Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2600, sondan 3637. ayet; 22. sure ve Hacc Suresinin 5. ayetidir. Hacc Suresi 5. ayetinin kelime sayisi 70, harf sayısı 262 ve toplam ebced değeri ise 24418 olarak hesaplanmıştır. Hacc Suresinin toplam ebced değeri 364750 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يا ايها الناس ان كنتم في ريب من البعث فانا خلقناكم من تراب ثم من نطفة ثم من علقة ثم من مضغة مخلقة وغير مخلقة لنبين لكم ونقر في الارحام ما نشاء الى اجل مسمى ثم نخرجكم طفلا ثم لتبلغوا اشدكم ومنكم من يتوفى ومنكم من يرد الى ارذل العمر لكيلا يعلم من بعد علم شيـا وترى الارض هامدة فاذا انزلنا عليها الماء اهتزت وربت وانبتت من كل زوج بهيج
Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.
372. “Alaka”, erkeğin spermiyle döllenmiş dişi yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şekli demektir.373. “Mudga”, ceninin, üzerinde diş izlerini andıran şekiller taşıyan, henüz uzuvları oluşmamış şekli demektir. Ceninin ana rahminde geçirdiği evreler için ayrıca bakınız: Mü’minûn sûresi, âyet, 12-14.
Diyanet İşleri (Yeni) Hacc Suresi 5. Ayet Tefsiri
Allah’ın kudreti ve dünya hayatından sonra yeni bir hayatın başlayacağı hususunda tartışmaya girişen inkârcıların zihinlere sokmaya çalıştığı şüpheler ve insanoğlunu ateşe sürüklemek için var gücüyle çaba harcayan şeytanın vesveseleri karşısında duyulacak tereddüt ve kuşkuların akılcı bir biçimde gözden geçirilmesi istenmekte, bu konuda yapılacak değerlendirmenin sağlıklı olabilmesi için apaçık örnekler ve kanıtlar ortaya konmaktadır. Bu örnek ve kanıtlar insanın kendisinden ve en yakın çevresinden seçilmiştir. Öldükten sonra dirilmenin aklen kabul edilebilirliğini ve Allah’ın buna kadir olduğunu görmek için dikkatleri iki şeye yöneltmek yeter: 1. İnsanın kendisinin nasıl dünyaya geldiği ve hangi aşamalardan geçtiği, 2. Kuru toprağın yağmurla canlanması ve türlü türlü bitkiler vermesi.
İnsanın yaratılış aşamaları toprak, nutfe, alaka ve belli belirsiz et parçası (mudga) şeklinde sıralanmıştır. Topraktan yaratılma ile insanoğlunun ilk atası Hz. Âdem’in yaratılışının kastedildiği görüşünün yanı sıra, insan vücudundaki elementlerle bedenin beslenmesi arasındaki ilişkiyi öne çıkaran yorumlar da vardır. Nutfenin Kur’an’da farklı bağlamda farklı anlamlarda kullanıldığı görülür. İnsanın meydana gelmesini sağlayan iki ana unsurdan erkeğin spermi veya bu spermin aşıladığı yumurta (zigot) mânasında anlaşılması mümkündür. Alaka kelimesinin başka âyetlerdeki kullanımı ve embriyonik gelişmeye ilişkin bilgiler dikkate alındığında bu kelimeyle aşılanmış yumurtanın ana rahminin iç cidarına asılı vaziyetinin kastedildiği anlaşılmaktadır.
5. âyette et parçası anlamındaki mudganın sıfatı olarak geçen ve “belli belirsiz” şeklinde çevirdiğimiz iki kavramdan ilki (muhallaka) tefsirlerde, “biçimi belirli hale gelmiş, kendisine ruh üflenmiş, tam, tamamlanmış, normal doğumla sonuçlanan, kusursuz noksansız biçimde”; ikincisi (gayru muhallaka) ise “biçimi henüz belirli hale gelmemiş, kendisine henüz ruh üflenmemiş, henüz tamamlanmamış, rahim tarafından dışarı atılan, düşük yapılan, kusuru noksanı olan” gibi farklı mânalarla açıklanmıştır (Taberî, XVII, 116-117; Râzî, XXIII, 8; Şevkânî, III, 491). Muhammed Esed’in âyetin bu kısmına “(temel unsurları ve istidatlarıyla) tamamlanmış ama (bütün öğeleriyle) henüz tamamlanmamış” şeklinde mâna vermesi (II, 667-668) bu iki sıfattan ilkinin olumlu, ikincisinin olumsuz olmasını izah açısından mantıkî görünmekle beraber; bu yorumu İbn Abbas ve Katâde’nin açıklamalarına dayandırması isabetli değildir ve bu konuda kaynak gösterdiği Taberî ile Beyzâvî incelendiğinde, Esed tarafından bu kaynakların yanlış anlaşıldığı görülmektedir. Zira Taberî’nin Katâde’den naklettiği yorum birinci kelime için “tam”, ikinci kelime için “tam olmayan” şeklindedir (XVII, 117); Beyzâvî ise bu konuda İbn Abbas’tan bir nakilde bulunmamıştır (IV, 288-289). İbn Abbas’tan bu ifadeyle ilgili olarak nakledilen yorum da, birinci kelime için “yaratılışı tamamlanmış”, ikinci kelime için “yaratılışı tamamlanmamış” şeklindedir (Hâzin, Lübâbü’t-te’vîl, IV, 288; Hâzin’in tefsiri, Mecmû‘a mine’t-tefâsîr içindeki Beyzâvî tefsirinin hemen altında yer aldığı için Esed bu ibareyi Beyzâvî tefsiri kapsamında görmüş olabilir).
Âyette insanların bulundukları duruma hangi aşamalardan geçerek geldiklerine değinildiğine göre birinci kelimeyi “normal doğumla sonuçlanan durumlar”, ikincisini de “düşük hali” olarak anlamak isabetli görünmemektedir (Râzî, XXIII, 8). Burada insanın geçirdiği aşamaların sıralandığı belli olmakla beraber, bu iki sıfatı birbirine bağlayan “ve” bağlacının bir sıralama anlamı taşıyıp taşımadığı açık değildir. O sebeple belirtilen kelimelerin yukarıda kaydedilen (normal doğum – düşük hali dışındaki) diğer yorumların her birine ihtimali bulunduğu söylenebilir. Bununla beraber âyetin bu kısmına “tedrîcî yaratma sürecine bağlı” anlamının verilmesi de (yakın bir tercüme için bk. Jacques Berque, Le Coran, s. 351) kanaatimizce embriyonik gelişmeyle ilgili bilgilere ve buradaki ifade akışına uygundur.
“Bebek olarak çıkarırız” ve “yetişkinlik çağına erişirsiniz” anlamındaki cümleler arasında gramer açısından değişik bağlar kurulmuş olmakla beraber, bunlar arasında nedensellik bağının bulunduğu görüşü daha kuvvetli görünmektedir (İbn Âşûr, XVII, 200). Bundan dolayı âyetin anılan kısmı, “Sonra sizi bebek olarak çıkarırız, ki daha sonra yetişkinlik çağınıza erişesiniz” şeklinde çevrilmiştir. Hemen ardından kimilerinin erken vefat ettirildiği belirtildiğinden, bu ifadenin bebek olarak dünyaya gelen her insanın yetişkinlik çağına ulaşması sonucunu içerdiği ileri sürülemez (“ömrün en düşkün çağı” diye çevrilen “erzel-i ömür” deyimi hakkında bk. Nahl 16:70).
