Fetih Suresi 26. Ayet

A-
A+
Ayet Bulunuyor.
Matematiksel
Matematiksel
Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4609, sondan 1628. ayet; 48. sure ve Fetih Suresinin 26. ayetidir. Fetih Suresi 26. ayetinin kelime sayisi 28, harf sayısı 130 ve toplam ebced değeri ise 5627 olarak hesaplanmıştır. Fetih Suresinin toplam ebced değeri 181941 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
Arapça Metin
اذ جعل الذين كفروا في قلوبهم الحمية حمية الجاهلية فانزل الله سكينته على رسوله وعلى المؤمنين والزمهم كلمة التقوى وكانوا احق بها واهلها وكان الله بكل شيء عليما
Harf Sayımı
Harf Sayımı
اذجعلالذينكفروافيقلوبهمالحميةحميةالجاهليةفانزلاللهسكينتهعلىرسولهوعلىالمؤمنينوالزمهمكلمةالتقوىوكانوااحقبهاواهلهاوكاناللهبكلشيءعليما
Latin Harfleriyle Okunuşu
Latin Harfleriyle Okunuşu
İż ce’ale-lleżîne keferû fî kulûbihimu-lhamiyyete hamiyyete-lcâhiliyyeti fe-enzela(A)llâhu sekînetehu ‘alâ rasûlihi ve ’alâ-lmu/minîne ve elzemehum kelimete-ttakvâ ve kânû ehakka bihâ ve ehlehâ(c) ve kâna(A)llâhu bikulli şey-in ‘alîmâ(n)
Diyanet İşleri (Yeni)
Diyanet İşleri (Yeni)
Hani inkâr edenler kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise, Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. Zaten onlar buna lâyık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilmektedir.
Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan
O zaman inkâr edenler, kalplerine katılığı (tutuculuğu), cahiliye katılığını (tutuculuğunu) yerleştirmişlerdi. Allah da Elçisine ve müminlere güven duygusu indirmiş, onların [takvâ] (duyarlılık) sözünü tutmalarını sağlamıştı. (Zaten) onlar, buna en layık ve en ehil kişilerdi. Allah her şeyi bilendir.
Bayraktar Bayraklı
Bayraktar Bayraklı
O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, Câhiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da, Peygamberine ve müminlere huzuru ve güvenini indirmişti; onlara takvâ sözünü aşılamıştı. Zaten onlar buna lâyık kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.
Erhan Aktaş
Erhan Aktaş
Gerçeği yalanlayan nankörler, küçük görme taassubunu, cahiliye taassubunu kalplerinde taşıyorlardı. Allah da Resûlünün ve inananların üzerine dinginlik indirdi. Onları takva sözüne bağlı kıldı. Zaten onlar buna layık ve ehildiler. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.
Ahmet Akgül
Ahmet Akgül
(Hudeybiye’de Müslümanlarla barış imzalamaya mecbur kalan, ama bunun ezikliğini çok ağır şartlar koşarak gidermeye çalışan) Kâfirler, kalplerinde o (şeytani) hamiyet gururunu (kavmiyetçilik ve ataperestlik taassubunu) ve cahiliye damarını kabartıp kaynattıkları zaman, Allah (C.C) peygamberinin ve mü’minlerin üzerine sabır ve sükûnet indirip (onları rahatlattı) . Ve onların takva kelimesi (Peygambere ve Hakk dava ve devlet liderine Allah için biat ve itaat sözleri) üzerinde kararlılıkla durmalarını sağladı. Zaten onlar (sadık sahabiler ve mü’minler) buna layık ve ehil insanlardı. (Yani sadakat ve liyakat ehli başarıya ulaşırlardı. Zaten) Allah (C.C) her şeyi (ve herkesi) hakkıyla Bilendir.
