Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4081, sondan 2156. ayet; 39. sure ve Zümer Suresinin 23. ayetidir. Zümer Suresi 23. ayetinin kelime sayisi 34, harf sayısı 132 ve toplam ebced değeri ise 10706 olarak hesaplanmıştır. Zümer Suresinin toplam ebced değeri 364979 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الله نزل احسن الحديث كتابا متشابها مثاني تقشعر منه جلود الذين يخشون ربهم ثم تلين جلودهم وقلوبهم الى ذكر الله ذلك هدى الله يهدي به من يشاء ومن يضلل الله فما له من هاد
Allah, sözün en güzelini; âyetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.
“Gerçekleri tekrar tekrar dile getiren” diye çevirdiğimiz mesânî kelimesi, sözlükte “ikili ikili” anlamına gelen mesnâ veya müsennâ kelimesinin çoğulu olup burada “tekrar tekrar söylenen, okunan veya bildirilmesi gerekeni sık sık dile getiren sözler, açıklamalar” anlamında olmak üzere Kur’an hakkında kullanılmıştır.
Âyette Kur’an’ın başlıca özelliklerinin şu şekilde sıralandığı görülmektedir:
a) Kur’an’ı Allah indirmiştir, o ilâhî kelâmdır; vahiy meleği ve peygamber ise bu kelâmın insanlığa ileticileridir.
b) Bunun zorunlu sonucu olarak Kur’an “sözlerin en güzeli”dir; yani ondaki bilgiler ve haberler gerçek, hükümler adaletli ve yararlı; onun gösterdiği yol doğru ve kurtarıcıdır.
c) Kur’an bir kitaptır; insanlığın kurtuluş rehberi olarak kıyamete kadar yaşatılması, okunması, istifade edilmesi için yazılı belge haline getirilmesi gereken ve öyle de yapılmış olan ilâhî bir rehberdir.
d) Bu kitap aynı zamanda kendi içinde uyumlu; sözleri, nazmı ve üslûbu güzel, ahenkli, içeriği tutarlıdır; onda mâkul ve izahı mümkün olmayan hiçbir açıklama yoktur.
e) Kur’an “mesânî”dir, yani onu okuyanı, dinleyeni yeterince aydınlatmak için aynı bilgileri bazan aynı, bazan farklı ifadelerle tekrar tekrar dile getiren veya bıkkınlık vermeden tekrar tekrar zevkle okunan, dinlenen bir kitaptır. Mesânî kelimesinin, yaratıcı-yaratılan, melek-şeytan, aydınlık-karanlık, dünya-âhiret, cennet-cehennem, vaad-vaîd (tehdit), korku-ümit, buyruklar-yasaklar gibi ikişerli kavramların, hükümlerin Kur’an’da sıklıkla yer aldığını belirtmek üzere kullanıldığı yorumları da yapılmıştır (Râzî, XXVI, 271-272).
f) Kur’an, hem ifade ve üslûbuyla hem de içeriğiyle okuyucuyu derinden etkiler; yerine göre korkutup kaygılandırır, yerine göre sevindirip ümitlendirir. Hatta âyetlerindeki ses-anlam uyumu dolayısıyla Kur’an, mânasını anlamayanlar üzerinde bile bu etkisini gösterir.
Mehmet Okuyan
Allah sözün en güzelini, [müteşâbih] (benzeşen anlamlı) ve [mesânî] (hakikatleri tekrarlanan) bir kitap olarak indirdi. Bu (Kitab)ın etkisiyle Rablerine saygı duyanların tüyleri ürperir.Sonra hem derileri hem de kalpleri Allah’ın [zikr]ine (Kur’an’a ısınıp) yumuşar. İşte bu (Kitap), Allah’ın, dileyeni (layık gördüğünü) kendisiyle doğru yola ulaştırdığı bir rehberdir. Allah kimi de saptırırsa (sapkınlığını onaylarsa) artık ona hiçbir yol gösteren olamaz.
[Müteşâbih], “karşılıklı benzeşen ayetler”, [mesânî] ise “konuyu, çiftiyle, zıddıyla, karşıtıyla ele alan” demektir. Kur’an’a ait bu iki sıfat bütünüyle Kur’an mesajında yer almaktadır. Bu iki özellik konuları ortaya koymada uygulanan bir üsluptur.,Anlaşılmadan okunan metin aslında seslendiriliyor demektir. Benzer mesajlar: Enfâl 8:2; Hacc 22:35.,Buradaki içerik En’âm 6:88’den farklı olduğu için vahiy ile iletişimde kulun iradesi ön plandadır.,Yüce Allah’ın saptırdığını, yani sapma kararı verenin bu kararını onayladığı hiç kimsenin artık doğru yola ulaşamayacağıyla ilgili benzer mesajlar: A‘râf 7:186; Ra‘d 13:33; Rûm 30:29; Zümer 39:36; Mü’min 40:33; Şûrâ 42:44, 46; Câsiye 45:23.