Âyetin “yeryüzünü kupkuru ve cansızken” şeklinde çevirdiğimiz kısmına Elmalılı Muhammed Hamdi “arzı da... sönmüş kül halinde” anlamını vermiş ve bunu (özetle) şöyle açıklamıştır: Bu uyarı ilk bakışta, güneşin harareti karşısında arzın kuruduğunu gösterir. Bununla birlikte bu ifadeyi benzetme yoluyla değil hakiki mânasına göre anlamak hem maksadı daha açık bir biçimde ortaya koyar hem de zamanımızın bilimsel teorileri bu anlama daha uygundur. Zira bilimsel tesbitlere göre arz vaktiyle yanar bir ateş olduğundan, toprak esas itibariyle yanıp sönmüş bir ateşin kül halinde sertleşmiş ve çökelmiş biçimidir; bu durum hayatın tam zıddıdır (V, 3383-3384).
Mehmet Okuyan
Ey insanlar! Diriltilmekten şüphedeyseniz, (bilin ki) biz sizi topraktan, sonra [nutfe]den (zigottan), sonra [‘alaka]dan (embriyodan), sonra organları belirlenmiş, (detayları) belirlenmemiş bir [mudğa]dan (et parçacığından) yarattık ki size (kudretimizi) gösterelim. Dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak doğumla (dışarı) çıkartırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). Kiminiz vefat ettirilir; kiminiz de bilgiden sonra (biliyorken) bir şey bilmez hâle gelsin diye ömrün en sıkıntılı çağına kadar götürülür. Yeri de kupkuru (ölü) bir hâlde görürsün; biz onun (toprağın) üzerine suyu indirdiğimiz zaman bir de bakarsın ki kıpırdayıp kabarır ve her iç açıcı çiftten (bitkiler) yetiştirir.
Benzer mesaj: Mü’minûn 23:12-14.,Benzer mesajlar: Mü’minûn 23:13; Mürselât 77:22.,Benzer mesaj: Mü’minûn 23:12-14. Bu ayette insanın ana rahmindeki yaratılış aşamaları hakkında son derece önemli gerçeklere işaret edilmektedir.,Nahl 16:70’te de geçen [erzel-i ‘umr] denen ömrün en sıkıntılı döneminde kişinin hem bedensel özellikleri hem de akıl ve muhakeme yönü zayıflamaya başlamaktadır. Bu yüzden, ayette “Bilgili iken hiçbir şeyi bilmez hale gelmek”ten söz edilmektedir. İnsanlar nasıl ki bebeklik ve çocukluk dönemlerinde eylemlerinden sorumlu değillerse [erzel-i ‘umr] denen dönemde de eğer melekeleri yok olmuş ve ne yaptığını bilemez hale gelmişlerse artık bu durumda onlar da çocuklaşmış olurlar.,Benzer mesajlar: Nahl 16:70; Mü’min 40:67
Benzer mesajlar: Fussilet 41:39.
Bayraktar Bayraklı
Ey insanlar! Öldükten sonra dirilmekten şüphede iseniz; doğrusu, biz sizi topraktan, sonra nutfeden/meniden yani erlik suyundan, sonra yapışkandan/döllenmiş yumurta hücresinden, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir et parçasından yaratmış olduğumuzu size açıklıyoruz. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız; sonra sizi çocuk olarak çıkarırız; böylece yetişip ergenlik çağına varırsınız. Kiminiz ölür, kiminiz de ömrünün en verimsiz çağına kadar götürülür de, bilirken bir şey bilmez olur. Yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat biz ona su indirdiğimiz zaman yeryüzü kıpırdanır, kabarır, her çeşitten iç açıcı bitkiler verir.[341]
[341] Diriltilmenin ispatı hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIII, 24-34.
Erhan Aktaş
Ey insanlar! Eğer öldükten sonra yeniden dirilmekten kuşkunuz varsa; bilin ki Biz, sizi topraktan, sonra nutfeden¹, sonra bir alakadan², sonra yapısı belli belirsiz mudğadan³ yarattık. Ne olduğunuzu bilin diye size açıklıyoruz. Ve Biz, dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir bebek olarak çıkarırız. Sonra kiminiz ergenlik çağına ulaşır. Ve sizden bir kısmınız vefat ettirilir. Kiminiz de ömrünün en kötü dönemine erişir; bir şey bilmez yaşlı bir bunak haline gelir. Yeryüzünü kurumuş ölmüş görürsün, ama üzerine su indirdiğimiz zaman yeniden hareketlenir, kabarır ve her bitkiden göz alıcı çiftler bitirir.
1- Bir damla sıvıdan. 2- İlişip yapışan, rahim duvarında asılı durandan. 3- Belli belirsiz bir çiğnem et parçasından.
Ahmet Akgül
Ey insanlar, eğer tekrar diriltileceğinizden bir şüpheniz varsa, size açıkça gösterelim diye sizi topraktan yarattık, sonra spermden, sonra embriyodan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir çiğnem etten yarattık. Dilediğimizi adı konmuş bir süreye kadar rahimlerde tutar ve sizi bebek olarak çıkarırız. Sonra siz yetişip, erginlik çağına gelirsiniz. Kiminizin (erkenden) canı alınır, kiminiz de bildiği şeyleri unutacak derecede ömrünün en düşkün (ihtiyarlık) dönemine ulaştırılır. Yeryüzünü kupkuru vaziyette (ölü gibi) gördüğün halde, fakat Biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman (nasıl) titreşir, kabarır ve her güzel çiftten (ürünler) bitiririz (ya, işte insanları da aynen böyle diriltiriz.)
Ey insanlar, ölümden sonra dirilme hakkında şüphedeyseniz bilin ki hiç şüphe yok, sizi topraktan yarattık biz, sonra bir katre sudan, sonra donmuş bir parça kandan, sonra yaratılışı tamamlanmış, tamamlanmamış bir et parçasından size apaçık gösterelim kudretimizi diye. Ve sizi, dilediğimiz muayyen bir zamana dek rahimlerde kararlaştırırız, sonra çocuk olarak çıkarırız sizi, sonra da ergenlik çağına getiririz ve sizden ölen olur, gene sizden, bilgisinden sonra hiçbir şey bilmez bir hale gelen ve ömrün en aşağılık devresine sürüklenen olur. Ve yeryüzünü kupkuru görürsün, fakat ona yağmur yağdırdığımız zaman harekete gelir, kabarır ve çeşitli, çifterçifter güzelim nebatlar bitirir.
