Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5816, sondan 421. ayet; 81. sure ve Tekvîr Suresinin 16. ayetidir. Tekvîr Suresi 16. ayetinin kelime sayisi 2, harf sayısı 11 ve toplam ebced değeri ise 402 olarak hesaplanmıştır. Tekvîr Suresinin toplam ebced değeri 40284 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Erişilmez bir nazım güzelliği ve edebî incelikler taşıyan 15-18. âyetlerdeki yeminler, ileride verilecek olan vahiy ve peygamberle ilgili bilgilerin gerçekliğini teyit amacı taşıması yanında, muhatabı bu bilgilerin önemini kavramaya hazırlamaktadır. Çünkü peygamberin dürüstlüğü ve vahyin gerçek olduğu hususunda kuşku duyan insanın, hiçbir dinî bildirimi tanıyıp kabul etmesi beklenemez. Müfessirler 19. âyette anlatılan “değerli elçinin sözü”nden maksadın Kur’an olduğunu söylemişlerdir. Elçiden maksat bir görüşe göre Cebrâil’dir (Taberî, XXX, 51; Zemahşerî, 224). Cebrâil, Allah’ın kelâmı Kur’an’ın Hz. Peygamber’e ulaştırılmasında aracılık yani elçilik ettiği için ona “değerli elçi” denilmiş ve Allah’ın vahyettiği kelâm Hz. Peygamber’e onun tarafından okunduğu, vahye uygun söz kalıbına girmiş olarak ondan ulaştığı için “onun sözü” olarak ifade edilmiştir. Diğer bir yoruma göre “değerli elçi” Hz. Peygamber’dir. O, Allah’ın elçisi olarak Kur’an’ı insanlara tebliğ ettiği için Kur’an onun sözü olarak ifade buyurulmuştur (İbn Âşûr, XXX, 154-155). “Değerli elçi” ifadesini Hz. Peygamber olarak açıklayanlara göre 20-21. âyetlerin anlamı şöyle olur: Peygamber Allah’tan gelen mesajları ümmetine tebliğ edecek güç ve yeteneğe sahiptir; Allah katında onun yüce bir makamı ve itibarı vardır; kendisine indirilen vahyi koruma ve tebliğ etme hususunda güvenilir bir elçidir; Allah’a itaat eden müminler ona da itaat ederler (Şevkânî, V, 453; arş hakkında bilgi için bk. A‘râf 7:54).
Surenin ilk altı ayetiyle uyumlu bir yorum yapacak olursak kastedilenin, bu evren sisteminin, uzay ve içerisindeki bütün gezegenlerin yavaş yavaş aldığı şekil olduğunu söyleyebiliriz. Bu sistem, hareket hâlindedir. Bilindiği gibi, yıldızlar ve gezegenlerin yapısında ışık kaynağı olma veya ışıkla buluşmalarına göre zaman zaman karanlığa gömülme, hareketlilik ve gizlenmeye benzer bir durum söz konusudur.
Yörüngelerinde dönen ve gizlenen yıldızlara, çekirdek etrafında yuvalarında akıp giden elektronlara, pusan boyutlara doğru akan kvantlara yemin ederim.
Ve kendi yörüngelerinde akıp giderek, ceylanların yuvalarına girdikleri gibi ufkun altına girip kaybolan sonra görünüp yine kaybolan yıldızlara, gezegenlere!
15,16,17,18. Hayır! (başka söze lüzum yok!) (gündüzleri gözden kaybolan) yıldızlara, yörüngelerinde yüzen gezegenlere, kararmağa başladığı zaman geceye, ağarmağa başladığı zaman sabaha yemin ederim ki,
Mustafa İslamoğlu Tekvîr Suresi 16. Ayet Açıklaması
[5598] Veya “görünmeyen”. Işığı sönüp artık kara delik haline gelmiş yıldızlara atıf olabilir.
[5599] el-Cevar, cariye gibi dönüp duran. Bununla yıldızlar ve gezegenler kastedilmiştir. Onlar adeta insana hizmet için dolanan garson kızlar gibidir. Bu âyet, yıldız ve gezegenlerin yuvalarına girişini, yani başlangıç noktasına iade edilişini, zamanın ve mekânın geri sarılış sürecinin sonunu ifade eder.
Süleymaniye Vakfı Tekvîr Suresi 16. Ayet Açıklaması
[*] Bunlar akıp giderek (yüzerek) ufuk çizgisinde kaybolan ve geri dönen büyük gemiler (Bkz. Şura 42:32 ve Rahman 55:24) ve akıp giderek kaybolan ve geri dönen gök cisimleri ile gece-gündüzdür. (Bkz. Fatır 35:13, Yasin 36:40). Allah'ın dikkat etmemizi istediği bu hareketleri gözlemlediğimiz takdirde, halihazırda keşfedilmiş bulunan bilgileri doğrulayabilir ve henüz keşfedilmemiş bulunan yeni bilgilere ulaşabiliriz.
(8) Yine gezegenler veya yıldızlar olarak anlaşıldığı takdirde, çekim kuvvetiyle etraflarında bir süpürme işlemi gerçekleştirdikleri düşünülebilir. Nitekim Jüpiter’in büyük kütlesiyle Güneş Sistemi içinde böyle bir işlev gördüğü ve irili ufaklı pek çok asteroidin çok geniş bir alandan “süpürülerek” asteroid kuşağı adıyla bilinen bölgede toplanmasında rol aldığı düşünülmektedir. Diğer bir yoruma göre de âyetin anlamı “Akarak yuvalarına girenlere” olur ki, bunda da gündüz Güneşin ışığı altında gizlenip gece meydana çıkan yıldızların kastedildiği ifade edilmiştir. Fakat her iki âyetteki tanımların bunlardan çok daha ötede, çok farklı ve kapsamlı anlamları da içerdiğinde şüphe yoktur.