Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1268, sondan 4969. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 33. ayetidir. Tevbe Suresi 33. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 61 ve toplam ebced değeri ise 3929 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu ayetle aynı/benzer 1 ayet daha bulunmaktadır. Bunlar; 61:9 ayetleridir.
Arapça Metin
هو الـذي ارسل رسوله بالهدى ودين الحق ليظهره على الدين كله ولو كره المشركون
Bütün dinlerin üzerindeki yerini alması için Allah’ın Hz. Peygamber’i hidayet ve hak din ile gönderdiği bildirilmektedir. Bu âyetteki “doğru yol rehberi” diye çevirdiğimiz “hüdâ” kelimesini Kur’an, Allah’ın birliğini ve kudretini gösteren açık delil ve mûcizeler gibi anlamlarla açıklayanlar olmuştur; fakat müfessirlerin açıklamaları genellikle, burada Kur’an da dahil yüce Allah’ın peygamberleri vasıtasıyla insanlığa bildirdiği ve Hz. Muhammed’in peygamberliğiyle son şeklini alan ilâhî mesajın kastedildiği noktasında birleşmektedir. Hak din ile kastedilen de, geniş anlamıyla İslâmiyet ve Hanîflik’tir (İbn Atıyye, III, 26; Şevkânî, II, 404; ayrıca bk. Bakara 2:135; Âl-i İmrân 3:19).
Mehmet Okuyan
Müşrikler istemese de (dinini) bütün din(ler)e üstün kılmak için Elçisini bir rehber ve gerçek din ile gönderen O’dur.
Velev müşrikler (ve münafık kesimler) kerih (çirkin ve tehlikeli) görüp (engel olmaya çalışsalar da) O (Allah) Dinini bütün (bâtıl düzen ve) dinlere üstün kılmak üzere, Elçisini hidayetle ve Hakk Din ile göndermiştir.
Öyle bir mabuttur ki müşrikler istemese de, zorlarına gitse de Peygamberini, insanları doğru yola sevkeden apaçık ve kesin delillerle ve bütün dinlere üstolmak üzere gerçek dinle göndermiştir.
O Allah ki, Allah'tan başkasına ilahlık yakıştıranlar hoşlanmasa da, dinini bütün dinlerden üstün kılmak için, peygamberlerini doğru yol ve gerçek din üzere göndermiştir.
Allah, Rasulünü toplumda hakça bir düzen gerçekleştirmek için, hak yolu aydınlatan bilgiler ve Hak Din ile hak bir şeriatla, âdil medenî kurallarla özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere gönderendir. İlâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında, Allah'a ortak koşan, başka otoriteleri de olan müşrikler hoşlanmasalar da, dinini, şeriatını bütün inançlara, rejimlere üstün ve hâkim kılmak için göndermiştir.
Bkz. 41:53, 48:28, 61:9“Müşrikler istemese de Allah, nurunu tamamlamaktan asla vazgeçmez” ifadesi, kâfirlerin zoruna gitse de müşriklerin canı sıkılsa da Allah’ın, nurunu (dinini) mutlaka tamamlayacağı ve buna kimsenin engel olamayacağı anlamına gelmektedir. Bu vaad, sadece asr-ı saadette değil, geçmişten günümüze her zaman mü’minlerin kalplerine güven ve huzur aşılamıştır ve onların geçilmez gibi görülen engelleri aşarak yollarına devam etmelerini, inkârcıların bütün hile ve tuzaklarına rağmen, insani normları aşan gayretleriyle hedeflerine doğru ilerlemelerini sağlamıştır. Çünkü Allah, İnananların mutlaka galip geleceğini ve kendisinin her zaman onlara yardım edeceğini ve böylece nurunu tamamlayacağını müjdelemiştir. Yalnız bütün bunlar inananların gayretine, samimiyetine ve duruşuna bağlı olduğu açıktır.
Diyanet İşleri (Eski)
Puta tapanlar hoşlanmasa da, dinini bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini doğru yol ve hak dinle gönderen Allah'tır.
Yüzyıllardır hadis, sünnet, fıkıh ve dini hikayelerle tahrif edilerek tanınmaz hale sokulan İslam dini, bir reform hareketiyle, elçilerin bildirdiği biçimiyle gündeme geliyor. Bak 110. sure.
Elmalılı Hamdi Yazır
O öyle bir Allah'dır ki, Resulünü hidayetle ve hak dinle bütün dinlere üstün kılmak için göndermiştir. Müşrikler hoşlanmasalar da.
