Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 590, sondan 5647. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 97. ayetidir. Nisâ Suresi 97. ayetinin kelime sayisi 27, harf sayısı 127 ve toplam ebced değeri ise 10191 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ان الذين توفيهم الملئكة ظالمي انفسهم قالوا فيم كنتم قالوا كنا مستضعفين في الارض قالوا الم تكن ارض الله واسعة فتهاجروا فيها فاولئك مأويهم جهنم وساءت مصيرا
Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.[127]
Bu âyette, hicret emrinin gelmesi üzerine, mü’minlerle birlikte hicret etmeyip Mekke’de müşriklerle beraber kalan, onlarla içli dışlı olan bazı müslümanlar kınanmaktadır.
“Kendilerine yazık etmekte iken” ölen kimseler, Mekke’den Medine’ye göç etme imkânları bulunduğu halde bunu yapmayan, Mekke müşrikleri arasında yaşamaya devam eden, bu sebeple ya tekrar küfre dönen veya dinlerini tehlikeye atanlardır. İbn Abbas bu âyetle ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır: Müslümanlardan bir grup insan müşriklerle beraber bulunuyor, savaşlarda da Resûlullah’a karşı müşriklerin sayısını arttırmış oluyorlardı. Bu arada atılan oklardan ve sallanan kılıçlardan isabet alıp yaralanıyor veya ölüyorlardı. Bunun üzerine “kendilerine yazık ederken...” âyeti nâzil oldu (Buhârî, “Tefsîr”, 4:19). Müşriklerin arasında yaşamaya devam eden kimseler ister bu beraberliğin veya baskının etkisiyle yeniden şirke dönsünler, ister dönmeyip her an bu tehlike içinde yaşasınlar kendilerine yazık (kötülük) etmektedirler, yapmaları gereken şey müslümanların arasına gelip onlarla beraber yaşamaktır.
“Zayıf sayılanlar” diye çevirdiğimiz müstad‘afîn kelimesi, hâkim topluluk tarafından güçsüz ve önemsiz sayılan, taleplerine kulak asılmayan, adamdan sayılmayan, hakkını almaktan aciz bulunan kimseleri ifade etmektedir. Medine’ye hicret ederek bu durumdan kurtulma imkânları var iken Mekke’de zillet ve zaaf içinde yaşamayı tercih edenlerde olduğu gibi, müstad‘af olmakta ve böyle kalmakta kişinin kendi etkisi ve kusuru bulunursa sorumluluğu söz konusudur. Bilgisiz, amelsiz, imansız kalmaya bu durum mazeret olamaz.
Mehmet Okuyan
Melekler, canlarını alırken kendilerine yazık eden kişilere “Neredeydiniz?” derler. Onlar “Biz yeryüzünde güçsüzdük.” derler. Onlar (melekler) “Allah’ın arzı (yeryüzü) geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!” derler. İşte onların barınağı cehennemdir. Ne kötü varış yeridir (orası)!
Bu ve benzer ifadeler, insanların canını alan “melekler”den söz etmektedir. Ölüm melekleri içinde herkes için özel bir ölüm meleğinin varlığı da Secde 32:11’de ifade edilmektedir. Ölüm melekleriyle ilgili benzer kullanımlar için bkz. En‘âm 6:61, 93; A‘râf 7:37; Enfâl 8:50; Nahl 16:28, 32; Muhammed 47:27.,Küfür diyarında kalmayı tercih eden bu kişiler kendilerinin yaşadıkları yerde baskı altında, çaresiz, itilip kakılan, zayıf düşürülmüş bir güçsüzlük içerisinde, aciz bir halde bulunduklarını söyleyecekleri veya söyledikleri ifade edilmektedir. İlk etapta makul gibi görülen bu cevabın aslında geçerli olmadığı bir sonraki cümlede açıkça dile getirilmektedir.,Bu mesaj Nahl 16:28. ayetle birlikte okunmalıdır.
Bayraktar Bayraklı
Melekler, kendilerine zulmedenlere, canlarını alırken, “Sizin neyiniz vardı?” diye soracaklar. Onlar, “Biz yeryüzünde çok güçsüzdük” şeklinde cevap verecekler. Melekler, “Allah'ın yeri sizin kötülük diyarını terk etmenize yetecek kadar geniş değil miydi?” diyecekler. İşte onların barınağı cehennemdir, orası ne kötü bir gidiş yeridir!
