Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1306, sondan 4931. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 71. ayetidir. Tevbe Suresi 71. ayetinin kelime sayisi 24, harf sayısı 132 ve toplam ebced değeri ise 6215 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
والمؤمنون والمؤمنات بعضهم اولياء بعض يأمرون بالمعروف وينهون عن المنكر ويقيمون الصلوة ويؤتون الزكوة ويطيعون الله ورسوله اولئك سيرحمهم الله ان الله عزيز حكيم
Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Münafıklardan söz edilirken 67. âyette erkeğiyle kadınıyla münafık karakterine işaret edilmek üzere her iki cins ayrı ayrı zikredilmişti. 71. âyette de müminlerin ortak niteliklerine değinildiğinden erkek ve kadınları ayrı ayrı anılmıştır. Bu sûrede her iki tip ve âkıbetleri hakkında verilen bilgiler göz önüne alınırsa şöyle bir karşılaştırma yapılabilir (Râzî, XVI, 131): İki yüzlü davranan kimselere hâkim olan özellik, kötülükleri körükleyip iyilikten alıkoymak iken yürekten inananların temel vasfı iyiliği özendirmek, kötülükten vazgeçirmeye çalışmaktır. Münafıklar Allah yolunda harcamada eli sıkı davranırken müminler zekâtlarını verirler ve ayrıca cömertçe gönüllü bağışlarda bulunurlar, hatta imkânları elvermediği için daha fazla yapamadıklarına üzülürler. Münafıklar namaza üşenerek gelirler, müminler ise namazlarını bir kulluk vecîbesi sayarak içten gelen bir istekle kılarlar. Allah yolunda savaşmak gerektiğinde münafıklar türlü mazeretlerle yan çizmeye çalışırlar, müminler ise canlarını ve mallarını esirgemeden böyle bir çağrıya koşarlar, bu yolda asla yılgınlık göstermezler. Münafıklar Allah’ı ve O’nun mesajını umursamazlar, O’na ve vaad ettiklerine candan inanan müminlerle alay ederler, müminler ise Allah ve resulüne mutlak itaat gösterirler. Bu yüzden Allah, –içlerindeki inkârcılığı yenemeden ömürlerini tamamlayan– münafıkları ebedî olarak kalacakları cehenneme atacak, müminlere de hiç bitmeyen cennet nimetlerinin ve daha önemlisi kendi rızâsına erişmenin mutluluğunu tattıracaktır (71. âyette geçen evliyâ kelimesi için bk. Bakara 2:257; Nisâ 4:2, 138-140, 144; En‘âm 6:14; Enfâl 8:72-73).
72. âyetin sonundaki ifade, mânevî hazların ve ruhanî âleme ait mutluluğun maddî imkânların sağladığı mutluluktan çok daha üstün olduğunu açıkça göstermektedir. Zira bir amaca vasıta kılınan şey ondan daha önemli ve değerli olamaz. Allah’ın rızâsını kazanmak, vaad edilen cennet nimetlerine erişebilmenin aracı olsaydı, o takdirde bu nimetlerin daha önemli olduğu sonucuna ulaşılabilirdi. Oysa âyette Allah’ın iradesine mutlak teslimiyet gösterenlerin bu davranışları karşılığında yine O’nun lutfuyla pek güzel mükâfatları hak edecekleri, fakat bütün bu nimetlerden daha önemli olarak O’nun rızâsına nâil olacakları ve en büyük başarının O’nun hoşnutluğuna erişmek olduğu bildirilmiştir (Râzî, XVI, 133; Adn cenneti hakkında bk. Ra‘d 13:22-24). Bir hadiste de, cennet ehli ile Allah arasında cereyan edecek konuşma esnasında onların O’nun hoşnutluğuna erişmeyi en büyük mutluluk olarak niteleyecekleri ve Cenâb-ı Allah’ın artık onlara gazap etmeyeceğini müjdeleyeceği ifade edilmiştir (Buhârî, “Tevhîd”, 38; “Rikak”, 51).
