Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2337, sondan 3900. ayet; 19. sure ve Meryem Suresinin 87. ayetidir. Meryem Suresi 87. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 37 ve toplam ebced değeri ise 3030 olarak hesaplanmıştır. Meryem Suresinin toplam ebced değeri 281117 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure كـهيعص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette كـ (0) ه (1) ي (1) ع (3) ص (0) bulunuyor.
“Rahmân’dan söz alanlar” ifadesi iki türlü anlaşılabilir: a) Bunlar âhirette lâyık olanlara şefaat etmek için kendilerine izin verilenlerdir. Nitekim bir âyette, Allah izin vermedikçe hiçbir kimsenin şefaat edemeyeceği haber verilmektedir (bu konuda bilgi için bk. Bakara 2:255). b) Dünyada iken şefaati hak ettiren iman ve amel sahibi olanlar. Bunlar Allah’ın birliği, peygamberlik, âhiret vb. iman esaslarına inandıkları için kendilerine şefaat edilmeye liyakat kazanmışlardır. Allah’ın izin verdiği kimseler bunların günahlarının affı için şefaat edeceklerdir (bk. Râzî, XXI, 252-253).
Mehmet Okuyan
O gün Rahmân’ın katında söz alandan başkaları şefaat (etme iznin)e sahip olamayacaklardır.
1- Bağışlanmaya, yardıma. 2- Şefaat, Rahmân'ın hükümlerine tabi olan, onunla bağlantısını koparmamış olan, yaptığı “ahde” bağlı kalan kimselere yapılacaktır. Bunu da Allah yapacaktır. Şu husus çok önemlidir: Ayette, şefaat edecek kimselerden değil, şefaat olunacak kimselerden söz edilmektedir. Dolayısı ile Allah'ın yan ısıra başkasından şefaat ummak, buna inanmak şirkten başka bir şey değildir. Bak: 21: 47;39:44; 40:17,51; 41:46
Ahmet Akgül
Rahman’ın katında ahit almışların (samimi ve seçkin kullarının) dışında (onlar) şefaate malik olmayacaklardır.
Rahmet sahibi Rahman olan Allah katında imanları ile, İslâm'daki sadakatleri ile, rızâyı ilâhîye mazhar olan amelleri ile taahhüt alanların, söz alanların dışında kimse şefaatten nasiplenemeyecek.
Cemal Külünkoğlu Meryem Suresi 87. Ayet Açıklaması
Bkz. 2:123, 255, 10:3, 20:109, Ayrıca şefaat konusunda Sebe 34:23. ayetinin dipnotuna bakabilirsiniz.Şefaat konusundaki ayetleri değerlendirirken çıkış yolumuz; “Şefaat yetkisi tamamıyla ve sadece Allah’a aittir.” (Zümer 39:44) ayeti olursa konuyu anlamakta zorlanmayız ve ona buna şefaat yetkisi vererek başkalarına kulluk etmeye ve böylece kendimizi kandırmaya kalkmayız. “Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiç kimseden (azaptan kurtulmak için) herhangi bir şefaat (bedel ve karşılık) kabul olunmaz, fidye alınmaz. Onlara yardım da edilmez.” (Bakara 2:48) “Hiç kimsenin başkasına bir yararının olmayacağı, hiç kimseden fidye kabul edilmeyeceği, hiç kimseye şefaatin yarar sağlamayacağı ve onların hiçbir yerden yardım görmeyeceği günden sakının!” (Bakara 2:123) Herkesin şefaatçisi kendi amelleridir. Herkes yaşadıklarının karşılığını alacaktır.“İnsan için ancak çalıştığı vardır. Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir. Sonra da çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.” (Necm 53:39-41) “Her kim doğru ve güzel bir iş yaparsa kendi iyiliği için yapmış olur, kim de kötülük işlerse kendi aleyhine işlemiş olur. Ve sonunda hepiniz Rabbinize döndürüleceksiniz.” (Casiye 45:15)“Kim zerre miktarı bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecek. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük yapmışsa, onun cezasını görecektir.” (Zilzal 99:7-8)“O gün kimsenin kimseye faydası olmaz. O gün bütün yetkiler sadece Allah'a aittir.” (İnfitâr 82:19)
Diyanet İşleri (Eski)
Rahman'ın katında bir ahd almış olandan başkası asla şefaatte bulunamıyacaktır.