Ey insanlar! Ölümden sonraki dirilme hakkında, şüphede iseniz o zaman hatırlayın ki, biz gerçekten her birinizi topraktan yarattık. Sonra bir damla meniden, sonra döllenmiş yumurtadan, sonra temel unsurları itibariyle tamamlanmış, fakat bütün hususiyetleriyle henüz tamamlanmamış bir et parçasından yarattık, size apaçık kudretimizi gösterelim diye. Ve doğmasını dilediğimizin, anasının karnında bizce belirlenmiş bir süre için kalmasını sağlarız, sonra sizi çocuk olarak dünyaya getirir ve büyümenize imkan veririz de, böylece bir kısmınız olgunluk çağına erişir. Öyle ki, kiminize daha çocukluk çağında ölüm tattırılırken, kiminiz de yaşlılığın öyle düşkün çağlarına eriştirilir ki, bildiğini bilmez olur. Ve sen ey insanoğlu! Ölümden sonra tekrar kalkıştan şüphe ediyorsan düşün ki, bir bakıyorsun yeryüzü kupkuru, ama ona su indirdiğimizde bir de bakarsın canlanıp kabarmış ve her türden iç açıcı bitkiler vermiş!
Ey insanlar, eğer öldükten sonra diriltilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, sizi, biz topraktan yarattık. Bir daha düşünün, size kudretimizi göstermek için, spermden, yumurtadan ana rahmiyle bağ kurarak rahim duvarına yerleşen döllenmiş yumurtaya, sonra döllenmiş yumurtayı kanunlarımıza uygun olarak insanın tam oluşturulacağı embriyoya ve insanın tam oluşturulmayacağı embriyoya dönüştürdük. Sünnetimizin, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olanları belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde tutarız, sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra olgunluk çağına, güçlü çağınıza ulaşırsınız. İçinizden kimi o çağlarda vefat eder. İçinizden kimi de ömrünün en verimsiz, en fena çağına götürülür. Bilgileri, aklî melekeleri sağlamken, hiçbir şey bilmez hale gelirler, zâfiyete düşerler.
Sen ölümden sonraki dirilişten şüphede isen bir daha düşün: Yeryüzünü kupkuru ve ölü bir halde görürsün. Fakat biz üzerine su indirdiğimizde, o kıpırdar, kabarır, her çeşitten iç açıcı bitkiler bitirir.
Ey insanlar! Eğer öldükten sonra yeniden dirilişten şüphedeyseniz (bilin ki); biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (embriyodan), sonra yaratılış şekli belli belirsiz bir çiğnem etten yarattık ki, size (gücümüzü) açıkça gösterelim. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz. Sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz. Sonra erginlik çağınıza ermeniz için (büyütüyoruz). Kiminiz öldürülür, kiminiz de bilgiden sonra bir şey bilmez hale gelsin diye hayatın en perişan haline döndürülür. Yeryüzünü kupkuru görürsün. Fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimizde hareketlenir, kabarır ve her güzel çiftten bitirir.
Ey insanlar, eğer dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz, gerçek şu ki, biz sizi topraktan yarattık, sonra bir damla sudan, sonra bir alak'tan (embriyo), sonra yaratılış biçimi belli belirsiz bir çiğnem et parçasından; size (kudretimizi) açıkca göstermek için. Dilediğimizi, adı konulmuş bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz. Sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da erginlik çağına erişmeniz için (sizi büyütüyoruz). Sizden kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de, bildikten sonra hiç bir şey bilmeme durumuna gelmesi için ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilmektedir. Yeryüzünü kupkuru ölü gibi görürsün, fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her güzel çiftten (ürünler) bitirir.
Ey insanlar! Eğer öldükten sonra dirilme işinde şüphede iseniz (ilk yaratılışınızı düşünün), muhakkak ki biz, sizi (Âdem'den, Âdem'i de) topraktan yarattık; sonra bir nutfeden (meniden), sonra pıhtılaşmış bir kandan, sonra yaratılışı tam ve yaratılışı noksan bir et parçasından ki, size kudret ve hikmetimizi beyan edelim. Hem sizi dilediğimiz belirli bir vakte kadar rahimlerde durduruyoruz da, sizi bir bebek olarak çıkarıyoruz. Sonra sizi, kemal ve kuvvet çağınıza erişmeniz için bırakırız. Bununla beraber, içinizden kimi öldürülüyor, kimi de önceki bilgisinden sonra, hiç bir şey bilmemek üzere, kuvvetten düşürülüp kocalma haline çevriliyor. Bir de arzı görürsün, ölmüş (kurumuş); fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır ve her güzel çiftten nebatlar bitirir.
Ey insanlar! Eğer diriliş konusunda töhmet ve şüphe içinde iseniz, işte Biz, sizi topraktan, sonra meniden, sonra rahme asılan bir zigottan, sonra şekillenmiş ve şekillenmemiş bir et parçasından yarattık. Nihayet sizi gül gibi açıp gösteriyoruz. (Yani) istediğimiz şeyi belli, bir zamana kadar rahimlerde yerleştiririz. Sonra sizi çocuk olarak çıkartırız. Sonra siz ergenlik ve kemale ulaşırsınız. Sizden bazıları (erken) vefat eder. Kimileri de ömrünün en alt basamağına geri döndürülür. (Yani çocuk gibi olur.) Nihayet, bilgiden sonra hiçbir şey bilmeyecek duruma gelir. Yeri de kupkuru sönük olarak görürsün. Fakat üzerine suyu indirdiğimiz zaman, titreşir, kabarır ve her güzel çiftten bitirir.
Ey insanlar! Yine dirilmekten şüphe ediyorsanız, biz sizleri topraktan, sonra belsuyundan, sonra pıhtıdan, sonra tamam biçimsiz bir çiğnemden yarattık ta ki, size belirtelim kudretimizi, adanan bir güne dek, rahimde tutarız, bir yavru olarak, sonra sizi çıkarırız, daha sonra da olgunluğa erersiniz; içinizden kimi ölür, kimisi de bunayıp, bildiğini bilmez olur; yeryüzünü sen kurumuş görürsün, biz oraya yağmur verince, kımıldanır, kabarır, bakanı sevindiren her çeşitten bitirir
Ey insanlar! Şayet öldükten sonra tekrar dirilmek konusunda şüphede iseniz, (bilin ki) biz sizi topraktan (ilk insan olarak yarattıktan) sonra (sırasıyla) az bir sudan (meniden/spermden), sonra bir “alaka”dan genetik yapı, embriyodan/pıhtılaşmış kandan, sonra (temel unsurları) tamamlanmış ama (bütün öğeleriyle) henüz tamamlanmamış bir mudga'dan (canlı et parçasından) yarattık ki size (öldükten sonra dirilmenin nasıl olabileceğini) apaçık gösterelim. Dilediğimizi (hayata getirmek için) belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz). İçinizden (erken) ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, (daha önce pek çok şey) bilirken (daha sonra bebek gibi) hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her güzel çiftten nice bitkiler bitirir.
Bkz. 23:14,39:6Öldükten sonra dirilmeyi insanların daha rahat idrâk edebilmesi için Kur’an’ın daha pek çok yerinde görüldüğü gibi bu ayette de Allah, insanın yaratılış aşamasından yeryüzündeki bitkilerin kuruduktan sonra yeniden canlanmasına kadar farklı örnekler vermektedir. İlk insanın topraktan yaratılmasından sonraki neslin devamı için Allah’ın takdir ettiği aşama düşünmeye değerdir. Erkeğin spermlerden biri kadının rahim tüplerindeki yumurta hücresi ile birleşince “döllenme” gerçekleşir ve ayette de ifade edildiği gibi anne rahminde belli merhalelerden geçerek vücut tam şeklini alır. Daha sonra kendisine ruh verilir (Müminun 23:14) ve böylece insan nesli devam eder gider.