Mehmet Okuyan
Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostudurlar. (Birbirlerine) iyiliği emreder (öğütler), kötülükten engeller (sakındırır); namazı kılar, zekâtı verir; Allah’a ve Elçisine itaat ederler. İşte Allah onlara merhamet edecektir. Şüphesiz ki Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.
İnanmış erkekler ve inanmış kadınlar da birbirlerinin samimi dostlarıdır/birbirlerini desteklerler. İyiyi emreder, kötülükten sakındırırlar. Namazı kılar, zekâtı verir, Allah'a ve Peygamberine itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir. Kuşkusuz Allah, mülkünde galiptir; hikmet sahibidir.
Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler.¹ Ma'rufu² buyurur, munkerden³ sakındırırlar. Salâtı ikâme ederler, zekâtı verirler.⁴ Allah'a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara, Allah rahmet edecektir. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
1- Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş.
2- İyiliği.
3- Kötülükten.
4- Çevirilerde ayette ki salat sözcüğüne namaz anlamı verilmektedir. Oysaki burada ki salat namaz değildir: ibadete layık yegâne ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Salat, sözcük olarak namazın yanı sıra Allah'a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, destek, dayanışma, yardımlaşma, yakından ilgilenme ve din gibi anlamlara gelmektedir.
Ahmet Akgül
Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar da birbirlerinin velileridir (dostları ve destekleyicileridir) . İyiliği emreder, kötülükten nehyedip çevirirler, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve (her konuda) Allah'a ve Resulü'ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz Allah Üstün ve Güçlüdür, Hüküm ve Hikmet sahibidir.
Erkek ve kadın müminler, birbirlerinin yardımcısıdır; iyiliği emrederler, halkı kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, namaz kılarlar, zekat verirler, Allah'a ve Peygamberine itaat ederler. Allah'ın rahmet edeceği insanlar, bunlardır. Şüphe yok ki Allah üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Erkek ve kadın mü'minlere gelince, onlar birbirlerinin yakını ve dostlarıdırlar; hep iyi ve doğru olanın yapılmasını emrederler, kötü ve zararlı olanın yapılmasına engel olurlar; ve onlar namazlarında kararlı ve devamlıdırlar, zekatlarını verirler. Allah'a ve O'nun elçisine yürekten bağlılık gösterirler. İşte bunlardır, Allah'ın rahmetiyle kuşatacağı kimseler. O Allah ki, en yüce iktidar sahibi olan ve yaptığı herşeyi yerli yerince yapan.
Şuurlu ve kâmil mü'min erkekler, şuurlu ve kâmil mü'min kadınlar birbirlerinin velileri, dostları birbirlerinin haklarını, menfaatlerini koruyan güce ve otoriteye, kamu görevlerini icra yetkisine sahip kimselerdir. Kur'ân'ın ve sünnetin hükümlerini, meşrû olanı, İslâmî kurallarla örtüşen örfü, ilmî ve-rileri, mü'minlerin tasvip ettiği, icrasında hayır gördüğü, planları, programları, adâleti uygulayarak, kamu düzenini sağlarlar, iyiliği emrederler. Şeriatın suç saydığı ve haram kıldığı, kamu vicdanının tasvip etmediği, mü'minlerin icrasında hayır görmediği şeyleri, bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü akıllarını kullanıp yasaklıyarak, önleyici tedbirler alarak kamu güvenliğini temin ederler. Namazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kılarlar, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı verirler. Allah'a ve Rasûlüne itaat ederler, Kur'ân'ı ve sünneti uygularlar. Allah onlara rahmetiyle ve merhametiyle muamele edecektir. Allah kudretlidir. Hikmet sahibi ve hükümrandır.
Mü'min erkeklerle mü'min kadınlar da birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyar, namazı kılar, zekatı verir, Allah'a ve Peygamberine itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir. Muhakkak Allah yücedir, hakimdir.
Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Erkek ve dişi bütün mü'minler, birbirlerinin yardımcılarıdır: İyiliği emrederler, fenalıktan alıkoyarlar, namazı gereği üzre kılarlar, zekâtı verirler, Allah'a ve Rasûlüne itaat ederler. İşte bunları, muhakkak surette Allah rahmetiyle bağışlayacaktır. Gerçekten Allah Azîz'dir (Her şeye galibdir), Hakîm'dir (hükmünde hikmet sahibidir).
Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirinin dostu ve sahibidirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı doğruca kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve elçisine itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah, güç ve izzet sahibidir ve her şeyi yerli yerinde yapar.
Erkek, kadın inananlar birbirinin dostudurlar, iyilikle emrederler, kötülükten alıkorlar, namaz kılıp, zekâtların verirler, Allah ile peygambere başeğerler, işte böyle olanları Allah yarlıgayacak, Allah emre, Allah bilge
Mü'min erkeklerle mü'min kadınlar da birbirlerinin dostu, koruyucuları ve yardımcılarıdır. Bunlar iyiliği emrederek kötülükten sakındırırlar, namazı ikame ederler, zekâtı verirler, Allah'a ve resulüne itaat ederler. İşte Allah bu kimselere rahmet edecek (onları bağışlayacak ve destekleyecek)tir. Şüphesiz ki Allah mutlak galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Burada kadın olsun, erkek olsun dostluk ve yardım konusunda müminlerle ilgili bir gerçek ortaya konuyor. Müşrikler ve münafıklar birbirlerinin dostu ve yardımcısı ise mü’min olan kadın ve erkeklerin de dost olmaktan ve birbirlerine yardım etmekten başka çareleri yoktur. İnananlar arasındaki dostluk ve yardımlaşma, öncelikli olarak iyiliği hayata geçirme ve kötülüğü bertaraf etme alanında görülmelidir. İşte tam bu noktada inananlar tek vücut gibi olmalıdır. Burada bir anlamda gerçek mü’minin özellikleri sıralanıyor: Öncelikle mü’min, mü ‘minin dostu ve kardeşi olmalıdır. (Hucurat 49:10). İyiliğin yayılması ve egemen olması için gayret göstermeli, kötülüklerin ortadan kaldırılması ve engellenmesi için mücadele vermelidir. Kendisine hayat hakkı veren ve yaşamını sürdürebilmesi için hesapsız nimetler bahşeden Yüce Yaratıcısıyla belli zamanlarda mutlaka bir araya gelerek hasbıhal etmelidir yani namazını kılmalıdır. Allah’ın kendisine lütfettiği nimetleri ihtiyaç sahipleriyle paylaşırken cömert olmalıdır, zekâtı ve infakı ihmal etmemelidir. Allah’a ve elçisine kayıtsız şartsız, sorgusuz sualsiz teslim olmalı ve itaatte asla kusur etmemelidir.
Diyanet İşleri (Eski)
Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir; iyiyi emreder kötülükten alıkorlar; namaz kılarlar, zekat verirler, Allah'a ve Peygamberine itaat ederler. İşte Allah bunlara rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir.
Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resûlüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azîzdir, hikmet sahibidir.
İctimaî şuur, fertlerin dinî ve ahlâkî kusurları ve kötülükleri karşısında da duyarlı olmak zorundadır. Nitekim, 71. âyette, kadın olsun erkek olsun müminlerin, birbirlerine iyiliği emredip kötülükten alıkoymalarının, aralarındaki velayet bağı ve kardeşliğin zaruri bir sonucu olduğuna işaret edilmiştir. Bu görev ve yetki cinsiyet farkı gözetmeden İslâm toplumunun bütün fertlerine verilmiştir.
Edip Yüksel
İnanan erkekler ve inanan kadınlar birbirlerinin dostudur. İyiliği emrederler, kötülükten menederler, namazı gözetirler, zekatı verirler, ALLAH'a ve elçisine uyarlar. İşte onlara ALLAH rahmet edecektir. ALLAH Üstündür, Bilgedir.
Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah'a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunları Allah rahmetiyle yarlığayacaktır. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir.