Bayraktar Bayraklı
Allah, mana ve lafızları birbiriyle uyumlu ve ikili anlatımlı kitabı, sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rabblerine saygı duyanlar onu okuyup dinleyince tüyleri ürperir. Sonra bütün benlikleri ve kalpleri Allah'ı anmaya yumuşar. İşte bu kitap, Allah'ın doğru yoludur. Onunla, dileyenleri doğru yola iletir. Allah kimi saptırırsa, artık ona doğru yolu gösterecek hiçbir kimse yoktur.[493]
[493] Kur’ân, ehsanü’l-hadîs/en güzel söz, mesânî/ikişerli anlamlılık, müteşabih kelimelerinin anlamı hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVI, 364-366.
Erhan Aktaş
Allah, hadisin¹ en iyisini; muteşâbih², ikişerli³ bir Kitap halinde indirdi. Ondan, Rabblerine karşı içtenlikli saygısı olanların tüyleri ürperir. Ardından da benlikleri ve kalpleri Allah'ın öğüdü ile huzura kavuşur. İşte bu, Allah'ın doğru yolu gösteren kılavuzudur. Onunla dileyeni doğru yola iletir;⁴ Allah, kimi sapkınlıkta bırakırsa, artık ona doğru yolu gösteren bulunamaz.
1- Sözün. 2- Benzeşen, benzer, eş anlamlı, birden çok anlamlı, yoruma açık anlamlı, benzetmelerle anlamları açık ve anlaşılır olan, birbirinden güzel anlamlar içeren. 3- Anlatılan her konu karşıtı ile birlikte ele alınmaktadır. Örneğin gece gündüz, ödül ceza, iman küfür vb. 4- Kim hidayete iletilme koşullarına uygunsa. Hak edeni, dileyeni; doğru yolu bulma çabasında olanı. Allah, insanın yaptığı seçime göre uygun olan karşılığı vererek, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir. Hidayet ve dalalet konusu insanın dilemesiyle ilişkilidir. Sorumluluk bütünüyle insana aittir. Ayetteki “Şâe” sözcüğü, “dilediğini” anlamının yanı sıra, “şey edeni”, “gayret göstereni”, “bir şey elde etmek çabasında olanı” anlamlarına da gelmektedir.
Ahmet Akgül
Allah müteşabih (benzeşmeli ve birbirini izah edici), ikişerli (zıt kutupları ve kavramları belirtip öğretici) bir Kitap olarak sözün en güzelini (Kur’an-ı Kerim’i) indirdi. Rablerine karşı içleri titreyerek-korkanların O'ndan derileri ürperir. Sonra onların derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine (karşı) yumuşar-yatışır (içlerine teslimiyet ve samimiyet yerleşir) . İşte bu Allah'ın yol göstermesidir ki, onunla dilediğini hidayete erdirir. Allah, (Kur’an’dan yüz çevirdiğinden) kimi saptırırsa, artık onun için de bir yol gösterici bulmak mümkün değildir.
Bir Allah'tır ki sözün en güzelini indirmiştir bir kitap halinde, bir kısmı, bir kısmına benzer, bir kısmı, bir kısmını gerçekleştirir, her şeyi tekrartekrar bildirir; Rablerinden korkanların tüyleri dikendiken olur onu dinlerken, sonra da bedenleri ve gönülleri, Allah'ı anmak için yumuşar; işte bu, Allah'ın bir hidayetidir ki dilediğini, onunla doğru yola sevk eder ve Allah, kimi doğru yoldan saptırırsa ona yol gösterecek yoktur.
Allah, sözün en güzelini bir kitap halinde indirmiştir. Bir kısmı bir kısmına benzer. Çelişkisiz, bıktırıp usandırmayan tekrarlarla doludur ki, Rablerine derin saygı göstermekte olanlar, tehdid ve korkutucu ayetlerini okuduklarında, derileri ürperir. Rahmet ayetlerini okuduklarında ise, tenleri ve kalpleri Allah'ın zikrine yatışıp, yumuşar, sakinleşir. İşte Allah'ın rehberliği böyledir, doğruya yönelmek isteyeni bu kitapla doğru yola istediği şekilde eriştirir. Kim de şaşkınlık ve sapıklık içinde kalmayı isterse, ona da doğru yol gösterecek yoktur.
