Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5474, sondan 763. ayet; 72. sure ve Cin Suresinin 27. ayetidir. Cin Suresi 27. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 44 ve toplam ebced değeri ise 3462 olarak hesaplanmıştır. Cin Suresinin toplam ebced değeri 66593 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الا من ارتضى من رسول فانه يسلك من بين يديه ومن خلفه رصدا
27,28. Ancak seçtiği resûller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resûlün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resûllerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah, onların her hâlini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür.
Gaybı yalnızca Allah’ın bildiği, bu konuda O’nun hoşnut olup seçtiği elçinin dışında –cinler dahil– hiç kimseye bilgi vermediği ifade buyurulmuştur. Allah’ın hoşnut olup seçtiği elçiden maksat peygamberler, onlara bildirdiği gayb bilgileri ise ilâhî vahiyler ve haberlerdir ki bunlar da onların peygamber olduğunu gösterir. Meselâ Hz. Peygamber’e kıyamet gününde ve âhirette meydana gelecek olaylar vb. birçok gayb haberini içeren Kur’an vahyedilmiştir. Şevkânî’nin eserinde, Kur’an ve vahiy dışında da Hz. Peygamber’e fiten ve benzeri bazı gayb bilgilerinin verildiği zikredilmiş ve âyetin bunlara da işareti söz konusu edilmiştir (bk. Taberî, XXIX, 76-77; Şevkânî, 358-359). İlâhî vahyin korunması, ona şeytan sözünün karışmaması ve peygamberlerin Allah’ın mesajlarını tebliğ edip etmediklerinin tam olarak ortaya çıkması için Allah Teâlâ, elçisinin önünde ve arkasında koruyucu / gözetleyici melekler görevlendirmiş (bk. İbn Âşûr, XXIX, 250), çevrelerini bunlarla donatmış ve tahkim etmiştir. Allah bunu, vahyi koruyamadığından değil, hikmeti gereği yapmaktadır; zira Allah’ın her şeye gücü yeter; O’nun ilmi her şeyi kuşatmıştır (gayb hakkında bilgi için bk. Bakara 2:2). Allah’ın peygamberlerini kıyamet ve âhiret halleri gibi bazı gayb konularından haberdar etmesinin bir amacı da mûcize mahiyetindeki bu bilgilerle onların nübüvvetini kanıtlamaktır. Bu âyetler, astroloji yoluyla olağan üstü bilgilere ulaştıklarını söyleyenleri de yalanlamaktadır. Zemahşerî gibi Mu‘tezile âlimleri bu âyetlere dayanarak kerametin imkânsızlığını, keramet olduğu söylenenlerin asılsız olduğunu savunmuşlardır (bk. V, 172-173). Ancak Râzî, burada özellikle âhiretle ilgili gaybî bilgilerden söz edildiğini belirterek Mu‘tezile’nin âyetten bu anlamı çıkarmasını dayanaksız bulmuştur (XXX, 168-170).
Mehmet Okuyan
27,28. Ancak dilediği elçi(ler) bunun dışındadır. Rablerinin mesajlarını onların (meleklerin) tebliğ ettiğini bilsin diye, o (elçinin) önünden ve arkasından gözetleyici(ler) gönderir. (Allah) onların beraberinde bulunanı kuşatmış ve her şeyi bir bir sayıp kaydetmiştir.
Benzer mesaj: Âl-i İmrân 3:179. Yüce Allah’ın elçilerine bildirdiği [gayb], onlara vahyettiği kitaplardır.
Bayraktar Bayraklı
27,28. Ancak hoşnut olduğu peygamber hariçtir. Çünkü O, peygamberinin önünden ve ardından gözetleyiciler gönderir ki Rablerinin emirlerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah onları çepeçevre kuşatmıştır ve her şeyi bir bir saymıştır.[686]
1- Onlara, kullarına iletilmek üzere bazı gaybi bilgileri verir. 2- Onlar, her taraftan koruma altına alınmıştır.
Ahmet Akgül
Ancak razı olduğu (dilediği ve seçtiği) elçi hariç. (Onlara gaybi bilgilerden bir kısmını ulaştırır.) Çünkü O (Allah), bunun (gaybının, gizli kader programının ve elçi yaptıklarının) önüne ve arkasına izleyici (gözetleyici) ler dizer (meleklerle koruma altına alır).
