Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 264, sondan 5973. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 257. ayetidir. Bakara Suresi 257. ayetinin kelime sayisi 24, harf sayısı 118 ve toplam ebced değeri ise 10346 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (25) ل (18) م (9) bulunuyor.
Arapça Metin
الله ولي الذين امنوا يخرجهم من الظلمات الى النور والذين كفروا اولياؤهم الطاغوت يخرجونهم من النور الى الظلمات اولئك اصحاب النار هم فيها خالدون
Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin velileri ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.
Kendi akıl ve iradelerini düzgün kullanarak sahte tanrılar yerine Allah’a imanı tercih edenler O’nun mânevî yakınları (evliya) olurlar. Velâyet iki yoldan oluşur: Akrabalık ve iman. Baba, dede, amca... çocuğun, torunun, yeğenin velisi olduğu gibi mümin kadınlar ve erkekler de birbirlerinin velileridir (Tevbe 9:71). Veli, velâyeti altındaki insanı korur, menfaatini gözetir, yardımcısı olur, tarafını tutar, sahiplenir ve gerektiğinde temsil eder. Bu âyette Allah, imana bağlı velâyet çerçevesine kendisini de dahil etmektedir. Bu müminler için büyük bir şeref, güven kaynağı ve heyecan vesilesidir. Velisi Allah olan bir müminin elbette yolu aydınlık olur, yüce velisi onu karanlıklardan çıkarır, nura ve aydınlığa kavuşturur; kalbi huzurlu ve nurlu, zihni berrak, aklı karışıklıktan uzak olur, yani mümin için tabii hal budur. Bu normal durumu bozan ârızaların giderilmesi için de başta “zikir” olmak üzere (Ra‘d 13:28) çeşitli ibadetler vardır. Sahte tanrıları veli edinenlerin durumu ise müminlerinkinin aksinedir: Nur yerine zulmet, aydınlık yerine karanlık, huzur yerine huzursuzluk, akıl karışıklığı, sapıklık ve anarşi.
Mehmet Okuyan
Allah iman etmiş olanların dostudur; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. kâfir olanlara gelince, onların dostları [Tağut]’tur (azgınlık edendir); onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar (gömerler). İşte bunlar ateş halkıdır. Onlar orada [ebedî] kalıcıdır.
Allah inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin dostları ise tâğûttur; onları aydınlıktan alıp karanlıklara götürür. İşte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada uzun süreli kalırlar.
Allah, iman edenlerin velisidir.¹ Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin velileri ise tâğûtlardır; onları aydınlıktan çıkarıp karanlıklara sokar. İşte onlar ateş ehlidir ve orada sürekli kalacaklardır.
1- Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan, “veli” ve velinin çoğulu olan “evliya” dost, dostlar olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcükler, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, “dost” deyimi için halil sözcüğünü kullanmaktadır. (Örneğin: 2:254; 4:125; 17:73; 25:28)
Ahmet Akgül
Allah, iman edenlerin velisi (sahibi, hamisi ve hayra yönlendiricisi) dir ki; onları karanlıklardan nura çıkarır. Kâfir takımının (ve münafıkların) velisi (akıl vericileri) ise tağut (zalim ve şeytani güç odaklarıdır) ki, onları (İslam ve iman) nurundan (ayırıp küfür ve zulüm) karanlıklarına götürüp bırakır. İşte bunlar cehennem ateşinin ehlidir ve orada süresiz kalacak kimselerdir.
Allah iman edenlerin dostu ve destekcisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Oysa Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin dost ve destekçileri ise onları aydınlıktan çıkarıp derin karanlıklara iterek doğru yoldan çeviren azgınlar ve şeytânî güçlerdir. İşte onlar ateşe tam layıktırlar, onlar orada ebedi kalacaklardır.
Allah, iman edenlerin velisi, koruyucusu, emrinde oldukları otoritedir. Onları şüphe, inkâr ve cehalet karanlıklarından, hidayet, iman ve ilim aydınlığına, nura çıkarır.
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuuraltına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerin velileri de putlaştırılmış, zalim, azgın diktatörler, idareler şeytanî güçlerdir, tâğuttur. Onları hidayet, iman ve ilim aydınlığından, nurdan; şüphe, inkâr ve cehalet karanlıklarına götürürler. Onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedî kalırlar.
Allah iman edenlerin dostudur; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkar edenlerin dostları ise Tağut'tur; onları aydınlıktan karanlıklara sokarlar. Bunlar cehenneme atılacak olanlardır. Onlar orada sonsuza kadar kalıcıdırlar.
Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve destekçisi)dir. Onları karanlıklardan nura çıkarır; inkâr edenlerin velileri ise tağut'tur. Onları nurdan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda süresiz kalacaklardır.
