Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1346, sondan 4891. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 111. ayetidir. Tevbe Suresi 111. ayetinin kelime sayisi 37, harf sayısı 174 ve toplam ebced değeri ise 10468 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ان الله اشترى من المؤمنين انفسهم واموالهم بان لهم الجنة يقاتلون في سبيل الله فيقتلون ويقتلون وعدا عليه حقا في التورية والانجيل والقران ومن اوفى بعهده من الله فاستبشروا ببيعكم الذي بايعتم به وذلك هو الفوز العظيم
Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.
Bazı tefsirlerde bu âyetin Hicret’ten az önce İkinci Akabe Biatı sırasında Resûlullah ile ona destek sözü veren Medineli müslümanlar arasında geçen bir konuşma üzerine nâzil olduğuna dair bir rivayet yer almaktadır (İbn Atıyye, III, 87; Taberî iniş zamanını belirtmeksizin bu rivayetin ortak unsuru olan Abdullah b. Revâha’nın sözüne yer verir, bk. XVI, 35-36). Nakledilen bu konuşmanın anılan görüşmeler sırasında cereyan etmiş olması muhtemel olmakla beraber, âyetin içeriği ve bağlamı Tebük Seferi’ne yakın bir tarihte indiği kanaatini güçlendirici niteliktedir ve daha Mekke dönemindeyken indiğini kabul etmeye elverişli görünmemektedir (Derveze, XII, 222-223). Âyetin Medine’de Mescid-i Nebevî’de indiğini, müslümanlar tarafından büyük bir sevinçle karşılandığını ve ensardan bir kişinin yukarıda işaret edilen konuşmada geçen, “Doğrusu bu kârlı bir alışveriş! Artık ne vazgeçer ne vazgeçilmesine razı oluruz” ifadesini kullandığını belirten rivayet de bu kanaati desteklemektedir (İbn Ebû Hâtim, VI, 1886).
Esasen evrendeki bütün varlıklar, bu arada insanların can ve malları Allah’ın hükümranlığı altında olmakla beraber, insanın yine ilâhî iradeyle tâbi tutulduğu sınavın bir uzantısı olarak yüce Allah “canlar”ı ve “mallar”ı müminlere izâfe etmiş, onların bu sınavdaki seçme özgürlüğüne dikkat çekmiştir. Âyette müminler için kâr, kazanç, başarı kavramlarının dünya ile sınırlı olamayacağı, mutluluk anlayışının dünyevî hazlar içine hapsedilemeyeceği fikri, satım sözleşmesi benzetmesinden yola çıkan edebî bir üslûp kullanılarak işlenmektedir. Müslümanların kritik bir durumda bulundukları sırada onları düşmana karşı savaşmaya özendiren bu âyette dahi ölümü ve öldürmeyi göze almanın ancak Allah’ın rızâsını kazanma amacını taşıdığı ve Allah’ın huzurunda yapılan bir antlaşma çerçevesinde, yani O’nun koyduğu ilkelere uygun biçimde cereyan ettiği takdirde bir değer ifade edeceğinin belirtilmesi, beşerî ihtiraslar ve dünyevî çıkarlar uğrunda canını ortaya koymanın budalaca bir cengâverlik veya sonuçları dünya hayatıyla sınırlı bir kumarbazlık, bu amaçla başkalarının canına kıymanın da altından kalkılamaz bir vebal olduğunu gösterir (Kur’an’ın öldürme konusundaki ifadeleriyle ilgili bir açıklama için bu sûrenin 5. âyetinin tefsirine bk.).
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki Allah, Allah yolunda savaşan, öldüren ve öldürülen müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır.(Bu), Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da O’nun üzerinde gerçek bir vaat olarak (böyledir). Sözünde Allah’tan daha vefalı kim olabilir ki! O’nunla yapmış olduğunuz alışverişinizden dolayı sevinin! Asıl büyük kurtuluş işte budur.