Doğrusu, kendilerine haksızlık eden kimselere¹, melekler canlarını alırken: “Neden bu durumdaydınız?”² derler. Onlar: “Biz yeryüzünde mustaz'af³ kimselerdik” derler. Melekler: “Allah'ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların yeri Cehennem'dir. Orası ne kötü bir yerdir.
1. Yapmaları gereken şeyleri yapmayanlar ve yapmamaları gereken şeyleri yapanlar. 2. Mevcut durumu neden kabullendiniz, küfre neden rıza gösterdiniz? 3. Güçsüz bırakılmışlar, ezilmişler, kimsesizler, çaresizler.
Ahmet Akgül
Melekler, (cihad görevini ve dini gayretini terk etmekle) kendi nefislerine zulmedenlerin hayatına son verecekleri zaman derler ki: "Nerede (ve ne halde ve hangi meşguliyette) idiniz? (Niye cihadı terk ettiniz?) " Onlar ise: "Biz, yeryüzünde (aciz, fakir ve çaresiz kimselerdik, bu yüzden dini gayret gösteremedik, ibadet ve hizmet edemedik, çünkü) zayıf bırakılmışlar (müstaz'aflar) idik" derler. (Melekler de:) "Hicret etmeniz (haklı ve hayırlı kesimlerin yanına geçmeniz) için Allah'ın Arz’ı geniş değil miydi?" derler. İşte onların (Hakk yolunda gayret ve mes’uliyetten kaytaranların) barınma yeri cehennemdir. O ne kötü yataktır.
Melekler, nefislerine zulmedenlerin canlarını alırken ne haldeydiniz derler. Onlar da, yeryüzünde derler, aciz kişilerdik biz. Melekler, Allah'ın yeri geniş değil miydi derler, siz de hicret edeydiniz. İşte onlardır yurtları cehennem olanlar ve orası, ne de kötü bir yurttur.
Melekler, varlık sebebine aykırı davranarak hicret etmeyip, kâfir ve müşrikler arasında yaşamayı tercih eden kimselere, canlarını alırken soracaklar: “Ne işte bulundunuz?” Onlar: “Biz yeryüzünde çok güçsüzdük” diye cevap verecekler. Melekler: “Allah'ın arzı, sizin kötülük diyarını terketmenize yetecek kadar geniş değil miydi?” diyecekler. Böylelerinin varış yeri cehennemdir. Ne kötü bir gidiş yeridir orası.
Haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkmayarak, hicret etmeyerek, zâlim idareler altında yaşayanların, kendilerine zulmedilmesine aldırmayanların ruhlarını alarak ölümlerini gerçekleştirirken, melekler:
“Hangi milletin içinde, nasıl bir yerde idiniz?" diye sorarlar. Bunlar:
“Biz yeryüzünde temel hak ve hürriyetleri kısıtlanmış, baskıcı, zâlim idareler altında ezilen çaresizlerdik" diye cevap verirler. Melekler de:
“Allah'ın ülkesi geniş değil miydi? Hürriyetlerinize sahip çıksaydınız, devletinizin değerini bilip, baskılara boyun eğmeyerek özgürce Allah'a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için hicret etseydiniz ya!" derler. İşte onların mekânları cehennemdir. Orası ne kötü bir cezalandırma ve nihaî dönüş yeridir.
Melekler, kendilerine haksızlık edenlerin canlarını alırlarken: "Siz ne hal üzere idiniz?" derler. Onlar: "Biz yeryüzünde zayıf düşürülmüş kimseler idik" derler. Melekler de: "Allah'ın yeri geniş değil miydi ki orada hicret etseydiniz?" derler. Bunların varacakları yer cehennemdir. Orası ne kötü bir varış yeridir!
97.İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre Mekke`de bazı kimseler Müslüman oldular ama Resulullah (a.s.) hicret edince onunla birlikte hicret etmek istemediler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.İbnu Münzir ve İbnu Cerir`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre Mekke`de bazı kimseler Müslüman olmuş ama hicret etmemişlerdi. Müşrikler onları Bedir savaşına götürdüler ve bazıları bu savaşta öldürüldüler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Bu rivayeti biraz farklı bir metinle Buhari de nakletmiştir. Bu konuda benzer anlamlar taşıyan daha başka rivayetler de nakledilmiştir.
