Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1156, sondan 5081. ayet; 7. sure ve A'raf Suresinin 202. ayetidir. A'raf Suresi 202. ayetinin kelime sayisi 7, harf sayısı 31 ve toplam ebced değeri ise 3022 olarak hesaplanmıştır. A'raf Suresinin toplam ebced değeri 1054938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (4) ل (2) م (4) ص (1) bulunuyor.
“Dostlar” diye çevirdiğimiz âyet metnindeki ihvân kelimesinin tekili olan ah kelimesi sözlükte “kardeş” mânasına gelmekle birlikte mecazi olarak “arkadaş, dost, insanın sevip saydığı, aynı dünya görüşünü, aynı inanç ve değerleri paylaştığı kişi” anlamını da ifade eder. Kelime Kur’an-ı Kerîm’de (Hucurât 49:10, 12), hadislerde (Buhârî, “Îmân”, 22, “Mezâlîm”, 3; Müslim, “Eymân”, 38, 40, “Birr”, 32; Tirmizî, “Birr”, 29) ve diğer İslâmî kaynaklarda bu mânasıyla yani müslümanlar arasındaki inanç ve ideal birliğinden doğan sevgi ve kaynaşmayı ifade etmek için geniş olarak kullanıldığı gibi –konumuz olan âyette görüldüğü üzere– şeytan ile inkârcılar arasındaki ve inkârcıların kendi aralarındaki birlik ve yakınlığı ifade etmek için de kullanılmıştır.
Tefsirlerde âyetin değişik şekillerde yorumlandığı görülmektedir. Taberî’nin, diğer müfessirlerce de geniş ölçüde benimsenmiş olan yorumu şöyledir: “İnkârcılara gelince, dostları olan şeytanlar onları azgınlığa sürükler; azgınlıklarını daha da arttırırlar ve artık –içlerine şeytandan gelen bir saptırıcı fikir doğduğunda hemen düşünüp gerçeği gören takvâ sahiplerinin aksine– bu günahkârlar (azgınlık yapmakta) kusur etmez, bundan geri durmazlar.” Aynı müfessire göre bu suretle Allah Teâlâ bize şu hakikati bildirmektedir: Müminler topluluğu ve takvâ ehli, şeytan kendilerine kötülük işletmek istediğinde yaptıklarının doğruluğu veya yanlışlığı üzerinde düşünürler, Allah’ın azametini ve cezalandırmasını hatırlarlar, Allah’a olan saygıları kendilerini O’na âsi olmaktan korur, hasbelbeşer işledikleri hataların affı için Allah’a sığınıp tövbe etmeye yöneltir. (199. âyette kendilerinden “cahiller” diye söz edilen) müşrikler ve inkârcılar topluluğuna gelince, onlar bir defa Allah’a âsi olmaya başlayınca şeytanlar onların günahkârlık, bozgunculuk ve azgınlık eğilimlerini daha da güçlendirir; hevâ ve hevesleri akıl ve basîretlerine baskın geldiği için artık ne Allah korkusu ne âhiret kaygısı azgınlıkta ısrar edip günahlarını daha da çoğaltmaktan onları alıkoyar (IX, 159).
Âyetin “Bir daha da yakalarını bırakmazlar” diye çevirdiğimiz bölümüne, “O isyankârlar artık bir daha azgınlık ve günahkârlıktan geri durmazlar” veya “Şeytanlar onları azgınlığa, günaha sürüklemeye devam ederler” şeklinde değişik mânalar verilmiştir.
Mehmet Okuyan
(Şeytanların) kardeşleri ise onları azgınlığa sürükler; peşlerini bırakmazlar.
Cemal Külünkoğlu A'raf Suresi 202. Ayet Açıklaması
Tıpkı psikoaktif maddelere kendini kaptıran madde bağımlısı gibi, yaratılış safiyetinden uzaklaşarak her geçen gün gafletin tesir alanında kötüleri kendi bakış açısına göre iyi görerek şeytanın esiri olanlar bir daha kolay kolay yakalarını kurtarıp özgürlüklerine kavuşamazlar.
Diyanet İşleri (Eski)
Şeytanın kardeşleri onları azgınlığa sürüklerler ve bundan hiç geri durmazlar.
Şeytanların yandaşlarına gelince, işte şeytanlar, onları ancak azgınlığa sürükleyebilir ve onları bir kere avuçlarına aldılar mı, bir daha da yakalarını bırakmazlar.
Mustafa İslamoğlu A'raf Suresi 202. Ayet Açıklaması
[1317] Bu âyetin, 201’in devamı olması sözün bağlamı açısından daha makul görünüyor. Klasik müfessirler, bir öncekinin aksine bu âyetin olumsuz bir içeriğe sahip olduğunu düşünürler. Ama dil açısından “onlar” zamirinin işaret ettiği yer, tekil gelen “şeytan” değil çoğul kullanılan “sorumluluk bilincini kuşananlar”dır. Yukarıdaki genel yaklaşımı öncelemekle birlikte İbn Kesir, bizim âyetin son cümlesine ait çevirimizi destekleyen bir görüş nakleder. Parantez içi açıklamamızın gerekçesi budur.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve kardeşleri onları dalâlete sürükler dururlar. Sonra (o dalâleti) terketmezler.