Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 104, sondan 6133. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 97. ayetidir. Bakara Suresi 97. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 72 ve toplam ebced değeri ise 3152 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (7) ل (11) م (5) bulunuyor.
Arapça Metin
قل من كان عدوا لجبريل فانه نزله على قلبك باذن الله مصدقا لما بين يديه وهدى وبشرى للمؤمنين
De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki o, Allah’ın izni ile Kur’an’ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir.”
Cebrâil kelimesi İbrânîce veya Keldânîce’de “Tanrı’nın güçlü adamı” anlamına gelen Gabriel (Gavriel) isminin Arapçalaştırılmış şekli olup İslâm inançlarına göre ilâhî emirleri peygamber ve meleklere ulaştıran vahiy meleğinin adıdır. Kur’an-ı Kerîm’de Cibrîl, Rûhulkudüs, Rûhulemîn, Ruh ve Resul şeklinde beş değişik isimle anılır. Necm sûresinde (53:5-6) işaret edildiğine göre Cebrâil, karşı konulamayan müthiş bir güce ve kesin bilgilere sahiptir. Hz. Peygamber onu bir kere “açık ufuk”ta, bir kere de “sidretü’l-müntehâ”da aslî hüviyetiyle görmüştür. Cebrâil hadislerde de Hz. Peygamber’e vahiy getiren, Kur’an’ı öğreten ve değişik konularda hükümler bildiren, Resûl-i Ekrem’e, hatta bazan sahâbîlere insan şeklinde görünen bir melek olarak sık sık anılır. Medine’de Hz. Peygamber’in huzurunda oturduğu yer, daha sonra “makam-ı Cibrîl” diye anılmıştır. Özellikle ramazan aylarında geceleri Resûlullah’a gelerek daha önce nâzil olmuş âyetleri ay sonuna kadar bir defa baştan sona kadar onun ağzından dinlerdi (Buhârî, “Savm”, 7; Müsned, I, 288). İslâmî kaynaklara göre Cebrâil, Arş’ı taşıyan ve “mukarrebîn” diye anılan meleklerden olup nurdan yaratılmıştır. Makamı yedinci kat gökteki sidretü’l-müntehâdır. En son ölecek ve âhirette ilk diriltilecek varlıklardandır. Hz. Muhammed’den önceki peygamberlere de vahiy getirmiş ve başka bilgiler öğretmiş; yine onlara birçok konuda yardımcı ve destek olmuştur.
Mîkâil de İbrânîce’deki Mikhael’in Arap telaffuzundaki şekli olup büyük meleklerden birinin ismidir. Bu isim Kur’an’da sadece konumuz olan 98. âyette geçer. Bazı hadislerle diğer İslâmî kaynaklarda Mîkâil’in yağmur yağdırmak, bitki bitirmek gibi tabiat olaylarını düzenlemekle ve yaratıkların rızıklarını yönetmekle görevli olduğu belirtilir. Bir hadiste Hz. Peygamber’in, cehennemin bekçisi Mâlik ile Cebrâil ve Mîkâil’i rüyasında gördüğü (Buhârî, “Bed’ü’l-halk”, 7), başka bir hadiste de Mîkâil’in Hz. Peygamber’e Kur’an’ı yedi harfe göre okuttuğu ifade edilir (Müsned, III, 224).
