Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1367, sondan 4870. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 3. ayetidir. Yunus Suresi 3. ayetinin kelime sayisi 29, harf sayısı 112 ve toplam ebced değeri ise 10568 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (21) ل (14) ر (7) bulunuyor.
Arapça Metin
ان ربكم الله الذي خلق السموات والارض في ستة ايام ثم استوى على العرش يدبر الامر ما من شفيع الا من بعد اذنه ذلكم الله ربكم فاعبدوه افلا تذكرون
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş’a[267] kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. O'nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, Rabbiniz Allah’tır. O hâlde O'na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz?
Bu kümede yer alan dört âyet tevhid ilkesiyle ilgili önemli açıklama ve kanıtlar ihtiva etmektedir. Müşrikler, Allah hakkında vahiy kaynaklı bilgi sahibi olmadıkları halde O’nunla ilgili değerlendirmeler yapıp, fiil ve iradesine tanım ve sınırlar getiriyorlardı. Bu çerçevede onlar putlar edinmişler, bunlara Allah katında kendileri için şefaatçi olma işlevi yüklemişler ve O’nun bir insana vahiy göndermesini de yadırgamışlardı. Böyle bir inanç ve tavrın tutarlı olabilmesi için Allah’ın niteliklerini ve muradını bilmeye ihtiyaç vardır. Allah bu âyette, putperestleri düşündürmek ve yanlış yoldan dönmelerine yardımcı olmak için kendi fiil ve sıfatlarından bahsediyor, sonra da “kendisi izin vermedikçe nezdinde kimsenin şefaatçi olamayacağı” gerçeğini açıklıyor. Putperestlerin inancının mâkul bir dayanağı olabilmesi için, “Allah’ın, putlarına şefaat yetkisi verdiği” bilgisine sahip olmaları gerekir, âyet böyle bir salâhiyetin söz konusu olmadığını ifade ederek putperestliğin önemli bir dayanağını ortadan kaldırmış oluyor. Şefaatle ilgili âyetlerin tefsirinde (bk. Bakara 2:255) ifade edildiği üzere Allah âhirette, başta peygamberler olmak üzere bazı kullarına şefaat izni verecektir. Ancak bu kulların en önemli özellikleri tevhid inancına bağlı, Allah’a itaatkâr kullar olmalarıdır. O’na iman ve itaat etmiş bulunmalarıdır.
Altı günde yaratma ve arşa hâkim olma konusu daha önce geçen ilgili âyetlerde açıklanmıştır (bk. A‘râf 7:54).
Allah’ın kendini “her işi yöneten” şeklinde nitelemesi, tarihî olarak müşriklere ve bazı düşünce sistemlerine cevap teşkil etmektedir. Allah her işi yönettiğine göre, belli işler için başka tanrılar edinmeye gerek yoktur. Ayrıca Allah, yarattıktan sonra varlıklarla ilgisini kesmediğine, bütün yaratılmışları çerçeveleyen arşa hâkim olduğuna, her an yarattığına ve her işi yönettiğine göre “Tanrı yarattıktan sonra varlıklarla ilgisini kesmiş, haşa istirahata çekilmiştir” diyen din ve felsefelerin düşünceleri isabetli değildir.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde (dönemde) yaratan, sonra da her işi düzenleyip yöneterek [arş]a [istiva] eden Allah’tır. O’nun izni olmadan kimse şefaatçi olamaz. İşte O Rabbiniz Allah’tır. O’na kulluk edin! (Gerçeği) hatırlamıyor musunuz?
Benzer mesajlar: A‘râf 7:54; Hûd 11:7; Furkân 25:59; Secde 32:4; Kâf 50:38; Hadîd 57:4
[Arş]a [istivâ] ile ilgili detaylı bilgi için bkz. A‘râf 7:54, dipnot 5.,Şefaatle ilgili bu cümle, Zümer 39:43-44. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
Bayraktar Bayraklı
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı devirde/evrede yaratan, sonra da arşın üzerinde hükmedip işleri yöneten Allah'tır. O'nun izni olmadan kimse kendiliğinden şefaat edemez. Rabbiniz Allah işte budur. O'na kulluk ediniz. Hâlâ düşünmüyor musunuz?