85, 86, 87. Takvâ sahiplerini heyet halinde çok merhametli olan Allah'ın huzurunda topladığımız, günahkârları da susuz olarak cehenneme sürdüğümüz gün, Rahmân nezdinde söz ve izin alandan başkalarının şefâata güçleri yetmeyecektir.
Kuran, peygamberleri ve evliya denilen kimseleri putlaştıran kimselerin ileri sürdüğü şefaat anlayışını tümüyle reddeder (2:48; 10:18). Yargı gününde tüm yetki Tanrı'nın elindedir. Kuran'ın kabul ettiği şefaat, Tanrı'nın hükmünü tasdik etmekten başka bir şeye yaramayan etkisiz bir faktördür (78:38). Peygamberler ve erdemli insanlar cezayı hakkeden hiç kimseyi kurtaramaz (9:80; 74:48). Muhammed peygamberin biricik şefaatı, kendisinden medet umanların beklediklerinin tersine olumsuz olacaktır (25:30). Bak:2:48.
Elmalılı Hamdi Yazır
(O gün) Rahmân (olan Allah)'ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır.
İşte O Gün, şefaat konusunda Rahmân’dan özel bir söz almış olanlar dışında, hiç kimse bir başkasının kurtuluşu için aracılık edemeyecektir.Şefaat eden de, ancak O’nun izin verdiği ve gerçekten bağışlanmayı hak eden kimselere şefaat edebilecektir. İnkârcılığın bir başka şekli daha var ki:
1 Şefâat: Yüce birinin huzurunda bir başkası için ricâ ve yalvarma ile yardımını istemek demektir. Şefâat, herkesten önce Allah’ın kendi elindedir. Ve Onun izniyle olur. Yani şefâat edecekleri Allah kendisi belirler. Şefâat izni olanlar da kendi dilediklerine değil, Allah’ın dilediklerine şefâat edebilirler. Geniş açıklama için Bk. (Elmalılı, Bakara: 255)
Muhammed Esed
[bu Günde, hayattayken] O sınırsız rahmet Sahibi'yle bir bağ, bir bağlantı içine girmiş olmadıkça 74 kimse şefaatten pay alamayacaktır.
Mustafa İslamoğlu Meryem Suresi 87. Ayet Açıklaması
[2541] İman Allah’la sözleşmedir ve kişinin imanı ve ameli onun şefaatçisidir. Bütün şefaat âyetleri, şu âyet ışığında anlaşılmalıdır: “Şefaat yetkisi tamamıyla ve sadece Allah’a aittir.” (39:44)
Ömer Nasuhi Bilmen
Şefaate mâlik olamayacaklardır, ancak Rahmân'ın nezdinde bir ahd alan müstesna.
Bunun mânası şudur: Şefaat ancak dünya hayatında Allah’a iman eden, dine inanan için geçerli olacaktır. Keza yalnız Rahman’ın izin verdiği kimse başkaları için şefaat edebilecektir.
Süleyman Ateş
Yalnız Rahman'ın huzurunda söz almış olanlardan başkaları şefa'at edemezler.
Süleymaniye Vakfı Meryem Suresi 87. Ayet Açıklaması
[1] Şirk günahı işlememiş olanlar. Çünkü "Allah, kendisine ortak koşulmasını (şirki) bağışlamaz#. Bunun altında olanları, tercih ettiği kişi# için bağışlar." (Nisa 4:48) [2] Şefaat, birinin eşlik etmesini istemek, eşlik etmek veya arka çıkmaktır. (El-Ayn, Müfredât). Mahşer günü kimseye şefaat edilmeyecektir. "Öyle bir günden çekinip korunun ki o gün kimse kimsenin yerine ceza çekmeyecek, kimseden şefaat kabul edilmeyecek, kimseden fidye alınmayacak ve kimseye yardım edilmeyecektir." (Bakara 2:48) Dünyada insanlar birine destek olabilirler. "İyi bir işe destek veren ondan bir pay alır; kötü bir işe destek veren de ondan dolayı bir sorumluluk üstlenir." (Nisa 4:85) Bu ayetlere göre Cennete gitmiş biri, şirk günahı ile değil de diğer günahlarından dolayı cehennemde olan bir yakınını yanına isteyebilir. İster dünyada ister cehenneme gitmiş biri için olsun, şefaat ancak Allah'ın onayıyla olabilir.
Şaban Piriş
Rahman'ın katında bir söz almış olandan başka hiç bir kimse şefaat edemez.