Ancak bu tür bilgileri seçip, razı olduğu bir peygambere bildirebilir. Bu bilgileri bildirme esnasında o bilginin cin ve şeytanlar tarafından çalınmaması için getiren meleklerin önünden ve ardından muhafızlık yapacak melekler gönderir.
Ancak bir peygamber olarak seçtiği müstesnadır; (O'na gaybe dair bazı ilimleri açıklar ve bunlar mucize olur). Çünkü Allah, peygamberin önünden ve ardından muhafız melekler tayin eder (de O'nu korurlar).
26,27,28. Bilen O'dur göze görünmiyeni, hoşnut bulunduğu bir peygamberden başkasını, kendi sırrına kimseyi bilirli kılmaz, Tanrının elçiliklerin eriştirdiğin bilmeklik için, onun önünde, ardında bekçiler koyduk, her hallerin bilir, her nesnenin sayısını saymıştır»
(Gaybı bilen Allah), bu sırları(n bazılarını) sadece hoşnut olup seçtiği elçisine bildirir. Bu durumda (mesajı korumak için) o elçisinin önüne ve arkasına gözetleyiciler/bekçiler yerleştirir.
Buradaki “elçi” ifadesinden kastedilen vahyi getiren “Melek Cebrail” ya da başka bir melek olabilir. Çünkü âyetin ikinci cümlesinde; “(mesajı korumak için) o elçisinin önüne ve arkasına gözetleyiciler/bekçiler yerleştirir.” buyruluyor. Nitekim bir sonraki ayet de bunu doğrulamaktadır. Eğer bu elçiden kastedilen Hz. Peygamber olsaydı onun da etrafında muhafızlar olacaktı ama Hz. Peygamber için böyle bir durum söz konusu değildir. Hz. Lût’un kavmini helâk etmek için görevlendirilen melekler Hz. İbrahim’e geldikleri zaman (Hud 11:77-81) onlar da gaipten yani Lût’un kavmini helâk etmekten Hz. İbrahim’e ve daha sonra Hz. Lût’a bilgi vermişlerdi. Böylece Allah hem meleklere hem de meleklerin haber getirdiği elçilerine gelecekten bilgi vermişti. Allah’ın, gaybı razı olup seçtiği elçisine bildirmesi, gaybı O’ndan başkasının bildiği anlamına gelmez. Bilakis gaybın bilgisinin sadece Allah’a has olduğunu gösterir. Nitekim “… Allah, gaybı size bildirecek değildir. Fakat Allah, elçileri arasından dilediğini seçer…” (A. İmran 3:179) buyrulmaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
27,28. Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır. Rablerinin bildirilerini tebliğ etmelerini ortaya koymak için her peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar; onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır ve herşeyi bir bir sayar.
Ancak peygamber(lerin)den (gaybın bir kısmını bildirmeye) râzı olduğu kimseler müstesnâdır;(2) çünki O (Allah), onun (o peygamberin) önünden ve arkasından gözetleyici(melek)ler gönderir.
(2)“Resûl-i Ekrem (asm), لَايَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّااللّٰهُ [Gaybı ancak Allah bilir] sırrınca kendi kendine gaybı(insanlara gizli olan şeyleri) bilmezdi; belki Cenâb-ı Hakk ona bildirirdi, o da (öylece bilir ve) bildirirdi. Cenâb-ı Hakk, hem Hakîmdir (her işi hikmetlidir), hem Rahîmdir (sonsuz merhamet sâhibidir). Hikmet ve rahmeti ise, umûr-ı gaybiyeden (bilinmeyen işlerden) çoğunun setrini (gizlenmesini) iktizâ ediyor (gerektiriyor), mübhem(kapalı) kalmasını istiyor. Çünki şu dünyada insanın hoşuna gitmeyen şeyler daha çoktur. Vukūundan(olmasından) evvel onları bilmek elîmdir (elem verir).” (Zülfikār, 19. Mektûb, 9)
İlyas Yorulmaz
Ancak razı olduğu elçisine gaybını bildirir. Sonra o elçinin önünde ve arkasında sürekli bir gözetleyici takip eder.
(Burada gözcülerden kasıt meleklerdir. Yani, Allah (c.c) vahiy vasıtasıyla gayb ilmini Resulullah’a gönderdiği zaman tam olarak resule ulaşması ve kimsenin ona dokunmaması için her taraftan melekler onu muhafaza altına alırlar.)