Cebrâil’in Hz. Peygamber’e vahiy getirdiğini bildiren ve Medine yahudilerinin bu melek hakkındaki yanlış kanaatlerine işaret eden yukarıdaki âyetlerin iniş sebebiyle ilgili olarak müfessirlerin verdiği bilgilere göre Fedek yahudilerinden bir grup Hz. Peygamber’e gelerek, dört konuda soruları olduğunu, bunlara doğru cevaplar verirse müslüman olacaklarını ifade etmişlerdi. Üç sorunun cevabını bekledikleri gibi aldılar. Dördüncü soruları Hz. Peygamber’e vahiy getiren meleğin isminin ne olduğu idi. “Cebrâil” cevabını alınca yahudiler, “Cebrâil bizim düşmanımızdır; çünkü o savaş, kıtlık ve kuraklık meleğidir. Eğer sana vahiy getiren melek Mîkâil olsaydı iman ederdik; çünkü Mîkâil rahmet, bolluk ve yağmur meleğidir” dediler. Diğer bir rivayete göre Hz. Ömer yahudilere, Hz. Muhammed’i yalanlamak için böylesine çaba göstermelerinin sebebini sorduğunda, “Çünkü ona vahiy getiren Cebrâil bizim düşmanımızdır” demişlerdi. Bazı tefsirlerde, yahudilerin, Bâbil Kralı Buhtunnasr’ın (Nebukadnezzar) Kudüs’ü işgal edip (m. ö. 586) yahudi krallığına son vermesi sırasında Cebrâil’den yardım gördüğünü ileri sürerek bu yüzden onu kendilerine düşman bildikleri de kaydedilmektedir (bk. İbn Atıyye, I, 183). İşte yukarıdaki iki âyette, yahudilerin bu düşmanlıklarının yersiz ve haksız olduğuna işaret edilmektedir. Çünkü Cebrâil, daha önceki kitapları ve bu arada Tevrat’ı doğrulayan, inananlar için bir rehber ve mutluluk vesilesi olmak gibi yüce değerler taşıyan Kur’an’ı Hz. Peygamber’e getiren, âyetteki ifadesiyle onun kalbine indiren bir melektir; bu görevini de Allah’ın izniyle yapmıştır; yani sadece Allah’ın kendisine verdiği bir görevi ifa etmiş, Allah ile peygamberleri arasında bir elçilik yapmıştır. Şu halde bundan dolayı ona düşmanlık duygusu beslemek, gerçekte onun getirdiği vahye ve vahyi gönderene karşı düşmanlıktır. Bu sebeple 98. âyette, Cebrâil’e düşman olmanın bir bakıma Allah’a, peygamberlere ve diğer meleklere, bu arada yahudilerin çok sevdiklerini söyledikleri Mîkâil’e düşman olmak anlamına geleceğine işaret edilmekte; bu yüzden Allah’ın da bu kâfirlerin düşmanı olduğu belirtilmektedir.
Mehmet Okuyan
De ki: “Kim Cebrail’e düşmansa (şunu iyi bilsin ki), Allah’ın izniyle onu (Kur’an’ı) senin kalbine, kendisinden önce gelen (kitapların aslını) doğrulayıcı, bir rehber ve müminler için bir müjde olarak o indirmiştir.
Bu cümle vahyin Hz. Muhammed’in kalbine indirildiğinin delilidir. Benzer mesaj: Şu‘arâ 26:193-194.,Yüce Allah ayetin bu kısmında vahyini sahiplenmekte, meleğin görevini aktarmakta ve vahyin Hz. Muhammed’in kalbine indirildiğini bildirmektedir.
Bayraktar Bayraklı
97,98. De ki: “Cebrâil'e düşman olanlar bilsinler ki, Cebrâil Kur'ân'ı senin gönlüne Allah'ın izniyle indirdi. Kur'ân, kendinden önce gelen kitapları doğrulayıcı, müminler için rehber ve müjdedir.” Kim Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrâîl'e ve Mîkâil'e düşman olursa, bilsin ki Allah da inkârcıların düşmanıdır.
De ki kim Cibrîl'e¹ düşmansa, bilsin ki O² onu³ iki eli arasındakileri⁴ tasdik edici ve müminler için bir hidayet ve müjde olarak; Allah, bilgisi dâhilinde5 senin kalbine çokça indirdi.