Bu cümle “Şüphesiz ki Allah onlara malları ve canları karşılığında cenneti satmıştır” şeklinde de tercüme edilebilir. Çünkü ayette geçen [işterâ] fiili hem “satmak” hem de “satın almak” anlamında kullanılabilmektedir. Burada cennete gidebilmenin fedakarlıklara bağlı olduğuna da dikkat çekilmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Allah müminlerden, mal ve canlarını, kendilerine verilecek cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. Bu, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'ân'da Allah üzerinde hak bir vaaddir. Sözünde Allah'tan daha vefalı kim var? O halde, O'nunla yaptığınız bu alışverişten dolayı müjdeler olsun size! İşte bu, büyük bir kazançtır.
Allah, kendi yolunda savaşarak ölen ve öldüren mü'minlerin; canlarını ve mallarını Cennet karşılığında satın almıştır. Bu, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da gerçek olan bir söz vermedir. Allah'tan daha iyi sözünde duran kim olabilir? O halde, O'nunla yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte büyük başarı budur.
Hiç şüphesiz Allah, mü’minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır. Ki onlar Allah yolunda çalışıp-çarpışırlar, (gerektiğinde) öldürürler ve öldürülürler; (bu) Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine gerçek olan bir va’addir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde (ey mücahit mü’minler) yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur. (Çünkü mücahit mü’minler ebedi cennete erişeceklerdir.)
Şüphe yok ki Allah, kendilerine cenneti vermek üzere inananların canlarını, mallarını satın almıştır adeta; onlar öldürürler, öldürülürler, her iki surette de vaadi gerçektir ve Tevrat'ta da sabittir, İncil'de de, Kur'an'da da ve ahdine Allah'tan daha ziyade vefa eden kimdir ki? Artık şu giriştiğiniz alışverişten dolayı sevinin ve budur işte en büyük kurtuluş ve saadet.
Bilesiniz ki, Allah yolunda savaşan, öldüren ve öldürülen mü'minlerden, Allah, canlarını ve mallarını satın almıştır; hem de karşılığında onlara cenneti vaadederek. Bu O'nun yerine getirilmesini Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'ân'da bizzat güvence altına aldığı gerçek bir vaattir. Kimdir verdiği sözü Allah'tan iyi tutan? O halde yaptığınız alım satımdan dolayı, müjdelenip sevinin; çünkü en büyük kurtuluş ve bahtiyarlık budur.
Allah, Cennete kavuşma karşılığında, mü'minlerin İslâm uğrunda canlarını, mallarını, servetlerini ortaya koymalarına, feday-ı can etmelerine talip olmuştur. Allah yolunda, İslâm uğrunda savaşacaklar, şehit edileceklerini bilerek düşmana can ve mal zayiatı verdirmeye devam edecekler. Savaş ve cihad karşılığında mü'minleri cennetle mükâfatlandırması, yazılı ve şifahî bilgileri, sünneti içeren Tevrat'ta, İncil'de, Kur'ân'da, Allah'ın kendisini sorumlu tuttuğunu bildirdiği ilâhî, hak bir vaattir. Allah'tan daha çok ahdine, sözüne riâyet edecek kim var? O halde, onunla yaptığınız biatlerden, peygamberiyle yaptığınız sosyal ve siyasî sözleşmelerden, tek tek açıkça reylerinizi belirtmenizden dolayı, birbirinizi müjdeleyip sevinin. İşte bu büyük bir mutluluktur.
Allah, Allah yolunda çarpışıp öldüren ve öldürülen mü'minlerden, karşılığı cennet olmak üzere, mallarını ve canlarını satın almıştır. Bu O'nun üzerine, Tevrat, İncil ve Kur'an'da vaadedilmiş olan bir haktır. Allah'dan daha çok ahdine vefa gösterebilen kim vardır? Şu halde yapmış olduğunuz bu alışverişinizden dolayı sevinin. İşte büyük kurtuluş budur.