Mahmut Kısa
Ancak, dilediği Peygamber hariç.Çünkü Allah, ihtiyacınız kadar gayb bilgisini size öğretmek üzere, elçilerinden dilediğini seçer ve bu bilgileri sadece ona vahyeder. İşte Kur’an, böyle vahiy ürünü bir kitaptır. Allah bir Peygambere gaybı bildirirken, onu şeytanın dürtülerine ve ayartma girişimlerine karşı korumak için, önüne ve arkasına meleklerden gözcüler diker. Bu gözcüler, görev ihmâline yol açabilecek her türlü tehlikelere karşı Peygamberleri korurlar.
26,27. Çünkü ğaybı ancak O, bilir ve Peygamberlerinden seçtikleri dışında, ğay-bını kimseye açıklamaz.1 Çünkü O, elçisinin önüne ve arkasına koruyucular koyar.
1 Ancak Rasulleri içinden seçip dilediği bir Rasule gaybından bazı şeyler açıklar. Henüz meydana gelmeyen şeyleri açıkça bildirir. Bunlar o peygamberin mucizeleri, emirleri, ahkâm ve müeyyideleri gibi peygamberliğin maksatlarına ait bilgiler olur. Bu surette ise yine o Rasul gaybı bilmiş olmaz. Kendisine bildirilmiş olanı bilir. Onun için ona o kıyametin mutlaka olacağı bildirilmiş ise de yakın mı uzak mı ne zaman olacağı bildirilmemiştir.
Muhammed Esed
seçmekten hoşnutluk duyduğu elçisi hariç: 21 o zaman Allah hem o'nun gözü önüne serilmiş olan her konuda, hem de aklının ermeyeceği her alanda 22 o'nu gözetlemek için [semavî güçler] gönderir;
Ancak Allah’ın razı olup seçtiği elçilerine gayb ile ilgili bazı bilgileri vahy ederek bildirir ve O onu getiren (meleğin) önüne ve arkasına gözcüler koyar ki. 3/179
[5370] Tekvir sûresinin 19. âyeti ışığında, “elçi” ile burada vahiy meleği kastedilmiş olsa gerektir. Bir sonraki âyette ise “elçiler” kastedilmektedir. Vahyin, kaynağından hedefine ulaşırken cinlerin/şeytanların tasallutundan korunduğuna delâlet eder.
[5371] Bu âyetler sûrenin ana konusu olan vahiyle ve onun ilâhî koruma altında oluşuyla ilgilidir.
[5372] Zımnen: Vahiy kaynağından hedefine varıncaya kadar ilâhî gözetim altındadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
İhtiyar buyurduğu bir resûl müstesna, çünkü o, bunun önünden ve ardından muhafızlar sevkeder.
26, 27, 28. O bütün gaybı bilir. Fakat gayplarını kimseye açmaz. Ancak, bildirmeyi dilediği bir elçiye bildirir. Bu durumda (mesajı korumak için) o elçisinin önüne ve arkasına gözetleyiciler yerleştirir. Böylece (Allah) elçilerinin, Rab'lerinin mesajlarını gereğince tebliğ ettiklerini bilmek (yani fiilen görmek) ister. Doğrusu Allah, kullarının nezdinde ne var, ne yoksa her şeyi ilmiyle ihata etmiş, her şeyi bir bir kaydetmiştir. [2, 255]
Allah’ın gaybı Resulüne bildirmesi, gaybı O’ndan başkasının bildiğini göstermez. Aksine gaybın Allah’a has olduğunu teyid eder. Gözetleyicilerden maksat meleklerdir. Allah Resulüne gönderdiği gaybı, meleklerince koruma altına alınmış olarak gönderir. Hz. Peygamberin risaletinden sonra, gök kapıları cinlere büsbütün kapanınca, onlar, melekler tarafından sıkı bir korumanın olduğunu anlamışlardı. Ayetin meali, muhtemel üç tefsir arasından, bizce en kuvvetlisine göre verilmiştir.
Süleyman Ateş
Ancak razı olduğu elçiye gösterir. Çünkü O, elçisinin önüne ve arkasına gözetleyiciler (koruyucular) koyar.
[*] "Kur'ân'ı şeytanlar indirmedi. Bu, onların yapabileceği bir iş değildir; buna güçleri de yetmez. Onlar, (âyetler ininceye kadar) onları dinlemekten engellenmişlerdir." (Şuârâ 26:210-212)
Şaban Piriş
26,27. -Gaybı bilen, gaybını elçisinden razı olduğu dışında hiç kimseye açıklamaz. Çünkü o, onun önünden ve arkasından gözcüler koyar.