Allah sözün en güzelini, doğrusunu, birbirine benzeyen, biri diğerini te'yit eden, tefsir eden, coşkunluk içinde tekrar tekrar okunan, uyumlu, âhenkli bir kitap olarak Kur'ân'ı bölüm bölüm indirdi. Kur'an okunurken, saygı duyarak Rablerinden korkanların, tüyleri ürperir. Sonra nefisleri, kalpleri, gönülleri, akılları Allah'ı zikre, Allah'a şükre yatkın hale gelir, zikre, şükre dalar. İşte bu kitap, Allah'ın peygamberiyle size ulaştırdığı hidayet rehberidir. Sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıkları bununla doğru yola iletme lütfunda bulunur. Kimin de hak yoldan uzaklaşmasına, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihine özgürlük tanırsa onu kimse doğru yola iletemez.
Allah sözün en güzelini (ifadeleri) birbirine benzeyen ikişerli [1] bir Kitap halinde indirdi. Rablerinden korkanların ondan derileri ürperir. Sonra derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine karşı yumuşar. Bu Allah'ın hidayetidir. Dilediğini bununla hidayete eriştirir. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.
1.Yani ikili konular içeren, iyiliklerin yanısıra kötülükleri de sayan, korkutmaların yanısıra müjdeler içeren.
Ali Bulaç
Allah, müteşabih (benzeşmeli), ikişerli bir kitap olarak sözün en güzelini indirdi. Rablerine karşı içleri titreyerek-korkanların O'ndan derileri ürperir. Sonra onların derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine (karşı) yumuşar-yatışır. İşte bu, Allah'ın yol göstermesidir, onunla dilediğini hidayete erdirir. Allah kimi saptırırsa, artık onun için bir yol gösterici yoktur.
Allah, kelâmın en güzeli olan Kur'an'ı, (icaz, hikmet ve belâğatda) ayetleri birbirine benzer, mükerrer (kıssa ve öğütlerle dolu) bir kitab halinde indirdi. Öyle ki, Rablerinden (iç duygusu ile) korkanların derileri, ondan ürperir. Sonra derileri de, kalbleri de Allah'ın zikrine (dönerek rahmet ayetleriyle) yumuşar. İşte bu Kitab, Allah'ın (insanlar için gönderdiği) rehberidir. Allah onunla dilediğine hidayet verir. Kimi de Allah saptırırsa, artık ona hidayet edecek yoktur.
Allah, sözün en güzelini, birbirine benzeyen (destekleyen,) ikili bir sisteme dayalı() bir kitap olarak indirmiştir. Ondan, Rablerine karşı saygı duyanların derileri ürperir. Sonra derileri ve gönülleri Allah’ın zikrine ısınıp yumuşar. Bu, Allah’ın hidayetidir. Onunla istediğini doğru yola iletir. Allah kimi de saptırırsa, onun için artık doğru yol gösterici olamaz.
(*) Kur’anda ikilik esastır. Cennet-Cehennem, emir-nehiy, iyiler-kötüler gibi. Bunun yanında harfleri, kelimeleri ve kelime tekrarları dahi, matematik ilmindeki ikili sisteme göredir. Bu konuda öyle bir düzen var ki, bir insanın onu düşünüp yapabilmesi mümkün değildir.
Besim Atalay
İki katlı, birbirine benzeşen sözün en güzelini bir kitap olarak Allah indirdi, Allahtan korkanların ondan tüyleri ürperir, sonra da Allahı anarak tüyleri ile gönülleri yumuşar! İşte budur Allahın doğru yolu göstermesi; dilediğin bununla iletir doğru yola, Allahın saptırdığı kimseye bir kılavuz bulunmaz
Allah, sözün en güzelini; ayetleri birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerini saygı ile tazim edenlerin derileri onu okuyup dinlerken ürperir. Sonra bedenleri ve kalpleri Allah'ı anmakla ısınıp yumuşar. İşte bu (Kitap), Allah'ın dileyeni kendisiyle doğru yola ilettiği kimse için hidayet rehberidir. Ama Allah kimi (kötü niyetinden ve eyleminden dolayı) sapıklıkta bırakırsa artık, ona doğru yolu gösteren bulunmaz.
