Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 121, sondan 6116. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 114. ayetidir. Bakara Suresi 114. ayetinin kelime sayisi 30, harf sayısı 113 ve toplam ebced değeri ise 9182 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (21) ل (11) م (12) bulunuyor.
Arapça Metin
ومن اظلم ممن منع مساجد الله ان يذكر فيها اسمه وسعى في خرابها اولئك ما كان لهم ان يدخلوها الا خائفين لهم في الدنيا خزي ولهم في الاخرة عذاب عظيم
Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.
Sözlükte “secde edilen yer” anlamına gelen mescid (çoğulu mesâcid) terim olarak, müslümanların namaz kılmalarına ayrılmış mekânı ifade eder. Secde, bir hadise göre müminin Allah’a en yakın bulunduğu an olduğu (Müslim, “Salât”, 215; Nesâî, “Mevâk^t”, 35), bu sebeple namazın en önemli rüknünü oluşturduğu ve âdeta namaz ibadetini sembolize ettiği için hem Kur’an-ı Kerîm’de hem hadislerde hem de diğer İslâmî kaynaklarda özel olarak namaz ibadetine tahsis edilmiş yerler secde fiiline nisbetle mescid diye anılmıştır. Sözlükte “toplayan, bir araya getiren” anlamına gelen cami ismi ise başlangıçta sadece cuma namazlarının kılındığı büyük mescidleri ifade ederken daha sonra bilhassa Türkler’de mescid kelimesi sadece çoğu mahalle aralarında inşa edilen küçük mâbedler için kullanılmış, vakit namazlarının da kılındığı bütün büyük mescidlere de cami denilmiştir. Ayrıca bayram ve cenaze namazlarının kılındığı açık alanlara musallâ, yol boylarında üstü açık olarak inşa edilen mescidlere de namazgâh denilir.
Taberî, âyette mescidlerin harap olması için çalıştıkları bildirilen zümrenin hıristiyanlar olduğunu, zira onların Kudüs’teki Beytülmakdis’i (Süleyman Mâbedi) tahrip ettiklerini, bu hususta Buhtunnasr’a yardımcı olduklarını, Buhtunnasr Kudüs’ten ayrıldıktan sonra da Benî İsrâil’in bu mâbedde ibadet etmelerini engellediklerini ileri süren görüşü tercih etmişse de (I, 499), diğer tarihî veriler yanında, Fahreddin er-Râzî’nin, Ebû Bekir er-Râzî’nin Ahkâmü’l-Kur’ân’ında yer alan açıklamalarını dikkate alarak belirttiği gibi (IV, 9, 10), Buhtunnasr’ın Kudüs’ü işgal ederek Beytülmakdis’i yıktırması Hz. Îsâ’dan ve dolayısıyla hıristiyanlardan çok önce (m. ö. 586) vuku bulduğu, ayrıca yahudiler gibi hıristiyanlar da bu mâbede saygı duydukları için bu açıklamayı kabul etmek mümkün değildir. Ancak Romalılar’ın, yahudi ayaklanmasını bastırmak üzere 70 yılında Kudüs’ü kuşatmaları sırasında Beytülmakdis de yanmıştı.
Âyette, müşriklerin Hudeybiye Gazvesi sırasında Hz. Peygamber’in ve yanındaki müslümanların Mescid-i Harâm’a girmelerini engellemelerinin kastedildiği yolunda bir görüş daha varsa da (bk. Taberî, I, 499; Râzî, IV, 9, 10) bu yorum isabetli görülmemiştir. Zira bu âyette, bahsedilen kimselerin mescidleri harap etmeye çalışmalarından da söz edilmektedir. Halbuki Araplar Mescid-i Harâm’a daima saygı göstermişlerdir. Bununla birlikte, bu bölümdeki âyetlerin temel konusu dikkate alınarak “mescidlerin harap olması için çalışan” ifadesiyle, Süleyman Mâbedi’ni yakan Romalı putperestlerin, “Allah’ın mescidlerinde O’nun adının anılmasına engel olan” ifadesiyle de müslümanların Mescid-i Harâm’a girip ibadet etmelerini engelleyen Mekkeli putperestlerin kastedildiği düşünülebilir (Reşîd Rızâ, I, 431). Fahreddin er-Râzî, bu hususta dört yorum zikrettikten sonra beşinci bir yoruma yer vermekte ve bunu daha güçlü bulmaktadır. Buna göre yahudiler, Kâbe’ye yönelerek namaz kılınmasını hazmedemiyorlar, müşrikleri Kâbe’yi tahribe teşvik ettikleri gibi kendileri de Medine’deki Mescid-i Nebevî’yi tahrip için çalışıyorlardı (IV, 9-10).