Allah, iman edenlerin yardımcısıdır. Onları dâlâlet karanlıklarından (kurtarıp) hidayet nûruna çıkarır. Kâfirlerin dostları ise şeytanlardır. Kendilerini nurdan (ayırıp) karanlıklara sokarlar, işte bunlar cehennemliktirler; orada ebedî olarak kalıcıdırlar.
Allah, inananların sahibidir. Onları karanlıklardan nura çıkartır. Kâfirler ise, (onların) sahipleri Tağut’tur (azgın idarecilerdir.) Onları nurdan karanlıklara çıkartır. İşte onlar ateşe tam layıktırlar. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
İnanlı bulunanların Allah dostudur, onları karanlıktan aydınlığa çıkarır, kâfirlerin dostu ise, şeytandır, bu onları aydınlıktan karanlığa götürür, işte cehennemlik olanlar, orda sonsuz kalırlar
Allah, inananların yardımcısı ve koruyucusudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkârcıların dostları da (Allah'tan uzaklaştıran ve onun emirlerini icra etmekten alıkoyan) şeytani güçlerdir. Onları aydınlıktan alıp karanlığa götürür(ler). İşte onlar cehennem halkıdırlar ve orada kalıcıdırlar.
Allah inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkar edenlerin ise dostları tağuttur. Onları aydınlıktan karanlıklara sürüklerler. İşte onlar cehennemliklerdir, onlar orada temelli kalacaklardır.
Allah, inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlere gelince, onların dostları da tâğuttur, onları aydınlıktan alıp karanlığa götürürler. İşte bunlar cehennemliklerdir. Onlar orada devamlı kalırlar.
Bu âyette mümin ile kâfir mukayese edilmiş, Allah’a ve onun gönderdiği peygamberlere inananları Allah’ın aydınlığa götürdüğü, şeytana uyup kâfir olanları da şeytanın karanlığa ittiği, bu sebeble cehennemlik oldukları anlatılmıştır.
Edip Yüksel
ALLAH inananların egemeni ve dostudur; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkar edenlerin dostları ise azgın kişilerdir; onları aydınlıktan karanlığa çıkarır. Onlar ateş halkıdır, onlar orada sürekli kalıcıdır.
Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin velileri de tağuttur, onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî olarak kalırlar.
Allah iyman edenlerin velisidir onları zulümattan nura çıkarır, küfredenlerin ise velileri Taguttur onları nurdan zulümata çıkarırlar, onlar işte eshabı nar, hep orada kalacaklardır
Allah îman edenlerin yardımcısıdır. Onları karanlıklardan (kurtarıp) nura çıkarır. Küfredenlerin dostları ise şeytandır. O da kendilerini nurdan (ayırıb) karanlıklara çıkarır. Onlar cehennemin arkadaşlarıdır. Onlar orada, bir daha çıkmamak üzere, ebedî kalıcıdırlar.
Allah, îmân edenlerin dostudur, onları zulümâttan (küfür karanlıklarından) nûra(îmâna) çıkarır. İnkâr edenlere gelince, onların dostları ise tâğuttur (Allah'ın yerine tuttukları şeylerdir), onları nûrdan zulümâta çıkarırlar.(1) İşte onlar ateş ehlidirler. Onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar.
(1)“Enâniyetine i‘timâd eden (benliğine güvenen), zulmet-i gaflete (gaflet karanlığına) düşen, dalâlet(küfür) karanlığına mübtelâ olan adam, (...) ceb feneri hükmünde nâkıs (noksan) ve dalâlet-âlûd (dalâlete bulaşmış) ma‘lûmât ile zamân-ı mâzîyi (geçmiş zamânı), bir mezâr-ı ekber (büyük bir mezar) sûretinde ve adem-âlûd bir zulümât (yoklukla karışık bir karanlık) içinde görüyor. İstikbâli, gāyet fırtınalı ve tesâdüfe bağlı bir vahşetgâh (vahşet yeri) gösterir. Hem her birisi, bir Hakîm-i Rahîm’in (sonsuz hikmet ve merhamet