Bkz. 4:88 ve dipnot, 6:39, 8:2-4, 13:33, 25:73, 42:46Kur’an’daki ayetlerin birbirine benzemesi ve ifade ettiği manaların aynı yakınlıkta olması ve hatta aynı kelimelerden oluşan ve aynı anlamı içeren ayetlerin tekrarlanması, verilen direktifin ehemmiyetiyle alakalıdır. Kur’an’a bir düşünce tarzı olarak değil, bir yaşama biçimi olarak bakarsak birbirine yakın olan ayetlerin neyi anlatmak istediğini daha iyi anlarız. Ayrıca Kur’an’da aynı hadisenin değişik yerlerde farklı üslupla karakterize edilmesi, 27. âyette görüldüğü gibi gerek zihin ve fikirlerin o hadiseye motivasyonu, gerekse kıssaların anlatıldığı yerlerdeki espri ve ana temanın yakalanması bakımından da son derece önemlidir.“Kur’an, Allah’ın dileyeni kendisiyle doğru yola ilettiği kimse için hidayet rehberidir” ifadesi, hem doğru yolu tercih etmenin insanın kendi özgür iradesiyle olduğunu hem de Kur’an’ın rehberlik etmesi için insanın doğru yolu bulmakta ve o yolun yolcusu olmakta kararlı olması gerektiğini göstermektedir. Allah, insanın iradesinin tecellisine göre karşılık vererek, doğru yolu tercih edeni doğru yola iletir, sapkınlığı tercih edeni de sapıklıkta bırakır. Yani hidayet de dalalet de tamamen insanın kendi sorumluluğundadır.
Diyanet İşleri (Eski)
Allah, ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden Kitap'ı sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların, bu Kitap'tan tüyleri ürperir, sonra hem derileri ve hem de kalbleri Allah'ın zikrine yumuşar ve yatışır. İşte bu Kitap,Allah'ın doğruluk rehberidir, onunla istediğini doğru yola eriştirir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren bulunmaz.
Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab'ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitap, Allah'ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz.
Âyette zikredilen «Kitaben müteşâbihen» ifadelerinden, âyetlerin birbirini pekiştirdiği anlamı çıkarılmıştır. Kur’an, 23 senede muhtelif zaman ve şartlarda inmiş olmasına rağmen âyetlerinin hiçbiri diğeri ile çatışmaz. Bilakis birbirini teyit ve tefsir eder.
«Okunmaya doyulmayan» şeklinde tercüme edilen «mesâniye» kelimesi «çeşitli üslûplarda tekrarlanan» şeklinde anlaşılmıştır.
Edip Yüksel
ALLAH en güzel hadisi, tutarlı ve ikişerli bir kitap halinde indirdi. Rab'lerini sayanların derileri ondan dolayı ürperir. Sonra derileri ve kalpleri ALLAH'ın mesajına karşı yumuşar. Bu, ALLAH'ın yol göstermesidir; dilediğini ve/veya dileyeni ona ulaştırır. ALLAH'ın saptırdığı bir kimseye rehber bulunmaz
* Tutarlı diye çevirdiğimiz kelimenin orijinali "müteşabih" olup "benzer, çok anlamlı" demektir (3:7). Ancak, tüm Kuran için kullanıldığında bu kelime birbirine benzer, yani tutarlı ayetler anlamına gelir. Kuran'da bazı ayetler çok anlamlıdır (müteşabih) ve Kuran tüm ayetleri birbiriyle tutarlıdır (müteşabih). Müteşabih kelimesinin kendisinin de müteşabih olması ilginç bir güzellik katıyor.
** Kuran'ın nasıl ikişerli (mesani) bir kitap olduğunu siz araştırıp inceleyiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah, kelamın en güzelini ikizli, ahenkli bir kitap olarak indirdi.() Ondan Rablerine saygısı olanların derileri ürperir. Sonra derileri de, kalpleri de Allah'ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Allah'ın rehberidir. Allah, onunla dilediğini doğru yola çıkarır. Her kimi de Allah şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek yoktur.
Allah kelâmın en güzelini indirdi, ikizli, ahenkli bir kitab, ondan rablarına saygısı olanların derileri örperir, sonra derileri de kalbleri de Allahın zikrine yumşar, o işte Allah rehberidir, Allah onunla dilediğini doğru yola çıkarır, her kimi de Allah şaşırtırsa artık ona hidayet edecek yoktur
Allah, kelâmının en güzelini — (âyetleri birbiriyle) âhenkdâr, katmerli (tıklım büklüm hakıykatlerle dolu) bir kitâb haalinde — indirmişdir ki Rablerine derin saygı göstermekde olanların ondan derileri ürperir, sonra da hem derileri, hem kalbleri Allahın zikrine (yatışıb) yumuşar, işte bu (kitâb) Allahın (gönderdiği) bir rehberdir ki O, kimi dilerse ona bununla hidâyet verir. Allah kimi de sapdırırsa artık onun yolunu doğrultucu yokdur.
Allah, sözün en güzelini, (âyetleri) birbirine benzeyen ve (hakikatleri) tekrarlanan bir kitab hâlinde indirdi. Rablerinden korkanların derileri ondan ürperir! Sonra derileri de, kalbleri de Allah'ın zikrine yumuşar! İşte bu (kitab) Allah'ın hidâyetidir; onunla (hikmetine binâen kendi lütfundan) dilediğini hidâyete erdirir. Allah, kimi de (kendi isyânındaki ısrârı yüzünden) dalâlete atarsa, artık onu hidâyete erdirecek olan yoktur.
