Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6142, sondan 95. ayet; 99. sure ve Zilzâl Suresinin 4. ayetidir. Zilzâl Suresi 4. ayetinin kelime sayisi 3, harf sayısı 16 ve toplam ebced değeri ise 2488 olarak hesaplanmıştır. Zilzâl Suresinin toplam ebced değeri 16609 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Kıyamet gününün ne kadar dehşet verici bir gün olduğu ve o sırada nelerin meydana geleceği anlatılarak insanların o gün için hazırlık yapmaları gerektiğine dikkat çekilmektedir. Diğer âyetlerden de anlaşıldığı üzere kıyamet kopacağı gün sûrun birinci defa üflenmesiyle yer küresinde şiddetli sarsıntılar meydana gelir ve dağlar yerlerinden kopup savrulur, yeryüzünde yıkılmayan hiçbir şey kalmaz (krş. Kehf 18:47; Tâhâ 20:101-107). Çünkü “kıyamet sarsıntısı gerçekten çok büyük bir olaydır” (Hac 22:1). 2. âyetteki “yerin ağırlıklarını dışarı atması” ifadesi birkaç türlü yorumlanmıştır: a) İçindeki hazineleri dışarı çıkarması; b) Kabirlerdeki ölülerin dirilip dışarı çıkması; c) Yer altındaki madenler, gazlar, ve lâvların dışarı çıkması. Müfessirler yerin ağırlıklarını dışarı çıkarması olayının sûrun ikinci defa üflenmesiyle gerçekleşeceğini söylemişlerdir. Yerkürede meydana gelen bu dehşet verici olayları gören insan, “Ne oluyor buna!” diyerek korku ve şaşkınlığını ifade eder. Çünkü daha önce bu derecede şiddetli bir sarsıntı görülmemiştir. “O gün yer, rabbinin ona vahyettiği şekilde bütün haberlerini anlatır” meâlindeki 4-5. âyetler başlıca üç şekilde yorumlanmıştır: a) Allah yere bir çeşit konuşma ve anlatma yeteneği verir, o da üzerinde olup bitenleri ve kimin ne yaptığını açık açık anlatır. Nitekim bir hadiste kıyamet gününde arzın dile gelerek konuşacağı bildirilmiştir (İbn Mâce, “Zühd”, 31). b) O gün Allah’ın hükmü uyarınca arz, üstünde olup bitenleri tek tek sayıp dökercesine insanların orada yaptıkları her şeyi açığa çıkarır. c) Yer, o büyük sarsıntıyla âdeta dünyanın son bulduğunu ve âhiretin geldiğini haber verir (Râzî, XXXII, 59). Sonuçta önemli olan arzın gerçek anlamda konuşup konuşmaması değil, dünya hayatının bittiğini ve herkesin neler yaptığını açık açık ortaya koyması ve artık orada hiçbir şeyin saklı gizli kalmayacak olmasıdır. Âyetin bunu anlatmaktan maksadı ise insanların bu gerçeği göz önüne alarak o gün arzın kendisi hakkında iyi şeyler söylemesini sağlayacak bir hayat yaşamalarıdır.
“Yeryüzünün, olup bitenleri haber vermesi” mecazi bir ifade olup, her insanın, yeryüzünde neler işlediklerinin ortaya çıkarılarak yüzleştirilmesi demektir. Yani “şu tarihte, yeryüzünün şöyle bir yerinde şunu işlediniz” denmesidir. Yeryüzünün dile gelmesiyle, insan uzuvlarının konuşması muhteva bakımından aynı şeydir. Bu ifadelerden anlıyoruz ki; insanın dünyada yaşadıkları bir film olarak ahirette karşısına çıkacaktır.
Diyanet İşleri (Eski)
4,5. İşte o gün, yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle kendi haberlerini anlatır.
1, 2, 3, 4, 5. Yerküre kendine has sarsıntısıyla sallandığı, toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı ve insan «Ne oluyor buna!» dediği vakit, işte o gün (yer) Rabbinin ona bildirmesiyle bütün haberlerini anlatır.
Mustafa İslamoğlu Zilzâl Suresi 4. Ayet Açıklaması
[5852] Kur’an’ın üslubunda, Hesap Günü cansız varlıklar sadece konuşmakla kalmazlar, onlar şahsiyet, irade ve idrak sahibi canlı birer özne olarak resmedilirler (Bkz: 50:30; 70:17; 25:12; 67:7). Zımnen: Yeryüzüne edilen yemin karşılığını bulacaktır; “yer şahit olsun!” denilmişti, işte şahit oldu!
Hz. Peygamber (a.s.) bir hadis-i şerifinde bu âyetin açıklanması ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “Yeryüzünün haber vermesi, her erkek ve kadının, kendisinin üzerinde neler işlediklerini haber verip şahitlik etmesidir, “Şu ve şu günlerde şunu, şunu işlediniz!” demesidir. Yerin konuşması mecazdır diyen müfessirlerin yanında, Allah dilerse gerçekten de konuşturur, diyenler de vardır.
(1) Peygamberimiz “Bu haberler nedir, biliyor musunuz?” dedikten sonra, şöyle devam etmiştir: “Yeryüzünün haberleri, üzerinde herbir adamın ve herbir kadının ne yapmış olduğuna şahitlik etmesidir. ‘O filân gün şunu, şunu yaptı’ der; bu onun haberidir.” (Tirmizî, Tefsir 99.)
Yaşar Nuri Öztürk
İşte o gün yerküre, tüm haberlerini söyler/anlatır.