Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1057, sondan 5180. ayet; 7. sure ve A'raf Suresinin 103. ayetidir. A'raf Suresi 103. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 72 ve toplam ebced değeri ise 5424 olarak hesaplanmıştır. A'raf Suresinin toplam ebced değeri 1054938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (12) ل (4) م (7) ص (0) bulunuyor.
Arapça Metin
ثم بعثنا من بعدهم موسى باياتنا الى فرعون وملائه فظلموا بها فانظر كيف كان عاقبة المفسدين
Sonra onların ardından Mûsâ’yı, apaçık mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri) inkâr ettiler. Bak, bozguncuların sonu nasıl oldu.
Bu sûrenin 59. âyetinden 102. âyetine kadar olan bölümünde, daha önce yaşamış ve risâleti sona ermiş bulunan bazı eski peygamberler ve onların tebliğlerinde yer alan başlıca esaslar hakkında bilgiler verildikten sonra 103. âyetle, Kur’ân-ı Kerîm’in inzâli sırasında varlığını sürdüren İsrâiloğulları’nın dinî tarihine dair bilgilere geçilmektedir. 156. âyete kadar devam eden bu bilgilerden sonra Hz. Muhammed’in risâletinin kesinliğini vurgulayan iki âyetin ardından İsrâiloğulları hakkındaki açıklamalar sürdürülecektir. Eski Mısır dilinde “büyük ev” anlamındaki per’ao (veya per’aâ) kelimesinden gelen fir‘avn (firavun) kelimesinin İbrânîce veya Süryânîce’den Arapça’ya geçtiği sanılmaktadır. Kelime, milâttan önce 1370’lerde “kral” anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Eski Mısır inancında firavun hem kral hem de tanrının oğlu ve dolayısıyla tanrı sayılıyordu. Eski Ahid’de firavun kelimesi otuz dokuz yerde yalın bir unvan olarak, iki yerde de Kral Neko ve Kral Hofra’nın isimleriyle birlikte geçmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de yetmiş dört defa tekrarlanan firavun kelimesi sadece Hz. Mûsâ dönemindeki Mısır kralını ifade etmekle birlikte, asıl ismi verilmemektedir. Yahudi kaynaklarında, İsrâiloğulları’na zulmeden firavunlar olarak I. Seti, onun oğlu II. Ramses ve II. Ramses’in oğlu Menephtah’ın isimleri anılır. İslâmî kaynaklara göre ise firavun Amâlika krallarının unvanıdır. Bunlardan Reyyân b. Velîd, Hz. Yûsuf’un dinini kabul etmiş; fakat onun yerine geçen Kåbûs b. Mus‘ab ve daha sonra gelen Ebü’l-Abbas b. Velîd inkârcılığa sapmışlardır. Özellikle sonuncusu Hz. Mûsâ’nın mücadele ettiği kral olup firavunların en zalimi idi (ayrıntılı bilgi için bk. Ömer Faruk Harman, “Firavun”, DİA, XIII, 118-121; İsrâiloğulları için bk. Bakara 2:83 vd.; Mûsâ için bk. Kasas 28/ 7 vd.). Âyette, yukarıda kıssaları anlatılan peygamberlerden sonra, onların temel öğretilerini ihya etmek üzere, mûcizelerle desteklenmiş olarak Hz. Mûsâ’nın gönderildiği; fakat Firavun ve çevresindeki vezirler, kâhinler, kumandanlar, danışmanlar vb. ileri gelenlerin, eski dönemlerdeki benzerleri gibi küfürde direndikleri bildirilmektedir. Buradaki “zalemû” (zulmettiler) kelimesi çoğunlukla “Mûsâ’nın gösterdiği mûcizeleri inkâr ettiler” mânasında açıklanmaktadır. Nitekim Lokmân sûresinin 13. âyetinde “Çünkü O’na ortak koşmak kesinlikle çok büyük bir haksızlıktır” buyurulmuş; diğer birçok âyette zulüm kelimesi küfür veya şirk mânasında kullanılmıştır. Bununla birlikte âyet, “Firavun ve önde gelen adamları, halkın Mûsâ’ya ve onun peygamberliğini kanıtlayan delillere inanmalarını engelleyerek onlara kötülük ettiler” anlamında da yorumlanmıştır (bk. Zemahşerî, II, 136; İbn Âşûr, IX, 35-36). Âyetin sonunda Firavun ve adamlarının “fesatçılar” şeklinde nitelenmesi de bu yorumu destekler mahiyettedir. Ancak âyette inkârcılığın, hem bireylerin ruhlarını ve amelî hayatlarını hem de toplumsal düzeni ve değerler dünyasını fesada uğratan en büyük bozgunculuk olduğuna işaret edildiği de düşünülebilir.
Mehmet Okuyan
Sonra onların ardından da Musa’yı delillerimizle Firavun ve yöneticilerine göndermiştik de onlara (delillerimize) haksızlık etmişlerdi. Bozguncuların sonu nasıl olmuş, bir bak!
