Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2314, sondan 3923. ayet; 19. sure ve Meryem Suresinin 64. ayetidir. Meryem Suresi 64. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 61 ve toplam ebced değeri ise 3423 olarak hesaplanmıştır. Meryem Suresinin toplam ebced değeri 281117 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure كـهيعص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette كـ (0) ه (1) ي (5) ع (0) ص (0) bulunuyor.
Arapça Metin
وما نتنزل الا بامر ربك له ما بين ايدينا وما خلفنا وما بين ذلك وما كان ربك نسيا
(Cebrail, şöyle dedi:) “Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzdekiler, arkamızdakiler ve bunlar arasındakiler hep O’nundur. Rabbin unutkan değildir.”[348]
Müşriklerin, Ashab-ı Kehf, Zülkarneyn ve Nûh hakkındaki sorularına cevap vermeyen Hz.Peygamber, bu konuda hemen vahiy geleceğini umuyordu. Fakat vahyin gelişi on beş, yahut kırk gün gecikmişti. Bunun üzerine müşrikler, “Muhammed’i, Rabbi terk etti”, diye alay etmişlerdi. İşte bu âyet müşriklere cevap olmak üzere Cebrail’in, Hz.Peygamber’e söylediği sözü aktarmaktadır.
Abdullah b. Abbas’tan rivayet edildiğine göre Resulullah, Cebrâil’in kendisini daha çok ziyaret etmesini istemiş, bunun üzerine bu âyetler inmiştir (Buhârî, “Tefsîr”, 19). Bir başka rivayete göre ise inkârcılar Hz. Peygamber’e bazı konularda sorular sormuşlar; Peygamber efendimiz de kendilerine yakında bilgi vereceğini söylemiş; fakat Cebrâil beklediği zamanda gelmediği için gerekli bilgiyi edinmekte gecikmiş; bu fırsatı kaçırmayan müşrikler: “Muhammed’in rabbi onu unuttu!” demeye başlamışlardı. Hz. Peygamber buna çok üzülmüş, bunun üzerine bu âyetler inmiştir (Râzî, XXI, 238).
Müfessirlerin genel kabulüne göre bu iki âyet Allah’ın sözü olup Cebrâil’e, Hz. Peygamber’e böyle cevap vermesini emretmiştir (Şevkânî, III, 385; İbn Âşûr, XVI, 139). Buna göre, serbest çeviri ile âyetin mânası şöyle olur: De ki, “Biz ancak rabbinin emriyle ineriz. Önümüzdeki, arkamızdaki, sağımız ve solumuzdaki mekânların; geçmiş, gelecek ve şimdiki zamanların hepsi Allah’ındır. Onun emri ve iradesi olmadan biz hiçbir zaman ve hiçbir yerde hareket edemeyiz. Bir hikmete binaen vahiy gecikmiş olsa da rabbin unutkan değildir, dolayısıyla seni unutmaz.”
“Adını almaya lâyık” diye çevirdiğimiz semiyy kelimesi, “benzer” mânasına da gelir. Bizim de tercih ettiğimiz birinci mânaya göre Allah ismi, yüce yaratıcı olan Cenâb-ı Hak’tan başkasına verilmemiştir. Nitekim müşrik Araplar dahi bu ismi Allah’tan başkası için kullanmamışlardır. Onun dışında taptıkları putlara Allah değil ilâh demişlerdir. İkinci mânaya göre âyet, Allah’ın eşi ve benzerinin bulunmadığını, dolayısıyla ondan başka hiçbir şeyin ibadet edilmeye lâyık olmadığını belirtir.
Mehmet Okuyan
(Melekler) “Biz sadece Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunun arasında olan her şey yalnızca O’na (Allah’a) aittir. Rabbin unutkan değildir.” (demişlerdi).
Melekler kendi tercihlerine göre hareket edemezler; Yüce Allah’ın verdiği emirleri harfiyyen uygularlar; kesinlikle herhangi bir eksiklikte bulunamazlar. Benzer mesajlar: En‘âm 6:61; Nahl 16:50; Enbiyâ 21:27; Tahrîm 66:6; Kadir 97:4
Yüce Allah’ın unutmamasıyla ilgili bkz. Tâhâ 20:52.
Bayraktar Bayraklı
Melekler dediler ki: “Biz ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan her şey O'na aittir. Senin Rabbin unutkan değildir.”
1- Bildiğimiz bilmediğimiz. Geçmiş ve gelecek şeyler.
Ahmet Akgül
Biz (elçiler ve melekler) ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde, ardımızda (geçmişimizde, geleceğimizde) ve bunlar arasında olan her şeyi (bilmek) O'na aittir. Senin Rabbin kesinlikle unutkan değildir.
Biz melekler, ancak Rabbinin emriyle inebiliriz; onundur ne varsa ilerimizde ve ne varsa gerimizde ve ne varsa ikisi arasında ve Rabbin, hiçbir şeyi unutmaz.
