Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5603, sondan 634. ayet; 76. sure ve İnsân Suresinin 12. ayetidir. İnsân Suresi 12. ayetinin kelime sayisi 5, harf sayısı 23 ve toplam ebced değeri ise 896 olarak hesaplanmıştır. İnsân Suresinin toplam ebced değeri 73518 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Allah Teâlâ yukarıdaki özellikleri taşıyan müminleri kıyamet gününün sıkıntılarından koruyacağını, onlara sevinç ve mutluluk dolu bir hayat nasip edeceğini ifade buyurduktan sonra vereceği nimetleri açıklamıştır. Başka âyetlerde de kıyamet gününde bir kısım yüzlerin mutluluktan parıldayacağını bir kısım yüzlerin de sıkıntıdan sararıp solacaklarını haber vermiştir (Kıyâmet 75:22-24). Bu âyetlerin genelinden çıkan sonuca göre yüce Allah’ın müminlere ikram edeceği cennet, her türlü ihtiyacın karşılandığı, rahat ve huzur kaynağı imkânların bol bol bulunduğu bir yerdir. Orada canların çektiği ve gözleri okşayan her türlü nimetin bulunduğu haber verilmiştir (bk. Zuhruf 43:71). 13. âyet müminlerin âhirette güneş ışınlarından kaynaklanan yakıcı sıcakla karşı karşıya kalmayacaklarını ifade eder. Âyetten cennetin kendine has bir nurla aydınlatılacağı, orada her şey mutedil olup sıkıntı verecek herhangi bir şeyin bulunmayacağı anlaşılmaktadır. 14. âyette belirtilen gölgelerin de cennetteki ağaçların gölgeleri olduğu belirtilir. 15-21. âyetlerde cennetliklerin içecekleri içkiler, sunucular ve hizmetçiler anlatılmakta; elbiseleri ve takıları tasvir edilmektedir. Müfessirler buradaki kâselerin gümüş ve billûrla tanıtılmasının, sadece bilinmeyeni bilinenle anlatmak, böylece muhatabın zihninde cennet nimetleriyle ilgili bir imaj, bir fikir ve sonuçta bir arzu uyandırmak maksadıyla yapılmış bir benzetmeden ibaret olduğunu belirtirler. Bunların mahiyetleri hakkında bir şey söylemek mümkün değildir. Nitekim Abdullah b. Abbas, “Cennetteki nimetlerle dünyadakiler arasında isim benzerliğinden başka benzerlik yoktur” demiştir (Râzî, XXX, 249; ayrıca bk. Bakara 2:25).
Mehmet Okuyan
Sabretmelerine karşılık onlara cennet ve özgürlük lütfedecektir.
Bu ayette geçen [harîr] kelimesine “ipek” değil de İnsân 76:4’te kâfirlerin tutukluluk hâllerinin tersine cennetliklere verilece alabildiğine “özgürlük” anlamı vermeyi tercih ettik (Bilgi için bkz. İslamoğlu, [Hayat Kitabı Kur’an]).
Bayraktar Bayraklı
Sabretmelerinden dolayı onları cennet ve ipek giysilerle ödüllendirecektir.
12, 18. Sabırlarına karşı mükâfat olmak üzere onlara Cennet, ipekli elbise verdi. Onlar orada tahtlar üzerinde yan gelecekler, ne güneş ne de sert soğuk görmeyecekler [³]. Onun ağaçları onlara yakından gölge salacak, meyveleri de kolay kolay toplanacaktır. Onlara gümüşten billûr gibi şeffaf kaplar, sürahilerle her nevi içki dolaştırılacak, gümüşten olan o şeffaf kapları onlara, arzu ettikleri [⁴] kadar verecekler. Onlara zencefil [⁵] katılmış şarap içirilecek. Zencefil tadında olan o içki Cennette öyle bir kaynaktır ki kolay içilmekte ona Selsebil adı verilir [⁶].
İsmail Hakkı İzmirli İnsân Suresi 12. Ayet Açıklaması
[3] Veya ne güneş, ne ay görmeyecekler, belki güneşsiz, ay'sız ziyadar olacak.[4] Veya kanacakları.[5] Zencefil Araplar indinde lezzetli, kokulu bir şey sayılmakla onların örfüne göre zencefil tadı verecek şarap verilecek demek olur.[6] Yani suyu leziz, tatlı, onda zencefil acılığı da yoktur, kolay içilir veya o, Selsebil adlı bir çeşmedir.
Kadri Çelik
Onları sabretmeleri dolayısıyla cennetle ve ipekle ödüllendirmiştir.