Diyanet İşleri (Eski)
Ey insanlar! Öldükten sonra tekrar dirilmekten şüphede iseniz bilin ki, ne olduğunuzu size açıklamak için, Biz sizi topraktan sonra nutfeden, sonra pıhtılaşmış kandan, sonra da yapısı belli belirsiz bir çiğnem etten yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız; sonra sizi çocuk olarak çıkartırız, böylece yetişip erginlik çağına varırsınız. Kiminiz öldürülür, kiminiz de ömrünün en fena zamanına ulaştırılır ki, bilirken birşey bilmez olur. Yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır, her güzel bitkiden çift çift yetiştirir.
Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (aşılanmış yumurtadan), sonra uzuvları (önce) belirsiz, (sonra) belirlenmiş canlı et parçasından (uzuvları zamanla oluşan ceninden) yarattık ki size (kudretimizi) gösterelim. Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi vefat eder; yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çağına kadar götürülür; ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin. Sen, yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir halde görürsün; fakat biz, üzerine yağmur indirdiğimizde o, kıpırdanır, kabarır ve her çeşitten (veya çiftten) iç açıcı bitkiler verir.
Allah Teâlâ bu âyette, öldükten sonra tekrar dirilmeyi inkâr edenlere karşı, önce, insanın yaratılışının seyrini veciz bir şekilde ifade buyuruyor. Burada insanın nutfe, yani sperma halinden başlayarak dünyaya gelişine kadarki bu oluşumu açıklanmıştır.
«Alaka» kelimesi arapçada «ilişik, ilişki, kulp, sülük, tutunmak, yakalanmak, donmuş kan» gibi manalarda kullanılmaktadır. İnsanın oluşumunda kullanılan «alaka» kadının, sperm tarafından aşılanmış ve rahme yerleşmiş yumurtasıdır.
Edip Yüksel
Ey insanlar, diriliş konusunda kuşku besliyorsanız, (hatırlayın ki) sizi topraktan, sonra bir damlacıktan, sonra asılı duran bir madde (embriyo) dan, sonra biçimi belli ve belirsiz bir dölütten yarattık. Böylece size bildiriyoruz. Neyi dilemişsek belli bir süreye kadar onu rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir bebek olarak çıkarırız, ve ardından olgunlaşıp erginleşirsiniz. Kiminizin hayatına son verilir, kiminiz de en kötü yaşa kadar ulaştırılır. Böylece bir bilgiye sahip olduktan sonra bir şey bilemez olsun. Toprağı kuru ve ölü görürsün, ancak üzerine su yağdırdığımız zaman titreşip kabarır ve çeşit çeşit güzel bitkiler bitirir.
Modern biyolojiye göre dölütün ana karnında tam gelişimi için gebelik süresi, döllenmeden sonra 38 hafta veya 266 gündür.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey insanlar ! Eğer öldükten sonra dirilmekten şüphede iseniz, (bilin ki) ne olduğunuzu size açıklamak için şüphesiz biz sizi topraktan, sonra nutfeden (spermadan) sonra bir alekadan (embriodan) sonra yapısı belli belirsiz bir et parçasından yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkartırız, sonra sizi, olgunluk çağına erişmeniz için bırakırız. Bununla beraber kiminiz öldürülür, kiminiz de önceki bilgisinden sonra, hiçbir şey bilmemek üzere, ömrünün en fena zamanına ulaştırılır. Bir de yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat biz onun üzerine su indirdiğimiz zaman, harekete geçer, kabarır ve her güzel çiftten bitkiler bitirir.
Ey insanlar! Eğer ba'sten şübhede iseniz şu muhakkak ki biz sizi bir topraktan halketmekteyiz, sonra bir alekadan, sonra hılkati belli belirsiz bir mudgaden, ki size anlatalım diye hem müsemma bir ecele kadar dilediğimiz müddet rahimlerde durduruyoruz da sonra sizi bir bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da kuvvetinize irmeniz için, bununla beraber içinizden kimisi vefat ettiriliyor, yine içinizden kimisi de biraz ılimden sonra bir şey bilmesin diye erzeli omre doğru giri itiliyor, Arzı da görürsün sönmüş kül halinde, derken üzerine suyu indirdiğimiz zaman ihtizaz eder kabarır da her dilber çiftten nebatlar bitirir
Ey insanlar, eğer siz öldükden sonra dirilmek hususunda herhangi bir şübhe içinde iseniz şu muhakkakdır ki biz sizi (n aslınızı) toprakdan, sonra (onun zürriyetini) insan suyundan, sonra pıhtılaşmış bir kandan, daha sonra da hilkati belli belirsiz bir çiğnem etden yaratdık (ve bunları) size (kemâl-i kudretimizi) apaçık gösterelim diye (yapdık). Sizi dileyeceğimiz muayyen bir vaktâ kadar rahmlerde durduruyoruz, sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyoruz, daha sonra da kuvvetinize (yiğitlik çağına) ermeniz için (büyütüyoruz). Kiminiz öldürülüyor, kiminiz de (evvelki) bilgi (sin) den sonra (artık) hiç bir şey bilmemek üzere ömrün en fena (devresine) doğru gerisin geri itiliyor. Sen yer (yüzünü) kupkuru ve ölü görürsün. Fakat biz onun üstüne suyu (yağmuru) indirdiğimiz zaman o harekete gelir, kabarır, her güzel çiftden nice nebat bitirir.
Ey insanlar! Eğer öldükten sonra dirilmekten şübhe içinde iseniz, artık muhakkak ki biz, sizi bir topraktan, sonra bir nutfeden, sonra bir alakadan, sonra da (ne) yaratılmış (ne de) yaratılmamış (henüz kemâle ermemiş) bir mudgadan yarattık ki, size (kud reti mi zi)açıkça gösterelim.(1) Artık dilediğimizi muayyen bir vakte kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak çıkarırız; sonra da gücünüz kemâle ersin diye (sizi büyütürüz). İçinizden kimisi(yaşlanmadan) vefât ettirilir, kiminiz de ömrün en rezîline (bunaklık çağına) ulaştırılır ki, biraz bilgiden sonra bir şey bilmez olsun! Ve (sen) yeryüzünü kupkuru görürsün; fakat onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman, harekete geçer, kabarır ve her çift (her cins) güzel bitkiden yetiştirir.