Ali Bulaç
Melekler, kendi nefislerine zulmedenlerin hayatına son verecekleri zaman derler ki: 'Nerde idiniz?' Onlar: 'Biz, yeryüzünde zayıf bırakılmışlar (müstaz'aflar) idik.' derler. (Melekler de:) 'Hicret etmeniz için Allah'ın arzı geniş değil miydi?' derler. İşte onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü yataktır o?
(Mekke'den hicret vâcib olduğu zaman oradan hicret etmeyip küfür diyarında kalıp) nefislerine zulmettikleri halde, meleklerin, canlarını aldığı kimselere (azarlama kasdı ile) melekler şöyle derler: “- Ne işte idiniz?” Onlar: “- Biz Mekke'de zayıf kimselerdendik, hicret etmekten acizdik.” derler. Melekler de: “-Allah'ın arzı geniş değil mi idi? Siz de oraya hicret edeydiniz ya!” derler. İşte onların yeri cehennemdir. O, ne kötü bir dönüş yeridir!...
Kendi nefislerine zulmedici olarak yakalanıp melekler tarafından canları alınanlara, melekler: “Durumunuz ne idi?” dediler. Onlar: “Biz yeryüzünde zayıf bırakılanlardandık” diye cevap verdiler. Melekler: “Allah’ın toprakları geniş değil miydi ki, hicret edeydiniz?” dediler. İşte onların sığınağı Cehennemdir. Orası ne kötü dönüş yeridir.
Kendi özlerine zulmeden kimselerin, melekler canlarını alırken: «Siz ne durumdaydınız?» diyerek soracaklar, onlar da: «Bizler orada zayıf kimselerdik» diyeceklerdir, «Allahın yeryüzü geniş değil mi? Orda göçmen olaydınız!» denilir, imdi onların durakları ateştir, o ne kolu uğraktır
Melekler, (inkârcıların dayatması altında zulme rıza göstererek ve tavizler vererek) kendilerine yazık edenlerin hayatlarına son verecekleri zaman şöyle derler: “Ne işte idiniz (Sizin neyiniz vardı)?” (Onlar): “Biz (bulunduğumuz) yerde (Allah'ın emirlerini yaşayamayan) acizdik” diye cevap verirler. Melekler de “Allah'ın yeri geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!” derler. İşte (dünya hayatının rahatını tercih edip dinden uzak kalarak sefil bir hayat yaşadıkları için) onların varacağı yer cehennemdir. Orası ne kötü bir varış yeridir.
Kendilerine yazık edenlerin melekler canlarını aldıkları zaman onlara: "Ne yaptınız bakalım?" deyince, "Biz yeryüzünde zavallı kimselerdik" diyecekler, melekler de: "Allah'ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!" cevabını verecekler. Onlarınvaracakları yer cehennemdir. Orası ne kötü dönülecek yerdir!
Kendilerine yazık eden kimselere melekler, canlarını alırken: «Ne işde idiniz!» dediler. Bunlar: «Biz yeryüzünde çaresizdik» diye cevap verdiler. Melekler de: «Allah'ın yeri geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!» dediler. İşte onların barınağı cehennemdir; orası ne kötü bir gidiş yeridir.
Kendilerine zulmedenlerin canlarını alırken melekler: "Ne halde idiniz," derler. "Bizler yeryüzünde ezilmiş kimselerdik," diye cevap verirler. "ALLAH'ın yeri geniş değil miydi ki oralara göç edeydiniz," derler. Onların yeri cehennem. O ne kötü bir dönüş noktası.
Melekler, kendilerine zulmeden kişilerin canlarını aldıklarında, onlara, "Ne işte idiniz?" derler. Onlar da: "Biz yer yüzünde zayıf kimselerdik." derler. Melekler: "Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi, siz de orada hicret etseydiniz ya?" derler. İşte bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü gidiş yeridir.