sâhibinin) birer me’mûr-ı musahharı (itâatkâr me’mûru) olan hâdisât (hâdiseleri) ve mevcûdâtı (varlıkları), muzır (zararlı) birer canavar hükmünde bildirir. وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا اَوْلِياَؤُهُمُ الطَّاغُوتُ يُخْرِجُونَهُمْ مِنَ النَّورِ اِلَي الظُّلُمَاتِ [İnkâr edenlerin dostları ise tâğuttur (Allah’ın yerine tuttukları şeylerdir), onları nûrdan zulümâta çıkarırlar] hükmüne mazhar eder. Eğer hidâyet-i İlâhiye yetişse, îman kalbine girse, nefsin fir‘avuniyeti kırılsa, Kitâbullâh’ı (Kur’ân’ı) dinlese, (...) o vakit birden kâinât bir gündüz rengini alır, nûr-ı İlâhî ile dolar. Âlem اَلّٰلهُ نُورُ السَّمٰواتِ وَالْاَرْضِ[Allah, göklerin ve yerin nûrudur] âyetini okur. O vakit zamân-ı mâzî, bir mezâr-ı ekber değil, belki her bir asrı bir nebînin (peygamberin) veya evliyânın taht-ı riyâsetinde (reisliğinde) vazîfe-i ubûdiyeti (ibâdet vazîfesini) îfâ eden ervâh-ı sâfiye (tertemiz ruhlar) cemâatlerinin vazîfe-i hayatlarını bitirmekle اَلّٰلهُ اَكْبَرْ diyerek makāmât-ı âliyeye (yüce makamlara) uçmalarını ve müstakbel (gelecek) tarafına geçmelerini kalb gözü ile görür. Sol tarafına bakar ki, dağlar-misâl bazı inkılâbât-ı berzahiye ve uhreviye (kabir âlemi ve âhirette olacak büyük hâdiselerin) arkalarında Cennetin bağlarındaki saâdet saraylarında kurulmuş bir ziyâfet-i Rahmâniyeyi(Rahmân olan Allah’ın ziyâfetini) o nûr-ı îmân ile uzaktan uzağa fark eder. (...) Hattâ mevti (ölümü), hayât-ı ebediyenin mukaddemesi (başlangıcı) ve kabri, saâdet-i ebediyenin kapısı görüyor.” (Sözler, 23. Söz, 103-104)
İlyas Yorulmaz
Allah, iman edenlerin koruyup gözeteni (velisi) dir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Gerçeği inkâr edenlerin velileri de, Allah’a karşı isyan edip azgınlık yapanlar olup, kendilerini veli edinenleri aydınlıklardan karanlıklara çıkarırlar. İşte ateşe girecek olanlar bunlardır ve orada sürekli kalacaklardır.
Allah iman edenlerin yârıdır [¹], onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır [²], kâfir olanların yârları da Tağut/tur. Bunlar onları aydınlıktan karanlıklara sokar. İşte bunlar [³] ateşliktir, orada dâimdirler.
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 257. Ayet Açıklaması
[1] Yahut yardımcısıdır; işlerini görenidir.[2] Nazm ı Kerimde cehil, vesavisi kabul, hevese ittibar gibi karanlıkların taaddüdüne, hak olan nurun vahdetine işaret vardır.[3] Küffar veya azgınlar.
Kadri Çelik
Allah iman edenlerin velisidir, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfre sapanların velileri ise tağuttur. Onları aydınlıktan karanlıklara çıkarır. İşte onlar cehennemliklerdir, onlar onda temelli kalıcılardır.
Allah, inananların koruyucusu, yardımcısı, dostu ve velisidir; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlere gelince, onların velisi de Allah’ın otoritesini ve hükümlerini hiçe sayarak kendilerini ilâhlaştıran insan ve cin şeytanları, yani tağutlardır. Bu azgın şeytanlar, onları aydınlıktan karanlıklara sürüklerler. İşte bunlar, cehennem halkıdırlar ve sonsuza dek orada kalacaklardır!Mümin ile kâfiri daha iyi tanımak üzere, şu yaşanmış örneğe kulak verin:
Allah iman edenlerin veliyysidir. Onları Karanlıklar’dan Aydınlığa çıkarıyor.
İnkâr edenlere gelince; onların veliyyleri de Tâğût’tur / İsyancı Azgınlar’dır. Onları Aydınlık’tan Karanlıklar’a çıkarıyorlar.
İşte onlar, Ateş arkadaşlarıdır. Orada sürekli kalacaklardır.