(1)Kur’ân-ı Azîmü’ş-şân’da “nutfe” ta‘bîri; bazen meni içinde erkek spermlerini ihtivâ eden sıvıya, bazen ana rahmindeki döllenme mahalline kadar sağlam olarak ulaştırılan sperm topluluğuna, bazen de spermle döllenmiş kadın yumurtasına (zigot’a) denilmektedir. Burada insanın yaratılış safhaları olarak zikredilen devrelerden “alaka”, ana rahmi duvarına tutunmuş asılı bir hücre topluluğu hâlindeki döneme, “mudga” ise, dişle çiğnenmiş ete benzeyen bir cenin safhasına denir. (Sadler, 27-71)“Vücûd-ı insan, tavırdan tavıra geçtikçe acîb ve muntazam inkılâblar geçiriyor. Nutfeden (hakir bir damla sudan süzülmüş hulâsadan) alakaya, alakadan mudgaya, mudgadan azm ve lâhme (kemik ve ete), azm ve lâhmden halk-ı cedîde (yeni bir yaratılışa) yani insan sûretine inkılabı, gāyet dakik (ince) düsturlara tâbi‘dir. O tavırların herbirisinin öyle kavânîn-i mahsûsa (husûsi kānunlar) ve öyle nizâmât-ı muayyene(belirlenmiş intizamlar) ve öyle harekât-ı muttarideleri (düzenli hareketleri) vardır ki; cam gibi, altında bir kasd, bir irâde, bir ihtiyar, bir hikmetin cilvelerini gösterir. (...) Acabâ mümkün müdür ki: Bu derece nihâyetsiz bir kudret ve muhit (kuşatıcı) bir hikmet ile rubûbiyet eden (herşeyi terbiye ve idâre eden) ve zerrattan tâ seyyârâta (zerrelerden gezegenlere) kadar bütün mevcûdâtı (varlıkları) kabza-i tasarrufunda (tasarrufu altında) tutmuş ve intizam ve mîzan (ölçü)dâiresinde döndüren Sâni‘-i zü’l-Celâl (celâl sâhibi ve herşeyin san‘atkârı olan Allah), ‘neş’e-i uhrâ’yı(tekrar dirilmeyi) yapmasın veya yapamasın! İşte çok âyât-ı Kur’âniye, şu hikmetli neş’e-i ûlâyı (ilk yaratılmayı) nazar-ı beşere vaz‘ ediyor (insanın gözüne gösteriyor). Haşir (dirilme) ve kıyâmetteki neş’e-i uhrâyı ona temsîl ederek istib‘âdı izâle eder (akıldan uzak görmeyi giderir).” (Sözler, 29. Söz, 198-200)Haşrin kat‘î bir sûrette isbâtı için bakınız; (Haşir Risâlesi, Zülfikār, 10. Söz, 6-73)
İlyas Yorulmaz
Ey İnsanlar! Eğer dirilme gününden şüphe içinde iseniz, şunu unutmayın ki sizi topraktan biz yarattık. Sonra sizi atılmış meniden, sonra ana rahmine asılmış kan pıhtısından ve belli belirsiz et parçasından meydana getirdik ki, size bunları açıklıyoruz. Ve bunların arkasından tespit edilmiş, bizim dilediğimiz bir zamana kadar rahimlere sizi biz yerleştiririz. Sonra sizi çocuk olarak çıkartırız sonra siz (fiziki olarak) güçlü bir yapıya ulaşırsınız ve o güçlü çağlarınızda sizden canlarını aldıklarımız olduğu gibi, aynı zamanda sizden bir kısmınız, ömrünün en düşkün çağına, bir şeyi bilirken, bilmez duruma (yaşlılığa) döndürülen olur. Sen yeryüzünü kupkuru görürsün ve biz gökten su indirdiğimizde yeryüzü canlanır, toprağı kabarır ve çiftler halinde her türlü güzel bitkiler ortaya çıkar.
Ey nâs! Tekrar dirilmek hususunda şüpheye tutuluyorsanız bir kere şuna bakın: Biz sizi evvelâ topraktan sonra, dökülen sudan, sonra donmuş kandan, sonra tamam ve ayıpsız, nâtamam, suratsız bir halde bir et parçasından yarattık. Ta ki size kudretimizi belli edelim. Biz, döl yataklarında muayyen bir vakte [²] kadar dilediğimizi sabit ve berkarar ederiz. Sonra sizi çocuk olarak çıkarırız. Daha sonra yiğitlik çağına kadar sizi büyütürüz, içinizden bir kısmınız vefat eder, bir kısmınız da ömrün en hasis çağı olan kocalık ve bunaklık zamanına kadar yaşar ki çocuk gibi evvelki bildiğini bilmez olur. Sen yeri kupkuru revnaksız görürsün, biz üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman, ot ile harekete gelir, kabarır, bakana sevinç veren her nevi nebatları bitirir.
İsmail Hakkı İzmirli Hacc Suresi 5. Ayet Açıklaması
[2] Doğum zamanına kadar, muayyen aylara kadar.
Kadri Çelik
Ey insanlar! Eğer dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz, şüphesiz size (kudretimizi) açıkça göstermek için biz sizi topraktan, sonra bir damla sudan, sonra pıhtılaşmış kandan (embriyo), sonra yaratış biçimi belli belirsiz bir çiğnem et parçasından yarattık. Dilediğimizi, adı konulmuş bir süreye kadar rahimlerde karar kılarız. Sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da erginlik çağına erişmeniz için (sizi büyütüyoruz). Sizden kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de bildikten sonra hiç bir şey bilmeme durumuna gelmesi için ömrün en rezil çağına geri çevrilmektedir. Yeryüzünü de kupkuru ölü gibi görürsün, fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her çiftten iç açıcı (bitkiler) bitirir.
Ey insanlar; eğer ölümden sonra yeniden diriliş konusunda herhangi bir şüpheniz varsa, kendi yaratılışınıza bir bakın:Hiç kuşkusuz biz sizi, ilk önce atanız Âdem’de olduğu gibi topraktan, sonra topraktan yetişen yiyeceklerle babanızın vücudunda oluşan nutfeden, sonra ana rahmine düşen bu nutfenin belli bir dönem sonunda kan pıhtısı görünümünde, rahmin duvarına yapışmasıyla oluşan alakadan, sonra temel unsurları bakımından yaratılışı kısmen tamamlanmış, fakat bütün organlarıyla henüz tamamlanmamış olan bir çiğnem et parçasındanyarattık ve bu yaratılışı size böyle ayrıntılarıyla anlattık ki, Kur’an’ın ilâhî bir kelam olduğunu, hiçbir şüpheye meydan vermeyecek biçimde size açıkça gösterelim. Cenin hâlinden sonraki aşamalara gelince:Bu ceninlerden, sağlıklı bir şekilde doğmasını dilediklerimizi belirli bir vakte kadar rahimlerde tutar, zamanı gelince de sizi bir bebek olarak dünyaya getiririz; sonra da ergenlik çağınıza erişinceye kadar sizi besleyip büyütürüz; içinizden bazıları daha genç yaşta hayata gözlerini yumarken, kimileriniz de bildiği şeyleri dahî bilemez hâle geleceği, ömrünün o en düşkün ve perişan çağına kadar yaşatılır. Gelelim, dış dünyanızdaki delillere:Kış mevsiminin sonunda, yeryüzünü, bitki örtüsü ölmüş, kupkuru bir hâlde görürsün; derken oraya bahar yağmurları halinde su indirdiğimizde, bir de bakarsın ki, düne kadar hayattan eser olmayan yerde, toprak birdenbire coşup harekete geçer, altındaki tohumların çatlamasıyla öbek öbek kabarır ve her güzel çiftten, renk renk, çeşit çeşit ürünlerverir.”
Ey İnsanlar!
“Öldükten Sonra Yeniden Diriltiliş” ten kuşku içindeyseniz, biz, sizi toprak’tan, sonra nutfe’den / damla’dan, sonra alaka’dan, sonra da size gösterip açıklayalım diye biçimlenmemiş ve biçimlenmiş bir çiğnem et’ten yarattık.
Dileyeceğimizi, adı konmuş / belirli bir süreye kadar Rahimler’de tutarız.
