Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6026, sondan 211. ayet; 90. sure ve Beled Suresinin 3. ayetidir. Beled Suresi 3. ayetinin kelime sayisi 3, harf sayısı 11 ve toplam ebced değeri ise 134 olarak hesaplanmıştır. Beled Suresinin toplam ebced değeri 20333 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
1,2,3,4. Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke’ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.
“Belde” veya “şehir”den maksat Mekke’dir. “Ana baba ve bunlardan meydana gelen çocuklar”ın kimler olduğu hakkında farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bunlar, “Âdem ve zürriyeti, Nûh ve soyu, İbrâhim ve soyu, Hz. Muhammed ve soyu, genel anlamıyla anne baba ve çocuklar” şeklinde özetlenebilir. Taberî, gerekçelerini açıklayarak bizim de katıldığımız son mânayı tercih etmiştir (bk. XXX, 125). Müfessirler 2. âyetteki hill kelimesinin farklı anlamlarından hareketle âyete şu mânaları da vermişlerdir: a) “Bu şehirde hayvan ve bitkilerin bile dokunulmazlığı olduğu halde müşrikler sana eziyet etmeyi helâl sayıyorlar.” Bu takdirde âyette müşriklerin kutsal kentin hürmetini çiğneyerek Hz. Peygamber’e eziyet etmeleri kınanmaktadır. b) “Bir gün gelecek Mekke’yi zalim putperestlerin elinden kurtarman gerekecek ve o zaman kentin dokunulmazlığı senin için geçici olarak kaldırılacaktır.” Bu takdirde ise Hz. Peygamber’in ileride bu kenti fethedeceği ve fetih sırasında şehirde çatışmaya girmesine geçici olarak izin verileceği bildirilmiş demektir. Nitekim öyle de olmuştur (Şevkânî, V, 517-518; Elmalılı, VIII, 5825). 4. âyette geçen kebed kelimesi “acı, sıkıntı, baskı, imtihan, dayanma gücü vb.” anlamlara gelmektedir. Bu da insanın, doğduğu günden öleceği güne kadar az veya çok sıkıntılar, ihtiyaçlar, acılarla karşılaşmasının kaçınılmaz olduğunu gösterir. “Hayat mücadelesi” ifadesinin genel kabul görerek kullanılması da insanın dünya hayatının “mücadele” şeklinde özetlenebileceğini göstermektedir. Bu durum aynı zamanda insana mücadele gücü ve iradesi de kazandırmaktadır. Âyetlerde ayrıca Hz. Peygamber’in karşılaşacağı güç şartlara, müşriklerin ona uygulayacağı baskılara da işaret edilmektedir.
[759] Beled sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 129.[760] Yemin edilen üç varlık hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 132-133.
Baba Âdem Peygamberdir, oğul da soyu sopu. Soy soptan maksat, soyundan gelen peygamberlerdir diyenler de vardır. Her oğul ve babadır, Âdem Peygamberle Hz. Muhammed (s.a.a)'dir diyenler de bulunmuştur.
1, 2, 3, 4. Bu beldeye -ki sen bu beldedesin-, babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki biz, insanı (yüzyüze geleceği nice) zorluklar içinde yarattık.
[5729] Veya: “doğurana ve doğurmayana” (Krş: tek ve çift şahit olsun: 89:3 ve 112:3). Baba, yani vahyin “babanız İbrahim” dediği Hz. İbrahim ve onun oğlu Hz. İsmail ve dolaylı olarak Hz. Muhammed. Mekke’nin ruhu Kâbe, dünyanın ruhu da insandır. Büyük yetimin babası ve büyük yetim Hz. Nebi de kastedilmiş olabilir. Bu ibare doğrudan İbrahim ve İsmail’i ifade etse de, dolaylı olarak âdemoğullarının tümünü kapsar. Mekke’nin diğer şehirlere göre merkezi konumu ne ise, Âdem’in âdemoğullarına ve Âdemoğullarının da diğer yaratılmışlara göre konumu odur.
[*] Âyette geçen (َوَالِد) Vâlid وَلَدَ = velede fiilinin ismi failidir. "وَلَدَ = doğum yaptı" demektir. Erkek doğum yapamayacağı için el-Kamusu'l-muhît'e göre anaya hem valid hem valide denir. Lisan'ul-arab'a göre valide والِدَةٌ doğuran kadın َوَالِد valid ise soyundan gelinen kadın demektir. Kur'ân'da ana ile baba bir arada zikredilince anaya valide, babaya da mevlûdün leh denir. (bkz. Bakara 2:233). Baba daوَلَدَ = velede fiilinin fâilidir. Allah'ın baba olmadığını ifade için "لَمْ يَلِد" (İhlâs 112:3) buyrulmuştur. Öyleyse vâlid; yerine göre baba, yerine göre ana anlamındadır. Bu âyette geçen vâlid her iki anlamı da içerir.