Bu tür yorumlar, âyette mutlak mânada ibadet ve mâbed düşmanlığının hedef alındığını düşünmemize de engel değildir. Buna göre, geçmişte veya gelecekte mâbedlerde Allah’a ibadet edilmesini engelleyen, oraların maddî veya mânevî anlamda yıkılıp harap olması veya her ne suretle olursa olsun işlevsiz bir duruma düşmesi için çabalayan her türlü olumsuz hareketler Kur’an-ı Kerîm tarafından kesin bir surette kınanmıştır. Zira ibadet, insanın yaratıcısıyla ilişkisini sağlamada ve bu suretle onda kulluk bilincini canlı ve sürekli kılmada en önemli işleve sahip düzenli davranış biçimleri; mâbedler de sadece bu işlevin yerine getirilmesi için tesis edilmiş kutsal mekânlardır. Şu halde âyette verilen asıl mesaj, mâbedlerin dokunulmazlığı ve ibadet özgürlüğüdür. Nitekim bu temel yaklaşım dolayısıyla Kur’an, “içinde Allah’ın isminin anıldığı” (ibadetlerin yapıldığı) mescidlerle birlikte kiliselere ve havralara da saygı gösterilmesi gerektiğine işaret etmiştir (Hac 22:40). Bazı yanlışları da bulunsa, Allah inancını ana eksen olarak alan Ehl-i kitabın ibadet özgürlükleri ve tapınaklarının saygınlığı Hz. Peygamber’den itibaren müslüman yöneticilerin titizlikle uydukları bir ilke olarak yaşatılmıştır. Hatta Hz. Peygamber, Necranlı bir hıristiyan heyetinin Medine Mescidi’ne girerek burada kendi dinlerine göre âyin yapmalarına bile izin vermiştir (İbn Sa‘d, Tabakāt, Beyrut, ts. [Dârü Sâdır], I, 357). İşte diğer kitâbî dinlerin ibadet ve mâbedleri için bile böylesine saygılı bir bakış getiren İslâm dini, kendi mâbedleri olan mescidlerde ibadet edilmesine engel olan ve bu mukaddes mekânların tahribine çalışanları zalimlerin en zalimi saymış (zulüm teriminin Kur’anî anlamı için bk. Bakara 2:54); bu sebeple konumuz olan âyette onların mescidlere, ancak müminlerin gücünden korkarak, onlar tarafından yakalanmaktan korkup çekinerek girebileceklerine (Râzî, IV, 11), bunun için de müminlerin güçlü olmaları gerektiğine; ayrıca mâbedlerin, kötü niyetlilerin oraları tahribe ve ibadet edilmesini engellemeye cesaret edemeyecekleri şekilde güvence altında tutulması gerektiğine işaret edilmiştir (“dünyada rezillik” ifadesinin açıklaması için bk. Bakara 2:85).
Mehmet Okuyan
Allah’ın mescitlerinde O’nun adının anılmasına engel olan ve onların (mescitlerin) harap olması için çalışandan daha zalim kim olabilir ki! Onların oralara ancak korkarak girebilmeleri gerekir. Onlar için dünyada rezillik vardır; onlar için ahirette de büyük bir azap vardır.
Allah'ın mescitlerinde O'nun adının anılmasına engel olan ve mescitlerin harap olmasına çalışandan daha zâlim kim vardır? Aslında bunların mescitlere korkarak girmeleri gerekir. Bunlar için dünyada rezillik, âhirette de büyük azap vardır.
Allah'ın mescitlerinde, O'nun adının anılmasını engelleyen ve onların harap olmasına çalışan kimseden daha zalim kim olabilir? Buralara, ancak Allah'a karşı gelmekten korkularak girilebilir. Onlar için dünyada aşağılanma, ahirette de büyük bir azap vardır.
