Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1207, sondan 5030. ayet; 8. sure ve Enfal Suresinin 47. ayetidir. Enfal Suresi 47. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 76 ve toplam ebced değeri ise 3905 olarak hesaplanmıştır. Enfal Suresinin toplam ebced değeri 375915 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ولا تكونوا كالذين خرجوا من ديارهم بطرا ورئاء الناس ويصدون عن سبيل الله والله بما يعملون محيط
Şımarıp böbürlenmek, insanlara gösteriş yapmak ve (halkı) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (Mekke müşrikleri) gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını kuşatıcıdır.
Müminler için savaşıp yenmenin, çalışıp çabalayıp başarmanın sâik ve gaye bakımından da hukukî-ahlâkî sınırları vardır. Mümin neyi niçin yaptığını, kendi kazancının kimden geldiğini, karşı tarafın kaybının meşrû olup olmadığını düşünmek, bilmek ve buna göre hareket etmek durumundadır. Allah’a iman eden, İslâm ahlâkını özümsemiş bulunan bir fert ve toplum, hak bâtıl, iyi kötü, adalet zulüm ayırımı yapmadan ötekileri taklit edemez, onlara benzeyemez. Müşriklerin Bedir’e doğru hareket etmeleri mallarını koruma zaruretine, dolayısıyla meşrû savunma hakkına dayanmıyordu; çünkü Cuhfe’ye geldiklerinde Ebû Süfyân’ın yol değiştirdiği ve kervanı kurtardığı bilgisini almışlardı. Ebû Cehil şımarıklık ve kendini beğenmişlik psikolojisiyle şöyle diyordu: “Bedir’e varıp orada şarap içmeden, câriyelerin müzik icralarını dinlemeden, Muhammed’i yendiğimizi duyurup yaymak üzere çevrede yaşayan Araplar’a, keseceğimiz develerle ziyafetler vermeden dönmeyeceğiz” (İbn Hişâm, Sîre, II, 270). Ebû Cehil kumandasında hareket eden müşriklerin müslümanları yenmek, varlıklarına son vermek istemeleri, müminlerden kaynaklanan bir insanlık suçuna veya hak tecavüzüne dayanmıyordu; müminler “Rabbimiz Allah’tır” dedikleri, inandıkları gibi yaşamak istedikleri için zulüm görüyorlar, işkence çekiyorlardı; istenen onları Allah yolundan döndürmekti, tevhide giden yolu tıkamaktı. Müminler böyle böbürlenme, şımarma, çalım satma, gösteriş ve taşkınlık yapma gibi ham ve erdem dışı duygu ve saiklerle çalışamaz ve savaşamazlardı, onların savaşlarının hedefi de ancak herkes için hakkın, adaletin, din ve vicdan hürriyetinin gerçekleşmesi olabilirdi.
Mehmet Okuyan
Çalım satmak, insanlara gösteriş yapmak ve (insanları) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (saldıran kâfirler) gibi olmayın! Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatandır.
İnsanlara çalım satarak, gösteriş yaparak yurtlarından çıkan ve Allah yolundan alıkoyanlar gibi olmayınız. Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.
Çalım satarak, insanlara gösteriş yaparak ve Allah'ın yolundan alıkoyarak yurtlarından çıkanlar gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.
Bir de (sakın kendi gücüne güvenerek) yurtlarından refahtan şımarıp-azıtarak, insanlara gösteriş yaparak çıkanlar ve (halkı) Allah'ın yolundan alıkoyanlar gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatandır (ve amellerini boşa çıkaracaktır).
Ülkelerinden böbürlenmek ve halka gösteriş yapmak için çıkanlara ve insanları Allah yolundan menedenlere benzemeyin ve Allah onların bütün yaptıklarını bilgisiyle kavramıştır.
İnsanların gözlerini kamaştıran bir gösteriş içinde ve çalım satarak insanları Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkan, Mekke'li kâfirler gibi olmayın. Oysa Allah onların edip eylediği herşeyi, sınırsız kuşatmış bulunuyordu.
