin içinde bir ev yap. Beni Fir'avndan ve onun (fena) amel (ve hareket) inden kurtar. Beni o zaalimler güruhundan selâmete çıkar» demişdi.
Allah, îmân edenlere de Fir'avun'un hanımını (Asiye'yi) bir misâl olarak getirdi. Hani (o): “Rabbim! Senin katında benim için Cennette bir ev yap, beni Fir'avun'dan ve onun(kötü) işinden kurtar, hem beni bu zâlimler topluluğundan kurtar!” demişti.
Allah, iman eden kadınlar için de, Firavunun karısını örnek olarak anlatıyor. Kadın “Rabbim! Katından cennette benim için bir ev yap ve beni Firavundan ve yaptığı kötü amellerinden, bu zalim topluluktan kurtar” diye yalvarmıştı.
Allah, mü/minlere Firavunun karısını misal getirir. Hani o, «— Yâ Rab! Benim için Cennette nezdinde bir ev yap, beni Firavundan, onun fena işinden kurtar, ona tâbi olan zalim kavimden de kurtar.» demişti.
Allah, iman etmekte olanlara da Firavun'un karısını örnek olarak verdi. Hani demişti ki: “Rabbim! Bana kendi katında, cennette bir ev yap, beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar.”
Allah, iman edenler için de, dünyada düşünülebilen, iyi bir Müslüman olabilmeye engel olacak en olumsuz, en kötü ortamda, Firavun’un sarayında Firavun gibi bir zâlimin hanımı olduğu hâlde, bütün müminlere örnek olma derecesine yükselen Asiye’nin iman ve sabır dolu hayatını örnek veriyor: Bir kadının hayal edebileceği bütün dünyevî zenginlik ve imkânlara sahip olan Asiye, dünyanın lüks ve ihtişâmını elinin tersiyle iterek “Ey Rabb’im!” diye yalvarmıştı, “Zâlimlerin saraylarını, villalarını istemem; bana katındabulunan cennette bir köşk hazırla Allah’ım! Beni Firavun’dan ve onun yaptığı zulüm ve haksızlıklardan koru ve bu zâlim toplum ile aynı hayatı ve aynı âkıbeti paylaşmaktan kurtar beni yâ Rab!”
Allah, iman edenler için Firavun’un karısını da misâl verdi.
Hani, o:
-“Rabbim! Senin katında benim için Cennet’te bir ev yap!
Beni Firavun’dan ve amelinden / işlediğinden kurtar!
Beni Zâlim Kavim’den de kurtar!” dedi.
Allah îman edenlere de Firavun’un; “Ey Rabbim! Bana kendi katında olan cennette bir ev yap, beni Firavundan ve onun yaptıklarından koru ve beni şu zâlimler topluluğundan kurtar.” diyen karısını,1 örnek olarak veriyor.
1 Bu âyette de bir Müslüman’ın, kâfir birinin eşi bile olsa, Allah’ın ona yardım edeceği ve onu cennetine koyacağı temsili olarak anlatılmaktadır.
Muhammed Esed
İmana ermiş olanlara da Allah, Firavun'un karısını[n 23 kıssasını] örnek getirmiştir, ki o: “Ey Rabbim!” diye yalvarmıştı, “Senin katında [olan] cennette benim için bir köşk inşa et, beni Firavun'dan ve yaptıklarından koru ve beni şu zalim halkın elinden kurtar!”
Allah, iman edenlere de Firavun’un hanımını örnek olarak veriyor. Hani O: – Rabbim, bana katından cennette bir köşk ihsan et! Beni Firavun’dan, onun kötü işlerinden ve bu halkın elinden kurtar! Demişti. 28/9
İman edenlere ise Allah, Firavun’un karısını örnek göstermiştir: Hani o demişti ki: “Rabbim! Lûtf u kereminden bana cennette sade bir ev ihsan et;[5191] beni Firavun’dan, onun (çirkin) icraatından ve şu zalim kavmin (elinden) kurtar!”[5192]
Mustafa İslamoğlu Tahrim Suresi 11. Ayet Açıklaması
[5191] Firavun’un, inkâr etmesine ödül olarak karısı için yaptırmayı vaad ettiği görkemli saraya ya da piramide karşılık.
[5192] Gerçek kurtuluş, küfürden kurtuluştur. Kocasından şikâyet eden tüm mü’min kadınlara zımnen: “Firavun’dan daha beter değil ya”.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Allah, imân etmiş olanlara, Fir'avun'un zevcesini bir misal olarak irâd buyurmuştur. O vakit ki (o kadın şöyle) demişti: «Yarabbi! Benim için nezd-i ulûhiyetinde cennette bir ev yap ve beni Fir'avun'dan ve onun amelinden kurtar ve beni zalimler olan kavimden halâs et.»
İman edenlere ise Allah, Firavun'un eşini misal getirir. O vakit bu Hatun şöyle niyaz etmişti: “Ya Rabbî! Sen kendi nezdinde, cennette benim için bir konak yaptır, beni Firavun'dan ve onun kötü işinden kurtar, beni bu zalimler gürûhundan halas eyle! ”
Allah inananlar hakkında da Fir'avn'ın karısını misal verdi. O şöyle demişti: "Rabbim, bana katında, cennetin içinde bir ev yap, beni Fir'avn'dan ve onun (kötü) işinden kurtar. Ve beni şu zalimler topluluğundan kurtar!"
Allah, inanıp güvenen kimselere (müminlere) de Firavun’un karısını örnek verir. O şöyle demişti: “Sahibim (Rabbim)! Cennet’te, senin katında benim için bir ev yap. Beni Firavun’dan ve işlerinden kurtar. Beni yanlışlar içinde olan bu toplumdan kurtar.”
Allah, iman edenlere de Firavun'un karısını örnek veriyor. Hani O:-Rabbim, cennette/katında benim için bir bina yap. Beni Firavun'dan ve onun taptıklarından kurtar. Beni zalim kavimden kurtar, demişti.
İman edenlere örnek olarak da, Allah Firavun'un hanımını gösterdi. Hani o “Rabbim, yüce katından bana Cennette bir ev yap,” demişti. “Beni Firavun'dan ve onun kötülüğünden kurtar; bu zalimler güruhundan kurtar.”
Allah, iman edenlerle ilgili olarak da Firavun'un karısını örnek verdi. Hani, o şöyle demişti: "Ey Rabbim! Benim için katında, cennette bir barınak yap; beni, Firavun'dan, onun yapıp ettiğinden kurtar; beni zulme sapmış topluluktan da kurtar."