Rabb'iniz, o Allah'tır ki, gökleri ve yeri altı günde¹ yarattı; sonra arşa istivâ² etti. Bütün işlere yasalarını koydu. O'nun izni olmadan³ hiçbir şefaatçi olamaz. İşte bu Rabb'iniz olan Allah'tır. Öyleyse O'na kulluk edin. Hala düşünüp öğüt almaz mısınız?
1- Altı evrede, altı dönemde, altı zaman diliminde.
2- Arşa yöneldi, arşa yasalarını koydu, arşı yönetimi altına aldı.
3- Şefaatin olması için Allah'ın birilerine şefaat yetkisi/müsaadesi vermesi gerekir. Ayet, müşriklere cevaben, Allah'ın kimseye böyle bir yetki/izin vermediğini ifade etmektedir. Diğer bir anlatımla, Allah, kimseye iznin/yetki vermemiş ki birileri şefaat edebilsin, denmektedir. Ayetten, birilerine şefaat izni verebileceği anlamını çıkarmak, Kur'an'ın birçok ayetine göre kesinlikle şirktir. (2/Bakara 48, 123)
Ahmet Akgül
Şüphesiz sizin Rabbiniz, altı günlerde (devrede) gökleri ve yeri (hiç yoktan) yaratıveren, sonra Arş’a istiva eden, (hücrelerden galaksilere her an bütün) işleri evirip-çeviren Allah'tır. O’nun izni olmadıktan sonra, hiç kimse (kimseye) şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur, öyleyse O'na kulluk edin. Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?
Şüphe yok Rabbiniz, öyle bir Allah'tır ki gökleri ve yeryüzünü altı günde yarattı da sonra arşında kudret ve tedbiriyle her şeye hakim oldu. Her işi o, takdir ve gereğince tedbir eder. Onun izni olmadıkça hiçbir şefaatçi, şefaatte bulunamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur, artık kulluk edin ona. Düşünmez, ibret almaz mısınız?
Gerçek şu ki; Rabbiniz, gökleri ve yeri altı zaman ve birimde yaratan, sonra da kudret ve egemenlik makamına geçip kâinâtı yöneten Allah'tır.O'nun izni olmadıkça araya girip kayırıcılık yapacak kimse yoktur. İşte Rabbiniz olan Allah budur, başkası değil. Öyleyse yalnız O'na kulluk edin; artık iyice düşünüp, ibret almaz mısınız?
Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde, altı devirde yaratan Allah'tır. Sonra Arş üzerinde, sınırsız kudret ve iktidar makamında hükümranlığını kurdu. Kâinat ve içindeki varlıklarla, dünya ve ötesi ile ilgili ilâhî planlamayı yapıp yürütüyor, hayatın devamını, aslî düzeni sağlıyor. Benzer sıfatların tecellisiyle kudret ve tasarruf kullanan eş bir varlık yok. Varlık âlemindeki her şey, yalnızca O'nun ilmi, planı ve iradesinin tecellisinden sonra vücut bulur ve işlerlik kazanır, O'nun izninden sonra ilâhî planlamayı yürütenlere görev dağılımı yapılır. İşte O Rabbiniz Allah'tır. O halde, O'nu ilâh tanıyın, candan müslüman olarak O'na teslim olun, saygıyla O'na kulluk ve ibadet edin, O'nun şeriatına bağlanın, O'na boyun eğin. Düşünüp ibret almayacak mısınız?
Sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'ı kuşatan ve işleri düzene koyan Allah'tır. O'nun izni olmadan kimse şefaat edemez. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'na kulluk edin. Düşünüp öğüt almaz mısınız?