Çalım atarak, halka gösteriş yaparak yurtlarından çıkanlar, insanları Allah yolundan İslâm'a girmekten alıkoyanlar, İslâmî hayatı yaşamayı, İslâmî faaliyeti engelleyenler gibi olmayın. Allah devamlı, bilinçli olarak işlediğiniz amelleri, ilmiyle kudretiyle çepeçevre kuşatmıştır.
Yurtlarından çalım satarak, insanlara gösteriş yaparak çıkan ve Allah'ın yolundan alıkoyan kimseler gibi olmayın. Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.
47.İbnu Cerir`in Muhammed bin Ka`b el-Kurazi`den rivayet ettiğine göre Kureyşiler Resulullah (a.s.)`ın ordusu ile savaşmak üzere Mekke`den çıkarken defler çalarak, şarkılar söyleyerek ve eğlenerek çıktılar. (Çünkü kendilerine çok güveniyorlardı). Yüce Allah`ın bu ayeti kerimesinde kastedilenler de onlardır. Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet edildiğine göre de, Mekkeliler Cuhfe adı verilen bir yere geldiklerinde ticaret kervanının başkanı Ebu Süfyan bir haber göndererek kervanın kurtulduğunu daha ileriye gidilmesine gerek kalmadığını bildirdi. Ama Ebu Cehil: "Artık Bedir suyunun başına gitmeden, develer kesip, şaraplar içip çalgılar çalmadan geri dönmeyiz. Böylece Araplar bizim durumumuzdan sözetsin ve artık sonsuza kadar bizden korksunlar" dedi. Bu sözü söylerken kendine çok güveniyordu ve gayet gururluydu. Bu ayeti kerime de onların bu durumlarından sözetmektedir.
Ali Bulaç
Bir de yurtlarından refahtan şımarıp-azıtarak, insanlara gösteriş yaparak çıkanlar ve (halkı) Allah'ın yolundan alıkoyanlar gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatandır.
(Ey Mü'minler), yurdlarından çalım satarak, insanlara gösteriş yaparak çıkanlar ve Allah yolundan alıkoymaya çalışanlar (Mekke'liler) gibi olmayın. Allah, onların bütün yaptıklarını kuşatıcıdır.
Çalım satmak, insanlara gösteriş yapmak ve (inananları) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından/evlerinden çıkan (inkârcı)lar gibi olmayın! Allah, onların bütün yaptıklarını (sınırsız kudretiyle) kuşatandır.
Yurtlarından böbürlenerek, insanlara gösteriş yaparak çıkan ve Allah yolundan men edenler gibi olmayın. Allah onların işlediklerini her yönüyle bilendir.
Çalım satmak, insanlara gösteriş yapmak ve (insanları) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (kâfirler) gibi olmayın. Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.
Bedir Savaşı’ndan önce Şam’dan dönen ticaret kervanının reisi Ebu Süfyân, müslümanlardan gelmesi beklenen tehlikeyi atlatınca Kureyş ordusuna geri dönmeleri için haber gönderdi, fakat Ebu Cehil, «Andolsun ki, Bedir’e varıp da orada şaraplarımızı içmedikçe, câriyeler karşımızda çalgılar çalıp şarkı söylemedikçe ve yanımızda bulunan Arapları doyurmadıkça geri dönmeyeceğiz» dedi. Gerçi Bedir’e gelmekle bir yiğitlik gösterdiler ama zafer şarabı yerine ölüm kadehlerini yudumladılar; câriyeler şarkı söyleme yerine ağlaştılar; Arapların aç karnını doyuracak yerde, onlar için acıkmış cehennem çukurlarını doldurdular. İşte bu âyette Allah Teâlâ müminlere, onlar gibi olmamayı, takvâ sahibi olmayı ve Allah’a dayanıp güvenmeyi emretmektedir.
