Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5475, sondan 762. ayet; 72. sure ve Cin Suresinin 28. ayetidir. Cin Suresi 28. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 52 ve toplam ebced değeri ise 3026 olarak hesaplanmıştır. Cin Suresinin toplam ebced değeri 66593 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ليعلم ان قد ابلغوا رسالات ربهم واحاط بما لديهم واحصى كل شيء عددا
27,28. Ancak seçtiği resûller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resûlün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resûllerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah, onların her hâlini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür.
Gaybı yalnızca Allah’ın bildiği, bu konuda O’nun hoşnut olup seçtiği elçinin dışında –cinler dahil– hiç kimseye bilgi vermediği ifade buyurulmuştur. Allah’ın hoşnut olup seçtiği elçiden maksat peygamberler, onlara bildirdiği gayb bilgileri ise ilâhî vahiyler ve haberlerdir ki bunlar da onların peygamber olduğunu gösterir. Meselâ Hz. Peygamber’e kıyamet gününde ve âhirette meydana gelecek olaylar vb. birçok gayb haberini içeren Kur’an vahyedilmiştir. Şevkânî’nin eserinde, Kur’an ve vahiy dışında da Hz. Peygamber’e fiten ve benzeri bazı gayb bilgilerinin verildiği zikredilmiş ve âyetin bunlara da işareti söz konusu edilmiştir (bk. Taberî, XXIX, 76-77; Şevkânî, 358-359). İlâhî vahyin korunması, ona şeytan sözünün karışmaması ve peygamberlerin Allah’ın mesajlarını tebliğ edip etmediklerinin tam olarak ortaya çıkması için Allah Teâlâ, elçisinin önünde ve arkasında koruyucu / gözetleyici melekler görevlendirmiş (bk. İbn Âşûr, XXIX, 250), çevrelerini bunlarla donatmış ve tahkim etmiştir. Allah bunu, vahyi koruyamadığından değil, hikmeti gereği yapmaktadır; zira Allah’ın her şeye gücü yeter; O’nun ilmi her şeyi kuşatmıştır (gayb hakkında bilgi için bk. Bakara 2:2). Allah’ın peygamberlerini kıyamet ve âhiret halleri gibi bazı gayb konularından haberdar etmesinin bir amacı da mûcize mahiyetindeki bu bilgilerle onların nübüvvetini kanıtlamaktır. Bu âyetler, astroloji yoluyla olağan üstü bilgilere ulaştıklarını söyleyenleri de yalanlamaktadır. Zemahşerî gibi Mu‘tezile âlimleri bu âyetlere dayanarak kerametin imkânsızlığını, keramet olduğu söylenenlerin asılsız olduğunu savunmuşlardır (bk. V, 172-173). Ancak Râzî, burada özellikle âhiretle ilgili gaybî bilgilerden söz edildiğini belirterek Mu‘tezile’nin âyetten bu anlamı çıkarmasını dayanaksız bulmuştur (XXX, 168-170).
Mehmet Okuyan
27,28. Ancak dilediği elçi(ler) bunun dışındadır. Rablerinin mesajlarını onların (meleklerin) tebliğ ettiğini bilsin diye, o (elçinin) önünden ve arkasından gözetleyici(ler) gönderir. (Allah) onların beraberinde bulunanı kuşatmış ve her şeyi bir bir sayıp kaydetmiştir.
Benzer mesaj: Âl-i İmrân 3:179. Yüce Allah’ın elçilerine bildirdiği [gayb], onlara vahyettiği kitaplardır.
Bayraktar Bayraklı
27,28. Ancak hoşnut olduğu peygamber hariçtir. Çünkü O, peygamberinin önünden ve ardından gözetleyiciler gönderir ki Rablerinin emirlerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah onları çepeçevre kuşatmıştır ve her şeyi bir bir saymıştır.[686]
1- Vahyin hiçbir değişikliğe uğramaksızın olduğu gibi tebliğ edildiğini ortaya koymak için.
