Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 612, sondan 5625. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 119. ayetidir. Nisâ Suresi 119. ayetinin kelime sayisi 21, harf sayısı 109 ve toplam ebced değeri ise 10180 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ولاضلنهم ولامنينهم ولامرنهم فليبتكن اذان الانعام ولامرنهم فليغيرن خلق الله ومن يتخذ الشيطان وليا من دون الله فقد خسر خسرانا مبينا
“Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.”[132] Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o apaçık bir hüsrana düşmüştür.
Allah’ın yarattığının değiştirilmesi, hem maddî alanda, hem de fıtrat alanında gerçekleşebilir. Zamanımızda yeryüzünde doğal dengeyi bozucu her türlü girişimi, bu çerçevede değerlendirmek mümkündür.
Burada şeytanın diğer özellikleri ve insanlara etkileri açıklanmaktadır: a) Şeytan Allah tarafından lânetlenmiş, huzurundan kovulmuş ve rahmetinden mahrum kılınmıştır. b) O bütün insanları değil, ancak belli bir kısmını etki altına alabilecektir. Allah Teâlâ şeytana, kullarını saptırmak için çabalama hürriyeti vermiştir. Ancak onun, kullar üzerinde cebredici bir etkisi yoktur. Rabbine samimiyetle kulluk eden müminlerin şeytandan yana bir korkuları olamaz (Hicr 15:40; Sâd 38:83). c) Şeytan, imanı zayıf, ibadeti eksik, bu sebeple aklı ve iradesi yalnız, desteksiz ve zayıf kalmış insanları doğrudan, iyiden, haktan saptırmaya çalışır, onları olmayacak kuruntularla, tatlı hayallerle oyalar, aldatır; iyi davranışlardan, faydalı uğraşlardan alıkoyar. d) Şeytanın insanlara yaptırdığı yanlışların en önemlileri iki örnekle anlatılmıştır: 1. Puta adanan devenin gözünü kulağını yarmak. Bu örnek bütün akıl ve ilim dışı kabullere ve hurafelere işaret etmektedir. 2. Allah’ın yaratış düzenini değiştirmek. Bu örnek de fıtrata ve selim tabiata aykırı sapmalara dikkat çekmektedir. İbn Âşûr bu münasebetle kadınların ve erkeklerin vücutlarında yaptıkları bazı değiştirme, güzelleştirme ve düzeltmeleri değerlendirerek şu sonuca varmıştır: Sünnet olmak, belli yerlerdeki kılları almak ve gidermek, tıraş olmak, tırnak kesmek, küpe takmak için kulağı delmek gibi İslâm’ın izin verdiği, hatta teşvik ettiği güzelleştirme ve düzeltmeler “yaratılış düzenini değiştirme” mânası taşımaz. Bunlar temizlik, kolaylık ve güzellik sağlayan, tabii ve fıtrî güzelliğin ortaya çıkmasını temin eden işlemlerdir. Kaş aldırma, saç taktırma, dişleri düzeltme konusunda rivayet edilen ve “sertlik ve ağır ceza tehdidi taşıyan” hadisler yalnızca bu küçük şeylere yönelik olmamalıdır. Bu tür uygulamalar ya o zaman iffetsiz kadınların veya müşriklerin özellikleri idi ya da şeytanın tesiri bulunan, şeytanî maksatlarla sergilenen davranışlardı (V, 205-206). Günümüzde tıbbın mümkün hale getirdiği estetik ameliyatlarla yapılan değiştirmeleri de ikiye ayırmak gerekecektir: a) Normal olana göre biçimsiz, yersiz, aşırı hacimde, maddî veya psikolojik olarak rahatsızlık verici oluşumların düzeltilmesi. Bunlar tedavi sayılır ve câizdir. b) Normal olanı ya daha ziyade güzelleştirmek veya değişiklik arzusuyla değiştirmek. Yaratılış düzenini değiştirmeyi hedefleyen bu tür uygulamalar dinen tasvip edilmez.
