Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3125, sondan 3112. ayet; 26. sure ve Şu'arâ Suresinin 193. ayetidir. Şu'arâ Suresi 193. ayetinin kelime sayisi 4, harf sayısı 16 ve toplam ebced değeri ise 471 olarak hesaplanmıştır. Şu'arâ Suresinin toplam ebced değeri 392049 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (0) م (1) bulunuyor.
Rûhulemîn’den (güvenli ruh) maksat Cebrâil’dir. Yaratılış özellikleri sebebiyle güvenilirliği ihlâl etmediği ve Allah’ın emaneti olan vahyi tam bir emniyet içerisinde peygamberlerine ulaştırdığı için “güvenli” anlamına gelen emîn sıfatı ile nitelendirilmiştir (bk. Taberî, XIX, 111-112; İbn Âşûr, XIX, 189). Ruh teriminin yukarıdaki anlam akışı içerisinde “mutlak güvenilirlik derecesinde vahiy” mânasında kullanılmış olabileceği ifade edilmişse de (Esed, II, 758) kanaatimizce bu yorum dil kuralları bakımından uygun değildir. Zira cümlenin öznesi “ruh” kelimesidir. “Bihî” ifadesindeki “bi” edatı ise “indi” anlamına gelen “nezele” fiilini geçişli kılmaktadır. “Hî” zamiri de vahyi yani Kur’an’ı ifade eder. Buna göre ruh inen değil, vahyi indirendir (bk. Râzî, XXIV, 165). Cümlenin anlamı ise şöyle olur: “Onu senin kalbine Rûhu’lemîn indirmiştir.” Esed’in verdiği mânadan ruhun indirdiği değil, indiği anlaşılmaktadır ki bize göre bu mâna uygun değildir. Ayrıca vahyin Hz. Peygamber’in kalbine bir melek (Cebrâil) tarafından indirildiğine dair başka deliller de vardır (bk. Bakara 2:97; Buhârî, “Bed’ü’l-vahy”, 2). Yüce Allah mesajını insanlara iletmek üzere peygamberleri hangi kavimden seçmişse kitaplarını da o kavmin diliyle göndermiştir (bk. İbrâhim 14:4). Hz. Peygamber de Araplar arasından seçilerek görevlendirildiği için Kur’an ona Arapça olarak indirilmiştir. Fakat bu, onun sırf Araplar’a hitap ettiği anlamına gelmez. Nitekim Kur’an’ın evrensel olduğunu gösteren birçok âyet vardır (meselâ bk. A‘râf 7:158; Furkan 25:1; Kur’an’ın Arapça olarak indirilmesi ve evrenselliği hakkında bilgi için bk. Yûsuf 12:2; ez-Zümer 39:28; vahyin geliş şekilleri hakkında bilgi için bk. “Tefsire Giriş” bölümü, “I. Kur’ân-ı Kerîm A) Tanımı ve özellikleri,
Mehmet Okuyan
193,194,195. Uyarıcılardan olasın diye onu (Kur’an’ı) apaçık Arapça diliyle Güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine indirmiştir.
1- Vahiy. Güvenilir, sağlam, kesin doğru bilgi. Ruh, esas itibarıyla “can” demektir. “Can”, vücuda hayat veren cevher” demektir. Kur'an, ruh sözcüğünü vahiy anlamında kullanmaktadır. Zira vahiy, insana ve topluma hayat vermekte, insana ve topluma düzen vererek onları canlı ve diri tutmaktadır. Onlara en iyi yaşantıyı sağlamanın yolunu göstermektedir. Rûh'ul Emin'e Cebrail denmesi doğru değildir. Er'Rûh'ul emîn isim tamlaması değil, sıfat tamlamasıdır; yani emin ruh demektir. Kur'an'ın, kitabın, ayetlerin, surelerin, hikmetin Tevrat'ın İncil'in Furkan'ın doğrudan Allah tarafından indirildiğine dair yüzlerce ayet bulunmaktadır. Buna karşın onun “Cebrail” adındaki melek tarafından indirildiği inancı Kur'an'la çelişmektedir. (58:22'de Allah müminleri “ruh” ile desteklediğini söylemektedir.)
Ahmet Akgül
Onu (Kur’an’ı) Ruh-ûl Emin (Hz. Cebrail Resulüllah’a) getirmiştir.
1 Rûh’ul-Emin: Allah’ın güvendiği ve güvenle vahyini Peygamberlere gönderdiği rûh, yani; Cebrâil demektir.2 Bu âyet: “O Kur’an’la (güvenilen) vahiy indi.” şeklinde de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
onunla, mutlak güvenilirlik derecesinde olan vahiy inmiştir 81
Mustafa İslamoğlu Şu'arâ Suresi 193. Ayet Açıklaması
[3260] Veya: “Bununla güvene lâyık olan vahiy indi”. Ruh, Kadr 4, Mü’min 15, Şûrâ 52, Nahl 2 ve İsra 85’te doğrudan “vahiy” ya da “vahyin kaynağı” anlamında kullanılır (Ayrıntılı bir açıklama için bkz: 16:2, not 5; 17:85, not 110). Fakat hemen tüm klasik müfessirler buradaki er-Rûhu’l-emîn’i, tıpkı rûhu’l-kuds’te olduğu gibi (2:87) vahiy meleği Cebrail olarak anlarlar.