Abdulbaki Gölpınarlı
Abdulbaki Gölpınarlı
O sırada, kafir olanların yüreklerinde coşup kabaran gayret ve kızgınlık, cahiliyet devrine ait bir gayret ve kızgınlıktı; derken Allah, Peygamberine ve inananlara sükun ve huzur verdi ve onlara, çekinme sözünü gerekli kıldı ve bu, Tanrının birliğini bildiren söze de zaten onlar, daha layıktı ve o sözün ehliydi onlar ve Allah, her şeyi bilir.
Abdullah Parlıyan
Abdullah Parlıyan
Hani O Allah'tan gelen gerçekleri örtbas eden Mekkeli'lerin temsilcileri, anlaşma metninin başına besmele ve Muhammed Rasulullah ifadesinin girmemesi için gayret gösterip, veya müslümanları Ka'be'ye sokmamak suretiyle kalplerinde, cahiliyye döneminin gurur ve taasusubunu alevlendirdikleri zaman, Allah peygamberi ve mü'minler üzerine güven, huzur ve kalp sükûneti indirdi de, onlara Allah'a karşı sorumluluk duygusunu gerekli kıldı. Zaten o mü'minler, bu ilahi armağana en çok layık olanlardı ve onu pekala haketmişlerdi. Allah herşeyi bilendir.
Ahmet Tekin
Ahmet Tekin
O zaman kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek ört-bas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler kalplerine, kafalarına İslâm dışı, cahiliyet değeri, hamiyet anlayışını; küstahça büyüklenmeyi, yiğitlik gösterisini, inadı yerleştirmişlerdi. Allah da Rasulüne ve mü'minlere sükûnet ve güven indirdi. Onlara kelime-i tevhidi, takva esaslarını-Kur'ân esaslarını hayata geçirerek korunma, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranma, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olma fikrini, takvaya dayalı düzeni benimsetti. Zaten onlar buna lâyık ve ehil kimselerdi. Her şey Allah'ın ilmi, planı, iradesi dâhilinde gerçekleşmektedir.
Ahmet Varol
Ahmet Varol
İnkar edenler kalplerine taasubu, o cahiliye taassubunu koyunca Allah da Peygamber'ine ve mü'minlere kendi güvenini indirdi ve onları takva sözüne bağlı kıldı. Onlar da zaten buna layık ve ehil idiler. Allah her şeyi bilendir.
Ali Bulaç
Ali Bulaç
Hani o inkâr edenler, 'gurur ve soy asabiyetini' (hamiyeti), cahiliyenin 'gurur ve soy asabiyetini' kendi kalplerinde alevlendirip-kışkırttıkları zaman, hemen Allah; elçisinin ve mü'minlerin üzerine '(kalbi teskin eden) güven ve yatışma duygusunu' indirdi ve onları 'takva sözü' üzerinde 'kararlılıkla ayakta tuttu.' Zaten onlar, buna layık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
Ali Fikri Yavuz
Ali Fikri Yavuz
Hani o kâfir olanlar, kalblerindeki taassuba= cahiliyyet gayretine sarıldıkları sıra; Allah, Rasûlünün ve müminlerin üzerine manevî huzuru indirmişti. Onlara takvâ kelimesini (şehadet ve tevhid sözünü) de ilham etmişti. Onlar da buna lâyık ve ehil idiler. Allah her şeyi kemal üzre bilendir.
Bahaeddin Sağlam
Bahaeddin Sağlam
Hani o kâfirler, cahiliyyet milliyetçiliğini kalplerine doldurdular; o zaman Allah Peygamber’ine ve Müminlere sekineti (iman ve huzuru) indirdi. Onlara “takva”() kanununu zorunlu kıldı. Müminler takva kelimesine (kanununa) daha layık ve onlar onun ehlidirler. Allah her şeyi en iyi bilendir.