Mehmet Okuyan
Onları mutlaka saptıracağım, elbette onları boş kuruntulara boğacağım; elbette onlara emredeceğim (fısıldayacağım) ve hayvanların kulaklarını yaracaklar; elbette onlara emredeceğim ve Allah’ın yarattığını değiştirecekler.” Kim Allah’ın dışında (O’nu bırakır da) şeytanı dost edinirse, elbette apaçık bir şekilde kaybetmiştir.
Bu ayette Yüce Allah’ın yaratma sistemine ve yarattığı şeylere sebepsiz yere müdahale etmenin şeytan kaynaklı bir işlem olduğuna ve bu türden uygulamalardan kaçınmak gerektiğine dair bilgi verilmektedir. [Sünnetüllah] denen “ilahi kanun”a müdahale anlamında her bir işlem bu ayetin kapsamına girebilir. ,Bu cümlede şeytanın dost edinilmesinin bir “alın yazısı” değil, isteyen kişilerin “tercihinin sonucu” olduğu belirtilmektedir. Şeytanın dostluğunu istemek “sebep”, şeytanın dost edinilmesi ise “sonuç”tur.
Bayraktar Bayraklı
“Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar; onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler!” Kim Allah'ın yerine şeytanı dost tutarsa, elbette açık bir ziyana uğramıştır.
Mutlaka onları saptırıp, asılsız kuruntulara daldıracağım; onlara buyuracağım, davarların kulaklarını yaracaklar;¹ onlara buyuracağım, Allah'ın yarattığını bozacaklar². Kim, Allah'ın yanı sıra şeytanı veli edinirse, apaçık bir zarara uğramış olur.
1. Cahiliye Arapları, çeşitli nedenlerle kimi hayvanlardan yararlanmayı kendilerine yasaklamışlardı. Maide Suresi, ayet 103'te bu hayvanlar şu şekilde açıklanmaktadır: Bahira, saibe, vasile ve ham. Bahira: Beşinci doğumunda erkek doğuran deve. Saibe: adak vs. nedenlerle salıverilen deve. Vasile: Yedinci doğumlarında çift doğan kuzular. Ham: On kez baba olan deve. 2. Fıtratını(yaradılışını) bozacaklar; yaradılış amacına aykırı kullanacaklar.
Ahmet Akgül
(Ardından) “Onları muhakkak saptıracağım ve onları boş kuruntulara ve hayallere kaptırıp (günahlara sokacağım), onlara emredeceğim; hayvanların kulaklarını yaracaklar (böylesi bâtıl inançlara ve davranışlara sapacaklar) ve yine emredip fısıldayacağım, Allah’ın yaratışını değiştirip (bozacaklar. Kadınlar erkekleşecek, erkekler kadınlaşacak... İnsan tabiatına ve fıtrat dini olan İslam’a uymayan düşünce ve düzenlere kapılacaklar. Haramları helâl, helâlleri haram sayacaklar.) ” Artık kim, Allah’ın (Hakk Dinini) bırakıp, şeytanı (ve uşaklarını) dost edinip (bâtıl düzenine) uyarsa muhakkak o apaçık bir ziyana uğramıştır.
Onları doğru yoldan saptıracağım, olmaz isteklere sürükleyeceğim, putlara hayvanlar adatacağım da onların kulaklarını yarmalarını, Allah'ın yarattığını bozmalarını emredeceğim. Allah'ı bırakıp Şeytan'ı dost edinen, apaçık bir zarara düşmüş, ziyana uğramıştır.
Onları saptıracağım, boş hevesler ve özlemler ile dolduracağım. Ben onlara emredeceğim, onlar da putperestçe bir kurban âdeti olarak, hayvanların kulaklarını yaracaklar ve onlara yine emredeceğim, Allah'ın yaratılıştaki kanun ve prensiplerini değiştirecekler.” Ama Allah'ı bırakıpta şeytanı kendilerine rehber edinenler, kesinlikle ziyana uğrarlar.