1– “Allah’ın düzeltici, onarıcı olan vahyine. “Cibrîl, düzeltici, onarıcı ve düzenleyici olan vahiy” demektir. Cebr sözcüğü; zorlamak, tamir etmek, düzeltmek; kırılmış, bozulmuş şeyleri onarıp tekrar işe yarar hale getirmek” demektir. Hükümdarlara cebbar denmesinin nedeni, insanları dilediği işe zorlamasından ya da onların işlerini düzeltmesinden dolayıdır. “Cibril, cebr ve îl sözcüklerinden oluşmuş bir isim tamlamasıdır. Îl sözcüğü eski Arapçada Allah demektir. Tamlama şeklindeki “Cibr-îl veya Cebra-îl sözcükleri ise Allah’ın gücü, onarması, düzeltmesi ve düzenlemesi anlamına gelmektedir. Bu iki sözcüğün bir araya gelmesiyle oluşan isim tamlaması, “Allah’ın düzeltici, düzenleyici olan vahyi” anlamına gelmektedir. Zira vahiy; bozulan, sapkınlaşan toplumları yeniden onarmak, düzeltmek için gönderilmiştir. Cebr sözcüğü kırılmak anlamına gelen kesr sözcüğünün karşıtıdır. Bu da kırılan bir şeyin onarılması demektir. Zamirler doğru isimlere gönderildiğinde de görülecektir ki Cibril indiren değil, indirilendir. Ayrıca Kur’an’ın bizzat Allah tarafından indirildiği yüzlerce ayette belirtilmektedir. İsraîl, İsmaîl, Azraîl vb. isim tamlamaları da bu tür tamlamaya örnek verilebilir. Birçok ayette vahyin Allah tarafından doğrudan indirildiği bildirilmesine rağmen, Cibrîl’e “vahiy meleği” denmesi doğru değildir. (Örneğin 2:23,90,99; 3:3; 4:136;7:196; 15:9, 16:44,89; 17:106; 18:1; 42:17: 76:23) 2- O/Allah. 3- Onu/Cibrîl’i. “o” ve “onu” zamirleri üçüncü şahıs zamirleridir. Ayetteki “onu” zamiri, ayetin kendi içindeki “Cibrîl” sözcüğüne dönmektedir. “Bilsin ki şüphesiz O” ifadesindeki “O” zamiri ise Allah’ı göstermektedir. Yani Cibrîl indiren değil, inendir. 4- Ehli Kitap’ın yanında bulunan Kitapları. 5. “Allah’ın izni ile”, terkibi Allah’ın bilgisi dâhilinde, Allah’ın bilgisi gereği gibi anlamlara da gelmektedir.
Ahmet Akgül
De ki, her kim (herhangi bir şekilde) Cebrail’e düşmanlık eder (ve onu incitecek söz ve davranışlar sergiler) ise, iyi bilsin ki Allah’ın izniyle, kendinden öncekileri tasdik edici ve mü’minler için hidayet ve müjde verici olarak Senin kalbine Kur’an’ı o indirmiştir. (Vahye ve Cebrail’e düşmanlıkla, Allah’a iman bir arada barınmayacaktır.)
De ki: Kim Cibril'e düşmansa iyi bilsin ki o, Allah'ın izniyle evvelce inen kitapların doğruluğunu bildiren, inananlara doğru yolu gösteren ve bir müjdeci olan Kur'an'ı, senin kalbine indirmiştir.
Cibril, Cebreil, Cebrail, Cibrâl tarzlarında da kullanılır. Bu sözün Arapça olmayıp Süryaniciden geldiği ve Süryanicide cebr kelimesinin kul, il, kelimesinin de Allah anlamını ifade ettiği ve bu sözün Tanrı kulu demek olduğu söylenmiştir. (Mecma'ül-Beyan, 1. 71). Tanrı kudreti anlamına geldiğini söyleyenler de vardır. Ahd-i Atıyk'te, Cebrail'in vahiy meleği olduğu, Danyâl bölümünden anlaşılıyor (8, 16). Fakat aynı kitaptan, İsrailoğullarının Mikâil'i daha çok sevdikleri anlaşılmaktadır (12, 1) Fedekli Yahûdilerin bir kısmının, Cebrail bizim düşmanımızdır, bize azapla, harple gelir; Mikâl, bollukla, iyilikle gelir demişlerdi. Bu âyet, bunun üzerine vahyedilmiştir. Cebrail, İslâm inancında, peygamberlere vahiy getiren melektir.