Sonra sizi bebek olarak çıkarırız.
Sonra erginlik çağınıza ulaşırsınız.
Kiminiz vefat ettirilir; kiminiz de bilgi’den sonra bir şey bilmemek için Ömr’ün en düşkün dönemine döndürülür.
Bir de Yeryüzü’nü bitkin-cansız görürsün.
Onun üzerine su indirdiğimiz zaman kımıldadı; kabardı; güzel çiftlerin hepsinden bitkiler bitirdi.
Ey insanlar! Eğer öldükten sonra dirilişten bir şüphe içerisindeyseniz, (şunu iyi bilin ki) size (kudretimizi) göstermek için Biz, sizi (ilk önce) topraktan,1 (Âdem’den) sonra da bir damla sudan, sonra pıhtılaşmış kandan, sonra (şekli) belli belirsiz bir çiğnemlik (et parçasın)dan yarattık.2 Sizden dilediğimizi, belirli bir süreye kadar ana karnında tutuyoruz, olgunluk çağına erişmeniz için sonra sizi bebek olarak (dünyaya) çıkarıyoruz. Ve sizden kiminiz vefat ettiriliyor, kiminiz de bildikten sonra hiç bir şey bilmeme durumuna gelmesi için ömrün en rezil çağı (olan yaşlılığa) götürülüyor. (Bir de) yeryüzünü ölü (gibi) görürsün3 fakat Biz onun üzerine suyu indirince o, harekete geçer, kabarır ve her güzel bitkiden çifter çifter yetiştirir.
1 Bu, Hz Âdem’in ve eşi’nin yaratılışıdır.2 Bu bölümdeki: nutfe; sperm, alaka; embrio, mudğa ise; insanın şekillenmemiş hali demektir. Geniş bilgi için Bk. (Mü’minun: 12-14)3 Bu bölüm:“ ...(Bir de) yeryüzünü (ateş iken) sönmüş (olarak) görürsün...” diye de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
EY İNSANLAR! Ölümden sonra kalkış [olgusun]dan şüphedeyseniz, o zaman, [hatırlayın ki,] Biz, gerçekten de sizi[n her birinizi] topraktan, sonra bir döl suyu damlasından, sonra döllenmiş hücreden, sonra (temel unsurları ve istidatlarıyla) tamamlanmış ama (bütün ögeleriyle) henüz tamamlanmamış bir ceninden 4 yarattık ki, size [menşeinizi böylece] açıklayalım. Ve [doğmasını] dilediğimizin, [annesinin] rahminde [Bizce] belirlenmiş bir süre için kalmasını sağlarız; sonra sizi çocuk olarak dünyaya getirir ve [yaşamanıza imkan veririz]; böylece [bazılarınız] olgunluk çağına erişir; öyle ki, kiminize [daha çocukluk çağında] ölüm tattırılırken, kiminiz de yaşlılığın öyle düşkün çağlarına eriştirilir ki, bildiğini bilmez olur. 5 Ve [sen, ey insanoğlu, ölümden sonra kalkıştan şüphe ediyorsan, düşün ki:] bir bakıyorsun yeryüzü kupkuru; ama ona su indirdiğimizde, (bir de bakıyorsun) canlanıp kabarmış ve her türden güzel ekinler ortaya koymuş!
– Ey insanlar! Eğer, tekrar diriltileceğinizden bir şüpheniz varsa unutmayın ki, biz sizi ilkin topraktan, sonra bir damla sudan/spermden, sonra rahim duvarına yapışan döllenmiş yumurtadan, sonra yaratılışı kısmen tamamlanmış, kısmen de tamamlanmamış bir et parçasından yarattık. İşte size yaratılışınızın aşamalarını böylece açıklıyoruz. Derken dünyaya gelmesini dilediğimizi belirli bir süreye kadar rahimlerde tutar ve sizi bir bebek olarak dünyaya çıkarırız, sonra da gelişip büyümenize imkân sağlarız, içinizden kiminiz erken vefat ettirilir, kiminiz de ömrünün en düşkün çağı bunaklık dönemine kadar ertelenir de bildiği şeyleri bilemez hale gelir. Tıpkı kupkuru toprağı gördüğün gibi, biz oraya yağmur yağdırdığımız zaman o toprak kabarır ve canlanır ve her türden güzel bitkilerle donanır. 4/1-133-170-174, 7/158, 33/45, 35/3, 23/12...16, 32/7...15, 40/67, 16/70, 36/68, 7/57, 26/7
EY insanlık![2791] Eğer (ölümden sonra) diriliş konusunda kuşku içindeyseniz, unutmayın ki Biz sizi (ilkin) bir tür topraktan,[2792] sonra bir damlacık döl suyundan,[2793] sonra rahim cidarına asılıp tutunan döllenmiş yumurtadan,[2794] sonra (aslî unsurları) oluşmuş fakat (talî unsurları) henüz oluşmamış bir ceninden yarattık:[2795] bu size (menşeinizi) açıklamak için yaptığımız (bir uyarıdır).[2796] Derken, (doğmasını) istediğimizi belirlenmiş bir süreye kadar (annelerinin) rahimlerinde tutarız; sonra sizi bir bebek olarak dünyaya getirtiriz; nihayet sizler olgunluk çağına, (işte bütün bu süreçlerden geçerek) ulaşırsınız: ama içinizden kimilerine ölüm (erken yaşlarda) tattırılır, kimileri de ömrün en düşkün çağına kadar ertelenir; öyle ki, sonunda o, bilen biriyken hiçbir şey bilmez hale gelir.[2797] (Bu, şuna benzer) ki; önce yeryüzünü kupkuru bir halde görürsün; fakat ona indirdiğimiz suyun ardından canlanır, kabarır ve her türden gözalıcı bitkilerle yeşerir.[2798]
[2791] Nida ile ilgili bir açıklama için bkz: 2:21, not 28.
[2792] Turabindeki belirsizlik çeviriye “bir tür” olarak yansımıştır. Unutulmamalı ki toprak yanıp sönmüş bir ateşin küllerinden doğmuş bir hayat anasıdır.
[2793] Bu âyette olduğu gibi, insanın “toprak türünden” ve “önemsiz bir su”dan (77:20) yaratıldığını ifade eden tüm âyetlerin amacı, insanı yaptıklarının sorumluluğunu üstlenmeye ikna, dolayısıyla Hesap Günü inancına davettir (Krş: 2:30-34; krş: 76:1). Öldükten sonra dirilmeyi inkâr eğiliminin, sorumluluğu inkârın bir sonucu olduğu bu üslûpla vurgulanmaktadır.
[2794] ‘Alakanın insan yaratılışının özelliğini ifade eden bir bağlamda “sevgi ve alâka” olarak çevrilmesi için bkz: 96:2, not 3. Burada kelime embriyolojik bir bağlamda geçmektedir ve vurgusu da embriyolojiktir. Arapça’da “sülük” için bu kelimenin kullanıldığı hatırlanacak olursa, insanın dünyaya gelişiyle ilgili embriyolojik süreç içerisinde döllenmiş yumurtanın rahim duvarına asılıp tutunması ve etrafında bir kan havuzcuğu oluşması aşamasını ifade ettiği anlaşılır.