Ve Allah yolunda mücâdele verirken karşılaştıkları sıkıntılara sabırla direnmelerinden dolayı, onları muhteşem meyvelerle donatılmış bahçeler ve hâlis ipekten elbiseler ile ödüllendirecektir.
1 Bazıları buradaki “harir” kelimesine “ipek” değil de, “tarifi imkânsız özgür bir hayat” anlamı vermişlerse de ayetin öncesine ve sonrasına dikkat edilirse bu anlamın uygun olmayacağı rahatlıkla anlaşılmaktadır. Zira cennetin de kendine göre kuralları olması ve tamamen insanların başıboş hayat sürecekleri bir yer olmaması gerekir.
Muhammed Esed
ve onları sıkıntılara karşı sabrettikleri için [kutlu bir] bahçe ve ipek[ten giysiler] ile 13 ödüllendirecektir.
Mustafa İslamoğlu İnsân Suresi 12. Ayet Açıklaması
[5475] Veya: “Tüm kinlerinden kurtulup özgür kalacaklar”. Harîr, “özgürlük” anlamındaki hurrden türetilmiştir. İbn Fâris’in bu kelimeye verdiği karşılık şudur: el-harîr: ve huve’l-mahrûr ellezî tedahalehu ğayzun min emrin nezele bih (Başına gelen bir işten dolayı içini kaplayan kinden kurtulan kimse). Bu mâna, cennetliklerin kinden tamamen arındırılmasını da çağrıştırmaktadır (Bkz: 7:43; 15:47). Bu kelimeye genellikle verilen “ipek” karşılığı da hürriyetle ilişkilidir. Zira ipek giysi özgürlük ve soyluluğun simgesi gibi görülürdü. Bu yüzden harîri, kelimenin belirsiz formunu da dikkate alarak “tarifi imkânsız özgür bir (hayat)” diye çevirdik. Âyette iki şey vaad edilmektedir: “cennet ve harir”. Hariri özellikle “libas”tan bağımsız olarak geldiği bu makamda “ipek” diye çevirmek eşi olan “cennet”le mütenasip görünmemektedir. Kaldı ki cennette ipek zaten vardır. Bu bağlamda harîr ile cennet kadar değerli olan, maddî-mânevî anlamlarıyla “mutlak, mükemmel özgürlüğün” kastedilmiş olması hem Kur’an’ın belâgatine hem ilâhî ikramın mahiyetine hem de harîrin cennet ile eşleştirilmesinin münasebetine daha uygundur. Allahu a‘lem.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onları sabrettikleri için cennetle ve ipekli libasla mükâfaatlandırdı.
İman edip imanına göre yaşayanların bütün hayatları sabırdır: Allah’a taat konusunda sabır, O’nun haram kıldığı şeyleri yapmamak için sabır ve Onun çok hikmetlere binaen gönderdiği musîbetlere sabır... Bu sabırlar, müminin bütün hayatını doldurur, onu pişirip olgunlaştırır, şahsiyetini güçlendirir ve onun hayatına anlam kazandırır.
Süleyman Ateş
Sabrettiklerinden dolayı onları cennet ve ipekle ödüllendirmiştir!
Süleymaniye Vakfı İnsân Suresi 12. Ayet Açıklaması
[1] Cennet ve ipek kelimeleri tekil olduğu haled çoğul anlam vermemiz, şu ayetlerden dolayıdır: "Rabbinden sana indirilen Kitabın, doğruları içerdiğinin bilincinde olan, ona karşı körlük edenle bir olur mu? O doğru bilgiden yararlananlar sadece sağlam duruşlu olanlardır. Onlar, Allah'a verdikleri sözü yerine getiren ve antlaşmayı bozmayan kimselerdir. Onlar, Allah'ın kurulmasını istediği bağı kuran, Rablerinden korkan ve verecekleri hesabın kötü olmasından endişe edenlerdir. Yine onlar, Rableri yüzlerine baksın diye sabreden, namazı kılan, kendilerine verdiğimiz rızıktan, gizli açık harcayan ve kötülüğü iyilikle savanlardır. O son yurt işte onlarındır. Orada kalıcı bahçeler bulunur. Babalarından, eşlerinden ve evlatlarından uygun durumda olanlarla beraber olurlar. Melekler her kapıdan yanlarına girerler. "Selam size! Bu, sabrınızın karşılığıdır." derler. Dünyanın sonu ne güzel oldu!" (Ra'd 13:19-24)
Şaban Piriş
Sabrettikleri için onları cennet ve ipek ile ödüllendirmiştir.