Besim Atalay
Besim Atalay
Hani, kâfir olanlar, kendi yüreklerine bilgisizlik çabasını koymuşlardı, hemen Allah da peygamberiyle, inanmış olanların yüreklerine sükûn verip —sakınç sözü üzerine— onları durdurmuştu, ona hak kazanmış, yaraşıklı idiler, Allah her şeyi bilir
Cemal Külünkoğlu
Cemal Külünkoğlu
O zaman inkârcılar, kalplerine cahiliye çağının öfke ve gayretini koymuşlardı. Allah da Resulünün ve inananların üzerine huzur ve güven indirmiş ve onlara Allah'a karşı sorumluluk duygusu aşılamıştı. Zaten onlar da buna layık ve ehil idiler. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Diyanet İşleri (Eski)
Diyanet İşleri (Eski)
İnkar edenler, gönüllerindeki cahiliyye çağının asabiyet ateşini ateşlendirdiklerinde, Allah, Peygamberine ve inananlara huzur indirdi; onların takva sözünü tutmalarını sağladı. Onlar, bu söze layık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilmektedir.
Diyanet Vakfı
Diyanet Vakfı
O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onların takvâ sözünü tutmalarını sağladı. Zaten onlar buna lâyık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.  
Edip Yüksel
Edip Yüksel
İnkar edenler, gönüllerindeki öfke ve bağnazlığı, cahiliyye döneminin fanatizmini ateşlediklerinde, ALLAH elçisinin ve inananların üzerine huzurunu indirmiş ve onların erdemlilik sözünü tutmalarını sağlamıştı. Onlar buna tam yaraşan ve hakkeden kimselerdi. ALLAH herşeyi bilendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Elmalılı Hamdi Yazır
O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, câhiliyet taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi. Onları takva sözü üzerinde durdurdu. Zaten onlar buna pek layık ve ehil kimselerdi. Allah herşeyi bilendir.
Elmalılı (Orijinal)
Elmalılı (Orijinal)
O küfredenler kalblerinde o hamiyyeti: Cahiliyye hamiyyetini kaynattığı sıra, ki o vakıt Allah Resulünün ve mü'minlerin üzerine sekînetini indirdi ve onlara kelimei tekvâyı ilzam buyurdu, onlar da ona ehakk-u ehl idiler, evet, Allah her şeye alîm bulunuyor
Hasan Basri Çantay
Hasan Basri Çantay
O küfredenler kalblerine o taassubu, o cahillik taassubunu yerleşdirdiği sırada idi ki hemen Allah, resulünün ve mü'minlerin üzerine kuvve-i ma'neviyyesini indirdi, onları takva sözü üzerinde durdurdu. Onlar da buna çok lâyık ve buna ehil idiler. Allah her şey'i hakkıyle bilendir.
Hayrat Neşriyat
Hayrat Neşriyat
O zaman, inkâr edenler kalblerine taassubu, câhiliye taassubunu yerleştirmişlerdi; Allah da Resûlünün ve mü'minlerin üzerine (kalblere huzur veren) sükûnetini indirdi ve onları takvâ sözüne (kelime-i şehâdete) bağlı kıldı. Zâten (onlar), buna çok lâyık, buna ehil idiler. Allah ise, herşeyi hakkıyla bilendir.
İlyas Yorulmaz
İlyas Yorulmaz
Kalplerindeki geleneklerine bağlı, cahiliyyet taassubu ile (peygamberin uyarılarına) karşı çıktıklarında, Allah, elçisine ve inananların kalplerine bir sakinlik (sekine) indirmiş ve onları korunacakları sözlerle donatmıştı. Çünkü Allah’ın elçisi ve inananlar, Allah’ın bu yardımını hak etmiş ve buna daha layıktılar. Elbette ki Allah her şeyi en iyi bilendir.
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli
Hani kâfirler, kalblerine cahiliyet gayreti olan kibir ve gurur gayretini yerleştirmişlerdi [⁴], Allah peygamberlerine ve mü/minlere sükûnet ve vakar indirmiş, onlara takva sözünü [⁵] sabit kılmıştı. O mü/minler buna daha lâyık ve ehildiler. Allah, her şeyi hakkıyle bilir.