Abdullah Parlıyan
De ki: kim Cebrail'e düşmansa iyi bilsin ki; Cebrail Allah'ın izniyle; evvelce inen kitapların doğruluğunu bildiren, inananlara doğru yolu gösteren bir müjdeci olan Kur'ân'ı senin kalbine indirmiştir.
Sen:
“Cebrâil'e düşman olan, Allah'ın düşmanıdır. Çünkü, Kur'ân'ı Allah'ın bilgisi, planı dahilinde Allah'ın iradesiyle senin kalbine, hafızana, Cebrâil bölüm bölüm indirip yerleştirdi. Daha önceki kutsal kitaplara âit içinde nakledilenleri tasdik eden mü'minlere hidayet rehberi olan ve müjdeler getiren Kur'ân'ı indirdi." beyanımızı insanlara söyle.
De ki: "Kim Cibril'e düşman olursa, (bilsin ki) o bunu (Kur'an'ı) Allah'ın izniyle, daha önce gelmiş olanları doğrulayıcı, iman edenler için de bir hidayet rehberi ve müjde olarak senin kalbine indirdi.
97.Buhari`nin Enes bin Malik (r.a.)`ten rivayet ettiğine göre, Resulullah (a.s.) Medine`ye geldiğinde Abdullah bin Selâm kendine ait bir tarlada hasad yapıyordu. Resulullah (a.s.)`ın yanına giderek, O`na dedi ki: "Ben sana üç şey soracağım ki bunları bir peygamberden başkası bilemez. Kıyamet alametlerinin ilki hangisidir? Cennet halkının ilk yiyeceği nedir? Çocuk neden babasına veya annesine çeker?" Resulullah (a.s.) da: "Bunları az önce Cibril (a.s.) bana bildirdi" diye buyurdu. Abdullah bin Selâm: "Cibril mi?" diye sordu. Resulullah (a.s.): "Evet" dedi. O da: "Bu meleklerden yahudilere düşman olandır" dedi. Resulullah (a.s.) da ona bu ayeti kerimeyi okudu. İbnu Hacer el-Askalani, Fethu`l-Bari`de şöyle söylemiştir: "İfadeden anlaşıldığına göre Resulullah (a.s.) bu ayeti kerimeyi ona karşı, söylediği söze cevap olması amacıyla okumuştur. Bu ise ayeti kerimenin o esnada inmiş olmasını gerektirmez."Bu ayeti kerimenin iniş sebebi konusunda Abdullah bin Selâm (r.a.)`la ilgili rivayetten başka sahih bir rivayet nakledilmiştir. Ahmed bin Hanbel, Tirmizi ve Nesai`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre, yahudiler Resulullah (a.s.)`a gelerek bazı sorular sordular ve: "Bunları bilirsen senin peygamber olduğunu anlarız" dediler. Resulullah (a.s.) onların sorularını cevaplandırınca: "Bize senin arkadaşının (yani sana vahyi getirenin) kim olduğunu bildir" dediler. Resulullah (a.s.): "Cibril" diye buyurdu. Bunun üzerine onlar: "Cibril savaş, çarpışma ve azap indirendir, o bizim düşmanımızdır. Eğer rahmeti, bitkiyi ve yağmuru indiren Mikail olduğunu söyleseydin muhakkak daha hayırlı olurdu" dediler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indi.Bu ayeti kerimenin iniş sebebi hakkında daha başka rivayetler de nakledilmiştir. Ancak hepsinde yahudilerin değişik vesilelerle Cibril (a.s.)`e düşman olduklarını ifade ettiklerinden bu ayeti kerimenin indirildiği belirtilmektedir. Bu meseleyle ilgili farklı rivayetlere konu olan değişik olaylar değişik zamanlarda meydana gelmiş olabilir. Ancak bütün bu rivayetler tek bir noktada birleşmektedir.