(2)“(Bu âyet-i kerîme) kemâl-i kat‘iyetle (kesinlikle) ihbâr ediyor (haber veriyor) ki: ‘Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın getirdiği din, umum dinlere galebe çalacak (üstün gelecek).’ Hâlbuki o zamanda yüzer milyon tebaası bulunan nasârâ (hristiyanlık) ve yahudi ve mecûsî (ateşperest) dinleri ve Roma, Çin ve Îrân hükûmeti gibi yüzer milyon tebaaları bulunan cihangîr (dünyaya hükmeden) devletlerin edyân-ı resmîleri (resmî dinleri) iken, kendi küçük kabîlesine karşı tam galebe edememiş bir vaziyette olan Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’ın getirdiği dîni, umum dinlere gālib ve umum devletlere muzaffer olacağını ihbâr ediyor. Hem gāyet vuzuh ve kat‘iyetle (açık ve kesin) ihbâr ediyor. İstikbâl, o haber-i gaybîyi, Bahr-i Muhît-i Şarkī’den (Büyük Okyanus’tan) Bahr-i Muhît-i Garbî’ye (Atlas Okyanusu’na) kadar İslâm kılıncının uzamasıyla tasdîk etmiştir.” (Lem‘alar, 7. Lem‘a, 25)
İlyas Yorulmaz
Elçisini, en doğru yola götüren kitap ve kendisine ait hak din ile gönderen O dur. Allah’a ortak koşanların hoşlarına gitmese de, batıl olan dinlerinin üzerine, nurunu tamamlayacaktır.
Allah, Elçisini doğrunun eğrinin ölçüsünü ortaya koyan hidâyet ve hayata hükmedecek dosdoğru bir inanç sistemi olan hak din ile gönderdi ki, onu bütün batıl dinlere ve aslen ilâhî vahye dayansa bile, zamanla bozulmuş ve özünden saptırılmış olan bütün inanç sistemlerine egemen kılsın; bu, Allah’tan başka varlıkların hükmüne boyun eğen müşriklerin hoşuna gitmese bile! Allah bu dini, kâfir yönetimlerin gölgesi altında ve onların izin verdiği ölçüde varlığını sürdürsün diye değil, hayatın her alanında hükmetsin diye göndermiştir. Peki bu hahamlar ve rahipler, Allah’ın nurunu niçin söndürmek isterler?
Müşriklerin hoşuna gitmese de kendi dinini bütün dinlere üstün kılmak üzere elçisini size, en doğru yolu gösteren (Kur’an) ve “Hak din” ile gönderen, O (Allah)’tır.1
O'dur, dinini bütün [bâtıl] dinlere karşı üstün kılmak üzere 50 hidayeti ve hak dini [yaymak göreviyle] Elçisi'ni gönderen; Allah'tan başkalarına tanrılık yakıştıranlar bundan hoşlanmasalar da.
Müşriklerin hoşuna gitmese de gerçek tevhit dinini bütün yönleriyle ortaya çıkarmak için elçisini hak din ve doğru yol rehberi olan Kuran ile gönderen Allah’tır.
Mustafa İslamoğlu Tevbe Suresi 33. Ayet Açıklaması
[1438] Zahara ‘alâ “yendi”, azhara ‘alâ “birine bir şeyi bildirerek duruma el koydu” anlamındadır (Krş: 66:3). Âyette dîn çoğul gelmemiştir. Yuzhirahûdaki zamir dine değil Rasul’e gitse gerektir. İslâm’ın tüm zamanlardaki tezahürü âyetin kapsamına girer. Son vahiy insanlık tarihiyle yaşıt vahyin tüm doğrularını şemsiyesi altına alıp bâtıl inanç sistemlerini posalarıyla başbaşa bırakmıştır. Zımnen: Nefret ve haset sahibi müşrikler ve kitap ehli çatlasa da patlasa da Allah dinini ikmal, nimetini itmam edecektir (5:3).
Ömer Nasuhi Bilmen
O bir Hâlik-ı Zîşan'dır ki, Peygamberini hidâyet ile ve hak din ile gönderdi ki, onu bütün dinlerin üzerine yükseltsin. Velev ki, müşriklerin hoşuna gitmesin.
Elçisini bu Rehberle, gerçek din ile gönderen Allah’tır. Allah’ı ikinci sıraya koyanlar (müşrikler) hoşlanmasa da O, bu dini bütün dinlerin üzerine çıkarmak için böyle yapmıştır.
ol oldur kim viribidi yalavacını ŧoġru yol-ıla ya'nį ķur’ān daħı ḥaķ dįn-ile tā ġālib eyleye anı din üzere dükelcügi eger düşħār gördiler-ise daħı müşriķler.