Ve melekler: “Biz ancak, Rabbinin buyruğuyla ineriz. Geçmişimiz, geleceğimiz ve aralarındaki herşeyimiz O'nundur, yani O'nun emrine tabidir ve Rabbin asla hiçbir şeyi unutmaz.”
Melekler:
“Biz ancak Rabbinin planı dahilinde inebiliriz. Önümüzdeki ve ardımızdaki, geçmişteki ve gelecekteki, bunların arasındaki her şey O'nundur. Senin Rabbin seni unutmuş değildir.” derler.
64.Buhari`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre, Resulullah (a.s.) Cibril (a.s.)`e: "Seni bizi ziyaret etmekte olduğundan daha çok ziyaret etmekten alıkoyan nedir?" diye sordu. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.İbnu Ebi Hatim`in İkrime`den rivayet ettiğine göre de Cibril (a.s.) kırk gün kadar gelmedi. Bunun üzerine yukarıdaki rivayette bildirildiği üzere Resulullah (a.s.), ona niçin daha fazla ziyaret etmediğini sordu ve ardından bu ayeti kerime indirildi.Bu konuda daha başka rivayetler de nakledilmiştir. Ancak bütün rivayetlerde Cibril (a.s.)`ın gelmesinin gecikmesi üzerine Resulullah (a.s.)`ın bunun sebebini sorması sonucunda bu ayeti kerimenin indirildiğine işaret edilmektedir.5.Tefsirlerde, bu sözün vahyin bir süre kesilmesinden sonra Hz. Peygamber (s.a.s.)`e Cebrail (a.s.)`in ağzından söylenmiş bir ilâhi vahiy olduğu bildirilir.
Ali Bulaç
Biz (elçiler) ancak Rabbiniz emriyle ineriz. Önümüzde, ardımızda ve bunlar arasında olan her şey O'nundur. Senin Rabbin kesinlikle unutkan değildir.
(Cenab-ı Hak'dan vahy getirmekte olan Cebrâil aleyhisselâmın bir aralık gecikmesinden endişelenen Rasûlüllah Efendimize, Cebraîl şöyle hitap etmiştir): “Biz, senin Rabbinin emri olmadıkça inmeyiz. Önümüzdeki ve ardımızdaki (bütün geçmiş ve gelecek şeyler) ve bunların arasındakiler hep O'nundur. Rabbin de (seni) unutmuş değildir.”
(Cebrail, Muhammed'e dedi ki:) “Biz (melekler) ancak Rabbinin izni ile (yeryüzüne) ineriz. Geleceğimiz, geçmişimiz ve bu ikisi arasındaki tüm olaylar O'nun tasarrufundadır. Senin Rabbin (seni) unutmuş değildir.
Cemal Külünkoğlu Meryem Suresi 64. Ayet Açıklaması
Rivayet edildiğine göre; bazen uzun zaman geçmesine rağmen vahiy gelmezdi ve Hz. Peygamber de sebebini merak ederek buna üzülürdü. Bir gün Hz. Peygamberin Cebrail’den daha sık vahiy istemesi ve buna engelin ne olduğunu sorması üzerine Allah bu ayeti göndermiş ve “Rabbin seni unutmuş değildir” ifadesiyle de peygamberimizi teselli etmiştir.
Diyanet İşleri (Eski)
Cebrail: "Biz ancak Rabbinin buyruğu ile ineriz, geçmişimizi geleceğimizi ve ikisinin arasındakileri bilmek O'na mahsustur. Rabbin unutkan değildir."
"(Cebrail dedi ki: Ey Muhammed!) "Biz senin Rabbinin emri olmadıkça inmeyiz. Önümüzdeki ve ardımızdaki (bütün geçmiş ve gelecek şeyler) ve bunların arasındakiler hep O'nundur. Rabbin de (seni) unutmuş değildir?"
Bir de rabbının emri olmayınca biz (rabbının Resulleri) inemeyiz, önümüzdeki ardımızdaki ve bunun arasındaki hep onundur ve rabbın seni unutmuş değildir
(Cebrâîl dedi ki:) “(Vahyin te'hîrinden dolayı üzülme, çünki biz) ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında ne varsa, O'na âiddir. Ve Rabbin(seni aslâ) unutucu değildir.”
(Melekler) “Yeryüzüne yalnızca senin Rabbinin emri ile ineriz. Bizim önümüzdekiler (gördüklerimiz), arkamızdakiler (görmediklerimiz) ve ikisi arasındaki her şey O’na aittir. Rabbin asla hiçbir şeyi unutacak değildir.
Biz melekler ancak Rabbinin emriyle ineriz; önümüzde, ardımızda, her ikisinin arasında ne varsa [⁵] hepsi O/nun fermanına tâbidir. Rabbin unutkan değildir.