“Onları başlarına buyruk hale getirerek hak yoldan uzaklaşmalarına dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerine imkân sağlayacağım. Mutlaka onları boş kuruntulara sevk edeceğim, kesinlikle onları idare edeceğim, sağmal hayvanların kulaklarını yaracaklar, putlar için bel yapacaklar. Şüphesiz onlara emredeceğim de, Allah'ın koyduğu dini, düzeni, yaratılışa uygun özellikleri, kanunları, safiyeti, masumiyeti, yapılan taahhüdü, kurulan düzeni bozarak değiştirecekler.” dedi.
Kim Allah'ı bırakarak kulu durumundaki şeytanı, şeytan tıynetli ahlâksız azgınları, şeytanî güçleri dost, veli, koruyucu edinir, hâkimiyetine girerse, apaçık bir zarara, ziyana uğramış olur.
"Onları saptıracağım, kendilerini boş kuruntulara kaptıracağım ve onlara emredeceğim hayvanların kulaklarını yaracaklar, yine emredeceğim Allah'ın yarattığını değiştirecekler." Kim Allah'ı bırakıp şeytanı kendine dost edinirse şüphesiz o apaçık bir kayba uğramıştır.
Onları -ne olursa olsunşaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah'ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim.' Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır.
Onları gerçekten sapıtacağım, kendilerini uzun emellere düşürüp olmayacak kuruntularla aldatacağım ve elbette onlara emredeceğim de dâvarların kulakların (putlara adamak üzre) kesip yaracaklar. Çaresiz onlara emredeceğim de, Allah'ın yarattığını (putlaştırarak, aslından çıkararak) değiştirecekler.” Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı bir dost edinirse, gerçekten açık bir ziyana düşmüştür.
Ve onları saptıracağım, onları kuruntulu arzulara boğacağım, onlara emredeceğim, hayvanların kulaklarını kesecekler. Onlara emredeceğim, Allah’ın yaratma kanunlarını değiştirecekler.()” dedi. Artık kim, Allah’ın yerine şeytanı dost tutarsa, o çok büyük bir zarara uğramış demektir.
(*) Deve beş kere hamile kalıp beşincisinde erkek yavru doğurunca, Araplar o devenin kulağını kesip onu kutsal sayarak kendilerine haram sayarlardı ve onu emekliye ayırırlardı. İlkel bir tabiatperestlik örneği. Bu çağda dahi en kutsal şey, tabiattır. Güya bilimsel verilere dayanan tabiatperestlik ve beden teşhirciliğiyle o zamanın Araplarının tabiatperestliği arasında pek fark yoktur.
İnsanlar şimdi de öze ve ruha değil de cesetlere âşık oluyorlar. Bazı serserilerin sevgisini çekebilmek için, Allah’ın yaratılış kanunlarını değiştirip kadınlaşıyorlar. Kendilerine âşık buluyorlar.
Besim Atalay
Onları saptırırım, onları umdururum, davarların kulakların kesmeyi Allahın yaptığını bozmayı, emrederim onlara», Allahı bırakıp da, şeytanı dost edinen, en koyu ziyandadır
(Ardımdan) mutlaka onları saptıracağım ve muhakkak onları olmayacak kuruntularla aldatacağım ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar (böyle batıl inançalara sapacaklar). Yine onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler.” Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı (rehber ve) dost edinirse, elbette ki o apaçık bir ziyana uğramış demektir!
Müşrikler putlara adadıkları hayvanların belli olması için kulaklarını keserek ikiye ayırırdı, Ayette şeytanın insanları kandırmak suretiyle putlara kurban kesmelerini sağlamasının şeytanca bir iş olduğu vurgulanmaktadır. 116 ve 120. Ayetler birlikte okunduğunda ve müşriklerin âdetleri düşünüldüğünde konu daha iyi anlaşılır. Günümüze verdiği mesajı anlamak için ise kimin hangi putları için neleri ayırdığını düşünmemiz gerekiyor. Çıkar menfaat ilişkilerimizi, neler için nelerden vaz geçtiğimizin tespitini iyi yapmamız icap ediyor. Zira Rabbimiz 121. ayette bunun bedellerinin çok ağır olacağını ifade etmektedir.“Allah’ın yarattığını değiştirecekler” ifadesi, sözde güzelleşmek için estetik yaptıranları, cinsiyetlerini değiştirenleri, ürünlerin genetik yapılarıyla oynayarak muhtelif mahsuller meydana getirmek isteyenleri, kırık genli ya da ebter tohumlar üreterek mahsulde tekelleşmeye gidenleri, bazı hayvanların DNA’larıyla oynayarak farklı canlı türlerinin ortaya çıkmasını amaçlayanları işaret ettiği kanaatindeyiz.