Allah, sözlerin en güzelini, birbirine benzer olarak tekrarlanan bir kitap (yazılı belge) halinde indirmiştir. Ayetleri işittiklerinde Rablerine saygı duyanların derileri, heyecanla titrer. Ciltleri ve kalpleri Allah’ın zikri ile yumuşar. Bu (Kur’an) Allah’ın belirlediği doğru yoldur. Onunla dileyen kimseyi doğru yola iletir, Allah’ın sapıklık içinde bıraktığı kimseyi, Allah’dan başka doğru yola iletecek yoktur.
Allah, sözün en güzelini [²] birbirine benzer [³] ikişer ikişer olarak [⁴] bir Kitap halinde indirmiştir. Rablerinden korkanlar onu dinledikleri zaman korkularından tüyleri ürperir, sonra Allah/ın mağfiretini zikredince onlardan korku gider. Tüyleri açılır, yürekleri yumuşar. İşte bu Allah yoludur ki dilediğini o yola götürür, Allah her kimi şaşırtırsa ona yol gösteren hiçbir kimse bulunmaz.
İsmail Hakkı İzmirli Zümer Suresi 23. Ayet Açıklaması
[2] Lâfzı ve mânâsı itibariyle en güzel söz olan Kur'an-ı Kerîm'i.[3] Biribirini teyit eder. İcazda, nazımda, sıdıkta birbirine benzer, onda asla tenakuz ve ihtilâf bulunmaz.[4] Vaad ve vait, tehdit ve tebşir, rahmet ve azap, yer ve gök, uçmak ve tamu, zulmet ve ziya ve emir ve nehiy. Yahut zihinde iyice yerleşmesi için kısası, ihbarı, ahkâmı, mevaizi mükerrerdir.
Kadri Çelik
Allah, ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden kitabı, sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların bu kitaptan tüyleri ürperir, sonra hem derileri ve hem de kalpleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu kitap Allah'ın hidayetidir; onunla istediğini doğru yola hidayet eder. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren bulunmaz.
Allah, sözlerin en güzeli olan bu Kur’an ayetlerini, kendi içinde tutarlı, ayetleri arasında mükemmel bir âhenk ve uyum olan ve hakîkati tüm yönleriyle ele alıp tekrarlayan mükemmel bir kitap hâlinde indirmiştir. Rablerine saygı duyanların, azap ayetlerini okuyunca ondan tüyleri ürperir; sonra rahmet ayetlerine gelince, Allah’ın zikrine karşı tenleri yumuşar, gönülleri sâkinleşir. İşte Allah’ın dosdoğru yolu budur; samîmî bir kalple doğruya, gerçeğe ulaşmak isteyeni bu yola iletir. Bile bile kötülüğü tercih ederek sapıklığı hak edene gelince, Allah kimi saptırmış, kimin yoluna ‘sapıklıktır’ damgasını vurmuşsa O’ndan başka hiç kimse ve hiçbir güç onu doğru yola iletemez!
Tekrarlanmak üzere (diyaloglar halinde / ikişerli) benzeşimli bir kitap olarak Söz’ün en güzelini Allah indirdi.
Rabb’lerine saygı duyanların derileri bundan ürperir.
Sonra Allah’ın zikrine / anılmasına derileri ve kalbleri yumuşar.
İşte bu, Allah’ın hidayetidir.
Dileyeceği kimseleri onunla hidayete eriştirir.
Allah kimi saptırırsa, ona hiçbir yol gösterici yoktur.
Allah sözün en güzelini uyumlu ve iki kutuplu1 bir kitap olarak indirdi. Rablerinden hakkıyla korkanların bedenleri,2 o (Kitabın etkisiyle önce) ürperir,3 (daha sonra) Allah’ı anmaya başlayınca, bedenleri ve gönülleri yumuşar. İşte bu (Kur’an) Allah’ın dilediğini kendisiyle hak yola ulaştırdığı hidâyet kaynağıdır. Allah kimi de saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur.