Hz. Musa’ya verilen ayetler, yani deliller, belgeler, mucizelerle ilgili bkz. Bakara 2:60; Nisâ 4:154; A‘râf 7:133, 160; Kehf 18:101; Tâhâ 20:18, 22, 77; Şu‘arâ 26:32, 33, 63; Neml 27:10; Kasas 28:31.
Bayraktar Bayraklı
Onlardan sonra, Mûsâ'yı mûcizelerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına gönderdik. Âyetlerimize haksızlık ettiler, fakat bak, bozguncuların sonu nasıl oldu?
1- Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.
Ahmet Akgül
Sonra bunların (peygamberlerin) ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve önde gelen çevresine gönderdik; onlar ise ona (ayetlerimize ve elçimize) haksızlık ettiler. İşte bozgunculuk çıkaranların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak (ve anlat ki, inananlar bundan ders çıkarsınlardı) !
Onlardan sonra da Musa'yı, delillerimizle Firavun'a ve Firavun'un kavminden ileri gelenlere gönderdik, fakat kendilerine zulmetti onlar, bak da gör, bozguncuların sonucu ne olmuştur.
Hz. Mûsâ'nın kıssası Ahd-i Atıyk'ın Huruc bölümünde anlatılır.
Abdullah Parlıyan
Ve önceki toplumlardan sonra, Firavun ve çevresindekilere Musa'yı, ayetlerimizle gönderdik. Musa'yı ve ayetlerimizi inatla reddettiler. Bak bu bozguncuların sonu nasıl oldu.
Sonra onların ardından, Mûsâ'yı âyetlerimizle, mûcizelerimizle Firavun'a ve ileri gelenlerine, kodamanlarına tebliğ göreviyle tek başına özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere gönderdik. Âyetlerimize karşı yakışıksız tavırlar aldılar, açıklanan sorumluluklarını hiçe saydılar, Allah'ın kitabını kendilerine tebliğini, sünnetin hayata geçirilmesini engellediler. İbret nazarıyla bir bak, incele, o bozguncuların âkıbetleri nasıl oldu?
Sonra onların ardından Musa'yı ayetlerimizle, Firavun'a ve onun ileri gelenlerine gönderdik; ancak onlar ayetlerimize haksızlık ettiler. Bozguncuların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
Sonra bunların (peygamberlerin) ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve önde gelen çevresine gönderdik; onlar ona (ayetlerimize) haksızlık ettiler. İşte bozgunculuk çıkaranların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.
Sonra onların arkasından mûcizelerimizle Mûsa'yı Firavun'a ve topluluğuna gönderdik. Sonra o mûcizeleri inkâr edip kendilerine zulmettiler. Bak ki, o fesad çıkaranların âkıbeti nasıl oldu?
Sonra o kavimlerin ardından, Musa’yı ayetlerimizle Firavun ve meclisine gönderdik. Onlar ayetlerimizi yalanladılar. İşte bak, bozguncuların sonunun nasıl olduğunu gör!
Sonra onların ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavuna ve onun ileri gelen adamlarına gönderdik. Onlar buna karşı haksızlık ettiler. Sonra bak, o bozguncuların sonu ne oldu?
Cemal Külünkoğlu A'raf Suresi 103. Ayet Açıklaması
Bkz. 20:42-79, 27:14Musa Peygamber M.Ö. 13. Yüzyılın ortalarında yaşadığı sanılmaktadır. Firavun, Mısır krallarına verilen addır. Ayette geçen Firavunun II. Ramses olduğu söylenmektedir. Musa ile Firavun arasında geçen kıssa Kur’an’da 22 yerde farklı üsluplarla anlatılmaktadır.Ayette geçen “mele’” kelimesi, aynı dünya görüşü etrafında birleşip, şekil ve görünüşleri ile dikkat çeken heyet, imtiyaz sahibi seçkinler, halkın ileri gelenleri, örneğin bir konseyin üyeleri, bir derneğin yönetim kurulu, bir parlamentonun temsilcileri, bir ordunun kuvvet komutanları, bir kuruma bağlı din adamları gibi.
Diyanet İşleri (Eski)
Sonra peygamberlerin ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun ve erkanına gönderdik. Ayetlerimize karşı haksızlık ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak.
Sonra, onların ardından Firavun ve erkanına Musa'yı ayet ve mucizelerimizle gönderdik; fakat ayet ve mucizelerimize karşı haksızlık ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna dikkat et!
Sonra onların arkasından Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve topluluğuna gönderdik. Tuttular o mucizeleri inkâr ettiler. Ettiler de bak, o bozguncuların âkıbetleri nasıl oldu!
Sonra onların arkasından âyetlerimizle Musâyı Fir'avne ve cem'iyyetine gönderdik, tuttular, o âyetlere zulm ettiler, ettiler de bak o müfsidlerin akıbeti nasıl oldu?