Ahmet Akgül
(Nebilerine bazı gaybi bilgiler aktarır) Öyle ki (insanlar) onların, Rablerinden gelen risaleti (insanlara gönderilenleri) tebliğ ettiklerini bilip (anlasın. Allah) Onların nezdinde olanları sarıp kuşatmış ve her şeyi tek tek sayıp tespitini yapmış bulunmaktadır.
Gerçekten de Rablerinin elçiliklerini hakkıyla yaptıklarını, hükümlerini tebliğ ettiklerini bilsin diye ve onların her halini de bilgisiyle kavramış, kuşatmıştır ve her şeyi, birbir sayıp tespit etmiştir.
Böylece peygamber kendisine Allah'ın vahyinin melekler tarafından eksiksiz olarak ulaştırıldığını bilsin veya Allah meleklerin Rablerinin mesajını doğru ve sağlam olarak yerine ulaştırdıklarını bilgisiyle kuşatmıştır veya Allah'ın mesajını O'nun kullarına peygamberlerin eksiksiz olarak ulaştırdıklarını açıkca gösterir. Allah meleklerin, peygamberlerin ve kullarının her halini bilgisiyle kavramış ve kuşatmıştır ve herşeyi bir bir sayıp tesbit etmiştir.
Rableri, meleklerin ve peygamberlerin tebliğine memur ettiği konuları, tebliğ görevlerini ifalarını; onların sorumluluğuna verilenleri, yanlarında olup bitenleri ilmiyle kudretiyle çepeçevre kuşatarak, her şeyi bir bir sayarak kaydip belirlemesi için onların etrafına koruyucu melekler dizer.
Öyle ki, Rablerinin risaletlerini (kendileri vasıtasıyla görderdiği hükümleri) tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah) onlarda olanı kuşatmış ve her şeyi sayı olarak saymıştır.
Öyle ki onların, Rablerinden gelen risaleti (insanlara gönderilenleri) tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah,) onların nezdinde olanları sarıp-kuşatmış ve her şeyi sayı olarak da sayıp-tesbit etmiştir.
O Peygamber şunu bilsin ki, o elçiler Rablerinin risaletlerini tamamıyla eriştirmişlerdir; ve O, elçilerin yanındaki ilmi kuşatmış ve her şeyi sayıca saymıştır.
Ki (Allah) o elçilerin, Rableri olan Allah’tan gelen mesajları ulaştırdıklarını görsün. Şüphesiz Allah, onların yanında olan her şeyi (ilmiyle) kuşatmıştır. Ve her şeyi tek tek saymıştır.
26,27,28. Bilen O'dur göze görünmiyeni, hoşnut bulunduğu bir peygamberden başkasını, kendi sırrına kimseyi bilirli kılmaz, Tanrının elçiliklerin eriştirdiğin bilmeklik için, onun önünde, ardında bekçiler koyduk, her hallerin bilir, her nesnenin sayısını saymıştır»
O elçi bilsin ki Rabbi tarafından gönderilenleri, melekler ona tam olarak ulaştırmış, o da onlarda olanın hepsini almış ve her şeyi tek tek kavramıştır.”
Halk arasında cinlerin insan türünü etkilediği ve onların sağlığına zarar verdiği inancı oldukça yaygındır. Bu bakımdan cin şerrinden korunmak ya da cin çarptığı sanılan insanları iyileştirmek için bazı yollara baş vurulur. Bunlardan bir tanesi de “Cin sûresi” ni okuyarak hastayı iyileştirmektir. Cin şerrine maruz kaldığı düşünülen hasta üzerine cin sûresi kırkbir defa okunur, sûre içinde beş defa âyet sonlarında tekrarlanan “ehadâ” kelimelerinden sonra hastaya üflenir. Ancak bu âdetin güvenilir en küçük bir dayanağı yoktur. Zira cin sûresi cinler hakkında abartılmış bilgi ve inançların yanlışlığını, Kur’an âyetlerinin cinler üzerindeki etkisini ve âhiret hayatının kesin olduğunu anlatıyor. Dolaysıyla bu sûrenin cinlerin bir şerri olduğu ve o cinlerin şerrinden korunmak gibi bir geliş amacı bulunmamaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
27,28. Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır. Rablerinin bildirilerini tebliğ etmelerini ortaya koymak için her peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar; onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır ve herşeyi bir bir sayar.
