Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1158, sondan 5079. ayet; 7. sure ve A'raf Suresinin 204. ayetidir. A'raf Suresi 204. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 41 ve toplam ebced değeri ise 3541 olarak hesaplanmıştır. A'raf Suresinin toplam ebced değeri 1054938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (8) ل (4) م (3) ص (1) bulunuyor.
Yukarıda Kur’an’ın insanlık için hangi bakımlardan ve ne kadar büyük bir değer ifade ettiği belirtildikten sonra burada da özetle kelâmullahı dinlemenin edep ve erkânı gösterilmektedir. Buna göre Kur’an okunduğu sırada müslüman ona ilgisiz kalmayacak, kulak verip dikkat kesilecek, saygıyla ve ilgiyle dinleyecektir; çünkü o, her şeyden önce Allah’ın sözüdür, onda konuşan Allah’tır. Bu sebeple Kur’an’a kulak vermemek Allah’ın konuşmasına kulak vermemek ve dolayısıyla bir bakıma Allah’a karşı edepsizlikte bulunmak anlamına gelir. Ayrıca anlamları üzerine düşünüp kavrayabilmek ve sonuçta rahmet ve bereketinden yararlanabilmek için de onu yoğun bir dikkatle dinlemek gerekmektedir. İbn Âşûr’un da işaret ettiği gibi (IX, 239) “... onu dinleyin ve sessiz durun” buyruğu, beden kulaklarıyla Kur’an’ı dinlemeyi, tilâvet sırasında konuşmamayı, başka şeylerle ilgilenmemeyi ifade ettiği gibi mecazî mânada “Kur’an’ı dinlemek” aynı zamanda “onun buyruklarına uyup yasaklarından kaçınmak” anlamına da gelir. En iyisi, âyetin hem hakiki hem de mecazi anlamda Kur’an’a kulak vermeyi emrettiğini kabul ederek, Kur’an okunurken başka şeylerle ilgilenmeden onu saygıyla ve dikkatle dinlemek, bununla da yetinmeyip buyruklarını yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmaktır. İşte bu sayede Kur’an-ı Kerîm’in –bir önceki âyette işaret edilen– “rahmet” özelliğinin de hayatımıza yansıyacağı, dünyamızı ve âhiretimizi güzelleştireceği âyetin sonunda ifade edilmektedir. Müslüman, Kur’an-ı Kerîm’i beden kulağı ile dinlemek, Allah’a ve O’nun kelâmına saygı göstermekle Allah kelâmı karşısında takınmış olduğu bu edepli ve ahlâklı tavrının sevabını kazanacak, O’nun tarafından ödüllendirilecek; Kur’an’ı can kulağıyla dinlediği gibi kalp ve aklı ile de dinlemek suretiyle onun içeriği üzerinde düşünerek kalbini ve aklını aydınlatacak, imanına güç katacak, yanlışlarını düzeltecek, doğrularını arttıracaktır; böylece bu ve buna benzer kazanımlarıyla âyetin sonunda ifade buyurulan rahmet ve merhamete ulaşmış olacaktır.
Bu âyetten dolaylı olarak çıkarılması gereken bir ders de şudur: Çarşı, pazar, sokak, kahvehane, lokanta gibi uygun olmayan ortamlarda, pratikte Kur’an’ı dinlemenin mümkün olmadığı yerlerde açıktan Kur’an okumak veya –dışarıda namaz kılanlar bulunması gibi bir zaruret olmadıkça– camilerde okunan Kur’an sesini cami dışına vermek doğru değildir; böyle durumlarda insanların durup Kur’an’ı dinlemeleri çeşitli yönlerden sıkıntıya yol açacağı için Kur’an okuyacak kimse, insanların onu dinleyebilecekleri yerlerde ve şartlarda okumalı ve böylece Kur’an-ı Kerîm’e saygısızlık görünümü veren davranışların sergilenmesine sebep olmaktan sakınmalıdır.