[2795] Mudğa, yaklaşık yedinci haftadan başlayan embriyolojik aşamayı ifade eder. Önce bir parmak boğumu uzunluğunda ve et parçası görünümünde olan cenin daha sonra yedi santime kadar gelişir. Bu aşamada başta kalp olmak üzere beyin, göz, kulak, burun gibi temel organların oluşumu tamamlanır. Sinir sistemi hızla gelişir, kol ve bacak çıkıntıları belirir. Artık kemiklerin ve kasların oluşumuna sıra gelmiştir (Bunların da dile getirildiği bir âyet için bkz: 23:12-14). Âyetteki “(kısmen) oluşmuş ve (kısmen) oluşmamış” ibâresinin gerekçesi budur.
[2796] İnsana menşeinin ne kadar sıradan fakat potansiyelinin ve imkânlarının ne kadar muhteşem olduğu gösteriliyor. Böylece, “anılmaya bile değmeyen” bir durumdan “yaratıklar evreninin zirvesine” taşımayı dileyen Rabbine teslim olması ve kendisine yabancılaşmaması öğütleniyor.
[2797] Krş: 16:70, not 77. Zımnen: İnsan aklı ermez olarak doğmuştu, sonunda yine başa döner. Bu, derin düşünen için yeniden dirilişin habercisidir.
[2798] Kuru toprağı sulayıp onun bağrında can alıcı güzellikler ortaya çıkaran kudret, insanın yaratılış sürecinde de aynısını yapmaktadır. Özetle insanı yeniden diriltecek olan da işte bu kudrettir. Toprağın ve insanın tâbi olduğu bu evrensel yasayı inkâr nasıl abes ise, aynı yasanın sahibi tarafından konulan insanın yeniden dirilişi yasasını inkâr da öyle abestir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ey insanlar! Eğer siz öldükten sonra tekrar dirilmekten bir şüphede iseniz (düşününüz ki) Biz sizi topraktan, sonra safi bir sudan, sonra kırmızı bir kan parçasından, sonra da tam yaratılmış veya tam yaratılmamış bir et parçasından yarattık, size açıkça anlatalım (diye) ve dilediğimizi rahimlerde muayyen bir vakte kadar durduruyoruz, sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyoruz, sonra da kemale eresiniz (diye yaşatıyoruz) ve sizden kimi vefat ettiriliyor, ve sizden kimi de ihtiyarlık çağına itiliverilir, tâ ki, bilgiden sonra birşey bilmez olsun. Ve yeryüzünü kurumuş bir halde görürsün. Vaktâ ki, onun üzerine suyu indiriveririz, harekete gelir ve kabarır ve her güzel çiftten otları bitirir.
Ey insanlar! Eğer siz öldükten sonra dirilmekten şüphe ediyorsanız, bilin ki: Biz sizi ilkin topraktan, sonra bir nutfeden, sonra (rahim cidarına) yapışan bir hücreden, sonra esas unsurlarıyla hilkati tamamlanmış, ama bütün azalarıyla henüz tamamlanmamış bir çiğnem et görünümünde bir ceninden yarattık ki, kudretimizi size açıkça gösterelim. Dilediğimizi belli bir süreye kadar ana rahminde durdururuz. Sonra da sizi bir bebek olarak dünyaya çıkarırız. Sonra güç kuvvet kazanıncaya kadar sizi büyütürüz. İçinizden kimi henüz çocukken öldürülür, kimi de hayatın en düşkün biçimine götürülür. Öyle ki daha önce bildiği şeyleri bilmez hale gelir. Yeri de kupkuru görürsün, ama oraya Biz su indirince çok geçmeden kıpırdanır, kabarır da gözü gönlü açan her güzel çiftten nice nebat bitirir. (16, 70; 23, 13. 14; 30, 54; )
İnsanların aslı, atası olan Hz. Âdem topraktan yaratıldığı için “sizi topraktan yarattık” buyuruldu. Ayrıca her insanın bedeninin toprakta bulunan elementlerden teşkil edildiği de kasdedilmiş olabilir. Bu âyet insanın ana karnında şu safhalardan geçtiğini bildirmektedir. 1. Sperma (nutfe) 2. Alaka: Asılıp tutunan, sülük gibi bir yere yapışan şey demek olup aşılanmış yumurtanın rahim cidarına tutunmasını ifade eder. 3. Muhallaka ve gayr-i muhallaka: Mütenasip olan hem de mütenasip olmayan bir çiğnem etten, yani uzuvları zaman içinde oluşan canlı, yani embriyo safhası. [23,14] âyeti bunlara ilaveten son olarak iskelet ve iskelete et giydirme, sonra da bir başka yaratılış verme safhalarını da ilave eder. Bu anlatım karşısında, son yüzyılda yaşayan bilim adamları hayret ve hayranlık duymuşlardır. Zira daha 18. ve 19. asırda bile Avrupa’da eski hurafeler, bilim çevrelerini bile etkiliyordu. Oysa Kur’ân’ın bu anlatımını, ilerleyen Anatomi ilmi günümüzde kesin olarak tesbit etmiştir (M. Bucaille, Kur’ân ve Bilim, s. 300 - 304; Prof. Dr. Keith Moore, The Developing Human, (With İslamic Additions) Toronto, London, Tokyo, Philadelphiaets. 1983. Bu kitap, tamamen bu konu ile ilgilidir).
Süleyman Ateş
Ey insanlar eğer öldükten sonra dirilmekten kuşkuda iseniz (bilin ki) biz sizi (önce) topraktan, sonra nutfe(sperm)den, sonra alaka(embriyo)dan, sonra biçimlenen ve biçimlenmeyen bir çiğnem et parçasından yarattık ki, size (kudretimizi) açıkça gösterelim. Dilediğimizi belirtilmiş bir süreye kadar rahimlerde tutarız, sonra sizi bir bebek olarak çıkarırız. Sonra güç(ve kabiliyetler)inize ermeniz için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi (henüz çocukken) öldürülür, kimi de ömrün en kötü çağına(ihtiyarlığa) itilir ki, bilirken bir şey bilmez hale gelsin (çocukluğundaki gibi bedence ve akılca güçsüz bir duruma düşsün). Yeri de kurumuş, ölmüş görürsün. Fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her güzel çifti bitirir.
Kur'ân'ın anlattığı insan yaratılış aşamaları, anatomi ve jinekoloji ile de doğrulanmaktadır. Döllenme esnasında erkek, 400-500 milyon sperm çıkarır. Kur'ân'da nutfe adı verilen bu menî hayvancıklarının büyük bir başı ve uzunca bir kuyruğu vardır. Kuyruğunun titreşimiyle hareket eder. Kadının Ovarium'una ulaşınca yumurtacığı yalnız bir hayvancık aşılar. Aşılanmış yumurta ikiye, dörde, sekize, onaltıya bölünürken rahim kanalından gelip, rahmin arka duvarında, kendine bir yer seçerek oraya asılır. İşte Kur'ân'da buna, asılan anlamında Œlaka denilmiştir. Kırk gün kadar böyle Œlaka hâlinde kalır. Bölünme sonunda çoğalan bu nokta yuvarlaşır, belli belirsiz bir çiğnem et parçasına benzer bir görünüm veren Œlaka, mu´ğa (çiğnenmiş et) şekline konmuş olur. Uzunluğu 2,5 cm den fazla olmayan mu´ğa'nın hacmi elli katına, ağırlığı da sekiz bin katına çıkar. Bundan sonra mu´ğa, hücrelere bölünmesini sürdürür. Hücrelerin binlercesi kendi aralarında birleşerek her grup, fotus denilen cenînin belirli bir organını yapar. Mü'minûn Sûresinin 13. âyetinde belirtildiği gibi, insanın yaratılışı nutfe ile başlar. Nutfe Œlakaya, Œlaka mu´ğaya döner. Mu´ğanın içinde oluşan kemikleri adale dokusu sarar. Yüce kudret böylece insanı yaratır. .