Edip Yüksel
ALLAH'ın yoluna engel olmak amacıyla, halka gösteriş yaparak yurtlarından çıkan o kendini beğenmişler gibi olmayın. ALLAH yaptıklarını çepeçevre Kuşatır.
Çalım atarak ve halka gösteriş yaparak yurtlarından çıkanlar ve Allah yoluna engel koyanlar gibi olmayın. Allah onların bütün yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.
Onlar gibi olmayın ki diyarlarından çalım satarak ve nâsa gösteriş yaparak çıktılar ve Allah yolundan men'ediyorlardı, Halbuki Allah bütün amellerini çenber içine almıştı
Yurdlarından çalım satarak, insanlara gösteriş yaparak çıkanlar (halkı) Allahın yolundan (hak dîninden) men'edenler gibi olmayın. Onlar ne yaparlarsa (hepsini) Allah (ilmi ve kudreti ile) çepçevre kuşatıcıdır.
Çalım satarak, insanlara gösteriş yaparak yurtlarından çıkanlar ve Allah yolundan men' edenler gibi olmayın! Allah, (onların) yapmakta olduklarını (ilim ve kudretiyle)hakkıyla kuşatıcıdır.
Allah’ın dininden yüz çevirdikleri halde, insanlara gösteriş yaparak, çalımlı bir şekilde yurtlarından çıkanlar gibi olmayın. Allah onların yaptıklarını çepe çevre kuşatandır.
Yurtlarından cibilletlerine göre şımararak, nâs/a gösteriş yaparak çıkanlar, Allah yolundan da nâs/ı alıkoyanlar gibi olmayın. Allah onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır.
Yurtlarından böbürlenerek ve insanlara gösteriş yaparak çıkan ve Allah yolundan men edenler gibi olmayın. Allah, onların yapmakta olduklarını çepeçevre kuşatandır.
Ve sakın, inananları Allah yolundan alıkoymak için küstahça bir gurura kapılıp sağa sola çalım satarak ve insanlara gözdağı vererek yurtlarından çıkıp gelen şu inkârcılar gibi olmayın! Hiç kuşkusuz Allah, onların bütün yaptıklarını, sonsuz ilim ve kudretiyle çepeçevre kuşatmıştır.Şimdi de, kâfirleri savaş alanına sürükleyen duygunun asıl kaynağını görmek üzere, iç dünyalarında olup bitenlere bir göz atalım:
Yurtlarından böbürlenerek, İnsanlar’a gösteriş yaparak çıkanlar ve Allah yolundan alıkoyanlar gibi olmayın!
Allah işleyecekleri şeyleri çepeçevre kuşatandır.
Yurtlarından çalım satarak ve insanlara gösteriş yaparak çıkan ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyan (kâfir)ler gibi olmayın. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı (ve yapacaklarınızı ilmiyle) kuşatandır.1
1 Müşrikler Mekke’den böyle çalım satarak, iftihar ederek, gösteriş yaparak çıkmışlardı. Cuhfe’ye vardıklarında Ebu Süfyan’ın gönderdiği adam geldi ve “dönün kervanınız kurtuldu” haberini yetiştirdi, Ebu Cehil de: “hayır, vallahi ta Bedir’e kadar varıp şaraplar içmeden, cariyelere sazlar çaldırmadan ve orada bulunan Araplara yemekler yedirmeden dönmeyiz” dedi. Sonunda Bedir’e kadar geldiler. Fakat yedikleri kılıç, içtikleri ölüm şerbeti, sazları feryat ü figan ve kucakladıkları da azap ve hüsran oldu. (Elmalılı)
Muhammed Esed
İnsanların gözlerini kamaştıran bir gösteriş içinde ve kurum satarak yurtlarından çıkıp gelen [o inanmayan] kimseler gibi olmayın: 51 Çünkü onlar başkalarını Allah'ın yolundan çevirmeye çabalıyorlardı. Oysa Allah onların edip-eylediği herşeyi [sınırsız kudretiyle] kuşatmış bulunuyordu.