Şüphesiz sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden, işleri evirip-çeviren Allah'tır. Onun izni olmadıktan sonra, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur, öyleyse O'na kulluk edin. Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?
Rabbiniz o Allah'dır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı. Sonra Arş'ı istilâ edip her şeyi hükmü altına aldı. Bütün işleri O idare ediyor. O'nun izni olmadıkça hiç bir şefaatçi yok. İşte bu vasıflara sahip olan Allah, Rabbinizdir. O halde ona ibadet edin. Artık ibret almak için düşünmez misiniz?
Doğrusu, sizin Rabbiniz (sahibiniz, mabudunuz) gökleri ve yeri altı günde (devrede) yaratan, sonra Arş’a hâkim olan, işleri (daima) düzenle idare edendir. O’nun izni olmadan hiç kimse şefaat edemez. İşte bu işleri yapan Allah, Rabbinizdir. Yalnızca O’na ibadet edin. Artık düşünmeyecek misiniz?
Evet sizin Tanrınız, göklerle yeri altı günde yarattı, sonra da ulu arşı kuşattı, denklemede işleri, onun izni olmadan hiçbir şefaatçi yok, işte böyle bir Allahtır Tanrınız, imdi ona tapasınız, öğüt almaz mısınız?
Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı evrede yaratan, sonra da yarattığı her şeyin kanununu koyan, onlar üzerinde egemenlik kuran ve yarattıklarını başıboş bırakmayıp yöneten Allah'tır. O'nun izni olmadan hiçbir şefaatçi devreye giremez. İşte sizin Rabbiniz olan Allah budur. Öyleyse yalnızca O'na kulluk edin. Hala düşünüp öğüt almayacak mısınız?
Bkz.2:123, 255, 6:51, 70, 20:109, 34:23 ve dipnotu, 53:26Eşlik etmek, yardımcı olmak ve arka çıkmak gibi anlamlara gelen “şefaat” dini ıstılahta; “bir kimsenin suçunun, günahının bağışlanması ya da dileğinin yerine getirilmesi için Allah’la kul arasında yapılan aracılık” demektir. Şefaat konusunda Kur’an’da onlarca âyet bulunmasına rağmen Müslümanlar arasında asırlardan beri tartışma konusu olmuştur. Oysa Kur’an iyi anlaşıldığı taktirde görülecektir ki; Allah’ın bağışlamasının dışında kişinin şefaatçisi kendi amelleridir. “Hiç kimsenin başkasına bir yararının olmayacağı, hiç kimseden fidye kabul edilmeyeceği, hiç kimseye şefaatin yarar sağlamayacağı ve onların hiçbir yerden yardım görmeyeceği günden sakının!” (Bakara 2:123) “Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rablerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye, bu (Kur’an ile) uyar!” (En’am 6:51) Aynı muhtevaya sahip daha pek çok ayet bulunmaktadır. Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah’ın izniyle, (O’nun) dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar” (Necm 53:26). “Rahman’ın huzurunda, söz almış olanlar dışında hiç kimseye şefaat edemeyecek.” (Meryem 19:87) Bu ayetlerden de anlıyoruz ki şefaat; Allah’ın cennet ehline yapacağı yardımın melekler vasıtasıyla gerçekleştirilmesidir. Bu konuda Sebe suresi 34:23. Ayetin açıklama kısmına da bakabilirsiniz.
Diyanet İşleri (Eski)
Doğrusu sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratıp sonra arşa hükmeden, işi düzenleyen Allah'tır, izni olmadan kimse şefaat edemez. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'na kulluk edin. Nasihat dinlemez misiniz?
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da işleri yerli yerince idare ederek arşa istiva eden Allah’dır. Onun izni olmadan hiç kimse şefaatçı olamaz. İşte O Rabbiniz Allah’tır. O halde O’na kulluk edin. Hâla düşünmüyor musunuz!