(Elinde imkân ve iktidar olduğu halde) Allah'ın mescitlerinde O'nun isminin anılmasına (ve Kur’ani hüküm ve hakikatlerin konuşulmasına) engel olan ve bunların (Hakk nizamı kurmaya ve korumaya uğraşan yapıların) yıkılmasına çalışandan daha zalim kim olabilir? (Oysa) Onlara (yakışan, mescitlerin) içlerine korkarak girmekten başkası değildir. (Mescitleri ve İslami prensipleri engelleyen zalimler ve bunları destekleyen hainler var ya!) Dünyada bir aşağılanma, ahirette ise büyük bir azap onlar içindir (ve bunu hak etmişlerdir).
Allah için yapılan mescitlerde Allah'ın adının anılmasını men'eden ve onların yıkılmasına çalışan kimseden daha zalim kim var ki? Bunlar, ancak oralara korka korka girebilirler. Onlara dünyada horluk var, ahirette de pek büyük bir azap.
Allah'ın adının, O'nun mescidlerinde anılmasına engel olan ve onları tahrip etmek için çalışan kimseden daha zalim yani yaratılış maksadı dışına çıkan kim olabilir? Aslında bunların oralara ancak Allah korkusuyla girmeleri gerekir. Bunlar için dünyada kepazelik, ahirette de korkunç bir azap vardır.
Allah'ın mescitlerine, mescitlerde Allah'ın zikredilmesine, Allah'a ibadet edilmesine, Allah'ın dininin, şeriatının anlatılmasına mani olanlardan, mescitlerin harap olmasına çalışanlardan, daha zâlim kim olabilir? Böylelerinin o mescitlere korka korka girmekten başka seçenekleri de yoktur. Dünyada onlar için zillet vardır. Onlar âhirette, ebedî yurtta da büyük bir cezayı hak etmişlerdir.
Allah'ın mescidlerinde O'nun adının anılmasını engelleyen ve onların yıkılmasına çalışandan daha zalim kim olabilir? Bunların oralara ancak korku içinde girmeleri gerekir. Onlara dünyada bir rezillik vardır. Onlar için ahirette de büyük bir azap vardır.
114.Yine İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre, Kureyşiler Resulullah (a.s.)`ı Mescidi Haram`da Ka`be`nin yanında namaz kılmaktan alıkoydular. Bunun üzerine Yüce Allah bu âyeti kerimeyi indirdi.İbnu Cerir`in İbnu Zeyd (r.a.)`den rivayet ettiğine göre de bu ayeti kerime, müşriklerin Hudeybiye olayının yaşandığı yıl Resulullah (a.s.)`ı Mekke`ye girmekten alıkoymaları üzerine indirildi.
Ali Bulaç
Allah'ın mescidlerinde O'nun isminin anılmasını engelleyen ve bunların yıkılmasına çalışandan daha zalim kim olabilir? Onların (durumu) içlerine korkarak girmekten başkası değildir. Onlar için dünyada bir aşağılanma, ahirette büyük bir azab vardır.
Allah'ın mescidlerini, içlerinde Allah'ın ismi anılmaktan meneden ve harab olmaları yolunda çalışan kimselerden daha zalim kim vardır? Bunların mescidlere ancak korka korka girmek hakları olabilir. O kâfirlere dünyada zillet ve rüsvaylık vardır. Ahirette en büyük azâp da onlarındır.
Allah’ın mescidlerinde Allah’ın anılmasını engelleyen ve o mescidlerin yıkılmasına çalışanlardan daha zalim kim olabilir? Bunlar, ancak korkarak buralara girebileceklerdir. Bunlara dünya hayatında bir alçaklık vardır, ahiret hayatında da onlara büyük bir azap vardır. (Bazı Hıristiyan ve Yahudiler, inananları Kudüs’e gitmekten, müşrikler ise inananları Mekke’ye gitmekten alıkoydular. Fakat:)
Tanrı adını mesçitlerde anmaktan alıkoyandan, onun çökmesine çalışanlardan daha zalim kim olur? İşte bunlarsa, mesçide korkmadan giremiyenler Bunlar dünyada hordur, ahret günü onlara ulu azap var
Allah'ın mescitlerinde onun isminin anılmasını (ve İslami hakikatlerin konuşulmasını) engelleyen ve (İslam nizamının kurulması ve korunması için inşa edilen) o yapıların yıkılmasına çalışan kimseden daha zalim kim olabilir? Böyleleri oralara (istedikleri gibi değil) ancak korkarak/saygı duyarak girmeleri gerekir. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.
