Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5243, sondan 994. ayet; 67. sure ve Mülk Suresinin 2. ayetidir. Mülk Suresi 2. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 53 ve toplam ebced değeri ise 3942 olarak hesaplanmıştır. Mülk Suresinin toplam ebced değeri 102262 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الذي خلق الموت والحيوة ليبلوكم ايكم احسن عملا وهو العزيز الغفور
Sûrenin özeti mahiyetinde olan bu âyetlerin ilkinde Allah’ın yüceliği, kudreti, evrendeki hükümranlığı ve her şeyin kendisinin kudret elinde olduğu, evrende istediği gibi tasarrufta bulunabileceği ifade edilmiş, sonraki âyetlerde ise O’nun kudretinin eserlerinden örnekler verilmiştir (1. âyette “aşkındır, cömerttir” diye çevirdiğimiz tebâreke fiilinin diğer anlamları hakkında bilgi için bk. Furkån 25:1). 2. âyet yüce Allah’ın kudret ve tasarrufunu en açık bir şekilde gösteren delilleri içermekte; Allah’ın, dünyada insanların güzel işler yapma hususunda birbirleriyle rekabet etmelerini sağlamak, kimlerin kendi emir ve yasaklarına uyarak daha güzel işler yapacağını ortaya çıkarmak için hayatı ve ölümü yarattığını bildirmektedir. Aynı âyette önce ölüm, sonra hayat geçtiği için burada “ölüm” kavramıyla, hayattan önceki cansızlık halinin mi yoksa dünya hayatının sona ermesi ve âhiret hayatına geçiş halinin mi kastedildiği hususunda farklı görüşler vardır. Bir kısım müfessirler âyetteki sıralamayı dikkate alarak ölümden maksadın dünya hayatından âhiret hayatına geçiş hali, hayattan maksadın ise âhiret hayatı olduğunu söylemişlerdir (Râzî, XXX, 55; Elmalılı, VII, 5159). İkinci grup ise ölümle dünya hayatından âhiret hayatına geçiş halinin, hayatla da dünya hayatının kastedildiği kanaatindedir (Zemahşerî, IV, 134); bizim tercihimiz de budur. Zira hayat da ölüm de imtihan için yaratılmıştır; imtihan yeri ise âhiret değil dünyadır. Her ikisinin de bu dünyada olması amaca daha uygun görünmektedir. Hayat ölümden önce olduğu halde âyette sonra gelmesi ise çeşitli şekillerde yorumlanmıştır (bk. Râzî, XXX, 55; Ateş, IX, 526-527). Dikkat çekici bir yoruma göre eşyada aslolan yokluk olduğu, varlık ve hayat sonradan verildiği için âyette ölüm önce gelmiştir (Şevkânî, V, 297). Bizce de isabetli olan diğer bir yoruma göre ölüm insanlara hayatın sorumluluğunu hatırlattığı, onları iyi işler yapmaya teşvik ettiği ve bir uyarıcı olduğu, nihayet insanda “imtihan” sorumluluğunu daha canlı tuttuğu için âyette ölüm önce zikredilmiştir. Nitekim hayat bir hayırlı faaliyetler alanı, ölüm ise bu faaliyetlerin karşılığının verileceği ebedî varlık sahnesine geçişi sağlayan dönüm noktası, Hz. Peygamber’in de belirttiği gibi bir uyarıcıdır (bk. Râzî, XXX, 55). İfadenin akışına ve lafız güzelliğine daha uygun olduğu için “mevt” (ölüm) kelimesinin önce geldiği de düşünülebilir. 