Hz. Peygamber döneminde inkârcıların elebaşıları halka, “Bu Kur’an’a kulak vermeyin, okunurken gürültü yapın, belki bastırırsınız” (Fussılet 41:26) diyerek Allah’a, O’nun kitabına ve peygamberine karşı düşmanlık ve saygısızlıklarını sergiliyorlardı. Aynı yerde “Allah’ın düşmanları” olarak nitelenen bu inkârcıların şiddetli bir azapla cezalandırılacakları bildirilmektedir. Konumuz olan âyette ise –Allah’ın kelâmını susturmaya, tesirini önlemeye, sesini boğmaya kalkışan, bu yüzden de “Allah’ın düşmanları” olarak nitelenmek suretiyle alçaltılan o inkârcıların yaptıklarının tam aksine– müslümanların da onu dinleyerek saygı ve bağlılıklarını göstermeleri ve sonuçta ilâhî rahmete liyakat kazanmaları gerektiği ifade buyurulmaktadır. Nitekim Kurtubî’nin kaydettiği bir rivayette bu âyet, Fussılet sûresinin anılan âyetinden sonra ve müşrik elebaşılarının orada bildirilen çağrılarına cevap olarak inmiştir (VII, 337-338).
Bu âyetten Kur’an-ı Kerîm okunurken müslümanların konuşmayı bırakıp onu dinlemeleri istenmekle birlikte bunun farz olup olmadığı, farz olması durumunda da bu hükmün mutlak olup olmadığı konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Hasan-ı Basrî’ye dayandırılan bir görüşe göre Kur’an okunduğunda onu dinlemek her zaman farzdır; Mâlikîler ise âyetin farziyet değil tavsiye (nedb) anlamı taşıdığını ileri sürmüşlerdir. Ancak âlimlerin çoğunluğu bu âyetin sadece Hz. Peygamber Kur’an okuduğunda onu dinlemeyi ve buna ek olarak –diğer zamanlarda değil– sadece namaz ve hutbe esnasında imamın ve hatibin okuduklarını dinlemeyi farz kıldığını belirtmişlerdir. Hanbelî ve Hanefî âlimleri, cemaatla namaz esnasında imam açıktan veya gizli olarak Kur’an okurken cemaatin okumamaları gerektiği yönündeki hükmü bu âyete dayandırmışlardır (bu husustaki rivayetler için bk. Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, II, 827-828; Reşîd Rızâ, IX, 508-509).
Mehmet Okuyan
Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size de merhamet edilsin!
1- Kur'an'ı dinlemekten kasıt ne dediğini öğrenmektir. Allah'ın buyruklarından haberdar olmaktır. Ne dediğini anlamaksızın onu dinlemek hiç bir yarar sağlamaz. Bu “sürünün kaval dinlemesinden” farklı bir şey değildir.
2- Fusilet Suresi, ayet 26: Ve inkâr edenler, “Bu Kur'an'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki başarılı olursunuz.” dediler.
Ahmet Akgül
Kur’an okunduğu zaman, hemen (dikkatle ve anlama gayretiyle) onu dinleyin ve susup (saygıyla takip edin) . Umulur ki esirgenmiş olur (İlahi rahmet ve merhamete erişirsiniz).
204.İbnu Ebi Hatim`in ve daha başkalarının Ebu Hureyre (r.a.)`den rivayet ettiklerine göre bu ayeti kerime bazılarının namazda Resulullah (a.s.)`ın arkasında yüksek sesle konuşmaları üzerine indirildi. Abdullah bin Muğaffel (r.a.) ve Abdullah bin Mes`ud (r.a.)`dan da buna benzer rivayetler nakledilmiştir. Zühri`nin rivayetine göre de bu ayeti kerime ensardan, Resulullah (a.s.) Kur`an-ı Kerim okuduğu zaman kendisi de aynısını okuyan bir genç hakkında indirilmiştir.Sa`id bin Mansur`un Sünen`inde Muhammed bin Ka`b`dan rivayet ettiğine göre de Resulullah (a.s.) bir şey okuduğunda sahabiler de aynısı okuyor ve onun okuyuşunu hafif seslerle tekrar ediyorlardı. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.