Ali Bulaç
De ki: 'Cibril'e kim düşman ise, (bilsin ki) gerçekten onu (Kitabı), Allah'ın izniyle kendinden öncekileri doğrulayıcı ve mü'minler için hidayet ve müjde verici olarak senin kalbine indiren O'dur.
Ey Rasûlüm söyle: Her kim Cibrîl'e düşman ise, kininden helâk olsun. Gerçekten Cibrîl, daha önce indirilen kitabları tasdik etmekte olan Kur'an'ı, Allah'ın izniyle senin kalbine indirdi; ve Kur'an-ı Kerim, doğru yol gösterici, müminlere derecelerle kurtuluşu müjdeleyicidir.
Söyle: “Kim Cebraile düşmansa, muhakkak bilsin ki; o Cebrail, Allah’ın izniyle bu Kur’anı, mevcud semavi kitapları doğrulayıcı ve inananlar için müjde ve rehber olarak senin kalbine indirmiştir.
Cebrail'e düşman olana de ki: «Elinizde bulunan kitabı gerçekleyen, Allahın izniyle, senin gönlüne vahiy eden o; inanı olanlara bu hem kılavuzdur, hem de müjdedir
De ki: Kim Cebrail'e düşmansa iyi bilsin ki hem senden evvel indirilen kitapların doğruluğunu bildiren hem de inananlara doğru yolu gösteren ve bir müjdeci olan Kur'an'ı Allah'ın izniyle senin kalbine o (Cebrail) indirmiştir.
Cemal Külünkoğlu Bakara Suresi 97. Ayet Açıklaması
İsrailoğulları; beklediği son peygamber aralarından çıkmayınca peygamberi seçmek ve ona vahyi iletmek sanki tek başına Cebrail’in yaptığı bir işmiş gibi Cebrail’e karşı düşmanlık beslemeye başladılar ve başlarına gelen bütün felaketlerin sorumlusu olarak onu gördüler.
Diyanet İşleri (Eski)
De ki, "Cebrail'e düşman olan kimse Allah'a düşmandır", çünkü O, Kuran'ı Allah'ın izniyle kendinden öncekini tasdik ederek, yol gösterici ve inananlara müjdeci olarak senin kalbine indirmiştir.
De ki: Cebrail'e kim düşman ise şunu iyi bilsin ki Allah'ın izniyle Kur'an'ı senin kalbine bir hidayet rehberi, önce gelen kitapları doğrulayıcı ve müminler için de müjdeci olarak o indirmiştir.
Rivayete göre Fedek hahamlarından Abdullah b. Suriye Peygamberimizle münakaşa etmiş, kendisine vahyi kimin getirdiğini sormuş, «Cebrail» deyince «O bizim düşmanımızdır. Başkası getirseydi iman ederdik» demiştir. Bunun üzerine bu âyet inmiştir.
Edip Yüksel
Şunu de: "Kendinden öncekileri doğrulayıcı, inananlara yol gösterici ve müjde olarak ALLAH'ın izniyle bunu kalbine indiren Cibril'e her kim düşman olursa,
Söyle; her kim Cebrail'e düşman ise iyi bilsin ki, Kur'ân'ı senin kalbine Allah'ın izniyle kendinden önceki vahiyleri onaylayıcı, müminlere hidayet ve müjde kaynağı olmak üzere o indirdi.
Söyle, her kim Cibrile düşman ise bilsin ki o, o Kur'anı senin kalbin üzerine Allahın iznile indirdi, önündekileri tasdıklayıcı ve mü'minlere bir hidayet ve bişaret olmak için
(Habîbim) de ki: «Kim Cebrâîle düşman olursa» (kahrından gebersin!). Çünkü kendinden evvelki (Kitab) ları tasdik edici (ve doğrultucu) ve mü'minler için ayn-ı hidâyet ve müjde olan (Kuran) ı Allahın izni ile senin kalbinin üstüne o indirmişdir.