Hiç şüphesiz Allah, mü'minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzerecanlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; (bu,) Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur.
Allah yolunda savaşıp düşmanları öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını, Allah, cennet kendilerinin olmak karşılığında satın almıştır. onlara vaad olunan cennet hakdır ki, Tevrat'da, İncîl'de ve Kur'an'da sabittir. Allah'dan ziyade ahdine vefa eden kimdir? O halde, yaptığınız bu hayırlı alış-verişten dolayı sevinin. İşte bu, çok büyük saadettir.
Allah, Cennet karşılığında Müminlerden mallarını ve canlarını satın almıştır. Allah yolunda savaşırlar, öldürür ve öldürülürler. Bu, Allah’ın Tevrat, İncil ve Kur’anda onlara vaadettiği bir haktır… Sözünde durmak için Allah’tan daha iyi kim olabilir? İşte ey Müminler! Yaptığınız bu alışveriş ile müjdelenin, sevinin. Çünkü en büyük kazanç budur. (Çünkü geçiciyi ebedî ile değiştiriyorsunuz.)
Allah inananlardan —cennet verip— mallarını, canlarını satın aldı, onlar savadırlar Allah yolunda, öldürürler, ölürler, bu Tevrat'ta, İncil'de, Kur'an'da dahi vaad olarak gerçeklenmiştir, Allahtan daha iyi kimse midir sözünde duran? Yapmış olduğunuz alış verişten müjdelenesiniz, işte budur ulu onunç
Hiç şüphesiz Allah, inananlardan karşılığında onlara cenneti vermek üzere canlarını ve mallarını satın almıştır (barter yapmıştır). (Şöyle ki;) onlar Allah yolunda savaşırlar, (kendilerini öldürmeye kalkan zalimleri) öldürürler ve gerekirse (bu uğurda seve seve) can verirler. Bu Allah'ın Tevrat'ta da İncil'de de Kur'an'da da üzerine aldığı gerçek bir vaadidir. Verdiği sözde Allah'tan daha sadık kim olabilir? O halde (Ey inananlar!) yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinin. İşte en büyük kurtuluş, en büyük başarı budur!
Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp, öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını Tevrat, İncil ve Kuran'da söz verilmiş bir hak olarak cennete karşılık satın almıştır. Verdiği sözü Allah'tan daha çok tutan kim vardır? Öyleyse, yaptığınız alışverişe sevinin; bu büyük başarıdır.
Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. (Bu), Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah'tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır! O halde O'nunla yapmış olduğunuz bu alış verişinizden dolayı sevinin. İşte bu, (gerçekten) büyük kazançtır.
Mekke’de Akabe biatı sırasında, ensardan 70 kişi Resûlullah’a biat ederlerken, içlerinden Abdullah b. Revaha, «Yâ Resûlellah! Rabbin ve senin için şartların nedir?» demişti. Resûlullah buyurdu ki: «Rabbim için şartım O’na ibadet etmeniz, O’na hiçbir eş tutmamanızdır; kendi hakkımdaki şartım da canlarınızı ve mallarınızı nasıl müdafaa ediyorsanız beni de öyle savunmanızdır. Tekrar soruldu: «Böyle yaparsak bize ne vardır?» Resûlullah «Cennet vardır» diye cevap verdi. Onlar da «Ne kârlı alış veriş! Bundan ne döneriz, ne de dönülmesini isteriz» dediler. İşte bu âyet bunlar hakkında nâzil oldu.
Edip Yüksel
ALLAH inananların canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır. ALLAH yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Bu, O'nun Tevrat'ta, İncil'de ve Kuran'da verdiği bir sözdür. Verdiği sözü, ALLAH'tan daha iyi kim yerine getirebilir? Öyleyse bu alışverişinizden dolayı sevinin. En büyük başarı budur.
Allah, müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrat'ta da, İncil'de de Kur'ân'da da Allah'ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir. Allah'dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alışveriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budur.