Ali Bulaç
Kur'an okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Umulur ki esirgenmiş olursunuz.
Cemal Külünkoğlu A'raf Suresi 204. Ayet Açıklaması
Kur’an bir rahmet kaynağıdır. Bu kaynaktan faydalanmak için okunduğu zaman bütün konuşmaları keserek onu can kulağıyla dinlemek, düşünmek ve dinlediklerimizi de anlamak zorundayız. Ne dediğini anlamaksızın ve okunanların ne anlama geldiğini bilmeksizin onu dinlemek geçici olarak zihinsel rahatlama sağlayabilir, hele de güzel sesli biri tarafından okunduğu zaman stresi ve yorgunluğu azaltma ve ruh halini iyileştirme gibi geçici katkıları olabilir. Ama Kur’an’ın geliş amacı ve ayet metinlerinin okunuş gayesi bu değildir. Onun misyonu; bütün insanlığı dünya ve ahiret saadetine taşıyacak ilkeleri ortaya koyarak maneviyat ve ahlak seviyesi yüksek erdemli, onurlu, vakarlı, tutarlı ve kararlı bir toplum yetiştirmektir. Kur’an böyle bir amaca hizmet için okunmalı ve okunan mesajlar da mutlaka hayata geçirilmelidir ki Kur’an amacına ulaşmış olsun.
Diyanet İşleri (Eski)
Kuran okunduğu zaman ona kulak verin, dinleyin ki merhamet olunasınız.
Gerek namaz içinde, gerekse namaz dışında Kur’an okunurken, onun manalarını iyice anlamak, öğütlerinden faydalanmak ve davranışları ona göre ayarlamak için bütün dikkatleri ona vermek ve sükût etmek gerekir.
Edip Yüksel
Kuran okunduğu zaman, onu dinleyip kulak verin ki merhamet edilesiniz.
Kur’an okunduğu zaman, tam bir saygı ve teslimiyetle ona kulak verin ve Kur’an bir konuda hüküm vermişse, ona alternatif görüşler öne sürmeyin, susup onu dinleyin ki,bu sayede ilâhî merhamete lâyık olabilesiniz!
1 Yani Kur’an’a itiraza kalkışmayın, onun hükümlerine karşı hükümler uydurmaya çalışmayın, eğer kendi doğrularınız, ona uymuyorsa derhal Allah’ın kelamına sarılın, diğerlerini atın…2 Bu âyet, bize öncelikle; Kur’an’ı Allah’ın kitabına layık bir hürmet ile dinlememizin gerektiğini söylemektedir. Bu âyet namaz, Cuma ve bayram hutbeleri hakkında nâzil olmuştur. Hanefilere göre, namazda imam Kur’an’ı ister açıktan ve ister içerisinden okusun, cemaatin bir şey okumaması gerekir. Maliki ve Hanbelîlere göre, imam açıktan okuduğu zaman cemaatin okumaması, içerisinden okuduğu zamanlarda ise Fatiha sûresini okuması, gerekir. İmam Şafii’ye göre ise, imam ister içerisinden ister açıktan okusun, cemaatin Fatiha’yı okuması gerekir.
Muhammed Esed
Bunun içindir ki, Kur’an okunduğu zaman ona kulak verin, sesinizi kesip dinleyin onu, ki [Allah'ın] esirgemesiyle kuşatılasınız!”
Gerek namazda, gerek namaz dışında Kur’ân okunurken mânasını bilmeyenlerin sükût edip sükûnet ve huşû ile dinlemeleri, bilenlerin ise mânalarını da düşünmeye çalışarak dinlemeleri gerekir.
Süleyman Ateş
Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, size rahmet edilsin.