Kadri Çelik
Kadri Çelik
Zira küfre sapanlar, kalplerine bağnazlığı, (hem de) cahiliye bağnazlığını yerleştirmişlerdi. Allah da (buna karşılık) elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onlara takva sözünü (iman ruhunu) gerekli kıldı. Zaten onlar buna lâyık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.
Mahmut Kısa
Mahmut Kısa
Hani inkâr edenler, gönüllerinde kibir, öfke ve bağnazlığı, câhiliye döneminin o çirkin bağnazlığını alevlendirirlerken, Allah da Elçisinin ve iman edenlerin yüreklerine ilâhî güven, sabır, cesaret ve huzur duyguları ilham ediyor ve böylece onların Allah’a yürekten bir saygıyla bağlanmalarını sağlıyordu. Zatenonlar, bu ilâhî armağana en çok lâyık olan kimselerdi ve onu gerçekten hak etmişlerdi. Unutmayın; Allah, her şeyi tam olarak bilmektedir.Peygamberin, Müslümanlarla birlikte Kâbe’yi ziyaret ettiklerini gördüğü rüyaya gelince:
Mahmut Özdemir
Mahmut Özdemir
Hani, inkâr edenler, kalblerindeki Hamiyyet’i, Câhiliyye’nin hamiyyetini / Câhiliye damarını kabarttı; derken Allah, rasûlünün ve Müminler’in üzerine sekînetini / güven ve huzurunu indirdi; onlara “Takvâ” sözcüğünü ilzam etti. Hâlbuki buna en çok hak sahibiydiler; bunun ehliydiler. Allah her şeyi bilmektedir.
Mehmet Türk
Mehmet Türk
Hani o kâfirler, kalplerine tamamen cahiliye taassubu olan anlamsız bir öfke yerleştirdikleri zaman, Allah da elçisinin ve mü’minlerin heyecanını teskin etmiş ve böylece onların (Allah’a karşı hata etmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı.1 Zâten onlar, buna gerçekten lâyık ve ehil olan kimselerdi. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Muhammed Esed
Muhammed Esed
Hakikati inkara şartlanmış olanlar kalplerinde küstahça bir büyüklük duygusu -cahiliyye ürünü bir duygu- 36 taşırken Allah [da] Elçisi'ne ve müminlere iç huzuru [nimetini] ihsan etmiş ve onlara Allah'a karşı sorumluluk duygusu 37 aşılamıştır: çünkü onlar bu [ilahî armağana] en çok layık olanlardı ve onu pekala hak etmişlerdi. Ve Allah her şeyi tam bilendir.
Mustafa Çavdar
Mustafa Çavdar
Antlaşma yazılırken o kâfirler kalplerine öfke cahiliye taassubu ve asabiyet yerleştirmişlerdi. Oysa o sırada Allah, elçisinin ve müminlerin kalplerine huzur ve sükûnet vererek, bu küstahlığı sükûnet ve serinkanlılıkla karşılamalarını sağlamış ve onların tevhide bağlılıklarını güçlendirmiştir. Çünkü onlar buna hem layık hem de ehildir. Zaten Allah olup biten her şeyi bilmekteydi. 3/154
Mustafa İslamoğlu
Mustafa İslamoğlu
Hani, inkârda direnenlerin kalbini malum gurur -cahiliyye gururu- doldururken,[4617] Allah, Elçisine ve mü’minlere iç huzuru bahşetmiş ve onların sorumlu davranma sözüne sadık kalmalarını sağlamıştı: zira onlar buna fazlasıyla lâyık ve ehil idiler; ve zaten Allah da her şeyi hakkıyla bilendi.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Nasuhi Bilmen
O vakit ki, o kâfirler kalblerinde hamiyyeti, hamiyyet-i cahiliyyeyi yerleştirmişler idi. Allah Teâlâ da Peygamberinin üzerine ve mü'minlerin üzerlerine sekîneti indirdi ve onlara takvâ kelimesini ilzam buyurdu. Onlar da buna hakkıyla layık ve bunun ehli bulunuyorlardı. Allah da her şeyi bihakkın bilicidir.