Göklerin ve yerin altı günde yaratılması ve Allah’ın Arşa istivası hususundaki açıklamalar için A’raf Sûresi 54. âyetin izahına bakınız.
Edip Yüksel
Gökleri ve yeri altı günde yaratan ve sonra tüm otoriteyi kuran Rabbiniz (sahibiniz) ALLAH'tır. Her işi yönetir. İzni olmadan hiç kimse aracılık (şefaat) edemez. Rabbiniz ALLAH budur, O'na kulluk edin. Öğüt almaz mısınız?
Rabbiniz o Allah'dır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra arş üzerine istiva etti (onu hükmü altına aldı), işi tedbir eyliyor. O'nun izni olmaksızın hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'na ibadet ediniz! Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?
Rabbınız o Allahdır ki Gökleri ve Yeri altı günde olarak yarattı sonra Arş üzerine istivâ buyurdu emri tedbir ediyor hiç şefaatçi yok ancak onun izninden sonra, işte bu evsafın sâhibi Allahdır rabbınız, o halde ona ibadet ediniz, artık düşünmez misiniz!
Şübhesiz ki sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra (emri) arş üzerinde hükümran olan (her) işi (yerli yerinde) tedbîr (ve idare) edegelendir. (Onun indinde) hiç bir kimse şefaatçi olamaz. Meğer ki kendisinin izninden sonra ola. İşte sizin Rabbiniz olan Allah budur (Başkası değil). O halde (birliğini tanıyarak) Ona kulluk edin. (Bunca delillere rağmen) artık iyice düşünüb ibret almaz mısınız?
Muhakkak ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden,(her) işi idâre eden Allah'dır! O'nun izni olmadan hiçbir kimse şefâat edici değildir! İşte Rabbiniz olan Allah budur, o hâlde O'na ibâdet edin! Artık (iyice düşünüp) ibret almaz mısınız? (2)
(2)“İnsana hakīkī Ma‘bûd (İlâh) olacak; yalnız herşeyin dizgini elinde, herşeyin hazînesi yanında, herşeyin yanında nâzır, her mekânda hâzır, mekândan münezzeh, acizden müberrâ (berî), kusurdan mukaddes, naksdan muallâ (yüce) bir Kadîr-i zü’l-Celâl, bir Rahîm-i zü’l-Cemâl, bir Hakîm-i zü’l-Kemâl olabilir. Çünki nihâyetsiz hâcât-ı insâniyeyi (insanların ihtiyaçlarını) îfâ edecek (yerine getirecek), ancak nihâyetsiz bir kudret ve muhît (kuşatıcı) bir ilim sâhibi olabilir. Öyle ise, ma‘bûdiyete (ibâdet edilmeye)lâyık yalnız O’dur.” (Sözler, 23. Söz, 109)
İlyas Yorulmaz
Sizin Rabbiniz Allah, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra yerleştiği egemenlik makamından her türlü işi yöneten ve karar verendir. Gökleri ve yerleri yönetmesine, O’nun izni olmadan hiç kimse yardımcı (şefaatçı) olamaz. İşte sizin Rabbiniz böyledir. Yalnızca O’na kulluk edin, düşünmüyor musunuz?
Rabbiniz gökleri, yeri altı günde yaratıp sonra kâinat işini tedbir etmek üzere Arş üzere şanıyle mütenasip bir veçhile müstevi olan Allah/tır. Hiçbir şefaatçi yoktur ki onun izniyle olmasın. İşte bu Allah sizin Rabbinizdir. O/na tapın. Daha nasihat kabul etmez misiniz?
İsmail Hakkı İzmirli Yunus Suresi 3. Ayet Açıklaması
[4] Yani fazl-ü kereme mukarin adil ile mükâfat vermek için.
Kadri Çelik
Doğrusu sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratıp sonra egemenlik tahtına kurulan ve işi düzenleyen Allah'tır. O'nun izni olmaksızın hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'na ibadet edin. Siz hala kendinize gelmez misiniz?