Yurtlarından kibir ve gururla insanlara gösteriş yaparak çıkan ve insanları Allah yolundan alıkoyanlar gibi davranmayın! Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır. 2/264, 4/38, 2/217, 4/167, 7/45, 9/34, 47/1- 34, 4/108, 7/89, 9/49, 39/48
Ve Allah’ın yolundan insanları alıkoymak için, kasıla kasıla yurtlarından huruç eden kimseler gibi olmayın; çünkü onlar Allah’ın yolundan (insanları) alıkoyuyorlar. Elbette Allah onları yaptıkları şeylerle kuşatmaktaydı.[1375]
Mustafa İslamoğlu Enfal Suresi 47. Ayet Açıklaması
[1375] Muhît, özellikle kendisinden önce aktarılan olumsuzluklara atıf olan bir fiille (ya‘melune gibi) birlikte kullanıldığı için, “yapılanları etkisiz hâle getirme” vurgusu taşır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve o kimseler gibi olmayınız ki yurtlarından çalım satarak ve nâsa gösteriş yaparak ve Allah yolundan menederek çıktılar. Allah Teâlâ ise ne yaptıklarını tamamıyla kuşatıcıdır.
Memleketlerinden çalım satarak, halka gösteriş yaparak savaşa çıkan ve Allah yolundan insanları uzaklaştıranlar gibi olmayın. Allah onların bütün yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.
Ne yaptılar, ne yapmadılarsa Allah hepsini ilmiyle ve kudretiyle kuşatmıştır. Onların iyi veya kötü hiçbir işleri yoktur ki O’na ulaşmasın, O’nun hakimiyeti alanına girmesin, taltif veya cezasına sebep olmasın.
Süleyman Ateş
Yurtlarından çalım satarak, insanlara gösteriş yaparak çıkan ve Allah yolundan men'edenler gibi olmayın. Allah, onların bütün yaptıklarını kuşatmıştır.
Çalım satarak ve insanlara gösteriş yaparak yurtlarından çıkan ve Allah’ın yolundan engelleyenler gibi de olmayın. Allah, onların yaptığı her şeyi kuşatmaya almıştır.
Süleymaniye Vakfı Enfal Suresi 47. Ayet Açıklaması
[*] Müslümanlara karşı zafer elde edeceklerine emin bir şekilde Mekke'den çıkış yapan ordunun tavrı. Önceki ayette "şavaşa çıkaraken korku ve telaşa kapılmayın", bu ayette ise "kesin üstün geleceğinizi düşünerek abartılı ve aşırı özgüvenli davranmayın" buyrulmuştur. Her iki ayet birlikte değerlendirildiğinde böyle bir tavır, ancak erdemli bir milletin(ümmetin) ulaşabileceği bir seviyedir ki gerektiğinde korkusuzca kendini savunacak sabır ve cesareti gösterebilen, üstün konumda olduğu takdirde ise zulüm ve aşırılıklara kapılmayacak bir millete tüm insanlar saygı duyar.
Şaban Piriş
Yurtlarından böbürlenerek, insanlara gösteriş yaparak çıkan ve Allah yolundan alıkoyanlar gibi olmayın! Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.
Yurtlarından çalım satarak, halka gösteriş yaparak ve insanları Allah'ın yolundan alıkoyarak çıkanlar gibi olmayın. Allah onların bütün yaptıklarını kuşatmıştır.
İnsanlara çalım satarak, gösteriş yaparak yurtlarından çıkan ve Allah yolundan alıkoyanlar gibi olmayın. Allah, onların yapmakta olduklarını çepeçevre kuşatmıştır.
Olmañuz ol kişiler gibi kim çıḳdılar iḳlīmlerinden baṭarānlıḳ bile, daḫıḫalḳa riyā eylemek bile. Daḫı azdururlar ḫalḳı Tañrı Ta‘ālā yolında. DaḫıTañrı Ta‘ālā her ne kim işleseler bilür.