Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6002, sondan 235. ayet; 89. sure ve Fecr Suresinin 9. ayetidir. Fecr Suresi 9. ayetinin kelime sayisi 5, harf sayısı 26 ve toplam ebced değeri ise 2325 olarak hesaplanmıştır. Fecr Suresinin toplam ebced değeri 47998 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
6,7,8,9,10. (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd’un kavmi) Âd’e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e, vadide kayaları oyan (Salih’in kavmi) Semûd’a, kazıklar sahibi Firavun’a[580] ne yaptığını görmedin mi?
Âyette sözü edilen “kazıklar” ile, Firavun’un ordusundaki çadırların kazıkları kastedilmiş olabilir. Bu takdirde, kinaye yoluyla Firavun’un askerlerinin çokluğu ifade edilmiş olur. Bu kazıkların, insanlara işkence için kullanılan kazıklar olduğu da söylenmiştir.
Diyanet İşleri (Yeni) Fecr Suresi 9. Ayet Tefsiri
Bu kümedeki âyetlerde, geçmişte bazı toplulukların inkâr ve azgınlıkları yüzünden nasıl helâk edildiklerine, maddî güç ve imkânları olsa da bunların kendilerini ilâhî azaptan kurtaramadığına dikkat çekilmekte ve sonraki nesillerin bunlardan ders çıkarmaları hedeflenmektedir. Hz. Nûh’tan sonra tarih sahnesine çıkmış olan Âd kavmi, Yemen’de Uman ile Hadramut arasındaki bölgede yaşamış eski ve önemli bir Arap topluluğudur. İrem ise Âd kavminin bir kolu olup adını kabilenin atası olan İrem’den almıştır. Aynı zamanda topluluğun yerleşim merkezine de bu ad verilmiştir. “Memleketler içinde benzeri görülmemiş olan, sütunlarla dolu İrem’e” şeklinde çevrilen 7-8. âyetlerde, son derece mâmur ve azametli sütunlarıyla görkemli yapıları, rengârenk bağları ve bahçeleriyle tanınan İrem şehri söz konusu edilmiştir (bilgi için bk. Ömer Faruk Harman, “İrem”, DİA, XXII, 443). Bu âyetlere “Ülkelerde benzerleri yaratılmamış İrem halkına” şeklinde de mâna verilmiştir. Şevkânî bu mânayı tercih eder. Bu takdirde âyet burada yaşayan Âd kavminin güçlü, benzeri görülmemiş ve uzun ömürlü bir uygarlık kurduğuna işaret etmiş olur (bk. V, 508-509; krş. Rûm 30:9; Fussılet 41:15). Ancak onlar Hûd peygamberi yalancılıkla suçlamaları sebebiyle güçlerine rağmen helâk olup gitmişlerdir (bk. Hâkka 68:6-7; Âd kavmi hakkında bilgi için bk. Hûd 11:50-60). Semûd kavmi de, kendilerine gönderilen Sâlih peygamberi yalancılıkla itham ettikleri için aynı âkıbete uğramıştır (bilgi için bk. A‘râf 7:73-78; Hûd 11:61-68; Hâkka 68:4-5 Zikredilen son örnek Firavun’dur. Sözlükte, “kazıklar sahibi anlamına gelen zü’l-evtâd deyimi, Firavun’un binlerce çadırlık askerî gücünü ve toplumsal itibarını ifade eden mecazi bir anlatımdır (diğer yorumlar için bk. Sâd 38:12). Bu âyetlerde özellikle şu noktalar dikkati çekmektedir: a) 6. âyetteki “görmedin mi?” sorusundan Kur’an’ın ilk muhataplarının, anılan kavimlerin hayat hikâyeleri ve başlarına gelen felâketler hakkında kulaktan dolma da olsa bazı bilgilere sahip oldukları anlaşılmaktadır; ayrıca onların uygarlıklarına ait bazı kalıntıları görmüş veya duymuş da olabilirler. b) Bu âyetlerde söz konusu edilen kavimlerin iki özelliğine dikkat çekildiği görülmektedir: İlki çok güçlü olmaları, ikincisi de ülkelerinde azgınlığa sapmaları, günah ve isyanda sınır tanımamaları ve durmadan fesat çıkarmaları. Şu halde bir toplumda özelde yöneticiler ve genelde sorumluluğu olan herkes, inanç ve davranışlarında, uygulamalarında Allah’ın hükümlerini, kitabının ve peygamberinin davetini hiçe sayar, hak ve adalet ölçülerinden sapar ve sonuçta ülkeyi fitne fesat ortamı haline getirirlerse, kaçınılmaz felâketi de hak etmiş olurlar. “Bu yüzden rabbin onların üzerine kırbaç gibi ceza yağdırdı” meâlindeki 13. âyet anılan topluluklara birçok çeşitli ve peşpeşe cezaların da verildiğini göstermektedir. Nitekim bu cezalar Kur’an’da çeşitli yerlerde açıklanmıştır (meselâ bk. A‘râf 7:133-134). “Çünkü rabbin her şeyi yakından izlemektedir” meâlindeki 14. âyet, Allah’ın ilminin sonsuz olduğunu, bütün kullarının tutum ve davranışlarını gözetleyip kontrol ettiğini bildiren kapsamlı bir uyarı ifadesidir.
