Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4207, sondan 2030. ayet; 40. sure ve Mü'min Suresinin 74. ayetidir. Mü'min Suresi 74. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 61 ve toplam ebced değeri ise 4266 olarak hesaplanmıştır. Mü'min Suresinin toplam ebced değeri 360656 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (3) bulunuyor.
Arapça Metin
من دون الله قالوا ضلوا عنا بل لم نكن ندعوا من قبل شيـا كذلك يضل الله الكافرين
73,74. Sonra onlara, “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. Onlar da, “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. İşte Allah, inkârcıları böyle saptırır.
Yukarıda inkârcıların inanmalarını sağlamak maksadıyla bazı aklî deliller ortaya konduktan sonra, buna rağmen hâlâ “Allah’ın âyetlerini tartışmaya kalkışanlar”ın, O’nun kitabını ve peygamberlere gönderdiklerini asılsız saymakta ısrar edenlerin âhirette içine düşecekleri acıklı durum özetlenmektedir. 69. âyetteki “Allah’ın âyetleri” ifadesini Taberî, “Allah’ın hükümleri ve âyetleri” (XXIV, 82); İbn Atıyye, “Hz. Muhammed’in peygamberliği ve ona gelen kitap” (IV, 568) şeklinde açıklamışlardır. Sûrede “Allah’ın âyetlerini tartışmaya kalkışanlar” anlamındaki ifade beş defa tekrar edilmiş; böylece bir bakıma putperestlerin bu tutumlarında ne kadar ısrarcı oldukları ve bunun kendileri için vazgeçilmez bir dava olduğu vurgulanmıştır. Kuşkusuz onların bu inatçı tutumlarının sebebi, Allah’ın âyetlerinde şirk inancını çürütme, tevhid inancını yerleştirme konusunda ısrar edilmesidir. 67. âyette insanın yaratılışı Allah’ın gücüne ve hikmetine kanıt olarak gösterilirken “Umulur ki (bunlar üzerine) akıl yorarsınız” buyurularak aklını doğru kullananın sahih inanca ulaşacağına işaret edilmişti. 69. âyetin sonunda ise inkârcıların, Allah’ın âyetlerini tartışmaları, onlarla mücadele etmeye kalkışmaları, “Gerçeklerden nasıl da uzaklaştırılıyorlar!” şeklinde meçhul (edilgen) bir fiil ile dile getirilmiştir. Buna göre eğer insan, inancını ve hayat çizgisini, temel insanî özelliği olan aklından destek alarak belirlemiyorsa mutlaka çeşitli olumsuz dış ve iç motiflerin etkisinde kalacak, akıllı ve özgür seçim yapamayacak ve sonuçta o motifler tarafından saptırılacaktır. Kur’an’ın her vesileyle gösterdiği gibi Mekke müşriklerinin İslâmî tebliğler karşısındaki tutumları da genellikle bu şekilde idi. Ayrıca tarihin her döneminde ve günümüzde de pek çok insanda bu zaaflar görülmektedir. Nefsânî duygular, çıkar hesapları, ideolojik saplantılar, yayın araçlarının yoğun şartlandırmaları gibi pek çok olumsuz iç ve dış âmiller insanları, 70. âyette belirtilen ilâhî kitaplardan ve onlardaki inanç, değer ve hayat ölçülerinden uzaklaştırmakta; nice yanlışları doğru, iyileri kötü, bâtılları hak göstermekte; onları –farkında olarak veya olmayarak– “Allah’ın âyetleri”ne, ilâhî hakikatlere ve bunların taraftarlarına karşı mücadeleye yönlendirmektedir. Ama âhiret bütün hakikatlerin gün ışığına çıktığı, hakkın yerini bulduğu kusursuz bir adalet ve yargı günüdür. Bu sebeple 74. âyette belirtildiği üzere sahte tanrılar, bağlılarını mahşerde yüzüstü bırakıp ortadan kaybolacak; onların gerçekten tapmaya değer şeyler olmadığı en sadık bağlılarınca da anlaşılıp itiraf edilecektir. Bu dünyada günahları ve erdemsiz yaşayışlarıyla haksız yere böbürlenip şımaranlar; nefislerini ve sıradan nesneleri veya kimi insanları tanrılaştıracak kadar alçalırken Allah’a kul, peygambere ümmet olmaya davet edilince bunu nefislerine yediremeyip kibre kapılanlar, âhirette boyunlarında halkalar ve zincirlerle alçaltılmış bir vaziyette cehennemi boylayacaklardır.