Allah, îman edenlerin dostudur1 ve onları (küfür) karanlıklarından (îman)2 aydınlığına çıkarır. Kâfirlerin dostları ise tağut’tur ve bunlar da onları, (îman) aydınlığından (küfür) karanlıklarına çıkarır. İşte cehennemlikler bunlardır ve onlar, orada sonsuz kalacaklardır. 3
1 Veli: Sözlük anlamı itibariyle, dost, arkadaş, yardımcı, birinin işini üstlenen, yönetici, anlamlarına gelir ve çoğulu evliya’dır. Veli kelimesi, Kur'ân'da hem Allah hem de diğer varlıklar için genelde, “dost” anlamında kullanılmıştır. (Geniş açıklama için Bk. Yunus: 62 ve dipnotları)2 Allah, Kur’an’da sürekli olarak kâfirliği karanlıklara, îmanı ve Müslümanlığı aydınlığa benzetmiştir. Bu sebeple karanlık ve aydınlık kelimelerinin, önüne bu parantezler ilave edilmiştir. Ayrıca karanlığın çoğul olması küfür çeşitlerinin çokluğuna, nurun tekil olması ise hakkın tekliğine, işarettir. Bk. (Mâide: 6, İbrahim:1,5, Ahzab: 43, Hadid: 9, Talak: 11) 3 Görülüyor ki Allah’a, îman etmeyen kâfirler, tağutları inkâr bile etmiş olsalar, yine tağutlara boyun eğmekten kurtulamayacaklardır. Çünkü insanın toplumdan uzak ve kuralsız yaşaması mümkün olmadığı için, Allah’ın emirlerini dinlemeyenler, sonuçta mutlaka tağutların emirlerine mahkûm olacaklardır. (Elmalılı)
Muhammed Esed
Allah inanç sahiplerine yakındır, onları koyu karanlıktan aydınlığa çıkarır; oysa hakikati inkara şartlanmış olanlara yakınlık gösterenler onları aydınlıktan çıkarıp derin karanlığa iten şeytanî güçlerdir: İçinde yaşayıp kalmak üzere ateşe mahkum olanlar da işte böyleleridir.
Allah, iman edenlerin velisi ve koruyucusudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Gerçeği örtbas eden kâfirlerin evliyası ise tağuttur/azgınlardır. Onları aydınlıktan karanlıklara sürüklerler. İşte onlar ateş halkıdır. Orada kalıcıdırlar. 3/68,/196, 14/1,
Allah’tır iman edenlerin velisi: onları (kalp gözünü kör eden) karanlıklardan (iç) aydınlığ(ın)a çıkarır.[478] Küfreden kimselerin velileri ise putlaştırılmış azgınlardır: onları aydınlıktan çıkarıp karanlıklara iterler. İşte onlar ateş ashabıdırlar, onlar orada kalıcıdırlar.
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 257. Ayet Açıklaması
[478] Krş: “Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler: artık onlar dönemezler” (18. âyet).
Ömer Nasuhi Bilmen
Allah Teâlâ imân edenlerin velîsidir. Onları zulmetlerden nûra çıkarır. Kâfir olanların velîleri ise tağuttur. Onları nûrdan zulmetlere çıkarırlar. İşte onlar cehennem ehlidirler. Onlar o ateşte ebedî olarak kalan kimselerdir.
Allah iman edenlerin yardımcısıdır, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin dostları ise tağutlar olup onları aydınlıktan karanlıklara götürürler. İşte onlar cehennemlik kimselerdir ki orada ebedî kalacaklardır. [5, 16; 6, 1-153; 14, 1. 5; 33, 43; 57, 9; 65, 11]
Allah, inananların dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. kafirlerin dostları da tağuttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara çıkarır. Onlar ateş halkıdır, orada ebedi kalacaklardır.
İnanıp güvenenlerin en yakını (velisi) Allah’tır;[1] O, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin [2] kendilerine en yakın (veli) bildikleri[3] ise tağutlardır;[4] bunlar da onları aydınlıktan çıkarıp karanlıklara sokarlar. Onlar cehennem ahalisidir, orada ölümsüz olarak kalacaklardır.
Süleymaniye Vakfı Bakara Suresi 257. Ayet Açıklaması
[1] Veli kelimesi için (Bakara 2:107). âyetin dipnotuna bakınız. [2] Âyetleri görmezlikten gelenlerin. [3] Allah, onlara da şah damarından yakındır, ama onlar tağutları/taşkınlık edenleri kendilerine daha yakın görürler. [*] Tağut, taşkınlık edenlerdir. Bunlar, birçoklarını peşine takan, insan ve cin şeytanlarıdır. (Al-i İmran 2:149) ((Al-i İmran 2:150)
Şaban Piriş
Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfredenlerin velileri ise tağuttur. Onları aydınlıktan, karanlığa çıkarırlar. İşte onlar, ateş arkadaşlarıdır. Orada sürekli olarak kalacaklardır.
Allah, iman edenlerin dostu ve yardımcısıdır; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlere gelince, onların dostu da tâğutlardır ki, onları aydınlıktan karanlıklara sürüklerler. Onlar ateş ehlidir; orada ebedî olarak kalacaklardır.
Allah, iman sahiplerinin Velî'sidir; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfre sapanlara gelince, onların dostları tâğuttur ki, kendilerini nurdan karanlıklara çıkarır. Bunlar cehennemin dostlarıdır. Orada uzun süre kalacaklardır onlar.