9,10,11,12. Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?
6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14. Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine; direkleri (yüksek binaları) olan, ülkelerde benzeri yaratılmamış İrem şehrine, o vadide kayaları yontan Semûd kavmine, kazıklar (çadırlar, ordular) sahibi Firavun'a! Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler. Oralarda kötülüğü çoğalttılar. Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı. Çünkü Rabbin (her an) gözetlemededir.
Bazı müfessirlere göre Firavun, yere dört kazık çaktırır, işkence edeceği kimseleri ellerinden ve ayaklarından bu kazıklara bağlatır, o şekilde işkence edermiş. Onun için kendisine «zü’l-evtâd=kazıklar sahibi» denilmiştir.
Ve Allah’ın bahşettiği güç ve yetenek sayesinde, uçsuz bucaksız vadilerdeki sarp kayalıkları büyük bir ustalıkla yontarakhiçbir düşmanın erişemeyeceği güvenli evler inşâ eden Semud halkına?
1 Semûd Kavmi: Salih (a.s.)’ın peygamber olarak gönderildiği, Hicaz ile Suriye arasında (Medâin-i Sâlih veya Hicr denilen) Vad’il-Kura’da yaşamış olan, eski bir Arap kabilesidir. Kur’an-ı Kerim’de bu kabilenin ismi yirmi altı yerde geçmektedir. Semûd kavmi, Ad kavminden sonra Allah’a isyan edip, küfre saparak, putlara tapmaya başlamış, ancak peygamberleri Salih (a.s.)’a kavmin ezilenlerinden az bir topluluk îman etmişti. Bu toplum, dünyevî makam ve zenginliklerinden ve sanatı putlaştırmalarından dolayı kendilerinin, diğer insanlardan üstün olduklarını zannediyorlardı. (Bu toplum helak olmasına rağmen evleri hala sağlam bir vaziyette durmaktadır. Bazıları Ürdün sınırları içerisindeki “Petra” denilen yerin Semud kavminin şehirleri olduğunu söylese de bu doğru değildir.) Bk. (A’raf: 73)
[5715] el-Cevb (veya el-ceyb): “kesmek” (el-kat’) mânasına gelir. Soru soranın sesini kestiği için verilen karşılığa cevab denmiştir. Rivayete göre kayalara 1700 mağara-şehir oymuşlardır (Râzî).
[5716] Semud: “az su” anlamına gelen semdden türetilmiştir. Bir su uygarlığıdır. Yılda yağması beklenen bir karış suyu kayalarda açılan sarnıçlarda biriktirip tasarruflu kullanarak İnşâ edilen görkemli bir medeniyettir. Sâlih Nebî’i yalanladı ve helâke uğradı. Kamu malı bir deveyi önce susuz bırakıp sonra işkenceyle öldürmeleri bardağı taşıran son damla oldu (Bkz: 11:64, not 80). Bugün Kuzey Arabistan’daki bu mekân Medain-i Sâlih olarak bilinmektedir. MÖ. 7. yüzyılda yazılmış olan Sargon Kitabesi, ayrıca Aristo, Ptolemy ve Plini eserlerinde Semudlulardan (Samudai) söz ederler (Krş: 26:142-159).
6, 7, 8, 9, 10. Beldeler içinde benzeri yaratılmamış ve yüksek binalarla dolu İrem şehrinde oturan Âd milletine. [69, 6-10; 7, 71-72; 41, 15;53, 50]Vâdideki kayaları oyup yontarak sağlam evler yapan Semud milletine [7, 73-79; 11, 61-68; 26, 141-158]Çadırlı ordugâhlar, piramitler sahibi Firavun'a, [7, 103-141; 11, 96-99; 43, 46-56]Rabbinin ne yaptığını görmedin mi?
İrem’den maksat Âd halkıdır [53,50]. Bu azapla helâk olanlar Âd-ı ûlâ: ilk Âd olup, bu azaptan kurtulup geriye kalanlara Âd-ı Uhrâ: “sonki Âd” denir. Hz. Nuh’un oğlu Sam’ın İrem adlı oğluna mensup olduklarından bu ad verilmiştir.Zi’l-evtad: Mecazen Firavun’un büyük ordular sahibi olduğuna veya kazıklar dikerek insanlara işkence uygulatmasına veya Mısır piramitlerine işaret olabilir.