3-4. âyetlerde evrenin eksiksiz-kusursuz yaratılışına, mükemmel işleyişine ve düzenine dikkat çekilmekte, böylece bu muhteşem varlık düzeninin bir tesadüfle meydana gelmiş olamayacağı ve devam edemeyeceği; bunun ancak üstün bir ilim, irade ve kudret sahibinin yaratması ve yönetmesiyle mümkün olduğu belirtilmektedir (yedi göğün anlamı hakkında bk. Bakara 2:29). Meâlde “Sonra gözünü tekrar tekrar çevir de bak” diye tercüme ettiğimiz cümlenin lafzî karşılığı, “Sonra gözünü iki kez daha çevir de bak” şeklindedir. Ancak bu ibare çokluktan kinaye olup sayı olarak iki defayı değil, defalarca bakmayı ifade eder (bk. İbn Âşûr, XXIX, 19-20). Yıldızlarla donatılmış gibi bir görüntü verdiği için gökyüzünün kandillerle süslenmesinden söz edilmiş, yıldızlar geceleyin kandil gibi ışık saçtıklarından onlara mecaz olarak “kandiller” (mesâbîh, tekili: misbâh) denilmiştir (Taberî, XXIX, 3). Yıldızlarla şeytanların taşlanmasından maksat ise göklerdeki meleklerin konuşmalarını dinleyip onlardan bilgi sızdırmak için kulak hırsızlığı yapmak isteyen şeytanların bu yıldızlardan çıkan parlak ışıklarla, bir tür ateş toplarıyla engellenmesidir. Bu ve benzeri âyetlerle ilgili olarak klasik tefsirlerde ayrıntılı yorumlar bulunmakla birlikte müteşâbihattan olan bu tür âyetlerin anlamları hakkında zamana, şartlara, bilimsel verilere göre farklı görüşler ileri sürmek mümkündür. Ayrıca gayb konularına giren âyetlerin yorumunda iddialı olmamak gerekir. Çünkü gayb âleminin mahiyetini Allah’tan başka kimse bilemez; biz gayb bilgilerine sadece inanırız (gökyüzünün yıldızlarla süslenmesi ve bunlarla şeytanların taşlanması konusunda bilgi için bk. Hicr 15:16-18; Sâffât 37:6-10). “Taşlanma” şeklinde çevirdiğimiz rücûm kelimesi “sağlam bir bilgiye dayanmadan konuşmak, kafadan atmak” mânasına da geldiği için âyete, “insan ve cin şeytanlarının yıldızlara bakarak aslı faslı olmayan şeyler söylemeleri” mânası da verilmiştir (Şevkânî, V, 299).
Mehmet Okuyan
Hanginizin daha güzel davranacağınızı denemesi için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O güçlüdür, çok bağışlayandır.
O, amel bakımından hanginizin (İslam’a uygun davranış, ahlâk ve anlayışta) daha iyi (daha güzel ve verimli) olacağını denemek (ve hak ettiği karşılığı vermek) için (dünyada yaşatıp) ölümü ve (ahirete kaldırıp sonsuz) hayatı yarattı. O, Üstün ve Güçlü olandır, çok Bağışlayandır.
Hanginizin daha güzel, daha değerli, devamlı bilinçli ameller işleyeceğini, işini daha güzel yapacağını denemek için dünyada ölümü, dünyada ve âhirette hayatı yaratanAllah'tır.O kudretlidir, hükümrandır, salih amel işleyenleri koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcıdır.
O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır.
Amelce hanginiz daha güzeldir diye, sizi imtihan etmek için hem ölümü, hem hayatı icad eden O'dur. O, Azîz'dir= her şeye gâlibdir, Gafûr'dur= çok bağışlayandır.
O Allah ki, hanginizin amelce daha iyi olduğunu denemek için ölüm ve hayatı yaratmış. O Aziz ve Gafurdur. (İzzetiyle günahkârları cezalandırır, mağfiretiyle de müminleri mükâfatlandırır.)
O, davranış ve eylem bakımından hanginizin daha güzel amel edeceğini sınamak için ölümü ve (ve her iki âlemde) hayatı yarattı. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.