Diyanet İşleri (Eski)
117,118,119. Onlar Allah'ı bırakıp tanrıçalara taparlar ve: "Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracağım, onlara kuruntu kurduracağım, develerin kulaklarını yarmalarını emredeceğim, Allah'ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim" diyen, Allah'ın lanet ettiği azgın şeytana taparlar. Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinen şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır.
«Onları mutlaka saptıracağım, muhakkak onları boş kuruntulara boğacağım, kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar (putlar için nişanlayacaklar), şüphesiz onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler» (dedi). Kim Allah'ı bırakır da şeytanı dost edinirse elbette apaçık bir ziyana düşmüştür.
Allah’ın yarattıklarını değiştirmek, canlıların tabiî şekil ve özelliklerini değiştirmek demektir. Hayvanların gereksiz yere kulak ve kuyruklarını kesmek; kaşları, dişleri... süslenme maksadıyla değiştirmek bu kabildendir ve yasaklanmıştır. Tabiatın dengesini bozan davranış, kullanma ve teknoloji de aynı çerçeveye girmektedir.
Edip Yüksel
"Onları saptıracağım, onları kuruntularla oyalayacağım, hayvanların kulaklarını yarmalarını (böylece etlerini haram etmelerini) emeredeceğim, ALLAH'ın yaratıklarını değiştirmelerini emredeceğim." Kim ALLAH yerine şeytanı dost ve egemen edinirse apaçık bir kayba uğramıştır.
Sünnet denilen merasimle çocukların cinsel organlarını kesenler (Afrika ülkelerinde kız çocuklarının klitorislerini sünnet edip cinsel organlarını parçalayanlar) sağlık açısından gereksiz olan bu ameliyatla hem çocuklara acı çektirmekte ve hem de insanın yaratılışında Tanrı'nın hata yaptığını ima etmektedirler.
Kuşkusuz, çocukların düdüllerinin derisi Tanrı'nın yaratılışında bir anomali değildir; normal bir durumdur. Sünnetçiler Tanrı'ya karşı meydan okur: "Ey Tanrı, yüce yaratıcı, herşeye gücü yeten ve herşeyi bilen rabbimiz, sen en iyi biçim verensin, evrenin yaratanısın. Ne var ki, ey Tanrı, sen bizim düdüllerimizi yamuk yaratmışsın. Senin işlediğin hatayı usturalar ve makaslarla BİZ düzelteceğiz. Düdüllerden kan akarken ve çocuklarımız çığlıklar atarken senin büyüklüğünü anacağız rabbimiz!"
Erkek ve kız çocukları üzerinde sünneti uygulamak isteyenler sürekli olarak yeni sebepler uydurmaktadırlar. Masturbasyonu veya cinsel yollarla bulaşan hastalıkları engellemek ilk önerilen sebeplerdi. Daha sonra bunlara birçok sebep daha eklendi: yatağa işemek, kanseri engellemek, AIDS'e karşı korunmak gibi... Ne var ki, tıbbi araştırmalar sünnetin bir yararı olmadığını ve hatta çocuklara dayatılan bu ameliyatın onların psikolojik gelişmelerinde olumsuz etkilere yol açabileceğini göstermektedir. Sünnet sonucu sakatlananların ise sayısı belli değildir.