Allah mü'minlerden canlarını ve mallarını; Cennet muhakkak kendilerinin olmak bahasına satın aldı, Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler, Tevratta da, İncilde de Kur'anda da hakka taahhüd buyurduğu bir va'd, Allahdan ziyade ahdine vefa edecek kim? O halde akdettiğiniz şu bîatten dolayı size müjdeler olsun, ve işte, o fevzi azîm bu
Şübhesiz ki Allah hak yolunda (muhaarebe ederek düşmanları) öldürmekde, kendileri de öldürülmekte olan mü'minlerin canlarını ve mallarını — kendilerine cennet (vermek) mukaabilinde — satın almışdır. (Onun) Tevratda, Incîlde ve Kur'anda (zikr olunan bu va'di) kendi üzerinde hak (ve kat'î) bir va'ddir. Allah kadar ahdine vefa eden kimdir? O halde (ey mü'minler) yapmış olduğunuz bu alış verişden dolayı sevinin. Bu, en büyük seâdetdir.
Şübhesiz ki Allah, mü'minlerden nefislerini ve mallarını, karşılığında Cennet hakikaten onların olmak üzere satın almıştır! (2) (Onlar) Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; (Allah tarafından onlara) Tevrât'ta, İncîl'de ve Kur'ân'da (söz verilen bu Cennet, Allah'ın) kendi üzerine hak bir va'ddir. Ve Allah'dan daha çok sözünü yerine getiren kim olabilir? Öyle ise yaptığınız bu alış-verişinizden dolayı sevinin! İşte büyük kurtuluş ise ancak budur!
(2)İkinci Akabe gecesi, Ensardan yetmiş kişi Resûl-i Ekrem (asm)’a bîat ettiklerinde, Abdullah bin Revâha (ra): “Yâ Resûlallah! Rabbin için de, kendin için de dilediğin şartı koş!” demesi üzerine buyurdular ki: “Rabbim için, sırf O’na ibâdet edip, aslâ ortak koşmamanızı, kendi hakkımdaki ise, kendinizi ve mallarınızı neye karşı nasıl müdâfaa ediyorsanız, beni de öylece müdâfaa etmenizi şart koşuyorum.” Ashâb tekrar sordular: “Bunları yapsak bize ne vardır?” Resûl-i Ekrem (asm): “Cennet vardır!” buyurdular. Ashâb-ı Kirâm (radıyallahü anhüm ecmaîn) de: “Ne kârlı ticâret! Biz bundan ne döneriz, ne de dönülmesini isteriz!” demeleri üzerine, bu âyet-i kerîme nâzil olmuştur. (Kurtubî, c. 4:8, 267)“Şimdi (nefis ve malımızı Allah’a) satmağa bakacağız. Acabâ o kadar ağır bir şey midir ki, çokları satmaktan kaçıyorlar. Yok, kat‘â ve aslâ! Hiç öyle ağırlığı yoktur. Zîrâ helâl dâiresi geniştir, keyfe kâfî gelir. Harâma girmeye hiç lüzum yoktur. Ferâiz-i İlâhiye (Allah’ın farz olan emirleri) ise hafiftir, azdır. Allah’a abd (kul) ve asker olmak, öyle lezzetli bir şereftir ki, ta‘rîf edilmez. Vazîfe ise, yalnız bir asker gibi, Allah nâmına işlemeli, başlamalı ve Allah hesâbıyla vermeli ve almalı ve izni ve kānûnu dâiresinde hareket etmeli, sükûnet bulmalı. Kusûr etse, istiğfâr (tevbe) etmeli. ‘Yâ Rab! Kusûrumuzu affet, bizi kendine kul kabûl et, emânetini kabzetmek (almak) zamânına kadar bizi emânette emîn kıl! (Âmîn)’ demeli ve O’na yalvarmalı.” (Sözler, 6. Söz, 16)
İlyas Yorulmaz
Allah, kendine inananların canlarını ve mallarını, onlara cennetler vaat ederek satın almıştır. Onlar, Allah yolunda savaşırlar, öldürür veya öldürülseler dahi Tevrat’ta, İncil de ve Kur’an da onlar için cennet, vaat edilmiş olan bir haktır. Allahdan daha çok vaadini yerine getiren kim vardır. O halde, Allah ile yaptığınız alış veriş için sevinin. İşte büyük kurtuluş budur.