Sizin Rabb’iniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan,fakat sonra mahlukâtı kendi kaderiyle baş başa bırakmayan, aksine, bütün işleri yönetmek ve yönlendirmek üzere, Egemenlik Tahtı olan Arş’ta bulunan Allah’tır. O’nun otorite ve hükmüne karışabilecek bir ortağı, eşi veya benzeri olmak şöyle dursun, O’nun izni olmadıkça —Allah katındaki derecesi ne kadar üstün olursa olsun— hiç kimse zâlimleri hak ettikleri cezadan kurtarmak için aracılık, yani şefaat edemeyecektir.İşte sizin boyun eğmeniz gereken gerçek Efendiniz, sahibiniz ve Rabb’iniz olan Allah, budur; öyleyse yalnızca O’na kulluk ve itaat edin! Hâlâ düşünüp aklınızı başınıza almayacak mısınız?
Yer’i ve Gökler’i altı günde / dönemde yaratmış, sonra Arş’a istivâ etmiş / oturup kurulmuş olan sizin rabbiniz Allah, İşler’i düzenleyip yürütmekte / yönetmektedir.
O’nun izninin sonrası dışında hiçbir şefaatçi yoktur.
İşte bu, sizin rabbiniz Allah’tır;
O’na kulluk edin!
Düşünmez misiniz?
Muhakkak ki; sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı zaman diliminde1 yaratan, sonra kâinatın (arşın) yönetimini2 hâkimiyeti altına alarak, her işi idare edip duran, izni olmaksızın (kendisinden başka) hiçbir şefâatçi olmayan,3 Allah’tır. İşte sizin Rabbiniz bu Allah’tır. O halde Ona hemen kulluk edin. Siz hâlâ bunu idrak etmeyecek misiniz?
1 Yevm: Kelime olarak “belirli bir süre” anlamına gelir. Henüz yeryüzü ve güneşin bulunmadığı bir dönemde bugünki anlamda bir gün düşünülemeyeceğinden, burada vakit anlamına kullanıldığı açıktır. (Bk. A’raf: 54) Bunun miktarı ise bilinen günden daha kısa veya uzun olabilir. Allah’ın evreni altı zaman diliminde yaratması, bir hamlede yaratmaya gücünün yetmediğinden değil, böyle yapmayı kendi iradesine daha uygun gördüğünden dolayıdır. 2 İstiva etmek: Bir düze olmak, yüksek olmak, üstün olmak, hükmü altına almak anlamlarına gelir. Arş: Bir binanın veya yerin tavanı demektir. Arş, aynı zamanda meliklerin üzerinde oturdukları “taht” anlamında da kullanılır. Bundan kinâye olarak da “mülk ve saltanat” anlamlarına gelir. Arşı istivâ etmek ise: Yarattığı kâinatın her türlü idaresini hükmü altına alarak hükmünü ve saltanatını icraya başlamak demektir. (Elmalılı) 3 Tedbir: Bir işin iyi bir surette meydana gelmesi için önünü, sonunu gözeterek takdir ve idaresi demektir. (يُدَبِّرُ الْاَمْرَ) “emri tedbir ediyor” demek; arşından, arzına varıncaya kadar kâinatın cüz'î-küllî bütün işlerini tedbir ve idare etmek demektir. Ayrıca fiilin şimdiki zaman kipiyle olması, bu idarenin bitmediğini, halen devam ettiğini ve edeceğini ifade etmektedir. Yani Allah Yahudilerin uydurdukları gibi evreni altı günde yaratıp sonra istirahate çekilmemiştir. O öyle bir Allah’tır ki; Onun işine karışacak, tedbirine müdahale edebilecek bir ortak şöyle dursun onun huzurunda bir kimse için kendiliğinden şefaat edebilecek hiç bir şefaatçi bile yoktur.