Mehmet Okuyan
73,74. Sonra onlara “Allah’ın peşi sıra ortak koştuklarınız nerede?” denecektir. Onlar da “Bizden kayboldular; zaten biz önceleri hiçbir şeye yalvarmıyorduk!”diyecekler. İşte böylece Allah o kâfirleri saptırır (sapkınlıkta bırakır).
Benzer mesajlar: En‘âm 6:94; A‘râf 7:37; Hûd 11:21; Nahl 16:87; Kasas 28:75; Fussilet 41:48.,Bu cümle şöyle de tercüme edilebilir: “Hayır, meğer biz önceden hiçbir şeye tapmıyormuşuz (taptıklarımız hiçbir şey değilmiş).” ,Bu cümle Bakara 2:26. ayetle birlikte okunmalıdır.
Bayraktar Bayraklı
“Allah'tan başka taptıklarınız nerede?” Onlar da, “Bizden uzaklaştılar, zaten biz önceleri hiçbir şeye tapmıyorduk” diyecekler. İşte Allah, kâfirleri böyle şaşırtır.
Allah'tan başka. Derler ki: “Onlar bizi ortada bırakıp kayboldular. Demek ki daha önce yakardıklarımız bir hiçmiş.” derler. İşte Allah, gerçeği yalanlayan nankörleri böyle sapkınlıkta bırakır.
“Allah'ın dışında (taptıklarınız niye sizi terk ettiler?) ” Bunun üzerine onlar da diyecekler ki: "Bizi bırakıp kayboluverdiler. Zaten doğrusu, biz önceleri (meğer aslında) hiçbir şeye tapar değilmişiz (kendimizi aldatıp oyalayıvermişiz) ." İşte Allah (bile bile Hakk’tan ve hayırdan yüz çeviren) kâfirleri böyle şaşırtıp-saptırıverir.
Allah'ı bırakıp da? Diyecekler ki: Gözümüzden kayboldular, zaten de bundan önce tapmaya layık birşeye tapmamıştık biz; işte Allah, kafirleri böyle saptırır.
Allah'ın yanısıra ilahlık yakıştırdıklarınız?” Onlar şöyle cevap verecekler: “Onlar bizi yüzüstü bırakıp, uzaklaşıp kayboldular. Daha doğrusu geçmişte yalvarıp yakardıklarımız aslında hiçbirşey değillerdi.” İşte Allah, kendisinden gelen gerçekleri örtbas edenleri, böylece şaşırtıp saptırır.
“Allah'ı bırakıp, kulları durumundakilerden, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortak koştuğunuz varlıklar nerede?” Onlar:
“Uzaklaşıp kayboldular. Doğrusu, önceden de, onlara hiçbir şekilde tapıp yalvarmıyorduk.” derler. İşte Allah, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere, nankörlere, o yalancılara özgürlük tanıdığı gibi, hak yoldan uzaklaşmalarına, dalâleti, helâki tercihlerine özgürlük tanıyor.
Allah'tan başka." Derler ki: "Bizim yanımızdan kayboldular. Hayır, biz zaten daha önce bir şeye tapmıyorduk." İşte Allah inkâr edenleri böyle saptırır.
'Allah'ın dışında (taptıklarınız).' Dediler ki: 'Bizi bırakıp-kayboluverdiler. Hayır, biz önceleri (meğer) hiç bir şeye tapar değilmişiz.' İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtıp-saptırır.
Allah'dan başkaları.” Onlar (cevap olarak şöyle) diyecekler: “- Bizden kaybolup gittiler. Doğrusu biz, bundan önce, bir şeye ibadet etmiyormuşuz (onların hiç bir kıymeti yokmuş).” İşte Allah kâfirleri böyle sapıklığa düşürür.
73, 74. Sonra onlara: “Allah’ın dışında O’na eş koştuklarınız nerede?” diye sorulacaktır. Onlar: “Bizden kayboldular. Daha doğrusu biz bundan önce hiçbir şeye tapıyor değildik” diyecekler. İşte Allah, kâfirleri böylece saptırır.