Erkek, dişi bütün Mü'minler ise birbirlerinin velileridirler: ma'rufu emir, münkerden nehyederler, namazı dürüst kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resulüne itaat eylerler, işte bunları Allah yarın rahmetiyle yargılayacak, çünkü Allah azîz, hakîmdir
Mü'min erkekler de, mü'min kadınlar da birbirinin velîleri (dostları ve yardımcıları) dir. Bunlar (insanlara) iyiliği emrederler, (onları) kötülükten vaz geçirmeye çalışırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allaha ve Resulüne itaat ederler. İşte bunlar. Allah onları rahmetiyle yarlığayacakdır. Çünkü azîzdir (va'd ve vaîdini yerine getirmekden hiç bir şey Onu acze düşüremez), hakimdir (her şey'i yerli yerinde, hikmetle yapandır).
Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar ise birbirlerinin dost (ve yardımcı)larıdırlar. İyiliği emreder, kötülükten yasaklarlar, namazı hakkıyla edâ ederler, zekâtı verirler, Allah'a ve Resûlüne itâat ederler. İşte onlar, Allah'ın kendilerine (âhirette de) merhamet edeceği kimselerdir. Şübhesiz ki Allah, Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.
İnanan erkeklerle inanan kadınlar, birbirlerinin yardımcılarıdır. Aralarında iyiliği emrederler ve kötü olan şeyleri de yasaklarlar, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve O nun elçisine itaat ederler. Allah’ın merhamet edeceği kimseler işte onlardır. Elbetteki Allah her şeye güç yetiren ve her şeyin hükmünü verendir.
Mü/min erkekler ile mü/min kadınlar da birbirlerinin yâr ve muavinidir. Onlar iyiliği emir, kötülüğü nehiy ederler. Namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler. Allah ve peygamberine ita/at ederler. İşte onları Allah esirgeyecektir. Çünkü Allah galib-i yektadır. Hakimdir.
Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir; iyiyi emrederler, kötülükten sakındırırlar, namaz kılarlar, zekât verirler, Allah'a ve elçisine itaat ederler. İşte Allah bunlara rahmet edecektir. Allah şüphesiz üstün güç sahibidir, hikmet sahibidir.
Hangi çağda ve hangi toplumda olursa olsun, erkek de olsa, kadın da olsa bütün inananlar, birbirlerinin yardımcıları, koruyucuları ve velisidirler. Münâfıkların tam tersine, onlar iyilikleri emreder, kötülükleri engellemeye çalışırlar; namazlarını kılar, zekâtlarını verirler; Allah’a ve Elçisine her konuda içtenlikle itaat ederler. Allah’ın rahmetiyle kuşatacağı kimseler, işte bunlardır. Hiç kuşkusuz Allah, sonsuz kudret ve hikmet sahibidir. Dolayısıyla, hiçbir iyilik mükâfâtsız bırakılmayacaktır:
Erkek Müminler ve kadın Müminler de birbirinin veliyyleridir.
Bilindik / Örfe Uygun Olan / Ma’ruf’u iş ediniyorlar;
Bilinmedik / Münker’den kaçınıyorlar.
Namaz’ı kılıyorlar;
Zekât’ı veriyorlar.
Allah’a ve O’nun rasûlüne itaat ediyorlar.
İşte onlara Allah rahmet edecektir.
Allah, hakîm azîzdir.
Erkek ve kadın bütün mü’minler, sadece birbirlerinin dostları (ve velileri)dirler. Onlar; birbirlerine iyiliği emreder, kötülükten sakındırır, namazı dosdoğru ve devamlı kılar, zekâtı verir, Allah’a ve Rasûlüne itaat ederler.1 İşte bunlara da Allah, rahmet edecektir. Çünkü Allah, çok şerefli, hüküm (ve hikmet) sahibidir.
1 Kâfirlerin, müşriklerin, kendilerine kitap verilenlerin ve münâfıkların yaptıklarının tam tersini, yani Allah’ın ve Peygamberinin emrettiklerini, eksiksiz yerine getirirler.
Muhammed Esed
ERKEK ve kadın müminlere gelince, onlar birbirlerinin yakınlarıdırlar: 99 [hep] iyi ve doğru olanın yapılmasını özendirir, kötü ve zararlı olanın yapılmasına engel olurlar; ve onlar namazlarında kararlı ve devamlıdırlar, arındırıcı yükümlülüklerini yerine getirir, Allah'a ve O'nun Elçisi'ne yürekten bağlılık gösterirler. İşte bunlardır, Allah'ın rahmetiyle kuşatacağı kimseler: muhakkak ki, doğru hüküm ve hikmetle yargılayan en yüce iktidar sahibidir Allah!
Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin evliyası/yar ve yardımcılarıdır. İyi ve güzel olanı teşvik eder; kötü ve yanlış olanı da engellerler. Namazı hakkıyla kılarlar, zekâtı da seve seve verirler. Allah’a ve mesajlarını tebliğ eden Elçisine itaat ederler. Allah’ın rahmet edeceği kişiler işte bunlardır. Şüphesiz ki Allah üstün güç ve kuvvet sahibidir ve her şeyi yerli yerince yapandır. 2/257, 8/72, 3/104, 4/8- 89- 144, 7/196, 29/41, 45/19
Ama inanan erkekler ve inanan kadınlar (da) birbirlerinin dostu, koruyucusudurlar: İyi ve doğru olanı teklif eder, kötü ve yanlış olanı önlerler; ve namazı içtenlikle kılarlar, zekâtı da seve seve verirler; Allah’a ve O’nun Elçisi’ne uyarlar:[1486] işte onlardır Allah’ın rahmetini bahşedeceği kimseler; çünkü her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden yalnızca Allah’tır.[1487]
Mustafa İslamoğlu Tevbe Suresi 71. Ayet Açıklaması
[1486] Bu âyet, 67. âyette nitelenen ikiyüzlü tipin tam zıddı olan samimi mü’mini tanımlar. Kur’an’da çok sık dile getirilen bir vecibe olan el-emr bi’l-ma‘ruf ve’n-nehy ‘ani’l-münker, adı geçen âyette ikiyüzlülerin en tipik özelliği olarak tam ters bir işleve bürünmüş olarak karşımıza çıkar. İnananın namaz ve zekâtla ilgili tavrı ise, yine ikiyüzlülerin özellikleriyle ilgili 54. âyetin mukabilidir. Bu nedenledir ki, tercümedeki “içtenlikle” ve “seve seve” sıfatları zorunlu hâle gelmiştir.
[1487] ‘Azîzun Hakîm: Âyet sonlarında sık sık karşılaştığımız Allah’la ilgili bu tür sıfatlar, kanaatimizce, Kur’an’ın diğer tüm tekrarlarında olduğu gibi, “nakarat” işlevi gören mücerret bir tekrar değildirler. Sonunda geldiği âyetin içeriğine, pasajın konusuna, özetle bağlamına göre nitelik ve/veya işlev kazanırlar. Böyle gördüğümüz içindir ki her ‘Azîzun Hakîm’i ‘nakarât’ saymayarak standart bir kalıpla çevirmedik. Bu ilkemizi bağlamın anlamı farklılaştırdığı diğer esma ve birbirinin aynı lafza sahip ibarelerde de uyguladık. Zira bir metnin mânasını oluşturmada bağlam da lafız kadar önemlidir. Bu âyet ve âyetin ait olduğu ve konusunu mü’min ve münafığın niteliklerinin oluşturduğu bu pasaj bağlamında Allah’ın izzet ve yüceliğine delâlet eden Azizun sıfatı, hemen öncesinde gelen inananlara rahmette yüce oluşuyla ilgilidir. Hâkimun sıfatı ise, bir duruş ve davranış biçimi olarak ikiyüzlülüğün insan için neden, nasıl, niçin mümkün olabildiği gibi sorularla tüketilemeyecek olan akıl sır ermez hikmete bir atıftır. Hemen söylemeliyiz ki, Kur’an’ın tam 47 yerinde birlikte gelen bu iki sıfat, yine Kur’an’ın hiçbir yerinde Hâkimun Aziz biçiminde gelmez. Bizce bu, yalnızca ses uyumu gerekçesiyle açıklanamayacak bir durumdur ve ikisi arasındaki kopmaz mâna bağına delâlet eder. Öncelik ve sonralığı anlamı doğrudan etkilemekte, birlikte geldikleri tüm yerlerde birbirlerinin anlamını tayin ve tesbit etmektedirler. Anlam verirken de hem bu iki sıfat arasındaki iç irtibat hem de bu sıfatların sonunda geldiği âyetin ve onun bağlı olduğu pasajın konusuyla anlam ilişkisini ele veren dış irtibat göz önünde bulundurulmalıdır. İç irtibata gerekçe olarak her yerde Azizun Hâkîm sıralamasıyla geldiğini göstermiştik. Dış irtibatın gerekçesini ise metin bize sunmaktadır. Bu, kimi zaman yukarıdaki iki örnekte olduğu gibi inne edatı, kimi zaman da “hâl karineleri”ni kapsayan bağlamdır.