İşin ilginci, hadis kitapları, Peygamber döneminde müslüman olanların sünnet olduklarına dair hikayeler nakletmeyi unutmuşlardır. Ebu Bekir, Omer yahut Hamza bugun müslüman olsaydı, bizim müslümanların ilk yapacağı işlerden biri onları bir sünnetçiye teslim ederek cinsel organlarını kana bulamak olacaktı. Sunnilerin kutsal hadis kitaplarından Ahmed B. Hanbel'in müsnedi, Osman bin el-As'ın sünnet törenine katılmayı reddettiğini ve bunun bir bidat olduğuna inandığını rivayet eder. Ünlü Taberi, Halife Abdul Aziz'in, jizye vermekten kurtulmak için İslam'ı kabul eden Horasanlıların sünnet edilmesi önerisine karşı çıktığını rivayet eder. El-Nevevi, İbn-i Munzir'den alıntı yaparak sünnet etmenin bidat olup olmadığını tartışır. Kısacası, ehl-i Sünnet kaynakları, her şey gibi bu konuda da çelişkilerle dolu.
Sakat doğan çocuklar üzerinde yapılan ameliyatlara ne demeli? Kuşkusuz, bireylerin ve toplumların günahları ve aşırılıkları sonucu, veya bir sınav amacıyla, sakat olarak doğan çocuklar bir anomali olup, ameliyat yoluyla onları Tanrı'nın asıl yaratılışına uygun bir hale sokmak kınanamaz. Ayrıca, "peki traş olmanın hükmü nedir?" diye soru yöneltenlere çük kesme ile kıl kesme arasındaki farkı anlatmalı mı bilmiyorum?
Muhammed peygamber insanları sünnet etmek için halklara elçi olarak gönderilmedi. Çocuklara karşı işlenen bu suç artık tarihe gömülmeli. Bak 13:8; 25:2; 32:7; 40:64; 64:3; 82:6-9.
Elmalılı Hamdi Yazır
118,119. Allah o şeytana lanet etti. Ve o da: "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler" dedi. Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olur.
Ve lâbüd onları sapıtacağım, ve her halde onları ümniyyelere düşürüb olmayacak kuruntularla aldatacağım, ve lâbüd onlara emr edeceğim de hayvanların kulaklarını dilecekler ve lâbüd onlara emredeceğim de Allahın halkını tağyir edecekler, ve her kim Allahı bırakıb Şeytanı veliyy ittihaz ederse şüphesiz açıktan açığa husrana düşmüştür
118,119. Allah onu rahmetinden koğdu. O da (şöyle) dedi: «Celâlin hakkı için, kullarından muayyen bir nasıyb edineceğim, onları behemehal sapdıracağım, onları mutlakaa olmayacak kuruntulara boğacağım, onlara kat'iyyen emredeceğim de davarların kulaklarını yaracaklar, onlara muhakkak emredeceğim de Allahın yaratdığını değiştirecekler». Kim Allahı bırakarak şeytanı bir yâr edinirse şübhesiz açıkdan açığa büyük bir ziyana düşmüşdür o.
Ve onları mutlaka dalâlete düşüreceğim, hem onları şübhesiz boş temennîleresevk edeceğim, hem onlara kesinlikle emredeceğim de gerçekten hayvanların kulaklarını yaracaklar(2) ve (yine) onlara mutlaka emredeceğim de Allah'ın yarattığını şübhesiz değiştirecekler” (dedi).(3) Artık kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, o takdirde muhakkak ki apaçık bir zararla hüsrâna uğramış olur.