73,74. Daha sonra onlara, denilir ki: «Allahı bırakarak, eş koşmuş olduğunuz şeyler şimdi nerede?» Diyeler ki: «Onlar bize görünmez oldu, bizler önceden hiçbir şeye tapmazdık», İşte Allah kâfirleri böylecene saptırır
73-74. Sonra onlara: “Sizin şirk koştuklarınız nerede?” denilecek. Onlar da: “Bizden uzaklaştılar. Gerçekte biz, bundan önce (dünyada iken) birer hiç olan şeylere tapmış ve yalvarmışız!” diyecekler. (Ve onlara:) “İşte Allah, apaçık hakikati (bile bile) inkâr eden (sizin gibi zalim)leri böyle şaşırtır!” (denilecek).
Cemal Külünkoğlu Mü'min Suresi 74. Ayet Açıklaması
Ayetteki sorulu cevaplı konuşmalardan, insanların dünyada, ilahlaştırdıkları varlıkların insan olduğu anlaşılmaktadır. Bir insana tapmak için illa da onu bir ilah, bir Tanrı olarak görmek gerekmiyor. Eğer insan, kendisi gibi aciz bir varlığı soyut olarak kendisine çok yakın hissediyorsa, onu kutsayarak kendi dünyasında müstesna bir yere koyuyorsa, ona yüklediği yüce vasıflarla onu insanüstü bir varlık olarak görüyorsa, namazların secdelerinde bile Allah’ı düşünemezken, hayalindeki bu kişinin önünde onlarca kez saygı ile eğiliyorsa o kişiye tapıyor demektir.
Diyanet İşleri (Eski)
73,74. Sonra onlara: "Allah'ı bırakıp da koştuğunuz ortaklar nerededir?" denir. "Bizden uzaklaştılar; hayır, biz zaten önceleri hiçbir şeye kulluk etmiyorduk" derler. İşte Allah inkarcıları böyle saptırır.
73, 74. Sonra onlara: Allah'ı bırakıp da koştuğunuz ortaklar nerededir? denilecek. Onlar da: Bizden uzaklaştılar, zaten biz önceleri hiçbir şeye tapmıyorduk, diyecekler. İşte Allah kâfirleri böyle şaşırtır.
Müşriklere sorulduğunda, taptıkları putlarını inkâr ettikleri anlaşılmaktadır. Ancak Cenab-ı Hak taptıklarını karşılarına dikince şaşırıp kalacaklardır.
Edip Yüksel
"ALLAH'ın yanında?" Onlar da derler ki, "Bizi terkettiler. Meğer biz daha önce hiç bir şeye yalvarmıyormuşuz." ALLAH inkarcıları işte böyle saptırır.
O Allah'tan başkaları (nerede denilecek). Onlar da diyecekler ki: "Hepsi bizden uzaklaşıp gittiler. Daha doğrusu biz bundan önce hiçbir şeye ibadet etmiyormuşuz." İşte Allah, o kâfirleri böyle şaşırtır.
Allahın berisinden? Diyecekler ki onlar bizden gaib oldular daha doğrusu biz bundan evvel bir şey'e ıbâdet eder değilmişiz, işte Allah kâfirleri böyle şaşkın eder
73,74. Sonra onlara «Allâhı bırakıb da (Ona) ortak tutageldiğiniz (putlar) nerede?» denilecek. Onlar da «Bizden uzaklaşıb gaaib oldular. Daha doğrusu biz bundan evvel zâten hiçbir şey'e tapmazdık» diyecekler. İşte Allah, kâfirleri böyle şaşırtır.
73,74. Sonra onlara: “Allah'ı bırakıp da (O'na) ortak koşmakta olduğunuz şeyler nerede?” denilir. (Onlar da:) “Bizden kayboldular; daha doğrusu (biz) daha önce hiçbir şeye yalvarır olmamışız!” derler. İşte Allah, kâfirleri (isyanlarındaki inadları üzerine) böyle saptırır.
Onlar şöyle diyecekler: O putlar bizden nihan oldular, şimdi anlıyoruz ki onlar bir şey değilmiş, bundan evvel hiçbir şeye ibadet etmemişiz. İşte Allah kâfirleri böyle şaşırtır.