O kimseler ki nefislerine zulmetmekdelerken melekler canlarını aldılar, «ne işde idiniz» dediler, «biz dediler: Bu arzda zebun idik», «ya, dediler: Allahın arzı geniş değil mi idi oraya hicret etsenizdi ya?» İşte bunların me'vaları Cehennemdir, ona gidiş de ne fena şeydir
Öz nefislerinin zaalimleri olarak canlarını alacağı kimselere melekler derler ki «Ne işde idiniz?». Onlar: «Biz yer (yüzün) de (dînin emirlerini tatbikden) âciz (kimse) lerdik» derler. Melekler de: «Allahın arzı (yeryüzü) geniş değil miydi? Siz de orada hicret edeydiniz ya» derler. İşte onlar (böyle). Onların barınakları cehennemdir. O ne kötü bir yerdir.
(Mekke'de müşriklerle berâber kalıp, hicret etmeyerek) nefislerine zulmedici oldukları hâlde iken, meleklerin canlarını aldığı kimselere (o melekler): “(Dîniniz hakkında)ne hâlde idiniz?” dediler. (Onlar:) “Yeryüzünde (dînimizi yaşamaktan) âciz bırakılmış kimselerdik!” dediler. (Melekler de:) “Allah'ın arzı geniş değil miydi? Öyle ise orada (küfür diyârından başka bir yere) hicret etseydiniz ya!” dediler. İşte onlar yok mu, varacakları yer Cehennemdir. Ve (o) ne kötü varılacak yerdir!(2)
(2)Bu âyet, hicret farz kılındıktan sonra hicret etmeyip Mekke’de kalan ve daha sonra Bedir Harbinde, müşriklerle berâberken öldürülen bazı kimseler hakkında nâzil olmuştur. (Kurtubî, c. 3:5, 345)
İlyas Yorulmaz
Melekler, kendi nefislerine zulmedenlerin canlarını aldıklarına “Siz niçin Allah yolunda savaşmadınız” derler. Onlarda “Biz zayıf bırakılmış kimselerdik” derler. Meleklerde onlara “Allah’ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!” derler. İşte, böylelerinin varacağı yer cehennemdir. Cehennem dönüş yeri olarak ne kadar kötüdür.
Öz nefislerine zulüm ederek [³] canları melekler tarafından alınan kimseler yok mu, melekler onlara «ne halde idiniz» [⁴] diye soracaklar. Onlar. «Mekke toprağında birtakım aceze idik» cevabında bulunacaklar. Tekrar melekler «Allah/ın yeri geniş değil mi idi? Oraya hicret edeydiniz olmaz mı idi?» diyecekler. İşte onların yurtları Cehennemdir. O, ne kötü uğraktır.
İsmail Hakkı İzmirli Nisâ Suresi 97. Ayet Açıklaması
[3] Hicret vâcip iken Mekke'den hicret etmeyip Mekke'de müşriklere muvafakat etmek suretiyle kendi kendilerine zulüm ederek.[4] Mü'min mi idiniz, yoksa müşrik mi?
Kadri Çelik
Melekler kendilerine zulüm edenlerin canlarını aldıkları zaman onlara, “Ne işte idiniz?” deyince, “Biz yeryüzünde zayıf bırakılmış kimselerdik” derler. Melekler de “Allah'ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!” cevabını verirler. İşte onların varacakları yer cehennemdir. Orası pek de kötü dönülecek yerdir!
Melekler, Allah yolunda cihâdı ve hicreti terk ederek kendilerine zulmeden kimselerin canlarını alırken, onlara “Dünyada ne hâldeydiniz? Zulme karşı mücâdeleye katılmama konusunda mâzeretiniz neydi?” diye soracaklar. Onlar, “Biz yeryüzünde zayıf bırakılmış ve küfre karşı açık ve net olarak tavır alma konusunda güç ve imkânlardan yoksun kalmış kimselerdik. Bu yüzden, çâresiz bir hâlde, küfrün egemenliğine mahkûm olduk. Zira, iman ateşten bir kor idi ve biz onu tutmaya cesaret edemedik!” diyecekler. Bunun üzerine melekler, “Peki Allah’ın arzı yeterince geniş değil miydi ki,inancınızı yaşayabileceğiniz bir yere veya müminlerle dayanışma içinde, zulme karşı mücâdele verebileceğiniz bir çevreye göç etmediniz!” diye karşılık verecekler. İşte, onların varacağı yer cehennemdir! Ne korkunç bir son!