(2)Bâtıl bir inançla, câhiliye devrinde Arablar, bir dişi deve, beş def‘a doğurur da beşincisi erkek olursa, onun kulağını delerek işâretlerler ve ondan istifâde etmeyi haram sayarlardı. (Nesefî, c. 1, 366)(3)Hasan-ı Basrî (ra): “Allah’ın yarattığını değiştirme”nin iki şekilde olduğunu beyân etmiştir. Birincisi: “Her doğan çocuk İslâm fıtratı üzere doğar. Sonra onu ana-babası ya yahudi veya hristiyan veya mecûsî yapar” hadîsine göre, onun dînini değiştirmektir. Diğeri ise: “Allah, dövme yapan, yaptıran, yüzden kıl alan, seyrek dişli ve güzel görünebilmek maksadıyla dişlerinin arasını yontan bahtsızlara, Allah’ın bahşettiği yaratılış şeklini değiştiren kadınlara lâ‘net etmiştir” hadîsine göre dış görünüşü değiştirmektir. (İbn-i Kesîr, c. 1, 438)
İlyas Yorulmaz
“Onları saptıracağım, kuruntulara sürükleyeceğim, hayvanların (eziyet olması için) kulaklarını kesmelerini ve Allah’ın yarattıklarının şekillerini değiştirmelerini emredeceğim” dedi. Kim Allah’dan başka şeytanı yardımcı edinirse, apaçık bir ziyana uğramış olur.
118, 119. Allah ona lânet etsin, O, der ki elbette senin kurallarından muayyen bir pay edineceğim [⁵] elbette onları sapık kılacağım elbette onları kuruntuya boğacağım [⁶] elbette onlara emredeceğim ki davarların kulaklarını yarsınlar [⁷] elbette onlara emredeceğim ki Allah/ın yarattığı şekli bozsunlar [⁸]. Herkim Allah/ı bırakarak şeytanı yâr edinirse apaçık bir ziyana girmiş olur.
İsmail Hakkı İzmirli Nisâ Suresi 119. Ayet Açıklaması
[5] Putlara adak kesmek gibi.[6] Hayat uzundur, kıyamet yoktur gibi.[7] Onlar putlara adak kılınacak dört ayaklı hayvanat-ı ehliyenin kulaklarını keserlerdi.[8] Çocukların başında putlar namına bir miktar saç bırakmak, cildi mavi renkle süslemek, insanları tavaşi, hayvanları idiş yapmak. Gayri tabiî münasebat-ı cinsiyede bulunmak, bir takım mahlûkatı mabut edinmek, fıtratı bozmak (İslâm dininin emrettiği şeyleri bozmak) gibi.
Kadri Çelik
“Onları mutlaka saptıracağım, muhakkak onlara boş kuruntular kurduracağım, mutlaka onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar ve yine mutlaka onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler” (dedi). Kim Allah'ı bırakıp şeytanı veli edinirse, şüphesiz açıktan açığa hüsrana uğramıştır.
“Onları saptıracak, boş ümitlerle oyalayıp duracağım. Onlara emredeceğim, sahte tanrılara adanmışlığın sembolü olarak hayvanların kulaklarını kesecekler; onlara emredeceğim, Allah’ın en şerefli yaratıkları insanların yaşaması için ortaya koyduğu dininin, aslında değiştirilemez kurallarını değiştirmeye zorlayacaklar. Böylece, fıtrat kanunlarını çiğnemeye, varlıklara yüklenen temel özellik ve onların asli fonksiyonlarını bozmaya uğraşacaklar. Sözgelimi, kadını erkeğe, erkeği kadına benzetecekler; doğal yöneliş ve içgüdüleri saptıracak, yetenekleri ve organları yaratılış gayelerinin dışında kullanıp çarpık ilişkilere girecekler. Hatta gece ve gündüz dahil her şeyi yaratılış gayesinin dışına çıkarmaya çalışacaklar. Sonunda yaratılış kanunlarına aykırı bir hayat tarzı ortaya koyacak, kendi dünyalarında Allah’ın istediği yaşama şekli olan dinini değiştirmiş olacaklar. Oysa ki:Kim Allah’ı bırakır da kendisine şeytanı bir rehber ve dost edinecek olursa, apaçık zarara uğramış demektir!
“Onları saptırırım, kuruntu veririm.
Onlara emrederim; Ehil Hayvanlar’ın kulaklarını yarsınlar!
Onlara emrederim; Allah’ın yaratışını değiştirsinler!”.
Kim Allah’ı bırakıp Şeytan’ı veliyy edinirse, açık bir zarar ile hüsrana düşmüştür.