Ki böylece onların (peygamberlerin), Rablerinin gönderdiklerini hakkıyla tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah) onların nezdinde olup bitenleri çepeçevre kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır (kaydetmiştir).
Tâki (o peygamberler), Rablerinin gönderdiklerini (o gözetleyicilerin) hakkıyle (kendilerine) tebliğ etdiklerini (şûhüden) bilsin (ler). (Allah, peygamberin) nezdinde olub bitenleri (onların her haalini ilmiyle) kuşatmış, herşey'i (müfredatı vech ile), sayı (sı) ile saymış (tesbît etmiş) dir.
Tâ ki (o peygamberlerin), Rablerinin gönderdiklerini hakkıyla teblîğ ettiklerini ortaya çıkarsın; çünki Allah, onların yanında bulunan (her)şeyi (ilmi ile) kuşatmış ve herşeyi bir bir kaydetmiştir.
Rablerinin verdiği görevleri tebliğ etmişler mi? Bilmesi içindir. Rabbin, elçilerin yanında bulunan her şeyi kuşatmış ve her şeyin tek tek hesabını yapmıştır.
Şunun için ki o, Rablerinin gönderdikleri haberleri tebliğ ettiklerini bilsin [³]. Allah onların her halini ilmiyle kuşatmış, her şeyin sayısını saymıştır.
Rablerinin gönderdiklerini hakkıyla ulaştırmış olduklarını, onlarda bulunan her şeyi kuşattığını ve her şeyi bir bir saymış olduğunu bilsin diye (peygamberlere gözcüler tayin etmiştir).
Ki böylece Peygamber, aldığı bilgilerin hayal veya vehim olmadığını; vahiy getiren meleklerin, Rab’lerinin mesajını kendisine dosdoğru ve eksiksiz bir şekilde ulaştırdığını ve Allah’ın, onların yanındakileri, yani iç dünyalarında, hayatlarında ve çevrelerinde olup biten bütün gelişmeleri sonsuz ilmiyle kuşattığını ve bunun da ötesinde, kâinatta olmuş ve olacak her şeyi bir bir sayıp kayıt altına aldığını —en ufak bir şüpheye yer kalmayacak şekilde— bilsin.
O, bunu (Peygamberlerinin, insanlara) duyurduklarının, Rableri tarafından gönderildiğini bilmeleri için yapar. Çünkü O (Allah, zâten) onların söylediklerini (bilgisiyle) kuşatmış ve her şeyi tek tek kaydetmiştir.
böylece bu[elçi]lerin tebliğ ettikleri şeyin [yalnızca] Rablerinin mesajları olduğunu açıkça gösterir: çünkü onların [söyleyebilecekleri] her şeyi 23 [bilgisi ile] kuşatan O'dur; ve [mevcut olan] her şeyi bir bir hesaplayandır.
Elçilerin, vahyi eksiksiz bir şekilde size ilettiğini ve Rabbinin onları her taraftan kontrol ettiğini ve her şeyi bir bir kaydedip muhafaza ettiğini ortaya koysun. 2/97.99, 25/32, 26/192.201, 87/6
O’nun böyle yapması, (rasullerin) tebliğ ettiklerinin Rablerinin risaleti olduğunu; dahası ellerindeki (vahyi) çepeçevre kuşattığını ve her şeyi tek tek sayarak muhafaza altına aldığını belirtmek içindir.[5373]
[5373] Bu âyet vahyin her türlü saldırıdan, özellikle de cinlerin tasallutundan korunmuş olduğunu ifade eder. Bizce sûrelerin başındaki mukatta’âtın verdiği mesajların ilki budur (Bkz: 68:1, not 1).
Ömer Nasuhi Bilmen
Rablerinin risâletlerini hakkıyla eriştirmiş olduklarını bilmesi için (öyle muhafızlar tayin buyurulmuştur). Ve onların yanlarında olanı ilmen kuşatmıştır ve her bir şeyi adeden sayıp bilmiştir.