Süleymaniye Vakfı
Ey insanlar! Kabirlerden kalkma konusunda şüpheniz varsa (düşünün): Sizi önce topraktan sonra döllenmiş yumurtadan, sonra alakadan[1], sonra da bir çiğnem[2] et parçasından belli belirsiz şekilde yarattık. Bu sözler, size olup biteni açıklamamız içindir. Yaşamasını tercih ettiğimizi belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde tutar, sonra sizi bir çocuk olarak çıkarırız. Sonra da ergenlik çağına eresiniz (diye yaşatırız). Kiminiz ölür, kiminiz de ömrün en düşkün çağına[3] kadar yaşatılır ki bilirken bilemez hale gelsin. Toprağı da kupkuru görürsün ama üzerine suyu indirdik mi kıpırdar, kabarır ve her türlü güzel bitkinden bir eş bitirir.
[*] Rahim duvarına yapışmış embriyodan. [2] Mugdatin(مضغة) kelimesine çiğnem adı verilmiştir. Isırılmış et parçası ve embriyo anlamına gelir. Isırılıp bırakılmış et parçasında dişler iz bırakır. Gelişmekte olan embriyonun omurga kemiklerinin oluşmaya başladığı bölgede de tıpkı buna benzer bir iz vardır. [3] Yaşlılık, düşkünlük çağı
Şaban Piriş
-Ey insanlar, eğer, tekrar diriltileceğinizden bir şüpheniz varsa size açıkça gösterelim diye sizi topraktan yarattık, sonra spermden, sonra embriyodan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir çiğnem etten yarattık. Dilediğimizi adı konmuş bir süreye kadar rahimlerde tutar ve sizi bebek olarak çıkarırız. Sonra siz yetişip, erginlik çağına gelirsiniz. Kiminizin canı alınır, kiminiz de bildiği şeyleri bilmez olsun diye ömrünün en düşkün dönemine ulaştırılır. Yeryüzünü kupkuru görürsün de biz ona su indirince harekete geçer, kabarır ve her çeşit güzel bitkiyi çift çift bitirir ya...
Ey insanlar! Kıyamet gününde diriltilmekten şüpheniz varsa, şu bir gerçek ki, Biz sizi önce topraktan, sonra bir nutfe'den,(1) sonra bir aleka'dan,(2) sonra kısmen şekillenmiş, kısmen şekillenmemiş bir çiğnem etten(3) yarattık—tâ ki size âyetlerimizi açıklayalım. Dilediğimizi belirlenmiş bir vakte kadar rahimlerde yerleştiririz. Sonra sizi bebek olarak çıkarır, sonra olgunluk çağınıza kadar büyütürüz. Sonra kiminiz öldürülür, kiminiz ise ömrün en düşkün çağına döndürülür de, evvelce bildiği şeyleri bilmez hale gelir. Yeri de kupkuru görürsün; fakat üzerine suyu indirdiğimizde kıpırdanır, kabarır ve her güzel çiftten(4) bitkiler bitirir.
(1) Sözlük anlamı “bir su damlası”; âyette sperm veya zigot (döllenmiş yumurta hücresi) anlamında kullanılmaktadır. Şu âyetlere de bakılabilir: 23:13-14; 40:67; 53:46; 75:37; 76:2.(2) Bu kelimenin dört anlamı birden, mucizevî bir anlatımla, burada karşımıza çıkmaktadır: (1) Bir yere asılma, tutunma: Döllenmiş yumurta hücresi, çoğalmaya başladıktan sonra rahime geçtiğinde, bitki köklerine benzer uzantılarla rahim duvarına tutunup asılır ve kendisini emniyete alır. (2) Sülük: Bir buğday tanesi boyuna ulaştığında, ceninin görüntüsü gerçekten de bir sülüğü andırmaktadır. (3) Kan pıhtısı: Kan, henüz kapalı durumdaki damarlar arasında hapsolmuş halde bulunduğu için, bu aşamada cenin bir kan pıhtısı görünümü de kazanmaktadır. (4) İlgi ve şefkat: Rahim kelimesinde de bu anlam vardır; gerek cenin ile rahim, gerekse anne ile bebeği arasındaki münasebeti en iyi anlatacak kavram da herhalde budur.(3) Mudga: ağızda çiğnenmiş lokma. Ceninin bu aşamadaki hali de, üzerindeki kabartılarla, sanki dişlenmiş gibi bir manzara ortaya çıkarmaktadır. Bu sıralar, vücut organ ve sistemlerinin de kurulmaya başladığı bir zamandır; bazı organların (kalp gibi) ilk adımları atılmakta, şekillenmeler kısmen başlamış bulunmaktadır.(4) 13:3 ve açıklamasına bakınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey insanlar! Ölümden sonra dirilme konusunda kuşku içinde olabilirsiniz. Ama şu bir gerçek ki, biz sizi bir topraktan, sonra bir spermden, sonra bir embriyodan/döllenmiş bir karışımdan, sonra ne olduğu kısmen belirli, kısmen belirsiz bir et parçasından yarattık ki, size açık-seçik beyanda bulunalım. Ve sizi rahimlerde, belirlenen bir süreye kadar dilediğimiz şekilde bekletiyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyoruz. Daha sonra da tam kuvvetinize ulaşmanızı sağlıyoruz. Bununla birlikte içinizden bir kısmı öldürülüyor, yine içinizden bir kısmı ilimden sonra bir şey bilmesin diye ömrün en basit ve düşük noktasına geri gönderiliyor. Yeryüzünü de sönmüş kül halinde görürsün. Nihayet onun üzerine suyu indirdiğimizde titrer, kabarır ve her güzel/bereketli çiftten bir şeyler bitirir.
iy ādemįler! ya'nį mekke ķavmı eger olduñuzsa gümān içinde girü dirilmekden bayıķ biz yarat(t)uķ sizi ŧopraķdan [175b] andan oġlan olduġı śudan andan uyış- mış ķandan andan bir pāre etden tamām yaradılmış ya'nį canlanmış daħı tamām yaradılmamış tā belürdevüz size. daħı dölendürevüz oġul canlar içinde anı kim dilerüz adanılmış vaķta degin. andan çıķaravuz giçi oġlan iken andan tā iresiz 'aķluñuz tamāmlıġına. daħı bir niceñüz oldur kim ölür daħı bir niceñüz oldur kim girü döndürilür 'umruñ herzeregine tā kim bilmeye bildügiñden śoñra nesene. daħı göresin yiri ķuru pes ķaçan kim indürevüz anuñ üzere śuyı deprene daħı arta daħı bitüre her bir dürlüden görklü.