Allah mü/minlerden canlarını, mallarını satın almış, buna bedel onlara Cennet vermiştir. Onlar Tanrı yolunda kıtal ediyorlar. Öldürüyorlar, öldürtülürler. Bu vaad Allah/ın öyle vaadidir ki Tevrat/ta, İncil/de, Kur/an/da sabittir. Allahtan ziyade ahdini yerine getiren kim olabilir? Artık yapmış olduğunuz alışverişten dolayı size müjdeler olsun. Bu alışveriş büyük bir feyz ve necattır.
Hiç şüphesiz Allah, müminlerden cennet karşılığında canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Bu, Allah'ın Tevrat'ta da İncil'de de Kur'ân'da da üstlendiği gerçek bir vaattir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? O halde yaptığınız bu alış-verişten dolayı sevinip müjdeleşiniz. İşte büyük kurtuluş budur.
Gerçek şu ki, Allah müminlerden canlarını ve mallarını —karşılığında onlara cenneti vermek üzere— satın almıştır. Şöyle ki; onlar, yeryüzünde zulmü, haksızlığı engellemek ve Kur’an’ın ortaya koyduğu hayat sistemini egemen kılmak için Allah yolunda kahramanca savaşırlar; er meydanlarında zalimlerin ordularını bozguna uğratır, askerlerini öldürürler ve gerekirse, bu uğurda seve seve can verirler. Bu, Allah’ın Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da yerine getirmeyi bizzat üstlendiği ve gerçekliğinde şüphe olmayan bir vaattir.Öyle ya, verdiği sözü Allah’tan daha iyi kim tutabilir? O hâlde, yaptığınız bu sözleşmeden dolayı sevinin ey müminler! Çünkü budur; en büyük başarı, en büyük kurtuluş!Peki, bütün kutsal kitaplarda müjdelenen bu bahtiyârlar kimlerdir?
Allah, Müminler’den canlarını ve mallarını Cennet karşılığında satın aldı.
Allah yolunda savaşıyorlar.
Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’ân’da verilmiş gerçek bir vaad olarak öldürüyorlar; öldürülüyorlar.
Kim sözünü Allah’tan daha çok tutar?
O’nunla yaptığınız alış veriş sebebiyle sevinin! / müjdeler olsun!
Çok Büyük Başarı işte budur.