26, 27, 28. O bütün gaybı bilir. Fakat gayplarını kimseye açmaz. Ancak, bildirmeyi dilediği bir elçiye bildirir. Bu durumda (mesajı korumak için) o elçisinin önüne ve arkasına gözetleyiciler yerleştirir. Böylece (Allah) elçilerinin, Rab'lerinin mesajlarını gereğince tebliğ ettiklerini bilmek (yani fiilen görmek) ister. Doğrusu Allah, kullarının nezdinde ne var, ne yoksa her şeyi ilmiyle ihata etmiş, her şeyi bir bir kaydetmiştir. [2, 255]
Allah’ın gaybı Resulüne bildirmesi, gaybı O’ndan başkasının bildiğini göstermez. Aksine gaybın Allah’a has olduğunu teyid eder. Gözetleyicilerden maksat meleklerdir. Allah Resulüne gönderdiği gaybı, meleklerince koruma altına alınmış olarak gönderir. Hz. Peygamberin risaletinden sonra, gök kapıları cinlere büsbütün kapanınca, onlar, melekler tarafından sıkı bir korumanın olduğunu anlamışlardı. Ayetin meali, muhtemel üç tefsir arasından, bizce en kuvvetlisine göre verilmiştir.
Süleyman Ateş
(Böyle yapar) Ki onların, Rablerinin kendilerine verdiği mesajları duyurduklarını bilsin. Allah, onlarda bulunan herşeyi (bilgisiyle) kuşatmıştır ve herşeyi bir bir saymış(hesabetmiş)tir.
O elçi bilsin ki Rabbi tarafından gönderilenleri, melekler ona tam olarak ulaştırmış, o da onlarda olanın hepsini almış ve her şeyi tek tek kavramıştır.”
[*] Şeytanlar birinci kat semadan kovuldukları için (Saffat 37:6-10) Mele-i A'lâ'da yani yıldızların olduğu birinci kat semada saklı olan Kur'an'a dokunamazlar. Allah Teâlâ şöyle demiştir: " Yok yok! Yıldızların bulunduğu yerin önemine dikkatinizi çekerim, Bilseniz onun değeri pek büyüktür. (Şunu bilmeniz daha önemlidir: Yıldızların yerinde olan) değerli Kur'an'dır. Kınında saklı bir kitaptadır. Ona, tertemiz olanlardan (meleklerden) başkası dokunamaz. O, bütün varlıkların Sahibi tarafından indirilmiştir. (Vakıa 56:75-80). "Kur'ân'ı şeytanlar indirmedi. Bu, onların yapabileceği bir iş değildir; buna güçleri de yetmez. Onlar, (âyetler ininceye kadar) onları dinlemekten engellenmişlerdir." (Şuârâ 26:210-212) Bu suredeki âyetler, âyetler ininceye kadar şeytanlardan nasıl korunduğunu göstermektedir. İndikten sonra dinlemelerine bir engel kalmaz. Bu durumda bir müdahaleleri olmaması için bize şu emir verilmiştir: "Kur'ân okuyacağın zaman taşlanmış Şeytan'dan Allah'a sığın." (Nahl 16:98)
Şaban Piriş
“Rabbinin gönderdiklerini gerçekten tebliğ ettiklerini göstermek için... Onların yanlarında olanı kuşatmış ve her şeyi bir bir kaydetmiştir.
Tâ ki, peygamberler, Rableri tarafından gönderilenleri meleklerin tastamam ulaştırdıklarını bilsin. Allah ise onların her halini kuşatmış ve herşeyi tek tek saymıştır.(4)
(4) Gerek peygamberlerin, gerekse onlara vahyi iletenlerin ve onları gözetenlerin her halini Allah bilir. Olmuş ve olacak olan herşeyi, bir zerre bile hariç kalmamak üzere Allah tek tek bilir. Onun ilmi genel bir bilgiden ibaret değildir; herşeyin bütün inceliklerini ve bütün ayrıntılarını kuşatan ezelî bir bilgidir.
Yaşar Nuri Öztürk
Ki onların, Rablerinin elçiliklerini hedefine tam ulaştırdıklarını bilsin. Allah, onların katında bulunan şeyleri kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıya bağlamıştır.