Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5953, sondan 284. ayet; 87. sure ve A'lâ Suresinin 5. ayetidir. A'lâ Suresi 5. ayetinin kelime sayisi 3, harf sayısı 13 ve toplam ebced değeri ise 1715 olarak hesaplanmıştır. A'lâ Suresinin toplam ebced değeri 25512 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Tesbîh, Allah’ı kendisine lâyık olmayan isimlerden, niteliklerden ve eylemlerden tenzih etmek, O’nun böyle kusurlardan uzak olduğunu kabul ve ifade etmektir. “Uygun şekil verme” diye çevirdiğimiz 2. âyetteki tesviye kavramı, Kur’an’da genellikle Allah’ın, yarattığı varlığa, onun varlık türünün gerektirdiği yapıyı, şekli vermesi, uygun forma kavuşturması” anlamında kullanılmaktadır. Bu âyette ise “sevvâ” fiilini –nesnesi belirtilmediğinden– “her şeye uygun şeklini verme” olarak anlamak gerekir (ayrıca bk. Hicr 15:29). Allah’ın yol göstermesinden (3. âyet) maksat, yarattığı şeylerin tabiatını belirleyip onu hedefine doğru yöneltmesidir. Şevkânî âyeti şöyle yorumlar: “Allah varlıkların cinslerini, türlerini, niteliklerini, ne yapacaklarını, ne söyleyeceklerini, ecellerini takdir etmiştir; her birini yapabileceği, kendisine uygun olan davranışlara yöneltmiş ve yaratıldığı amaç istikametinde hareketini kolaylaştırmış, din ve dünya işlerinde yapması gerekeni ona ilham etmiştir” (bk. V, 493). 4 ve 5. âyetler, Allah’ın baharda yeşil bitkileri bitirip vakti gelince onları kapkara bitki kalıntısı haline getirmesi şeklinde açıklandığı gibi mecazen “canlı varlıklara hayat veren ve zamanı gelince onları öldüren” anlamında da yorumlanabilir. Bazı çağdaş yorumcular 5. âyetin, kömür madeninin teşekkülüne işaret ettiğini ileri sürmüşlerdir. Buna göre ilâhî kudret önceleri her türlü bitkileri, ağaçları yetiştirip uzun zaman sonra bunları kömür haline getirmiştir, âyet bu olayı ifade etmektedir. Zira kömür yataklarının daha önceki jeolojik dönemlerde yaşamış olan dev bitkilerle ormanların geçirdiği değişikliklerin ardından yer altında basınç ve ısı etkisiyle kömüre dönüşmüş olduğu bilinmektedir. Cansız madde olan taş ve topraktan yemyeşil otların ve ormanların çıkması nasıl Allah’ın kudretini gösteren bir olaysa onların zamanla taş kömürüne dönüşmesi de öylece O’nun kudretini gösteren bir olaydır (bk. Elmalılı, VIII, 5747-5758; Emin Işık, “A‘lâ Sûresi”, DİA, II, 311).
2,3,4,5. Yaratıp düzene koyanın, her şeyi ölçüyle yapıp doğasına göre görevini belirleyenin, yeşil otu çıkarıp sonra da onu kapkara bir sel artığına çevirenin ismini tesbih et.
(*) Muhtarus-Sıhah (ĞSW maddesi.)
[Allah, kâinata düzen ve plan verdikten sonra, her şeyi insana hazırlamıştır. İnsanı da imtihan etmektedir. İşte insanın doğru yolu bulup imtihanı kazanması için, ona kendi katından vahiyler gönderiyor.]
Besim Atalay
1,2,3,4,5. Düzeltleyen, yaratan, yücelerden yüce olan, ölçümleyen, doğru yolu gösteren, yaylımı da bitiren, sonra onu kuru ot yapan Tanrının adına tespih edesin !
1, 2, 3, 4, 5. Yaratıp düzene koyan, takdir edip yol gösteren, (topraktan) yeşil otu çıkarıp sonra da onu kapkara bir sel artığına çeviren yüce Rabbinin adını tesbih (ve takdis) et.
Ve sonunda onu, kuruyup kararmış çöp yığınına çevirdi. İşte bu göz kamaştıran dünya nîmetleri de bir gün böyle yok olup gidecektir. Öyleyse, ey hak yolunun yolcusu; dünyanın gelip geçici nîmetlerine takılıp kalmamalı, seni ebedî âhiret yurdunda gerçek kurtuluşa iletecek rehbere, bu ilâhî kelâma sımsıkı sarılmalısın. Bunun için:
1 Sonra da onu kapkara bir sel köpüğüne çevirdi, gübre ve kömür haline getirdi ki bunların en belirgin özellikleri yanıp tutuşarak ateşe hizmet etmektir. İşte Hakka karşı tuzak kurma peşinde koşan kâfirlerin, bedensel zevklerinden öte kıymet ve değerini tanımayan bedbahtların sonu da bundan daha kötü olarak, sonsuz büyük ateşe odun ve çıra olmaktan ibarettir.2 Ğusâ: Lügatte, sel suyunun otlaklardaki otları, çöpleri birbirine katarak sürükleyip getirdiği ve derelerin etrafına fırlattığı ot, çöp, yaprak ve köpük gibi karışımlar demektir. Buna lisanımızda “sel kusuğu” denilebilir. Ehvâ: Karamsı, koyu yeşil, isli, duru renklere denir. Siyah veya esmer veya yeşil mânâlarıyla tefsir edilebilir. Ehva, “ğusâ”nın sıfatı veya “mer'ânın” yerini tutan (فَجَعَلَهُ) cümlesindeki “o” zamirinden hâl olması düşünülebilir. “Bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onu kapkara çör-çöp haline getiren” ifadesinden şunlar anlaşılabilir: 1. Otlaklardaki yeşil bitkilerin kuruyup veya hayvanlar tarafından yenilip çıkarılarak sel sularının sürükleyeceği gübre ve tortular haline getirilmesidir ki, o zaman kömür gibi siyah, yanabilir bir madde olur. 2. Yerküre katmanlarından olan taşkömürlerinin oluşum şekillerine işaret de olabilir.
Muhammed Esed
ve sonra on[lar]ı kara-kavruk kök haline getirmektedir! 3
[5683] Yani: Hayatı ve ölümü yarattı. Öncesiyle birlikte: Âlemlerin Rabbi, takdir ve hidayet yasasına hayatın en alt mertebesi olan çürüyüp gitmesi mukadder bulunan bitkileri dahi dahil ederken, ey insan, seni nasıl bu yasanın dışında tutar? Zımnen: Çöle dönen kalpler vahiy yağmuruyla göle döner.