Allah mü’minlerden canlarını ve mallarını Allah yolunda; gerek öldürerek, gerekse öldürülerek savaşmaları karşılığında cenneti vermek üzere satın almıştır. Bu Onun Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’ân’da güvence altına aldığı gerçek bir va’ddir. Allah’tan daha çok, verdiği sözü yerine getiren kim olabilir ki? (Ey îman edenler!) O halde Onunla yaptığınız bu alış verişinizden dolayı sevinin. İşte, en büyük kurtuluş da budur.1
1 Rasulüllah (s.a.v)’e Akabe Gecesi, Mekke’de Ensar’dan ikinci “Akabe biatı”nda yetmiş kişi biat ettikleri zaman, Abdullah b. Revaha: “Rabb’in ve kendin için bize dilediğini şart koş” demişti. Peygamber (s.a.v.) de: “Rabbim için Ona ibadet etmenizi ve hiç bir şeyi Ona şirk koşmamanızı, kendim için de beni, kendinizi ve mallarınızı nasıl koruyup savunuyorsanız öyle koruyup savunmanızı şart koşarım” buyurdu. Onlar da: “Bunu yaptığımız takdirde bizim için ne var?” dediler. Hz. Peygamber (s.a.v): “Cennet” buyurdu. Bunun üzerine: “Bu alış-veriş kârlıdır, bu sözleşmeyi ne bozarız, ne de bozulmasını kabul ederiz.” dediler. Sonra işte bu âyet nazil oldu. Bir gün Hz. Peygamber, bu âyeti okurken bir a’râbi geldi: “bu kimin sözü?” dedi, Rasulullah (s.a.v), “Allah kelâmıdır.” diye cevap verdi. O a’râbi: “Vallahi bu çok kârlı bir alış-veriş, biz bunu ne bozarız, ne de bozulmasını isteriz” dedi ve gazaya çıktı, nihayetinde şehid oldu. (Elmalılı)
Muhammed Esed
BİLESİNİZKİ, Allah yolunda savaşan, öldüren ve öldürülen müminlerden Allah canlarını mallarını satın almıştır; hem de karşılığında onlara cenneti vaad ederek: Bu O'nun, yerine getirilmesini Tevrat'ta, İncil'de ve Kur’an'da bizzat güvence altına aldığı gerçek bir vaattir. Kimdir verdiği sözü Allah'tan iyi tutan? Sevinin öyleyse, O'nunla böyle bir alış veriş yaptığınız için; çünkü budur en büyük bahtiyarlık!
Allah, kendi yolunda savaşan öldüren ve öldürülen müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır. İşte bu, hem Tevrat’ta, hem İncil’de ve hem de Kuran’da Allah’ın gerçekleştirmeyi üstlendiği bir vaadidir. Verdiği ahdi gerçekleştirmede Allah’tan daha sağlam sözlü kim vardır? Öyleyse Allah ile yaptığınız bu alış verişten dolayı sevinin. İşte budur muhteşem zafer. 3/156- 157- 162...174- 195, 4/74, 9/88, 30/6
Kuşku yok ki Allah yolunda çarpışan, öldüren ve öldürülen mü’minlerden Allah, karşılığında Cennet vaad ederek mallarını ve canlarını satın almıştır.[1539] Bu Allah’ın Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da gerçekleştirmeyi üstlendiği[1540] bir vaaddir: hem, sözüne Allah’tan daha sadık kim olabilir ki? Öyleyse sevinin O’nunla böyle bir alışveriş yaptığınız için; bu, işte asıl budur muhteşem başarı!
Mustafa İslamoğlu Tevbe Suresi 111. Ayet Açıklaması
[1539] Profan ticaret dilinin, iman alanına taşınmasına harika bir örnek. Zımnen: Anlamsız bir hayattan anlamlı bir ölüm bin kat yeğdir. Zira Allah yolunda ölmek, ölmemeyi bilmektir.
[1540] Burada bir zamirle Allah’a atfen kullanılan ‘alâ edatının Kur’an’daki genel kullanımı hakkında bkz: 15:41, not 32.
Ömer Nasuhi Bilmen
Şüphe yok ki, Allah Teâlâ mü'minlerden nefislerini ve mallarını, cennet muhakkak onların olması mukabilinde satın almıştır. Allah Teâlâ yolunda mücâhedede bulunacaklar da öldürecekler ve öldürüleceklerdir. Onların öyle cennete konulmaları, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da mezkûr, hak olan bir vaad-i ilâhîdir. Ve ahdini Allah Teâlâ'dan ziyâde ifâ edebilen kim vardır? Artık yapmış olduğunuz o alışverişten dolayı size müjdeler olsun ve işte bu, en büyük bir saadettir.