“Biz melekler, ancak Rabb’inin emriyle inebiliriz; çünkü bizim önümüzde, arkamızda ve bu ikisi arasında bulunan her şey O’nundur. Gerek bizim algılayış sınırlarımız içinde, gerek bilmediğimiz âlemlerde ve gerekse bu ikisi arasında olan her şeyin sahibi O’dur. O hâlde, hiç endişe etme; senin Rabb’in hiçbir şeyi unutacak değildir.”
(Cebrâil): “(Ey Muhammed!) Biz (elçiler) ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde, ardımızda ve bunlar arasında olan her şey Onundur ve senin Rabbin kesinlikle unutkan değildir.”1 (dedi.)
1 Bu âyet, Peygamberimizin; “Ey Cebrâil! Bizi ziyaret ettiğinden daha çok ziyaret etmene engel olan şey nedir?” demesi üzerine indirilmiştir. (Ahmed, Buharî, Tirmizî, Neseî) Ayetin başındaki vav, isti’nafiyedir. Yani bir soruya cevaptır ki bu sorunun ne olduğu sebeb-i nüzulünden anlaşılmaktadır.
Muhammed Esed
VE [MELEKLER]: “Biz ancak Rabbinin buyruğuyla ineriz” derler, “gözümüzün önünde olan, bizden gizli tutulan ve bu ikisi arasında bulunan 50 her şey O'na aittir. Ve Rabbin asla [hiçbir şeyi] unutmaz.
Biz, yalnızca Rabbinin emri ile buraya yerleştik, önümüzde olan/bilebildiğimiz ve ardımızda olan/bilemediğimiz ve ikisi arasındaki her durum O’nun bilgisi dâhilindedir zira senin Rabbin hiçbir şeyi unutmuş değildir. 18/49, 20/51-52, 45/29, 56/7...41, 58/6
VE (melekler der ki): “Biz yalnızca Rabbinin emriyle ineriz: Hem bize açık olup bilebildiğimiz,[2521] hem de bizden gizli olup bilemediğimiz ya da bu iki durum arasında bulunan her şeyin[2522] sahibi O’dur: ve senin Rabbin asla unutkan değildir.[2523]
Mustafa İslamoğlu Meryem Suresi 64. Ayet Açıklaması
[2521] Lafzen: “önümüzde, açık seçik olan şeyler” anlamına gelen deyimsel bir ifadedir (Krş: 7:17, not 13).
[2522] “Bu iki durum arasında bulunan her şey” ile, varlığını bildikleri halde meleklerin dahi mahiyetine vakıf olamadıkları şeyler ve olaylar kastedilse gerektir.
[2523] Bu âyet Buhârî ve diğerlerinin derlediği ünlü bir habere göre Allah Rasûlü’nün vahiy meleğinden daha sık vahiy istemesi ve buna engelin ne olduğunu sorması üzerine inmiştir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve (Cibril-i Emîn demiştir ki:) «Biz inemeyiz, ancak Rabbin emri ile ineriz. Ve önümüzde ve ardımızda ve bunların arasında ne varsa (hepsi) O'nun içindir ve Rabbin unutkan değildir.»
Rabbinin emri olmadıkça biz (meleklerden olan elçiler) inmeyiz. Önümüzde ve arkamızdaki bütün geçmiş ve gelecek şeyler ve bunların arasındakiler hep O'na aittir. Senin Rabbin, hiçbir şeyi unutmaz.
Bu âyet, Cebrail (a.s.)’ın sözünü nakleder. O’nun inmesi bir süre geciktiğinden Hz. Peygamber üzülmüştü. Cenabı Allah onu teselli buyuruyor. Bunlar, Hz. Peygamber (a.s.)’a gönderilen ilahî vahiydir. Yani nasıl daha önceki peygamberler vahye nail oldularsa Hz. Peygamber de öylece nail olmuştur.
Süleyman Ateş
Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan herşey O'na aittir. Rabbin, asla unutkan değildir.
(7) Peygamberimizin, niçin daha sık uğramadığına dair Cebrail’den sorusu üzerine bu âyetin indiği rivayet edilmiştir. (Buhârî, Tefsir 19:2; Tirmizî, Tefsir 19:4.)
Yaşar Nuri Öztürk
Biz sadece Rabbinin emrini indiririz/biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzdeki, arkamızdaki ve bunlar arasındaki her şey O'nundur. Rabbin asla unutkan değildir.
daħı inmezüz biz illā çalabuñ buyruġı-y-ıla. anuñdur ol kim ileyümüzdedür ya'nį āħiret daħı ol kim ardumuzdadur daħı ol kim āħiret-ile dünye arasındadur ol ķırķ yıldur. daħı olmadı çalabuñ unıdıcı.
Daḫı biz inmez‐biz, illā Tañrı Ta‘ālānuñ buyruġı bile. Anuñ ḫalḳı mülkidürallumuzda olan neste, ardumuzda olan daḫı, anlar ortasında olan daḫı.Daḫı seni yaradan Allāh unudıcı degüldür.