Bkz. 18:7, 76:2Dünya ile ahiret bir bütündür. Dünya, insanın eğitimi ve tekâmülü için geldiği bu bütünün çok küçük bir cüz’üdür. Dünyaya gelişin ana amacını Allah’ı anlamak ve O’nun verdiği fıtratla yaşarken, O’na karşı sorumluluk bilinciyle hayatı devam ettirmek oluşturmaktadır. Bu da ancak aklın işletilmesiyle ve uzlaşan akılla vahyin hayata müdahalesiyle mümkündür. Ayette geçen “sınanmak” doğrudan Allah tarafından yapılmıyor. Allah’ın yarattığı dünyada O’nun verdiği imkânlarla yapılıyor. İnsan bu dünyada farklı badirelerden geçerken, değişik fırsatlarla test edilirken Allah onu sadece en üstten, objektif bir biçimde gözetliyor. Yani Allah’ın koyduğu yasalarla insanın her anı takip ediliyor. “…Ne yeryüzünde ne de gökyüzünde zerre kadar bir şey Rabbinden gizli kalamaz…” (Yunus 10:61) Bütün bunlar Allah’ın koyduğu kanunlarla, kurduğu sistemle gerçekleşmektedir. “İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında (yaptıklarını) gözetleyen bir kaydedici hazır bulunmasın!” (Kâf 50:17) Hatta bu sûrenin 13. âyetinde “Sözünüzü (ister) gizleyin, isterse açığa vurun (aynıdır). Çünkü O, kalplerde olanı bile hakkıyla bilendir.” buyrularak ilahi sistemden gizli kalabilecek en küçük bir ayrıntının olamayacağı vurgulanıyor. İşte bu hassas takip sonucunda insanın hayata geçirdikleriyle, Mutlak Yaratıcının katında kazanacağı kredi, onun hem dünyadaki itibarını hem de âhiret hayatındaki durumunu belirliyor.
Diyanet İşleri (Eski)
Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için, ölümü ve dirimi (hayatı) yaratan O'dur. O, güçlüdür, bağışlayandır.
Hayat, anlamsız bir var oluş olmadığı gibi ölüm de sonu hiçlik olan bir yok oluş değildir. Aksine hayat, bir hayırlı faaliyetler alanı, ölüm ise bu faaliyetlerin karşılığını bulacağımız ebedî varlık sahasına geçişi sağlayan bir dönüm noktası ve -Peygamber (s.a.)in de belirttiği gibi- bir uyarıcıdır.
Edip Yüksel
Hanginizin daha güzel işler yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, Üstündür, Bağışlayandır.
O, hanginizin daha güzel amel (ve hareket) edeceğini (hakkınızda) imtihan etmek için ölümü de, dirimi de takdîr eden ve yaratandır. O, gaalib-i mutlakdır, çok yarlığayıcıdır.
O ki, hanginiz amelce daha güzeldir diye sizi imtihân etmek için ölümü ve hayâtı yarattı. Ve O, Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen)dir, Gafûr (çok mağfiret eden)dir.
Allah, siz insanlardan hanginizin bir amelin en güzelini yapacağını belirlemesi için, ölümü de, hayatı da yaratan, çok güçlü ve bağışlayıcı olan da O’dur.
O Allah ki, hanginiz daha güzel işler yapacak diye sizi imtihân etmek için ölümü ve her iki âlemde hayatı yaratmıştır.Gerçekten O, sınırsız izzet ve kudret sahibidir, bununla birlikte, çok ama çok merhametlidir.
1 Allah, yarttığı kullarından insanlar ve cinleri sadece kendisine kulluk etsinler, kendisinden başka Mabut tanımasınlar ve Allah’ın kullarına kul olmasınlar diye yaratmıştır. Bu, Onun kendi iradesinin bir eseridir. Bununla ilgili yapılan yorumların tamamı eğer Allah’ın kitabına ve Rasulünün sünnetine dayanmıyorsa boştur.2 Yaratmak fiili, takdir ve icad etmek mânâlarına gelir. Takdir, ilmî yönden bir sınırlama demek olduğundan hem varlığın öncesi ve sonrasıyla, hem de yokluk ve varlıkla ilgilidir. İcad ise, fiilen yoğu var etmek, yok olanı varlığa geçirmek demek olduğundan, varlığı takdir edilen yok olan bir şeyin, varlık halini ifade eder. "Ölümü ve hayatı yarattı" âyetinde ölümün de hayatın da birlikte yaratıldığının anlatılmasından dolayı Ehl-i Sünnet âlimlerinin çoğu, ölümün sırf yokluktan ibaret, yokluğa ait bir iş olmayıp, hayat gibi bir varlığa sahip, varlığa ait bir iş, varlığı bulunan bir hadise olduğunu kabul etmişlerdir.