(Ey Resûlüm!) De ki: “Kim Cebrâîl'e düşman ise,(2) artık şübhesiz (bilsin) ki onu (o Kur'ân'ı) senin kalbine, Allah'ın izniyle, kendinden önceki (kitab)ları tasdîk edici ve mü'minler için bir hidâyet ve müjde olmak üzere o (Cebrâîl) indirmiştir.”
(2)Yahudiler Resûl-i Ekrem (asm)’a: “Sana gökten hangi melek geliyor?” diye sordular. Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz: “Cebrâîl (as) geliyor. Çünki O, Allah’ın gönderdiği peygamberlerin hepsinin dostudur” buyurdu. Bunun üzerine yahudiler: “O bizim düşmanımızdır. Çünki O, bize azab, savaş ve şiddet getirir. Eğer rahmet, yağmur ve nebâtları getiren Mîkâîl (as) olsaydı sana îmân ederdik!” demeleri üzerine bu âyet nâzil olmuştur. (Nesefî, c. 1, 111)
İlyas Yorulmaz
Deki “Kim Cibril’e düşman olabilir ki?” Senin kalbine Allah’ın izniyle, senden önceki kitabı tasdik eden, yol gösterici ve inananlara müjdelerle dolu kitabı indiren, o dur.
De ki herkim Cebrail/e öfkelenirse ne yapar? [⁶] Çünkü Cebrail Kur/anı kalbine, [⁷] önlerindeki Kitabı [⁸] tasdik ederek, mü/minlere mahz-ı hidayet ve beşaret olarak Allahın izni ile indirdi.
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 97. Ayet Açıklaması
[6] Ne yapar? Cebrail memurdur, elinde ne vardır? Cebrail'e düşman olmanın veçhi nedir? Cebrail'e düşman olan benim de düşmanımdır.[7] Emri ile, iradesi ile, sühulet vermesiyle.[8] Tevrat'ı veya nâzil olmuş Kitapları.
Kadri Çelik
De ki: “Cebrail'e düşman olan kimse (bilsin ki) o, Kur'an'ı, Allah'ın izniyle kendinden öncekini onaylayıcı ve iman edenlere ise hidayet edici ve müjdeleyici olarak senin kalbine indirmiştir.”
Ey Muhammed! Son ilâhî vahyi kendi ırklarından olmayan birine indirdi diye vahiy meleği hakkında kötü sözler söyleyen o Yahudilere de ki: “Her kim, kendisinden önceki ilâhî vahiyleri onaylayıcı, inananlara da yol gösterici ve müjde olmak üzere onu —yani Kur’an’ı— Allah’ın izniyle senin kalbine indirdi diye Cebrail’e düşmanlık beslerse,”
De ki:
-“Kim Cebrail’e düşman olursa, şüphesiz ki, Müminler için müjde ve hidayet olmak üzere, önündekileri onaylayıcı olarak onu senin kalbine Allah’ın izniyle o indirdi”.
(Ey Muhammed!): “Cebrâîl’e1 kim düşman olursa, (şunu iyi bilsin ki) gerçekten o (Kitabı,)2 Allah’ın izniyle kendinden önceki (kitapları) doğrultmak, Müslümanlara hak yolu göstermek ve (cenneti) müjdelemek için senin kalbine indiren Odur.”3 de.