118,119. Onlar kendilerine: “Elbette Senin kullarından belirli bir kısmını alıp saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, onlara hayvanların kulaklarını yarmalarını1 ve Allah’ın yarattığını değiştirmelerini2 emredeceğim.” diyen ve Allah’ın lânet ettiği (azgın şeytana taparlar.) Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinenler, şüphesiz apaçık bir şekilde perişan olacaklar.
1 Araplar, bir dişi deve beş defa doğurur ve beşincisi erkek olursa, kulağını yararlar ve ondan faydalanmayı haram sayarlardı. Bir de putlara ibadet için kurbanlık nişanesi olmak üzere kurbanlık hayvanların kulaklarını keserlerdi. Yani kendilerince kutsallar icat ederlerdi. Tıpkı orta Asya ülkelerindekilerin, Allah’ın nîmetleri içerisinde özellikle “ekmeği” kutsallaştırdıkları gibi…2 Yaratılışı bozacaklar. Bu konuda müfessirlerin verdikleri örneklerin başlıcaları şöyledir: Kadını erkek, erkeği kadın yapmağa çalışacaklar, kadın yerine erkek, erkek yerine kadın kullanacaklar, kılıklarını değiştirecekler, nikâh yerine fuhşu tercih edecekler, temizi bırakıp pisliklere koşacaklar. Helâle haram, harama helâl, iyiye kötü, kötüye iyi diyecekler, Allah’ın gönderdiği “hak dinleri” bırakıp bâtıl dinler ve fikirler arkasında koşacaklar.
Muhammed Esed
onları saptıracağım ve boş hevesler, özlemler ile dolduracağım; ben onlara emredeceğim, onlar da [putperestçe bir kurban âdeti olarak] deve(lerin) kulaklarını kesecekler; ve ben onlara emredeceğim, onlar Allah'ın mahlukatını ifsad edecekler!” 141 Ama Allah'ı bırakıp Şeytan'ı kendilerine rehber edinenler, kesinlikle ziyana uğrarlar.
“Ve onları saptıracağım, onları hep kuruntuların peşinden koşturacağım. Zira onlara emredeceğim hayvanların kulaklarını yaracaklar, yine ben onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığı saf yapıyı değiştirecekler.” Kim Allah ile beraber şeytanı da veli edinirse, apaçık bir kayba ve ziyana uğramış olur. 36/60...64
Onları saptıracağım ve kuruntularla oyalayacağım: zira ben onlara emredeceğim, onlar da hayvanların kulaklarını kesecekler;[832] yine onlara emredeceğim, onlar Allah’ın yaratışını değiştirecekler!”[833] Fakat Allah’ı bırakıp şeytanı kendilerine veli edinenler, apaçık bir ziyana uğramış olurlar.
Mustafa İslamoğlu Nisâ Suresi 119. Ayet Açıklaması
[832] Mâide 103. âyette açıklanan bu uygulama, bazı hayvanları “kutsal” ilan edip salıverme şeklinde gerçekleşiyordu. Bunun nişanesi olarak da hayvanın kulağı kesiliyor, herhangi bir yerine nişan vuruluyordu. Bu, özünde ilâhî hiyerarşiye bir müdâhale, Allah’ın insanın hizmetine âmâde kıldığı bir varlığı konulduğu yerden etmeydi. Kurban kesmenin hikmeti de işte tam bu noktada ortaya çıkmaktadır: Eskilerin “meratibu’l-vücud” adını verdiği varlık hiyerarşisine riayet ve bir şeyi Allah’ın koyduğu yere koymak (Bkz: 22:36-37, not 58).
[833] “Yaratışı değiştirmek”, cahiliyye döneminde bir önceki notta dile getirilen varlıktaki ilâhî hiyerarşiyi bozup yaratılış amacının dışına çıkarmak sûretiyle gerçekleşirken, modern cahiliyyede genetik tahrif yoluyla gerçekleşmektedir. Genetik mühendisliğinin istenmeyen sonuçlara yol açmaması için, varlık hiyerarşisine özen göstermesi şarttır. Böyle bir özenin temelini de “bilim ahlâkı” oluşturur.