Kendi nefislerinin zulmedenleri olarak, Melekler’in vefat ettirdiği kimselere:
-“Ne durumdaydınız?” dediler.
-“Yeryüzü’nde / müstez’af / zayıflatılmış / ezilmişler’dik” dediler.
Melekler de: -“Allah’ın arzı / yeryüzü geniş değil miydi? Orada hicret etseydiniz ya!” dediler.
İşte onların barınağı Cehennem’dir.
Ne kötü bir varılacak yerdir!
Melekler (hicret etmeyip) kendilerine zul-meden kişilerin canlarını alırken onlara: “Sizin dünyadaki durumunuz neydi?” deyince, onlar da: “Biz o beldenin zavallılarıydık.” diyecekler. Melekler de onlara: “Allahın yeryüzü hicret etmenize yetecek kadar geniş değil miydi?” diye cevap verecekler.1 Onların barınma yerleri, varılacak yerlerin en kötüsü olan cehennemdir.2
1 Bu âyet, Mekke’de Müslüman olup da kendilerine hicret farz kılındığı halde hicret etmeyerek, kendi kendilerine zulmedenler hakkında indirilmiştir. Bu kimseler daha sonra Bedir savaşına Mekkeli müşriklerle beraber katılmışlar ve bir kısmı orada öldürülmüştür. (Vâhidî) Bu âyete göre bir yerde dinini yaşamaya imkân bulamayan bir Müslüman’ın, hicret etmesi vaciptir.2 Bu âyet nâzil olunca Peygamberimiz, bunu Mekke’de bulunan Müslümanlara, göndermişti. Cündüb b. Damre çok yaşlı bir zat olmasına rağmen oğullarına; “beni yola çıkartın, çünkü ben, zayıf kimselerden olmadığım gibi yolu bilmeyenlerden de değilim, vallahi bu gece Mekke’de yatmam.” dedi. Oğulları onu bir sedyeye koyup Medîne’ye doğru yola çıkardılar. Bu zat yolculuğa dayanamayıp yolda vefat etti. (Vâhidî) Demek ki gerektiği zaman hicret de bir çeşit cihad’tır. Kâfirlerin emri altında ezilip kalmak ve hak dinin yayılmasına hizmet edememek, az çok kudreti varken bundan kaçınmak nefse yapılacak zulümlerden birisidir. (Elmalılı)
Muhammed Esed
Melekler, kendilerine zulmeden kimselere canlarını alırken soracaklar: “Neyiniz vardı sizin?” 123 Onlar: “Biz, yeryüzünde çok güçsüzdük” diye cevap verecekler. [Melekler], “Allah'ın arzı sizin kötülük diyarını terketmenize yetecek kadar geniş değil miydi?” 124 diyecekler. Böylelerinin varış yeri cehennemdir, ne kötü bir varış yeri!
Kendilerine zulmedip yazık edenlere gelince, Melekler onların canlarını alırken: “İmanınız uğruna ne yaptınız?” Onlar da derler ki: “Biz yeryüzünde güçsüz bırakılmış kimseler idik.” Melekler: “Allah’ın yeryüzü geniş değil miydi? Siz de Allah yolunda hicret etseydiniz ya!” derler. Onların yeri cehennemdir. O, ne kötü bir dönüş yeridir. 6/93, 8/50, 16/28, 23/99, 47/27
Melekler, kendi kendilerine zulmeden (yukarıdaki kimse)lere, canlarını alırken “Ne haldeydiniz de (böyle çakılıp kaldınız)?” diye soracak. Onlar, “Biz yeryüzünde güçsüzdük!” diye cevap verecekler. (Melekler) “Allah’ın arzı yeterince geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya?” diyecekler. İşte bu tiplerin varacağı yer cehennemdir; orası ne kötü varış yeridir.[825]
[825] Zımnen: Gerçek imkânsızlık, imanı imkân olarak kullanmamaktır. İbn Abbas’tan: Allah Rasûlü döneminde müslümanlardan bazı kimseler müşriklerle beraberdiler. Ok gelir onlardan birine isabet eder ya da bir kılıç darbesiyle ölürlerdi. Bazı mü’minlerin “Onlar bizim kardeşlerimizdi, onlar için istiğfar edelim” demesi üzerine bu âyet inmiştir (Buhârî).