Muhammed Esed
GERÇEK ŞU Kİ, sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı evrede yaratan, sonra da kudret ve egemenlik makamına geçip varlığı yöneten Allah'tır. 6 O'nun izni olmadıkça, araya girip kayıracak kimse yoktur. 7 İşte böyledir sizin Rabbiniz: öyleyse [yalnızca] O'na kulluk edin: artık bunu (iyice) aklınızda tutmayacak mısınız?
Şüphesiz, Rabbiniz, gökleri ve yeri altı evrede yaratan sonra kâinatı mutlak hükümranlığı altına alan ve işi düzenleyen Allah’tır. İzni olmadan kimse şefaat edemez. İşte sizin Rabbiniz Allah budur. O’na kulluk edin, öğüt dinlemiyor musunuz? 22/47, 32/4, 57/4, 2/254, 6/94, 10/18, 39/43-44
KUŞKUSUZ sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı devrede yaratan;[1566] ve sınırsız güç ve kudret makamına kurulup varlığı yöneten Allah’tır:[1567] Yaratma işinde O’nun hiçbir destekçisi yoktu, varlık ancak O’nun izninden sonra vücut buldu.[1568] İşte bu (niteliklere sahip) olan Allah’tır sizin Rabbiniz; artık yalnız O’na kulluk edin:[1569] Hâlâ öğüt almayacak mısınız?
[1566] Lafzen: “altı günde” (Bkz: İbarenin nüzûl sürecinde ilk kullanıldığı 50:38, not 37).
[1567] Kur’an’da Allah için siyaset yerine hep tedbir kullanılır. Zira siyaset “dikkat ve özen isteyen, dikkat ve özen gösterilmeyince bozulan” vurgusunu taşır. Hakikattir ki Allah’ın buna ihtiyacı yoktur (Krş: Furûk, s. 29).
[1568] Ebu Müslim Isfahani’ye göre Ma min şefî’indeki “tek”in mukabili olan “çift, ikinci” anlamına şef‘den türetilmiştir. Bu durumda mâna mealde tercih ettiğimiz gibi olur. Yine Ebu Müslim, illa biiznihiyi “varlık, ancak O’nun izninden sonra vücut bulmuştur” şeklinde açıklamıştır (Râzî). Tercihimizin gerekçesi budur. Tüm şefaat anlayışları Zümer 44 ve Sebe 23 ışığında tashih edilmelidir (Bkz: kelimenin ilk geçtiği 74:48, not 39).
[1569] Mekke putperestlerinin putlarını Allah katında kendilerine torpil geçecek aracılar olarak görmeleriyle alâkalıdır. “Yalnız O’na kulluk edin”; yani, “Yalnız O’ndan kayırma ve yardım dilenin!”
Ömer Nasuhi Bilmen
Muhakkak ki Rabbiniz o Allah Teâlâ'dır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı. Sonra arş üzerine istiva buyurdu. Her emri tedbir ediyor. Hiçbir şefaat edici yoktur, illâ O'nun izninden sonra. İşte sizin Rabbiniz O'dur. Artık O'na ibadet ediniz, siz hiç düşünmez misiniz?
Sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da Arşı üzerinde hükümrân olan, her işi yerli yerince çekip çeviren Allah'tır. Kendisinden izin çıkmadıkça, O'nun katında hiçbir şefaatçi iş bitiremez. İşte Rabbiniz, bu vasıflara sahib olan Allah'tır. Öyleyse O'nu bir tanıyarak, yalnız O'na ibadet ediniz. Hâlâ gerçekleri düşünmeyecek misiniz? [34, 3; 11, 6; 6, 59; 2, 255; 53, 26; 34, 23; 43, 87]
Rabbiniz O Allah'tır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş'a istiva etti (kuruldu). Emri tebdir (buyruğunu) icra eder (yaratıklarını yönetir). O'nun izni olmadan hiç kimse şefa'at edemez. İşte Rabbiniz Allah budur. O'na kulluk edin, düşünmüyor musunuz?
