Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1187, sondan 5050. ayet; 8. sure ve Enfal Suresinin 27. ayetidir. Enfal Suresi 27. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 61 ve toplam ebced değeri ise 5125 olarak hesaplanmıştır. Enfal Suresinin toplam ebced değeri 375915 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يا ايها الذين امنوا لا تخونوا الله والرسول وتخونوا اماناتكم وانتم تعلمون
Hıyanet “emanete riayet etmemek, genellikle sahibinin bilgisi dışında hak yemek, hukuku çiğnemek, ödev ve görevi hakkıyla yapmamak”tır. Allah’a karşı kulluk ödevlerini yapmayanlar O’nun hakkını çiğnemiş, kullarına emanet ettiği yükümlülüklere hıyanet etmiş olurlar. Resulullah aynı zamanda ilk İslâm toplumunun lideri ve devletinin başkanıdır. Onu hakkıyla desteklemeyenler, devlet sırlarını yabancılara açanlar, şahsî menfaatlerini ümmetin menfaatine tercih edenler de ona hıyanet etmiş sayılırlar. İnsanlar arasında güvene dayalı alışveriş ve diğer ilişkilerde güveni kötüye kullananlar, başkalarının bilmeme ve görmemelerinden yararlanarak haklarını çiğneyenler de hemcinslerine hıyanet etmiş olurlar. Hıyanet bir ahlâkî kusurdur, ayıptır, günahtır ve İslâm’da şiddetle yasaklanmıştır.
Yahudilerden Kurayzaoğulları hicretin ilk yıllarında yapılan saldırmazlık ve dayanışma antlaşmasını bozmuş, müslümanları arkadan vurmaya kalkışmışlardı. Peygamberimiz onların kalesini kuşatıp sıkıştırınca anlaşma istediler, fakat “Senin hükmüne razı olmayız, Sa‘d b. Muâz’ı hakem tayin ediyoruz” dediler. Müslümanları temsilen görüşmeye giden Ebû Lübâbe’nin bazı yahudilerle menfaat ilişkisi ve orada bir kısım aile fertleri vardı; bu sebeple onlara, yanlış adamı hakem seçtiklerini söyledi, boğazını kesme işareti yaparak bunun kendilerini ölüme götüreceğini ifade etti. Sonra da bu yaptığını müslümanlara hıyanet sayarak pişman oldu, kendini mescidin direğine bağladı ve bağışlanmasına kadar açlık grevi yapacağını söyledi. Dokuz gün bağlı ve aç yaşadı. Sonra Hz. Peygamber onun bağışlandığını açıkladı, elleriyle çözdü. O da kefâret olsun diye bütün malını dağıtmak istedi, Resûlullah’ın tavsiyesi üzerine bunu üçte bire indirdi. Açıklanan âyetin bu veya buna benzer başka olaylar üzerine nâzil olduğuna dair rivayetler de vardır (Kurtubî, VII, 395; İbn Kesîr, III, 581).
Mehmet Okuyan
Ey iman edenler! Allah’a ve Elçi’ye ihanet etmeyin; (sonra) bilerek kendi emanetlerinize ihanet etmiş olursunuz.
Ey iman edenler! Allah ve Resulünün (davasına) hıyanet etmeyin. (Böyle yaparsanız) Bile bile kendi emanetlerinize (huzur ve emniyetinize) de hıyanet etmiş olacaksınız.
Ey iman nimetine kavuşanlar, Allah'ın ve ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Rasulünün size tevdî ettiği emanetlere, görevlere, sorumluluklara, Kur'ân'a ve sünnete hâinlik etmeyin, sonra bile bile kendi emanetlerinize, kendi haklarınıza, kendi menfaatlerinize hâinlik etmiş olursunuz.