Ömer Nasuhi Bilmen
«Ve elbette onları saptıracağım ve elbette onları kuruntuya düşüreceğim ve muhakkak onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar ve herhalde onlara emredeceğim de Allah Teâlâ'nın yarattığını tağyir edeceklerdir.» Ve her kim Allah Teâlâ'dan başka şeytanı velî ittihaz ederse şüphe yok ki, pek açık bir ziyan ile ziyana düşmüş olur.
118, 119. O şeytana ki: “Ya Rabbî, Senin kullarından mutlaka bir pay edineceğim. Mutlaka onları saptıracağım, onları birtakım temennilerle oyalayacağım. Onlara davarlarının kulaklarını yarmalarını emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler. ” dedi. Her kim Allah'ın yerine şeytanı dost edinirse, şüphesiz besbelli bir ziyana girmiştir. [5, 103; 7, 30; 16, 63]
Burada Cahiliye araplarının bazı uygulamaları kınanmaktadır. Putlar namına kesilmek üzere adak edilen hayvanların kulaklarını yararlardı. Çocukların başlarında putlar namına bir mikdar saç bırakır, cildi mavi renkle boyar, fıtratı değiştirir, bazı mahlûklara tapınırlardı. Fakat şuna dikkat etmek gerekir ki, Kur’ân dünyadaki varlıklar üzerinde, münasip biçimde yapılan değişiklikleri reddetmez. Aksi takdirde medeniyetin tümü, şeytanın saptırması olurdu. Oysa medeniyet, Allah tarafından yaratılan şeylerin düzgün bir şekilde kullanılışından başka bir şey değildir. Kur’ân’ın şeytânî değiştirmeler diye reddettiği husus, insan fıtratının ve eşyanın (yani varlıkların) Allah’ın verdiği tâbiî fonksiyonların aksine kullanılması olayıdır.
Süleyman Ateş
Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim: hayvanların kulaklarını yaracaklar; onlara emredeceğim: Allah'ın yaratışını değiştirecekler! kim Allah'ın yerine şeytanı dost tutarsa, muhakkak ki açık bir ziyana uğramıştır.
Onları yoldan çıkaracağım. Onları beklentiler içine sokacağım. Onlara emredeceğim, en’âm’ın kulaklarını yaracaklar[1]. Onlara emredeceğim, Allah'ın yarattığını (dinini) kesinlikle değiştirecekler[2].” Bakın! Sizden kim o şeytanı, Allah ile arasına giren bir dost (veli) sayarsa apaçık bir hüsrana uğramış olur.
Süleymaniye Vakfı Nisâ Suresi 119. Ayet Açıklaması
[1] En'am; koyun, keçi, sığır ve devedir. Bunlar En'am 6:143-144. ayetlerde sayılmıştır. [2] - Fıtratı bozarlar. Rum Suresi 30:30. ayete göre Allah'ın dini fıtrat olduğu için ayete "dini bozacaklar" anlamı verilebilir.
Şaban Piriş
Ve onları saptıracağım onları boş kuruntularla aldatacağım, onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler.” Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı veli edinirse, apaçık bir hüsrana uğramıştır.
“Onları saptıracağım, onları kuruntularla avutacağım. Ben onlara emredeceğim, onlar da hayvanlarının kulaklarını kesecekler. Ben onlara emredeceğim, onlar da Allah'ın yarattığını değiştirecekler.” Artık kim Allah'ı bırakıp da kendisine şeytanı dost ve yardımcı edinirse, apaçık bir hüsrana düşmüş olur.
"Yemin olsun, onları saptıracağım, onları kuruntulara/hurafelere/anlamını bilmeden okumaya mutlaka iteceğim. Onlara mutlaka emir vereceğim de davarların kulaklarını yaracaklar; onlara muhakkak emredeceğim de Allah'ın yaratışını/yarattıklarını değiştirecekler." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı yandaş edinirse açık bir hüsrana kesinlikle yuvarlanmış olacaktır.