Cemal Külünkoğlu Bakara Suresi 114. Ayet Açıklaması
Ayet; müşriklerin durumunu anlatan bir muhteva ile gelmiş olsa da Allah’ın mescitlerinde ya da onun nizamının kurulması ve korunması için inşa edilen yapılarda, onun isminin katıksız olarak anılmasından yana tavır koymayan, tevhidi duruşa zarar veren şirk içerikli söylemlerle ve hurafe dolu anlatımlarla camileri/mescitleri/dine hizmet için inşa edilen yapıları gerçek fonksiyonunun dışına çekerek Allah’a ibadet etmekten ve onun öğretilerini konuşmaktan uzak tutan bugünün Müslümanına da uyarı niteliğindedir.
Diyanet İşleri (Eski)
Allah'ın mescidlerinde O'nun isminin anılmasını yasak eden ve oraların yıkılmasına çalışan kimseden daha zalim kim vardır? Onların oralara korkmadan girememeleri gerekir. Dünyada rezillik onlaradır, ahirette büyük azab da onlaradır.
Allah'ın mescidlerinde O'nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır! Aslında bunların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. (Başka türlü girmeye hakları yoktur.) Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük azap vardır.
ALLAH'ın mescidlerinde, O'nun isminin anılmasına engel olan ve oraların yıkılması için çalışan kimseden daha kötü kim olabilir? Halbuki onların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. Onlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük azap var.
Allah'ın mescitlerini, içlerinde Allah'ın isminin anılmasından meneden ve onların harap olmalarına çalışan kimselerden daha zâlim kim olabilir! İşte bunlar, oralara korka korka girmekten başka birşey yapmazlar. Bunlara dünyada perişanlık, ahirette de büyük bir azap vardır.
Allahın mescidlerini içlerinde Allahın ismi anılmakdan meneden ve harab olmaları zımnında çalışan kimselerden daha zalim de kim olabilir? Bunlar oralara korka korka olmakdan başka suretle girmek salâhiyetini haiz değildirler, bunlara Dünyada bir zillet var, bunlara Ahırette azîm bir azap var
Allahın mescidlerinde (secde edilen ibâdet yerlerinde) onun adının anılmasını men'edenlerden, onların harab olmasına koşandan daha zaalim kimdir? Onların (hakkı) oralara korkak korkak girmekden başkası değildir. Dünyâda rüsvaylık onlarındır. Âhiretde en büyük azâb da yine onların.
Hem Allah'ın mescidlerini ki, içlerinde O'nun isminin zikredilmesini men' eden ve oraların harâb olması için çalışandan daha zâlim kim olabilir? İşte onlar ki, kendilerinin oralara, ancak korkan kimseler olarak girmeleri gerekirdi. Onlar için dünyada bir rezillik, yine onlar için âhirette (de pek) büyük bir azab vardır.
Allah’ın mescitlerinde Allah’ın isminin anılmasına engel olandan ve oraları harap etmek için çaba sarf edenden daha zalim kim vardır? Böyleleri Allah’ın mescitlerine, samimi olarak Allah’dan korkarlarsa girebilirler. Bunlar için dünya hayatında aşağılanma ve ahiret hayatında da büyük bir azap var.
Allah/ın mescitlerinde, Allah/ın isminin anılmasını men/eden ve o mescitlerin viran olmasına [³] uğraşandan daha zâlim kim olabilir? Bunlar için mescide pervasız girebilmek yoktur. Onlar için dünyada rüsvaylık, âhirette büyük bir azap vardır.
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 114. Ayet Açıklaması
[3] Yıkmak, yahut ibadet ve ta'attan men'etmek sûretiyle.
Kadri Çelik
Allah'ın mescitlerinde O'nun isminin anılmasını yasaklayan ve onların yıkılmasına çalışan kimseden daha zalim kim vardır? Oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. Dünyada rezillik onlaradır, ahirette de büyük azap onlaradır.