Âyette, göklerin ve yerin altı günde yaratıldığı buyurulmaktadır. Allah'a göre gün, ân mânâsına geldiği gibi, uzun devirler anlamına da gelir. Çünkü me'âric Sûresinde Allah katında bizim sayımızca elli bin yıl süren bir günün var olduğu belirtilmektedir. Başka yerlerde de Allah katında bizim sayımızca bin yıl süren bir günün varlığından söz edilir. Bu ifâdelerden, Allah katında günün, itibârî olduğu, çeşitli zaman birimlerini ifâde ettiği anlaşılmaktadır. İşte bu âyette belirtilen gün, dünyâların oluşum devresi anlamında bir zaman birimini göstermektedir. Demek ki Allah, evreni altı günde, yani altı büyük oluşum devrinde yaratıp bugünkü biçimine koymuştur.
Süleymaniye Vakfı
Sizin Rabbiniz[1] Allah’tır; gökleri ve yeri altı günde[2] yaratmış sonra yönetime (arşa) geçmiştir. İşleri çekip çeviren O’dur. Şefaat[3] edecek olan, ancak O’nun izninden sonra edebilir. İşte Allah budur, sizin Rabbinizdir. Siz O’na kul olun. Bilgilerinizi kullanmayacak mısınız?
[1] Sahibiniz [*] Bakınız Araf 7:54 [3] Şefaat, birinin eşlik etmesini istemek, eşlik etmek veya arka çıkmaktır. (El-Ayn, Müfredât). Mahşer günü kimseye şefaat edilmeyecektir. "Öyle bir günden çekinip korunun ki o gün kimse kimsenin yerine ceza çekmeyecek, kimseden şefaat kabul edilmeyecek, kimseden fidye alınmayacak ve kimseye yardım edilmeyecektir." (Bakara 2:48) Dünyada insanlar birine destek olabilirler. "İyi bir işe destek veren ondan bir pay alır; kötü bir işe destek veren de ondan dolayı bir sorumluluk üstlenir." (Nisa 4:85) Cennete gitmiş biri, şirk günahı ile değil de diğer günahlarından dolayı cehennemde olan bir yakınını yanına isteyebilir. "Günahkarları, suya koşarcasına cehenneme sevk edeceğiz. Rahman'dan söz almış olanlar dışında kimse şefaate (birinden destek alma hakkına) sahip olamayacaktır." (Meryem 19:86-87) İster dünyada ister cehenneme gitmiş biri için olsun, şefaat ancak Allah'ın onayıyla olabilir. .
Şaban Piriş
Şüphesiz, Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan sonra arşa hükmeden, işi düzenleyen Allah'tır. İzni olmadan kimse şefaat edemez. işte sizin Rabbiniz Allah budur. O'na kulluk edin, öğüt dinlemiyor musunuz?
in Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da Arş üzerine kurulan(3) ve herşeyi çekip çeviren Allah'tır. O izin vermeden şefaat edebilecek hiç kimse yoktur. Rabbiniz olan Allah işte budur; siz de Ona kulluk edin. Hiç düşünmez misiniz?
(3) “Altı gün” ve “Arş üzerine kurulma” kavramları için 7:54’ün açıklamasına bakınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Şu bir gerçek ki, sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arş üzerine egemenlik kurup iş ve oluşu çekip çeviren Allah'tır. O'nun izni olmadıkça hiçbir şefaatçı devreye giremez. İşte bu Allah'tır sizin Rabbiniz. Artık O'na kulluk/ibadet edin. Düşünüp anlamıyor musunuz?
bayıķ çalabuñuz Tañrı’dur ol kim yarattı gökleri daħı yiri altı içünler içinde andan eli üstün oldı yā ķaśd eyledi 'arşa hükm eyler işi. yoķdur şafā'at eyleyici illā destūr virmeginden śoñra. şol Tañrı çalabuñuzdur ŧapuñ aña pes ögütlenmez misiz?