Allah, karşılık olarak cenneti verip müminlerden canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda mücadele ederler, öldürürler ve öldürülürler. Bu Allah'ın Tevrat'ta da, İncîl'de de, Kur'ân'da da üstlendiği gerçek bir vaaddir. Verdiği sözde Allah'tan daha sadık kim olabilir? O halde yaptığınız bu alış verişten dolayı sevinin ey müminler! Müjdeler olsun size, işte en büyük mutluluk, işte en büyük başarı! [35, 29; 39, 29; 61, 10] {KM, Tesniye 20. bölüm. Matta 10, 34}
Allah, mü'minlerden canlarını ve mallarını cennet kendilerinin olmak üzere satın almıştır. Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Bu, Allah'ın, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da üstlendiği gerçek bir sözdür! Kim Allah'tan daha çok sözünde durabilir? O halde O'nunla yaptığınız bu alışverişinizden ötürü sevinin. Gerçekten bu, büyük başarıdır.
Allah, inanıp güvenenlerin kendilerini ve mallarını Cennete karşılık satın almıştır. Allah yolunda çarpışırlar; öldürürler ve ölürler. Bu Allah’ın Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da verdiği gerçek sözdür. Sözünü Allah’tan daha iyi tutan kimdir? Öyleyse yaptığınız bu satıştan dolayı sevinin. Bu, büyük bir kurtuluştur.
Allah, müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır. (onlar) Allah yolunda savaşarak öldürürler ve öldürülürler. Bu, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da verilen gerçek bir vaaddir. Verdiği sözü Allah'tan daha çok tutan kim vardır? Öyleyse O'nunla yaptığınız alış verişe sevinin. Bu en büyük başarıdır.
Allah, mü'minlerden, canlarını ve mallarını, karşılığında onlara Cenneti vermek üzere satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürür ve öldürülürler. Bu Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'ân'da Allah'ın hak olarak verdiği bir sözdür. Sözüne Allah'tan daha vefalı kim var? Onunla yapmış olduğunuz bu alışveriş size kutlu olsun. Asıl büyük bahtiyarlık işte budur.(26)
(26) Allah lütuf ve kereminin sınırsızlığını burada da gösteriyor. Onun verdiği mal ve can, zaten başlı başına birer nimettir ki, hiçbir kul bunların şükrünü tam olarak yerine getirmeye muvaffak olamaz. Allah, bu nimetleri kendi çizdiği sınırlar içinde kullananlara, bir de buna karşılık Cenneti vaad ediyor ve bunu da, sanki kul kendisine ait bir malı Allah’a satmış da hakkı olan fiyatı ondan almış gibi, rahmet ve kereminin kat kat iltifatları içine sararak kuluna sunuyor. Yaratan O, bağışlayan O, bağışladığını bir daha satın alan O, satın aldığı malı kulunun elinde bırakarak kullanımına sunan O, bu kullanım karşılığında Cennet gibi bir fiyat ödeyen yine O! 2:245 ve 73:20’de de bu alışverişi yüce Allah, kulunun kendisine verdiği güzel bir borç olarak nitelemekte ve bu borcu katlayarak ödeyeceğini vaad buyurmaktadır.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah, müminlerin canlarını ve mallarını, karşılığında kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır. Allah yolunda çarpışırlar da öldürürler, öldürülürler. Allah'ın; Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da kendi üzerine hak olarak yazdığı bir vaattır bu. Ahdine, Allah'tan daha vefalı kim var? Perçinlediğiniz bu antlaşmanızdan ötürü müjdeler olsun size. İşte budur o büyük başarının ta kendisi.
bayıķ Tañrı śatun aldı mü’minlerden nefslerini daħı mallarını aña kim bayıķ anlaruñ uçmaķ. çalışalar Tañrı yolında pes depeleyeler daħı depeleneler va'de eylemekdür anuñ üzere girtü tevrįt içinde daħı incįl içinde daħı ķur’ān içinde. daħı kimdür vefā eyleyicirek [102b] ķavlına Tañrı’dan? pes sevinüñ śatıñuza ol kim śaŧı eyledüñüz anuñ-ile. daħı şol ol żafer bulmaķdur ulu.