1 Cebrâîl-Cibrîl: “Cibr” ve “il” kelimelerinden oluşan İbranîce bir kelimedir. İbranîcede “cibr” kul, “il” de Allah’ın isimlerinden biri olmakla; Abdullah gibi “Allah’ın kulu” demektir. Terim olarak ise: Peygamberlere vahiy getiren meleğin ismidir ve; “karşısında hiç bir kuvvetin durmasına imkân olmayan, her yönüyle her meleğin, her kuvvetin, her rûhun üzerinde bulunan bir melek,” anlamını ifade etmektedir. Bu meleğe; “ruh, rûhullah, rûh’ül- emin ve rûh’ül-kudüs” de denilmiştir. Arapçada; cebreîl, cebreil, cebril, cibrîl, cebraiyl, cebrâîl, cebral, cebrin şeklinde de telaffuz edilmektedir. Batı dillerindeki gabriyel, gabraiyl, gabril isimlerinin aslı da buraya dayanmaktadır.2 Yani Kur’an-ı Kerim’i…3 Bu ve bundan sonraki üç âyetin indiriliş sebebi ile ilgili bazı rivâyetler varsa da en kuvvetli olanı şöyledir: Peygamberimiz Medine’ye hicret edince, Fedek Yahudilerinin âlimlerinden Abdullah b. Suriya’nın Peygamberimize bazı sorular sorduktan sonra: “Sana hangi Melek, geliyor da Allah’ın söylediklerini iletiyor?” demesi üzerine Efendimiz: “Cebrâîl” buyurmuşlardı. Bunun üzerine o Yahudi: “O, bizim düşmanımızdır, o savaş ve şiddet getirir. Bizim elçimiz olan melek, Mikail’dir. O ise, müjde, ucuzluk ve bolluk getirir. Sana gelen melek o olsa idi, biz sana iman ederdik.” demesi üzerine bu âyet nazil olmuştur. (Özetle- Ahmet b. Hanbel)
Muhammed Esed
[EY PEYGAMBER, onlara] şunu anlat: Kim ki, Allah'ın izniyle senin kalbine, önceki çağlarda indirilenleri doğrulayan, inananlara bir muştu ve rehber olan bu [ilahî kelâm]ı indirdiği için Cebrail'e düşmanlık besliyorsa;
De ki: “Kim Cibril (Cebrail)’e düşman ise bilsin ki Allah’ın izniyle, daha önceki kitapları doğrulayan müminler için bir rehber ve müjde olan Kuran’ı senin kalbine o indirmiştir.” 16/2, 26/192, 25/24, 81/23
(EY NEBİ!) De ki: “Kim Cibril’e[179] düşmansa, iyi bilsin ki o senin kalbine[180] vahyi, önündekini (özü itibarıyla) doğrulayan bir rehber ve inananlar için de bir müjde[181] olarak, Allah’tan aldığı izin sayesinde indirmiştir.[182]
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 97. Ayet Açıklaması
[179] Cibrîl (Cebrail) rasullere vahiy getiren melektir. Yahudi ve Hıristiyan kaynaklarında Gabriel sözcüğüyle ifade edilir. Bu kelime “güçlü insan” anlamındaki geber ile “Tanrı” anlamındaki îl kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. Allah Rasûlü’nün onunla olan ilişkisinin tartışılmaması istenir: “Şimdi siz ne gördüğü hususunda onunla tartışacak mısınız?” (53:12). Cebrail, insan idrakinin kavramaktan âciz olduğu aşkın hakikatlerden biri olan melekler âlemine ait bir varlıktır ve bu alan iman alanıdır. Kimi filozofların ve sûfilerin Cebrail’i rasulün zihnî tasavvurlarının sembolik bir ifadesi olarak nitelemesi naslarla çelişen hevai bir yorumdur. Eğer tevil edilmezse, Cebrail’in Hz. Lût, Hz. İbrahim ve Hz. Meryem’e insan sûretinde göründüğü Kur’anî bir hakikattir (11:69,77; 15:51, 68; 19:17).