1 Yani Kur’an’daki hükümler, sürekli iki kutupludur. Emir ve yasaklar, hak ve bâtıl, cennet ve cehennem, aydınlık ve karanlık, cezâ ve mükâfat… gibi. 2 Burada, “zikr’ül cüz iradet’ül kül” yoluyla mecâz vardır. Yani “deriler” söylenerek “vücudun tamamı” kastedilmiştir. Yukarıdaki tercüme bu düşünceyle yapılmıştır. 3 Buradaki “ürperme,” bazı sûfî ekollerinin anladığı gibi “cezbe”ye kapılmaya ve anlamsız hokkabazlıklara bir delil olarak görülmemelidir. Bk. (Enfâl: 2, Hac: 35)
Muhammed Esed
Allah, bütün öğretilerin en güzelini, kendi içinde tutarlı, [gerçeğin] her türlü ifadesini çeşitli biçimlerde tekrarlayan 27 bir ilahî kelâm şeklinde indirir; 28 [bir ilahî kelâm ki] Rablerinden korkanların ondan tüyleri ürperir: [fakat] sonunda Allahı[n rahmetini] hatırlayınca kalpleri ve tenleri yumuşar, sakinleşir. İşte Allah'ın rehberliği böyledir: [Doğruya yönelmek] isteyeni bu şekilde doğru yola eriştirir; 29 Allah'ın saptırdığı [kişi] ise, hiçbir yol gösterici bulamaz. 30
Allah, hadislerin en güzelini, kendi içinde tutarlı birbirine benzeyen ikişerli sistemde bir kitap/Kuran olarak indirmiştir. Rabblerine derin bir saygı duyanların ayetleri karşısında tenleri ürperir, ardından Allah’ın sonsuz rahmetini anınca da kalpleri ve tenleri yatışıp huzur bulur. İşte bu, Allah’ın hidayeti/rehberidir ki dileyen kimse bu hadis ile doğru yola ulaşır. Allah, kimin de sapkınlığını onaylamışsa artık ona doğru yolu gösterecek kimse yoktur. 3/7, 10/108
Allah, öğretilerin en güzelini, birbiriyle benzeşen[4125] ikişerlilerden oluşan bir kitap olarak indirmiştir:[4126] (öyle bir hitap ki), Rablerine karşı derin bir saygıyla titreyenlerin ondan dolayı tenleri ürperir; ardından Allah’ı(n sonsuz rahmetini) hatırlayınca kalpleri ve tenleri yatışır. İşte bu Allah’ın hidayetidir: tercih edeni/tercih ettiğini bununla doğru yola ulaştırır.[4127] Allah’ın saptırdığı kimse,[4128] artık asla yol gösterici bulamaz.
Mustafa İslamoğlu Zümer Suresi 23. Ayet Açıklaması
[4125] Mesânî, Kur’an’ı anlamanın anahtarıdır ve “ikişerliler” anlamına gelir. “İkişer” anlamına gelen mesnânın çoğuludur. Kur’an’da anlamı kapalı ve yarım olan müteşabih âyetlerin açık ve tam anlamlarına nasıl ulaşacağımızın formülü, Kur’an’ın “ikişerli sisteminde” gizlidir. Kur’ani hakikatler ve hükümler, bazı yerlerde bir bütün halinde ve açık seçik olarak gelir. Bu âyetlere muhkem denir. Bazı hükümler ise konuları birbirine benzeyen âyet veya pasaj çiftleri halinde gelir. Bu bazen aynı surenin içinde iki âyet veya pasaj olabileceği gibi, bazen de ayrı surelerin içinde iki âyet veya pasaj olabilir. Adeta bir hüküm cümlesinin yazıldığı kâğıdın iki ayrı yere saklanması gibi bir şeydir bu “ikişerliler” sistemi. Onları bulmak için: 1) Kur’an’ı tertîl üzere “sindire sindire” okumalı (73:4). 2) Muks üzere, yani “üzerinde dura dura” okumalı (17:10). 3) Te’vîli, yani müteşabih âyeti muhkem hedefe çevirmeyi bilmelidir (3:7). Bunları yapabilmek için de Kur’an’ın üç özelliğini akılda tutmak şartır: 1) Muneccemen indirilmiştir (53:1). Yani “Söz öbekleri” halinde peyderpey, necm necm indirilmiştir. “Söz öbekleri” olan necmlerinin/paragraflarının ‘burçlarını’ bilmek gerekir. 2) Mufassal kılınmıştır (6:114). Yani “anlam öbekleri” halinde tasnif edilmiştir. 3) Kur’an kur’an bölünüp işlenmiştir (17:10). Yani “konu konu” işlenmiştir. Kur’an’ın bu özelliklerini göz önünde bulunduran herkes, bir âyetteki kapalılığın, o âyetin anlam eşi ile birlikte okunduğunda açıldığını hayranlıkla görecektir. “Kur’an Kur’an’ı tefsir eder” ilkesinin açılımı da budur. Eğer böyle yapılmaz da, kitaba uymak yerine kitabına uydurmak isteyenlerin yaptığı gibi parçacı bakılırsa, bir tek anlamın pay edildiği âyet çiftlerinin her ikisinin anlamı da yanlış olacaktır.