Allah’ın mescitlerinde O’nun adının anılmasına ve hükmünün özgürce ifâde edilmesine engel olan ve içki, kumar, fuhuş gibi her türlü ahlaksızlığıyaygınlaştırarak camiye giden yolları tıkayan, buraların toplumsal etkinlikten yoksun, cemaatsiz ve harap olması için çaba harcayanlardan daha zâlim kim olabilir? İşte öylelerine, bu mescitlere ancak korku içerisinde girmek yaraşır. Onlar için bu dünyada aşağılık, âhirette ise çetin bir azap vardır!Gerçekte hiçbir engel, Müslümanı ibâdetten alıkoyamaz, çünkü:
Allah’ın mescidlerinde O’nun adının anılmasını yasaklamış, bu suretle oraların harap olmasına çalışmış kimseden daha zâlim kimdir?
Onların buralara ancak korkarak girmeleri olasıdır.
Onlar için, Dünya’da utanç vardır;
Âhiret’te de çok büyük bir azap vardır.
Allah’ın mescidlerinde1 Onun adının anılmasını engelleyen ve bunları yıkmaya çalışanlardan2 daha zalim kim olabilir?3 Oysa onların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir.4 Bu, onlar için dünyada bir zillettir. Âhirette ise onlar için büyük bir azap, vardır.
1 Bazı mealciler, buradaki “mescidler” ifâdesini, ibadethane veya meclis diye tercüme ederek mevcut kiliseleri ve havraları da anlamaya çalışmışlarsa da bunlar; sadece bizim Peygamberimizin ve önceki Peygamberlerin dinlerindeki esas işlevini yerine getiren mescidlerdir. Yoksa sonradan puthane haline getirilen kilise, havra ve tapınaklar, değildir. Bk. (Hacc: 40)2 Yani, o mescidlerin içerisinde Allah’ın hükümlerinin îfâ ve ifâde edilmesine engel koyan, madden veya manen harap olmasına, yıkılmasına, onların hiçbir işe yaramaz hale getirilmesine veya mescidlikten çıkarılmasına çalışandan daha zâlim kim olabilir?3 Müfessirlerin büyük çoğunluğuna göre bu âyet, Beyt’ül-Makdis’in tahribi ve Hıristiyanların Mescid-i Aksa’da ibâdeti yasaklamalarına dikkat çekmektedir. (Beyt’ül-Makdis ilk defa, Bâbil imparatoru Buht’ün-Nasr tarafından tahrip edilmiş ve “İsrail Devleti” yıkılmıştı. İran hâkimiyetine geçen Kudüs ve civarı daha sonra da Romalıların idaresine geçmişti. Hz. Ömer zamanına kadar Hıristiyanlar, orayı çöplük yapmışlar ve Allah’a ibâdet ve duâ etmek isteyenleri menetmişlerdi.) Esasen bu âyet, Mekke müşriklerinin Efendimizin ve Müslümanların Kâbe’ye girmelerini yasaklamalarına işaret etmekle birlikte, tüm mescidler hakkında yapılmış ve yapılacak tahribatın tamamını kapsamaktadır.4 Onların, o mescidlere, emin bir şekilde girmeye hakları yoktur. Siz, cihad ederek onları öyle bir korkutun ki onlar, oraya emin olarak, giremesinler. (Celâleyn) Esasen yeryüzünün tamamı Müslümanlara mescid kılındığına göre, cihadın nihaî gayesinin; yeryüzünün tamamını mescid haline getirip, kâfirlerin orada elini kolunu sallayarak gezmelerine mani olunması, olması gerekir.
Muhammed Esed
Allah'ın adının O'nun mescidlerinde anılmasına mani olan ve onları tahrip etmek için çalışan kimseden daha zalim kim olabilir? İşte böylelerinin bu yerlere [Allah] korkusu dışında bir sâikle girmeye hakları yoktur? 95 Onlar için bu dünyada zillet, ahirette ise korkunç bir azap vardır.