[180] Allah Rasûlü’nün kalbi vahyin iniş üssüdür. ‘Alâ edatı istîlâ içindir ve vahyin Allah Rasûlü’nün kalbini tamamıyla kuşattığı anlamını katar. O kalp bir güneş mesabesinde olan vahyin ışığını alıp insanlara yansıtan Ay’a benzer. Gün ışığı Ay’ı bir yanıyla kaplarken vahyin ışığı rasulün kalbini her yandan kaplar. Âyetteki “senin kalbine” formu, Kur’an’ın kaynağının Allah Rasûlü değil, Allah olduğuna delâlet eder.
[181] Bu cümleyi, söz diziminde hiç tasarruf yapmadan çevirdik. Buna göre, Kur’an tüm insanlar için bir rehber, insanlar arasından onun rehberliğini kabul edenler için de bir müjdedir.
[182] Zımnen: Aslında siz Cebrail’e düşman olmakla onu görevlendiren Allah’a düşmanlık ediyorsunuz. Zira Cebrail’in Allah’tan aldığı mesajı kime götüreceğine kendisi değil Allah karar verir. O, sadece bir elçidir ve elçiye zeval olmaz.
Ömer Nasuhi Bilmen
De ki: «Her kim Cibrîl'e düşman olmuş ise (kahrolsun).» Çünkü Kur'an'ı önündeki kitapları musaddık ve mü'minler için bir hidâyet ve bir beşaret olmak üzere Allah Teâlâ'nın izniyle senin kalbin üzerine indiren, şüphe yok ki O'dur.
De ki: “Kim Cebrâil'e düşman ise iyi bilsin ki, bu Kur'ân'ı daha önceki kitapları tasdik etmek, inananlar için bir rehber ve müjde olmak üzere, Allah'ın izniyle senin kalbine o indirmiştir. [4, 150-151; 19, 64; 66, 4] {KM, Daniel 8, 16-26; 9, 21-27; Luka, 1, 26-37}
De ki: "Allah'ın izniyle Kur'an'ı kendinden öncekini doğrulayıcı ve inananlara yol gösterici ve müjdeci olarak senin kalbine indirdiği için, kim Cebrail'e düşman olursa,
De ki “Cebrail’e kim düşmanlık ederse bilsin ki öncekileri onaylayıcı bir rehber olan ve inanıp güvenenlere müjde veren bu kitabı o, senin kalbine Allah’ın izni ile indirmiştir.”
De ki: -Cebrail'e düşman olan bilsin ki O, daha önceki kitapları doğrulayan, mü'minler için yol gösterici ve müjde olan Kur'an'ı Allah'ın izniyle senin kalbine indirmiştir.
De ki: Kim Cebrail'e düşman ise, bilsin ki, senin kalbine Kur'ân'ı Allah'ın izniyle, daha öncekileri doğrulayıcı ve mü'minler için hidayet ve müjde olarak o indirmiştir.(49)
(49) Yahudiler, kendilerine savaş emri ve azap getirdiği için Cebrail Aleyhisselâma karşı düşmanlık besliyor, Mikâil’in ise rahmet ve bereket getirdiğini söyleyerek, Kur’ân’ı Mikâil’in getirmesini istiyorlardı. (Müsned, 1:274.)
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Kim Cebrail'e -ki o, Allah'ın izniyle Kur'an'ı kendinden öncekini doğrulayıcı, inananlara yol gösterici ve müjde olarak senin kalbine indirmiştir- düşman kesilirse,
eyit “her kim olurise düşmān cebreyil’e pes bayıķ ol indürdi anı ya'nį ķur’ān’ı göñlü üzere Tañrı destūrı-y-ıla girçek dutıcı-y-iken anı kim ileyindedür ya'nį ilergi kitāblar; daħı ŧoġru yol iken daħı muştılamaķ iken mü’minlere.”
Eyit yā Muḥammed: Kim ki düşman olsa Cebrā’īle, pes ol indürdi Ḳur’ānısenüñ yüregüñ üstine Tañrı Ta‘ālā buyruġı‐y‐la. Girçekleyici, ileyince ge‐len kitābları Doġrı yol gösterici, muştılayıcı, daḫı mü’minlere cenneti.