Ömer Nasuhi Bilmen
Muhakkak o kimseler ki, nefislerine zulmeder oldukları halde canlarını melekler alacaklardır, «Ne işte idiniz?» diyeceklerdir. «Biz yeryüzünde zayıf sayılır kimseler idik,» derler. Melekler de, «Allah'ın yeryüzü geniş değil mi idi ki, orada muhâceretedeydiniz» deyiverirler. İşte onların varacakları yer cehennemdir. Ne fena uğranacak yer?
İman edip de hicret etmeyerek kendi öz nefislerine zulmeder vaziyette olanların canlarını alırken melekler onlara diyorlardı ki: “Ne işte idiniz? ” Onlar da: “Biz bu ülkede, dinin emirlerini uygulayamayan, baskı altında yaşayan kimselerdik” deyince, melekler bu sefer şöyle dediler: “Peki Allah'ın dünyası geniş değil miydi? Siz de orada hicret etseydiniz ya? ” İşte onların durağı cehennemdir. Ne fena bir dönüş yeridir orası!
Nefislerine yazık eden kimselere, canlarını alırken melekler: "Ne işte idiniz (dininiz için ne yapıyordunuz)?" dediler. (Bunlar): "Biz yer yüzünde aciz düşürülmüştük." diye cevap verdiler. Melekler dediler ki: "Allah'ın yeri geniş değil miydi ki onda göç ed(ip gönlünüzce yaşayabileceğiniz bir yere gid)eydiniz?" İşte onların durağı cehennemdir, ne kötü bir gidiş yeridir orası!
Melekler, yanlışlar içindeyken canlarını aldıkları kimselere "Ne haldeydiniz?[1]" diye soracaklar, onlar: "Biz dünyada güçsüz hale getirildik" diyecekler, Melekler de "Allah'ın toprağı yeterince geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!" diyeceklerdir. Onların varıp kalacakları yer cehennemdir. Ne kötü yere düşmedir o[2]!
[1] Müminûn 23:100 kabir suali ile ilgili olabilir mi? [2] Müslümanın da cehenneme gideceğinin delilidir. Allah'ın yasakladığı bir durumda olmayı sürdürenlerle ilgili olabilir.
Şaban Piriş
Melekler nefislerine zulmedenlerin canlarını alırken:-Ne haldeydiniz? derler. Onlar da derler ki:-Biz yeryüzünde sömürülmüş kimseler idik. Melekler:-Allah'ın arzı geniş değil miydi? Siz de oraya hicret etseydiniz ya! derler. Onların yeri cehennemdir. O, ne kötü bir dönüş yeridir.
Melekler, kendilerine yazık etmiş olanların canlarını alırken, onlara “Ne halde idiniz?” diye sorarlar. Onlar, “Biz bu ülkede güçsüz kimselerdik” derler. Melekler ise “Allah'ın arzı geniş değil miydi?” derler. “Siz de hicret ediverseydiniz ya!” Onların varacakları yer Cehennemdir. Varılacak ne kötü bir yerdir orası!
Melekler, öz benliklerine zulmetmiş olanların canlarını alırken, onlara şöyle dediler: "Neredeydiniz siz?" Cevap verdiler: "Yeryüzünde ezilip horlananlardandık biz." Melekler dediler ki: "Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi ki orada bir yerden bir yere göçesiniz?" İşte böylelerinin varacağı yer cehennemdir. Ne kötü dönüş yeridir o!
Taḥḳīḳ ol kişiler ki feriştehler cānların ḳabż eyler ẓālimler‐iken nefslerine,eyideler anlara: Ne iş üstine‐y‐idüñüz? Eyideler ki: Biz ża‘īf olmış‐ıduḳ yiryüzinde. Eyideler: Degül mi‐di Tañrı Ta‘ālānuñ yirleri geñişlik? Pesġazālıġ‐ıçun sefer eyleye‐y‐düñüz anda. Anlaruñ duracaḳ yirleri ṭamudur, neḳatı yaman varacaḳ yirdür ol.