Âl-i İmran 7’de muhkem-müteşabih eşleştirmesi yapılırken, burada müteşabih-müteşabih (mesânî) eşleştirmesi yapılmıştır. Oradaki özellikle âhiret ve gayp gibi muhkem âyetlere başvurularak anlaşılacak müteşabihlerdir. Buradaki ise ahkâm ve muamelat gibi, anlamın âyet çiftleri arasında pay edildiği müteşabihlerdir. Nitekim İbn Abbas da, buradaki müteşabihliği “âyetlerin birbirine benzemesi” olarak tanımlar. Mesânî özelliğinin işaret ettiği bir başka husus, Kur’an’ın baştan sona çift/zıt kutuplu sisteme sahip olmasıdır. Esasen bu, mahlukatın yasasıdır. Kur’an varlığı tefsir ederken varlığın yasasına uymuştur, o kadar. Mesânî özelliği, vahiy-olgu ikilisi üzerinden de okunabilir. Vahyin kaynağa bakan yüzü tenzîl, olguya bakan yüzü inzâl ile ifade edilir (Bkz: 12:2, not 3’ün sonu). Buna göre “benzeşen ikişerliler”, vahiy-olgu ikilisinin birbiri ile örtüşmesine yorulabilir. Allahu a’lem.
[4126] Burada tüm Kur’an için kullanılan mesânî özelliği, Hicr 87’de daha özel bir anlamda gelir.
[4127] Çevirimizin gerekçesi, men ile birlikte gelen yeşâ’ filînin çift özneyi (insan ve Allah) gören konumudur (Bkz: 24:21, not 24). Bu tür her ibâre; “O, doğru yola yönelenlerin hidayetini artırır” (47:17) âyeti ışığında anlaşılmalıdır.
[4128] Bu ve buna benzer tüm ibâreler Bakara 26 ışığında anlaşılmalıdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Allah, kelâmının en güzelini, âyetleri birbirine benzer ve ikişer ikişer olarak bir kitap halinde indirdi. Rablerinden korkanların derileri ondan ürperir, sonra derileri ve kalbleri Allah'ın zikrine yumuşar. O (Kur'an) Allah'ın bir hidâyet rehberidir, onunla dilediğini hidâyete kavuşturur ve her kimi ki, Allah dalâlete düşürür, artık onun için bir hidayet edici yoktur.
Allah sözlerin en güzelini indirmiştir. Allah'ın vahiy yolu ile gönderdiği bu söz, her tarafı birbirini tutan, gerçekleri, farklı üsluplarla tekrar tekrar beyan eden bir kitaptır. Rab'lerini tazim edenlerin derileri onu okuyup dinlerken ürperti duyar. Sonra derileri ve kalpleri Allah'ı anmakla ısınıp yumuşar, sükûnet bulur. İşte bu, Allah'ın hidâyetidir ki onunla dilediğine yol gösterir. Ama Allah'ın şaşırttığı kimseyi ise hiç kimse doğru yola koyamaz. [8, 2-4; 25, 73]
Âyette geçen “kitaben müteşabihen” şunu ifade eder: Kur’ân-ı Kerîm’in âyetleri gerçeklikte, muhkemlikte, hakka ve sıdka istinad etmede, insanlara gerek dünya gerek âhiret mutluluğunu temin etmede, fesahat bakımından lafızlarının birbirine uyum sağlamasında, mûciz üslubunda birbirine benzer. Yani bu hususlarda âyetler müşterektir. Kur’ân 23 senelik risalet boyunca çok farklı zamanlarda, farklı mekânlarda, farklı şartlarda nâzil olduğundan âyetleri arasında irtibatsızlık, uyumsuzluk olması için her türlü sebep mevcut sayılırdı. Beşer eseri olsaydı bunlar kaçınılmaz olurdu. Fakat âyetler hep birbirini tasdik ve te’yid eder. Nüzul sebepleri, vakitleri, sorular çok fazla olduğu halde Kur’ân adeta tek soruya verilen ve bir defada indirilen tutarlı bir cevap durumundadır. Ayrıca mesanî özelliği vardır: Yani Kur’ân, önemli konuları farklı üsluplarla tekrar tekrar anlatır.
Süleyman Ateş
Allah, sözün en güzelini, (Kur'an'ın ayetlerini güzellikte) birbirine benzer, ikişerli bir Kitap halinde indirdi. Rablerinden korkanların, ondan derileri ürperir, sonra derileri ve kalbleri Allah'ın zikrine yumuşar. İşte bu (Kitap) Allah'ın rehberidir. Dilediğini bununla doğru yola iletir. Ama Allah kimi sapıklığında bırakırsa artık ona yol gösteren olmaz.