Suat Yıldırım
Suat Yıldırım
Kâfirlerin kalplerine taassubu, Cahiliye taassup ve tarafgirliğini yerleştirdikleri o sırada, Allah da Resulünün ve müminlerin gönüllerine huzur ve güven duygusu verdi. Takvâ kelimesini onlara yoldaş etti. Zaten onlar bu söze pek lâyık ve ehil idiler. Allah her şeyi hakkıyla bilir.
Süleyman Ateş
Süleyman Ateş
O zaman inkar edenler, kalblerine öfke ve gayreti, o cahiliyye (çağının) öfke ve gayretini koymuşlardı, Allah da Elçisine ve mü'minlere huzur ve güvenini indirdi; onları takva kelimesine (sebata ve ahde vefaya) bağladı. Zaten onlar, buna layık ve ehil idiler. Allah, her şeyi bilendir.
Süleymaniye Vakfı
Süleymaniye Vakfı
O sırada, kendini doğrulara kapatanların kalbinde o kızgınlığı; cahil kızgınlığını oluşturmuştu. Allah, elçisine ve müminlere de tarafından bir sükunet indirmiş, takva sözünü onların ayrılmaz bir parçası yapmıştı. Onlar bunu hak etmişlerdi, buna layıktılar. Allah her şeyi bilir.
Şaban Piriş
Şaban Piriş
Kafir olan kimselerin kalplerinde bir asabiyet meydana getirdi. Allah, Peygamberine ve müminlerin üzerine huzur indirdi ve onları “takva” sözüne bağlı tuttu. Onlar, zaten bunu gerçekleştirmişler ve ona sahip çıkmışlardı. Allah ise her şeyi bilmekteydi.
Ümit Şimşek
Ümit Şimşek
İnkâr edenler, cahiliyet taassubundan ibaret olan o hamiyeti kalplerine yerleştirdiklerinde, Allah da Peygamberine ve mü'minlere güven ve huzur indirdi ve takvâ sözüne(6) tutunmalarını nasip etti ki, zaten onlar buna lâyık ve ehil kimselerdi. Allah ise herşeyi hakkıyla bilir.
Yaşar Nuri Öztürk
Yaşar Nuri Öztürk
İnkâr edenler, kalplerine öfkeli taassubu, o cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise huzur ve mutluluğu resulünün, inananların üstüne indirmişti. Onları, takva kelimesine bağlı tutmuştu. Zaten onlar buna layık ve ehil idiler. Allah her şeyi çok iyi bilmektedir.
Eski Anadolu Türkçesi
Eski Anadolu Türkçesi
ol vaķt kim ķıldı anlar kim kāfir oldılar göñülleri içine ḥamiyyeti cāhillik ḥamiyyeti pes indürdi Tañrı dölenmegi yalavacına daħı mü’minlere daħı lāzım eyledi anlara ķorķmaķ sözini ya'nį «lā ilāhe illa'l lāh» daħı oldılar lāyıķıraķ aña daħı ehli anuñ. daħı oldı Tañrı her nesneyi bilici.
Satır Altı (1534)
Satır Altı (1534)
Ḳıldı ol kāfir olanlar yüreklerinde ḥamiyyeti ki cāhiliyyet ḥamiyyetidür. Pes Tañrı Ta‘ālā indürdi sekīni resūl üstine. Daḫı mü’minler üstine ve anlarailzām itdürdi tevḥīd kelimesi. Daḫı anlar ol kelimeye lāyıḳ oldılar veehl oldılar‐ıdı ve Tañrı Ta‘ālā her nesneyi bilicidür.