Öte yandan, tüm ilâhî esma, taşıdığı mânanın “en”lerini ifade eder. Belirsiz formda geliyorsa (‘Azîzun, Hakîmun gibi) “en akıl-sır ermez”, “en tarifsiz ve eşsiz”, “en sınırsız ve limitsiz” izzet ve hikmet’i ifade eder. Belirli formda geliyorsa (el-‘Azîz, el-Hakîm gibi) “mutlak-mükemmel” ve “sonsuzluk-tamlık” ifade eder.
Bu üslubun sebebi yalnızca tüm noksan sıfatlardan münezzeh, tüm kemâl sıfatlarıyla muttasıf bir Allah inancını inşâ etmek için değildir. Bununla beraber bu üslub, insan tasavvurumuzu da inşâ etmeyi amaçlar. Buna göre hiç bir insan, hiç bir alanda, mutlaklık ve mükemmellik, sonsuzluk ve sınırsızlıkla nitelendirilemez. Zira bu nitelemeler yalnızca Allah’a mahsustur.
Ömer Nasuhi Bilmen
İmân sahibi olan erkekler ile kadınlar ise bazıları bazılarının velîleridir. Mâruf ile emrederler, münkerden nehy eylerler ve namazı dosdoğru kılarlar ve zekâtı verirler. Ve Allah Teâlâ'ya ve Peygamberine itaatte bulunurlar. İşte bunları elbette ki, Allah Teâlâ rahmetine nâil buyuracaktır. Şüphe yok ki Allah Teâlâ azîzdir, hakîmdir.
Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin velileri, yardımcılarıdır. Onlar iyilikleri teşvik edip kötülükleri menederler. Namazı hakkıyla yerine getirir, zekâtı verir, Allah'a ve Resulüne itaat ederler. İşte onları Allah geniş rahmetine mazhar edecektir. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir). [3, 104]
İnanan erkekler ve inanan kadınlar, birbirlerinin velisidirler. İyiliği emrederler, kötülükten men'ederler, namazı kılarlar, zekatı verirler, Allah'a ve Elçisine ita'at ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
İnanıp güvenen (mümin) erkeklerle inanıp güvenen (mümin) kadınlardan her biri diğerinin yakın dostudur(velisidir). Marufa (Kur’an ölçülerine) uygun olanı ister, münkere (Kur’an ölçülerine uymayana) engel olurlar. Namazı tam kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Elçisine de boyun eğerler. Allah, işte bunlara ikramda bulunacaktır. Allah güçlüdür, doğru kararlar verir.
Süleymaniye Vakfı Tevbe Suresi 71. Ayet Açıklaması
[*] Münker: Kur'an'a uymayan. Bakınız Al-i İmran 3:104 ve dipnotu
Şaban Piriş
Mümin erkekler ve mümin kadınlar bir birlerinin velileridir. İyiliği emrederler; kötülüğe engel olurlar. Namaz kılarlar, zekat verirler. Allah'a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir.
Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği tavsiye eder, kötülükten sakındırır, namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, Allah'a ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz ki Allah'ın kudreti herşeye üstündür, hikmeti ise herşeyi kuşatır.
Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyilik ve güzelliği belirlenene özendirirler, kötülük ve çirkinliği belirlenenden sakındırırlar. Namazı/duayı yerine getirirler, zekâtı verirler. Allah'a ve resulüne itaat ederler. Allah bunlara rahmet edecektir. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.