Burada geçen ÂîËÇæé (mesânî) kelimesi, ikişerli demektir. Buna çok mânâ verilmiştir. Fakat bize göre bu kelime ile Kur'ân'ın her yönden ikili bir sistem ta'kîbettiği belirtilmektedir. Gerçekten Kur'ân'ın ifâde üslûbu, karşılıklı zıdlığa dayanır. Kur'ân, olayları hep ikili, karşıtlı olarak anlatır: Gök, yer; cennet, cehennem; melek, şeytân; emir, yasak; va'd ve va'îd.. Bunlar birbiri ardından anlatılır. Mü'minlerin hali anlatıldıktan sonra kâfirlerin hali; Allah'ın gökteki kudret işâretlerinin ardından yerdeki kudret işâretleri; zamandaki kanıtların ardından mekândaki kanıtlar anlatılır. Ve herşey karşıtıyla anlatılınca daha iyi kavranır. İşte mesânî, yani karşılıklı olarak ikişerli sözü, bu anlamı belirtmektedir. Allah'ın vahyi bu üslûb üzere indirmiştir.
Süleymaniye Vakfı
Allah sözlerin en güzelini, birbirine benzer, ikişerli (âyetler içeren) bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların tüylerini ürpertir; sonra onların kalpleri ve vücutları Allah’ın bilgisiyle yumuşar. İşte bu, Allah’ın yoludur. Onu tercih edeni o yola yöneltir. Allah’ın sapık dediğine kimse “Doğru yoldadır” diyemez.
Allah, sözün en güzelini, birbirine benzeterek bir kitap halinde indirmiştir. Rab'lerinden korkanların ondan tüyleri ürperir. Sonra Allah'ın uyarısına derileri ve kalpleri yumuşar. İşte bu Allah'ın rehberidir. Onunla dilediğine yol gösterir. Allah, kimi de sapıklıkta bırakırsa, onun da bir rehberi yoktur.
Allah sözün en güzelini, âyetleri birbirine benzeyen(8) ve tekrarlayan(9) bir kitap olarak peş peşe indirmiştir.(10) Rablerinden korkanlar onu işittiklerinde tenleri ürperir. Sonra hem tenleri, hem kalpleri Allah'ın zikrine karşı yumuşar. Bu Allah'ın hidayetidir ki, dilediğine onunla yol gösterir. Allah'ın saptırdığını ise yola getirecek yoktur.
(8) İçerdiği hakikatlerde, belâgatinde, üslûbunda, etkisinde birbiriyle uyumlu olan ve hiçbir şekilde çelişkisi bulunmayan.(9) Hakikatleri çeşitli şekillerde tekrarlayarak zihinlerde ve gönüllerde yerleştiren; okuyanların dilinde sayısız defalar tekrarlanmakta olan.(10) Yirmi üç senelik bir zaman dilimi içinde, değişik koşullar altında, farklı olaylar üzerine, başka muhataplar karşısında inen binlerce âyetten meydana gelen bir kitabın bu özellikleri taşıması, elbette ki benzeri hayal bile edilemeyecek bir mucizedir.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah, sözün/hadisin en güzelini, birbirine benzer iç içe ikili mânalar ifade eden bir Kitap halinde indirmiştir. Rablerinden korkanların ondan derileri ürperir. Sonra da hem derileri hem de kalpleri, Allah'ın zikri/Kur'an'ı karşısında yumuşar. Bu, Allah'ın kılavuzudur ki, onunla dilediğini/dileyeni hidayete erdirir. Allah'ın saptırdığına gelince, ona kılavuzluk edecek yoktur.
Tañrı indürdi söz görklüregin bir kitāb bir nicesi bir nicesine ikin ikinler. ürperür ditreyü andan derileri anlaruñ kim ķorķarlar çalabı’larından andan yumşanur derileri anlaruñ daħı göñülleri Tañrı zikrindin yaña. şol ŧoġru yolıdur Tañrı’nuñ ŧoġru yol gösterür anuñ-ile her kime kim diler. daħı her kimi azdura Tañrı yoķdur anuñ hįç ŧoġru yol gösterici.
Tañrı Ta‘ālā indürdi sözlerüñ yaḫşısı ki Ḳur’āndur, bir kitābdur ki āyetleribiri birine beñzer. Ḥaḳḳı bāṭıldan ayırıcı āyetlerdür. Tügleri ditrer anuñ hey‐betinden ol kişilerüñ ki Tañrılarından ḳorḳarlar. Anda yumuşar derileri veyürekleri Allāhuñ ẕikrine. Ol Allāhuñ hidāyetidür. Hidāyet virür ol kitāb‐ıla kime dilese. Kimi ki Tañrı Ta‘ālā azdursa aña hidāyet virici bulunmaya.