Muhammed Esed
O, hem ölümü, hem de hayatı yaratmıştır 1 ki sizi sınamaya tâbi tutsun [ve böylece] davranış yönünden hanginiz daha iyidir [onu göstersin] ve yalnız O[nun] kudret sahibi ve çok bağışlayıcı [olduğuna sizi inandırsın].
O, ölümü ve hayatı hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için yaratmıştır:[5198] O mutlak üstün ve yüce olandır, eşsiz ve benzersiz bağışlayandır.
[5198] Ölümü yaratması, hem canlıların can verilmeden önceki elementer kökenine, hem varlığın zıddı olan yokluğa delâlet eder (Krş: 2:28). Zımnen: Ölüm de hayat gibi O’nun otoritesine tâbidir. Ölen O’nun otoritesinden çıkamaz, hayata gelmemiş olan O’nun mülkü haricinde kalamaz. Eğer yokluk kendi başına bir gerçekse onu da Allah yaratmıştır, değilse zaten konuşmaya değmez... Âyette ölüm hayattan önce gelmiştir. Şu halde ölüm “yokluk” mudur? Hem evet, hem hayır. İnsanın ölümü için Kur’an’da iki kavram kullanılır: cesede nisbetle mevt, ruha nisbetle teveffi. Beden ölür, ruh teveffi ettirilir. Bu durumda cevap şöyle olur: Eğer teveffi olmasaydı ölüm yokluk olurdu. Zımnen şu imayı da içerir: Hayata ve diriye saygılı olun, ölüme ve ölüye de saygılı olun. Zira onu da Allah yarattı. Varlık kevn ve fesad/oluş ve bozuluş âlemidir. İnsan bedeninde ve kâinatta her an kevn ve fesad tecelli etmektedir (3:185). Sınav daha iyi olmanın aracıdır. İnsanı kemale doğru yürütmek için, Allah insana imtihan sûretinde ikram etmiştir.
Ömer Nasuhi Bilmen
O ki, ölümü ve hayatı yarattı, hanginizin amelce daha güzel olduğunuzu imtihan için ve o, bihakkın galiptir, çok yarlığayandır.
Hanginizin daha güzel iş ortaya koyacağını denemek için, ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O azîzdir, gafurdur (üstün kudret sahibidir, affı ve mağfireti boldur). [2, 28; 18, 7]
[*] İnsan ortaya çıkıncaya kadar uzunca bir zaman geçer (İnsan 76:1). Onu oluşturan parçalar vardır ama o yoktur. Sonra yaratılır ve yıpratıcı bir imtihandan geçirilir. Sonra ölür ve onu oluşturan parçalar toprak olur. İmtihanın sonucu görmek için topraktan son kez yaratılacaktır. Böylece her insanın başından iki ölüm ve iki hayat geçmiş olacak ) (Mümin 40:11 ve Bakara 2:28) ve artık ölmeyecektir. Önce ölümün sonra hayatın yaratılması bunu gösterir.
Şaban Piriş
Ölümü ve hayatı, hanginizin daha iyi çalışacağını denemek için yaratan O'dur, Güçlü ve bağışlayıcı O'dur!
Hanginiz daha güzel işler yapacaksınız diye sizi sınamak için ölümü de, hayatı da yaratan Odur.(1) Onun kudreti herşeye üstündür; O çok bağışlayıcıdır.
(1) Ölümün de yaratılmış olması, onun sadece hayatın yokluğundan ibaret bir hal olmadığını, başlı başına bir varlık, hattâ bir âlem olduğunu gösteriyor.
Yaşar Nuri Öztürk
Hanginizin daha güzel iş yapacağını belirlemek için sizi imtihana çekmek üzere ölümü ve hayatı yaratan O'dur. Azîz'dir O, Gafûr'dur.