“O Allah'tan başkaları (nerede?)! Onlar, “Bizi bırakıp kayboluverdiler. Hayır, biz önceleri de (meğer) hiç bir şeye yakarır değilmişiz” derler. İşte Allah, kâfirleri böyle şaşırtıp saptırır.
Onlar da, “Bizi yüzüstü bırakıp ortadan kaybolmuşlar! Meğer biz, bu güne kadar tapılmaya değer hiç bir şeye tapmıyormuşuz!” diyecekler. Bunun üzerine, “Ey zâlimler!” denilecek, “İşte Allah, apaçık hakîkati bile bile inkâr eden sizin gibi zâlimleri böyle şaşırtır!”
“Allah’tan başka!”.
Dediler ki: -“Bizden uzaklaştılar.
Aksine önceden hiçbir şeye dua ediyor değildik”.
Allah, Kâfirler’i böyle şaşırtıyor / saptırıyor.
73,74. Sonra da onlara: “Sizin şirk koşarak, Allah’tan başka taptıklarınız, şimdi nerede?” denilecek. Onlar da: “Onlar bizden (uzaklaşıp) kayboldular, meğer bizim önce (dünyadayken) taptıklarımız hiç bir şey değilmiş.” derler. İşte Allah, kâfirleri böyle şaşırtır.
Allah'ın yanısıra (ilahlık yakıştırdıklarınız)?” [Şöyle] cevap verecekler: “Onlar bizi yüzüstü bıraktılar; daha doğrusu, geçmişte yalvarıp sığındıklarımız, aslında hiç yoklardı!” 54 [Ve onlara:] “İşte Allah hakikati inkar edenleri böyle şaşırtır; 55 [denilecektir,]
73-74. Sonra kendilerine denilecek ki: – Allah ile aranıza koyup dua ile yalvarıp yakardığınız ortak ederek şirk koştuklarınız şimdi neredeler? Onlar da: – Bizi yüzüstü bırakıp gittiler, demek ki bizim dünyadayken yalvarıp yakardığımız bu kimseler bir hiçmiş. Allah, gerçekleri örtbas eden kâfirleri işte böyle şaşkın ve çaresiz bırakır, derler. 28/62...66
(İlâhlar hiyerarşisinde) Allah’ın astlarından saydığınız?” Onlar şöyle cevap verecekler: “Zihnimizden kaybolup gittiler. İşin doğrusu, daha önceden biz sanki hiçbir şeye yalvarıp yakarmamışız.” İşte Allah gerçeği inkâr edenleri böyle şaşırtır.
Allah'ın berisinden diyeceklerdir ki: «Bizden gâib oldular. Belki biz evvelce bir şeye ibadet etmiş olmadık.» İşte Allah, kâfirleri böylece sapıklığa düşürür.
73, 74. Sonra da kendilerine şöyle denilecektir: “Allah'tan başka O'na şerik saydığınız putlar nerede? ” Onlar: “Bizden uzaklaşıp ortadan kayboldular. Daha doğrusu, biz, taptıklarımızın bir hiç olduğunu, şimdi anladık. Meğerse bizim taptıklarımız, bir hiçten ibaretmiş. ”İşte Allah, kâfirleri böyle şaşırtır. [6, 23]
Allah'tan başka (taptıklarınız)?" Diyecekler ki: "Bizden (uzaklaşıp) kayboldular; hayır, meğer biz önceden hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız hiçbir şey değilmiş)!" İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtır.
Allah ile kendi aranıza koyduklarınız vardı ya, onlar neredeler? Diyecekler ki “Onlar bizden ayrıldılar ama, aslında biz eskiden de onlardan yardım istemezdik.” Allah, o kâfirleri, işte bu tavırlarından dolayı sapık sayar. (Hem bir güce sahip olmadıklarını bilirler hem de Allah ile aralarına koyarak onlardan yardım isterler)
Allah'tan başka taptıklarınız nerede? “Bizi bırakıp kayboldular,” derler. “Meğer daha önce dua ettiklerimiz bir hiçmiş!” Kâfirleri Allah işte böyle şaşırtır.