Allah’ın mescitlerinde Onun isminin anılmasını engelleyen ve oraların harap olup yıkılması için çalışandan daha zalim kim vardır? Onların, oralara girmemeleri, girseler bile korka korka girmeleri gerekir. Onlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır. 9/17-18-19, 72/18
Allah’ın ibadethanelerinde O’na ibadet edilmesini engelleyen ve onu tahrip etmeye çalışandan daha zalim biri olabilir mi?[216] Bu tür kimselerin oraya sadece Allah korkusuyla girmeleri gerekirdi: Onların hakkı dünyada zillet, âhirette ise korkunç bir azaptır.[217]
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 114. Ayet Açıklaması
[216] İstisnasız tüm tek tanrılı sistemlerin mabetlerini içine alır. İçerisinde Allah’a ibadet edilen her ibadethane Allah’a izafe edilir. Bu âyetler Medenî olsa da, atıf yaptığı şey Mekke müşriklerinin Müslümanları Mescid-i Haram’a girmekten alıkoymaları ve orada ibadete engel olmalarıdır. Zira Medine’de bir engelleme söz konusu değildir. Bu durumda “tahrip etmeye çalışma”nın anlamı sadece fiziki olana indirgenemez. İçerisinde ibadet edilmeyen bir mabed manen tahrip olmuş demektir.
[217] Zilletin (hızy) tefsirinde kimi müfessirler Süddî’den ilginç bir nakilde bulunurlar: Buradaki zillet, Mehdi’nin çıkıp Konstantinopolis’in (İstanbul) Müslümanların eline geçmesidir (Taberî ve Zemahşerî). Bu yorumun kendisinden nakledildiği Süddî’nin Allah Rasûlü’nün vefatından sonraki ilk yüzyılda yaşadığını hatırlamak gerek. Rivayetin Mehdi ile ilgili kısmı ayrıca İkrime’den de nakledilir (İbn Kesir).
Ömer Nasuhi Bilmen
Allah Teâlâ'nın mescitlerinde O'nun isminin zikredilmesini men eden ve o mescitlerin harap olmasına çalışan kimseden daha zalim kim vardır? Onlar için o mescitlere korka korka girmelerinden başka selahiyet yoktur. Onlar için dünyada rüsvaylık vardır, onlar için ahirette ise pek büyük bir azap vardır.
Allah'ın mescitlerinde Allah'ın adının anılmasını engelleyip oraların ıssız ve harap hale gelmesine çalışanlardan daha zalim kim olabilir? Bunlar oralara ancak korka korka girebilirler. Onlar için dünyada zillet, âhirette ise müthiş bir azap vardır. [9, 17-18-28]
Onun hak peygamber olduğunun en bariz delili, kendi şahsîyetidir. Mekkeliler, hayatı boyunca, onun ahlâkını biliyorlardı. İnsanlara bile hiç yalan söylemeyen bu faziletli ve dine bağlı insanın, uydurduğu birtakım sözleri Allah’a mal etmesi aklın alacağı bir şey değildir.
Süleyman Ateş
Allah'ın mescidlerinde, Allah'ın adının anılmasına engel olan ve onların harabolmasına çalışandan daha zalim kim vardır? Bunların, oralara korka korka girmeleri gerekir (başka türlü girmeğe hakları yoktur). Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük azab vardır.
Allah’a secde edilen yerlerde, Allah’ın adının anılmasını engelleyen ve orayı harabeye çevirmeye çalışan kişinin yaptığından daha büyük yanlışı, kim yapabilir? Onlar korkuya kapılmadan oralara giremezler. Onların hakkı, bu dünyada aşağılanma, ahirette ise büyük bir azaptır.
Allah'ın mescitlerinde O'nun isminin anılmasını engelleyenlerden ve onları yıkmaya çalışanlardan daha zalim kim vardır? Onların, oralara girmemeleri, girseler bile korka korka girmeleri gerekir. Onlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.
Allah'ın mescidlerinde Onun adının anılmasına engel olan ve mescidlerin harap olması için çalışan kimseden daha zalim kim vardır? Böylelerinin, oralara korku içinde girmekten başka bir hakkı olmaz. Onlar için dünyada bir rezillik, âhirette ise büyük bir azap vardır.
Allah'ın mescitlerini, içlerinde O'nun adı anılıyor diye engelleyen ve onların yıkımı için uğraşan kişiden daha zalim kim olabilir!... Böylelerinin, o mescitlere girmeleri ancak korka korka olacaktır. Böyleleri için dünyada bir rezillik vardır. Âhirette ise bunlara çok büyük bir azap öngörülmüştür.