27.Said bin Mansur`un ve daha başkalarının Abdullah bin Ebi Katade`den rivayet ettiklerine göre bu ayeti kerime Ebu Lübabe bin Abdilmünzir hakkında indirilmiştir. Bu rivayetten ve daha başka rivayetlerden anlaşıldığına göre Resulullah (a.s.) Hendek savaşındaki ihanetlerinden ve Müslümanlarla yapmış oldukları anlaşmayı bozmalarından dolayı Kurayza oğulları yahudilerini kuşatma altına alınca onlar Resulullah (a.s.)`tan kendilerine (bugünkü Filistin topraklarında bulunan) Eriha`ya göçetmeleri için izin vermesini istediler. Ama Resulullah (a.s.) buna izin vermedi ve sahabeden Sa`d bin Muaz (r.a.)`ın hükmüne razı olmalarını istedi. Kurayza oğulları yahudileri de Resulullah (a.s.)`tan, istişare için sahabeden Ebu Lübabe (r.a.)`yi yanlarına göndermesini istediler. Ebu Lübâbe (r.a.)`nin malı ve çoluk çocuğu yahudilerin yanında olduğundan onlarla iyi ilişkileri vardı. Resulullah (a.s.) Ebu Lübâbe (r.a.)`yi yanlarına gönderdi. Yahudiler onunla istişare edince Ebu Lübâbe (r.a.), Sa`d bin Muaz (r.a.)`ın hükmünün boğazlarının kesilmesi olduğunu anlatmak için eliyle boğazına işaret etti. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Bu ayeti kerime indirilince Ebu Lübabe (r.a.) yaptığına pişman oldu ve kendini Mescid`de direğe bağladı, tevbesi kabul edilinceye kadar da böyle kalacağını bildirdi. Yedi gün sonra Resulullah (a.s.) tevbesinin kabul edildiğini bildirdi ve direkten çözdü.
Ali Bulaç
Ey iman edenler, Allah'a ve Resûlü'ne ihanet etmeyin, bile bile emanetlerinize de ihanet etmeyin.
Ey inananlar! Sakın (size tebliğ edilen ilahi öğretilerle ters düşerek) Allah'a ve resule ihanet etmeyin (Kur'an'a ve Kur'an'ın peygamber hayatındaki uygulaması olan sünnete ters düşecek davranışlarda bulunmayın)! Size tevdi edilen kendi emanetlerinize de bile bile ihanet etmeyin (sadakatsizlik göstermeyin)!
deMedine’deki Yahudi kabilelerinden Kurayza oğulları bir savaşta Hz. Peygamber’le daha önce yapmış oldukları antlaşmayı bozarak müşrikleri desteklemişti. Bu olay üzerine Hz. Peygamber onların kalelerini kuşatarak hesap sormuştu. Uzlaşma için Yahudiler hakem olarak Sa’d’ı seçmişti. Sa’d’ın vereceği hüküm hakkında bilgi almak üzere eski dostlarından Müslüman olmuş Ebu Lübabe’yi görevlendirmişti. O da aldığı görüşü Yahudilerin lehine çevirerek bildirmişti. Bu ayette Ebu Lübabe’nin yaptığının bir ihanet olduğu ve inananların ihanet etmemeleri gerektiği anlatılıyor. Böylece Ebu Lübabe’nin şahsında bütün insanlığa mesaj veriliyor.Bu emanetler bir sonraki ve Nisa suresi 4:75. ayetlerde de ifade edildiği gibi kişiye Allah’ın lütfettiği kendi vücutları, ilahi öğretiler, maddi ve manevi nimetler, insani ve ahlakî değerler, verilen kamu görevleri, doğal zenginlikler, koruması altında olan eşi, çocukları, yaşlılar, çaresiz ve âciz kimselerdir.
Diyanet İşleri (Eski)
Ey inananlar! Allah'a ve Peygambere karşı hainlik etmeyin, size güvenilen şeylere bile bile hıyanet etmiş olursunuz.
Medine’de bir yahudi kabilesi olan Kurayza oğulları bir savaşta, Peygamber’le daha önce yapmış oldukları antlaşmayı bozarak müttefik müşrik ordularına yardım ettiler. Müşrik Arap orduları çekilip gittikten sonra Resûlullah onların kalelerini kuşattı. Barış isteklerini de reddetti. Yalnız seçecekleri bir hakemin vereceği hükme razı olacağını bildirdi. Yahudiler de hakem olarak Sa’d’ı seçtiler. Sonra da Sa’d’ın vereceği hüküm hakkında bir fikir edinmek üzere Ebu Lübâbe ile konuşmak istediler. Ebu Lübâbe gitti. Sa’d’ın hükmünün ne olacağını ona sordular. O da yahudilerin kesileceklerine işaret olarak boğazını gösterdi. İşte bu âyet Ebu Lübâbe’nin bu davranışına işaret ederek onu kınamaktadır. Bunun üzerine Ebu Lübâbe, kendisini mescidin direğine bağlayıp, ölünceye, ya da Allah tarafından affedilinceye kadar yeyip içmeyeceğine dair yemin etti. Yedi gün sonra bayılıp düştü. Bunun üzerine affedildiğine dair bir âyet indi.
Edip Yüksel
Ey inananlar, ALLAH'a ve elçisine ihanet etmeyin; sorumluklarınıza bile bile ihanet etmiş olursunuz.
Ey iman edenler! Sakın hak yolda mücâdeleyi terk edip de, Allah’a ve Elçisine ihânet etmeyin;aksi hâlde, dininiz, malınız, aileniz, sağlığınız, insânî değerleriniz, doğal güzellikleriniz gibi, korumanız için size teslim edilmiş olan kendi emânetlerinize bile bile ihânet etmiş olursunuz!
– Ey iman edenler! Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçisi’ne ihanet etmeyin, o zaman bile bile emanetlerinize ihanet etmiş olursunuz! 7/157, 33/56- 57, 48/9
Mustafa İslamoğlu Enfal Suresi 27. Ayet Açıklaması
[1356] Bu ibarenin, takdirî bir ilave olmaksızın anlamı budur. İbn Abbas ikinci tehûnû’nun başında bir nehy la’sı takdir ederek okumuştur. Hemen arkadan gelen 29. âyetin ‘insanlık’ durumuyla ilgili evrensel mesajı, bu pasajın anlamını tarihsel olanla sınırlandıran tüm yaklaşımları geçersiz kılmaktadır. Aslında âyette geçen emânât, başta 33:72’de geçen ve en doğru yorumla insanın seçme yeteneğine tekabül eden “emanet” olmak üzere, korumakla yükümlü olduğu fıtrî, aklî, iradî, fizikî, imanî olmak üzere maddî ve mânevî tüm değerleri içerir. Zımnen: İnsanın Allah’a ve O’nun Elçisi’ne ihaneti kendi doğasına ihanetle eşdeğerdir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ey imân edenler! Allah Teâlâ'ya ve Peygamber'e hiyânet etmeyiniz ve emanetlerinize hiyânette bulunmayınız. Halbuki, siz bilirsiniz.
Allah'ın Elçisi(s.a.v.)in, andlaşmalarını bozup, Kureyş ordusuyla işbirliği yaparak müslümanlara hiyânet ettiklerinden dolayı kuşattığı Kurayza yahûdî kabîlesi, barış istediler. Bunlar, müslümanları silip yok etmek üzere gelen birleşik Arap ordusuyla birleşmişlerdi.. Böylece, daha önce soydaşları olan başka bir yahûdî kabîlesinin, yine benzeri bir hiyânetlerinden ötürü yurtlarından sürülüp çıkarılmış olmasından da ders almamış, müslümanların düşmanlarıyle birleşip, yardım edeceklerine söz verdikleri müslümanlara en büyük hiyâneti yapmışlardı. Birleşik Arap orduları çekilip gittikten sonra Allah'ın Elçisi, müslümanlara hiyânet etmiş olan bu yahûdî kabîlesinin kalesini kuşattı, barış isteklerini de kabul etmedi. Yalnız, kendi istekleriyle seçecekleri bir hakemin vereceği karara razı olacağını bildirdi. Sa'd'ı hakem seçen yahûdîler, bu arada konuşup danışmak üzere çağırdıkları Ebû Lübâbe'ye, Sa'd'ın vereceği karar hakkındaki düşüncesini sordular. O da boğazını göstererek teslîm oldukları takdirde boğazlanacaklarına işâret etti. İşte âyet, Ebû Lübâbe'nin bu yanlış davranışına işâret etmektedir. Sonra bu yaptığına son derece pişman olan Ebû Lübâbe, kendisini mescidin direğine bağlatıp, ölünceye, ya da Allah tarafından affedildiği bildirilinceye dek yeyip içmeyeceğine yemîn etti. Yedi gün sonra bayıldı. Sonra Allah, onun affedildiğine dair bir âyet indirdi.
Süleymaniye Vakfı
Ey inanıp güvenenler, Allah’a ve bu elçiye karşı hainlik etmeyin. Emanetlerinize[1] de bile bile hainlik[2] etmeyin.
Süleymaniye Vakfı Enfal Suresi 27. Ayet Açıklaması
[1] Bu emanetler kişinin bakım ve koruması altında olan eşi, çocukları, yaşlılar ve hastalardır.Bir sonraki ayet bu anlamın doğru olduğunu onaylamaktadır. Ayrıca Bkz: Nisa 4:75 [2] bile bile hainlik: Tehdidi ve tehlikeyi görüp duyarsız kalmak, gerekli cesaret ve basireti gösterememek, ölüm korkusuna kapılmak. Bkz.: (Nisa 4:71-78)
Şaban Piriş
-Ey iman edenler! Allah'a ve Elçisi'ne hıyanet etmeyin, bile bile emanetlerinize de hıyanet etmeyin!