Sonra onların (o peygamberlerin) ardından Musâyi âyetlerimizle Fir'avne ve onun cem'iyyetine (peygamber olarak) gönderdik de (o âyetlere) zulm etdiler. Bak ki fesâdcıların sonu nice oldu!
Sonra onların ardından Mûsâ'yı mu'cizelerimizle Fir'avun'a ve (kavminin) ileri gelenlerine gönderdik de onlara (o mu'cizelere olan inkârlarıyla nefislerine) zulmettiler. Fakat bak fesad çıkaranların âkıbeti nasıl oldu!(2)
(2)“Sırât-ı müstakīm ehli olan peygamberlere binler vâkıâtta (hâdiselerde) istimdadlarına (yardım istediklerinde) hârika bir tarzda gaybî (görünmez yerden) imdad gelmesi ve o peygamberlerin istedikleri aynen verilmesi ve düşmanları olan münkirlere (inkârcılara) yüzer hâdisâtta aynı zamanda gazab gelmesi ve semâvî musîbet başlarına inmesi kat‘î ve şeksiz (şübhesiz) gösterir ki, bu kâinâtın ve içindeki nev‘-i beşerin (insanlığın) Hakîm (sonsuz hikmetli olan) ve Âdil (adâletli) ve Muhsin (ihsân edici) ve Kerîm (ikrâm edici) ve Azîz (izzetli) ve Kahhâr (kahredici) bir Mutasarrıfı (idârecisi) ve bir Rabbi var ki, Nûh ve İbrâhîm ve Mûsâ ve Hûd ve Sâlih (Aleyhimüsselâm) gibi çok nebîlere, pek hârika bir sûrette târihî ve geniş hâdiselerle muzafferiyet ve necatları (kurtuluşları) vermiş. Ve Semûd ve Âd ve Fir‘avun kavimleri gibi çok zâlimlere ve münkirlere (inkârcılara) dahi, peygamberlerine isyanlarına mukābil dünyada dahi bir cezâ olarak, başlarına dehşetli semâvî musîbetler indirmiş.” (Şuâ‘lar, 15. Şuâ‘, 579)
İlyas Yorulmaz
Onlardan sonra, Musa’yı açıklayıcı belgelerle Firavun ve onun önde gelen yöneticilerine göndermiştik. Fakat kendilerine gelen gerçeklere haksızlık yapmıştılar. Şimdi bak bakalım bozgunculuk yapanların sonları nasıl olmuş?
Bu peygamberlerden sonra Musa/yı da Firavun/a ve ileri gelenlerine mucizelerimiz ile yolladık. Onlar ise o mucizeleri inkâr suretiyle kendilerine zulüm ettiler. Fesatçıların akıbeti ne oldu! Görüyorsun ya.
Sonra onların ardından Musa'yı, ayetlerimizle Firavun ve önde gelen çevresine gönderdik de ayetlerimize karşı zulmettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
Derken onların ardından Mûsâ’yı, Peygamberliğini ispatlayan mûcizeler ve hakîkati açıkça ortaya koyan ayetlerimizle birlikte Firavuna ve onun önde gelen yöneticilerine gönderdik fakat onlar, mûcizeler karşısında düştükleri âcizliği idrâk etmelerine rağmen, buyruklarımıza karşı gelerek ayetlerimize karşı zâlimce bir tutum takındılar. Fakat bak, bozguncuların sonu nasıl olmuş:
Yine onların ardından Firavun’a ve ileri gelenlerine âyetlerimiz ile Musa’yı seçip gönderdik.
Derken, bunlara zulmettiler.
Bir bak, Bozguncular’ın sonu nasıl oldu?
Sonra onların ardından Mûsa’yı, Firavun’a ve onun ileri gelenlerine1 (Peygamber olarak) mûcizelerimizle gönderdik. Onlar da tuttular, o mûcizeleri inkâr ettiler. Bak, işte o bozguncuların sonu nasıl oldu!
1 Mele’: istişare, bir kavmin ileri gelenleri, cemaat, heyet, huy anlamlarına gelir. Bu kelime sosyal hayatta; sosyete, kabine, parlamento, bürokrat ve kodamanlar anlamına gelmektedir. Biz, bu kelimeyi genelde “ileri gelenler” şeklinde tercüme etmeyi daha uygun gördük.
Muhammed Esed
VE BU [önceki toplumlardan] sonra Firavun ve onun soylular çevresine Musa'yı ayetlerimizle gönderdik; onları inatla reddettiler 84 ve bak, nasıl oldu sonu bu bozguncuların!
Onların ardından Musa’yı, ayetlerimizle Firavun’a ve onun önde gelen adamlarına gönderdik. Fakat ayetlerimize haksızlık ettiler. Yanlışta ısrar eden bozguncu zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak! 11/96- 97, 23/45, 26/15
SONRA, bu kavimlerin peşinden Firavun’a ve onun önde gelen adamlarına âyetlerimizle Musa’yı gönderdik; bu âyetlere (karşı takınmaları gereken tutumu takınmayarak) zulmettiler[1236] ve bak nasıl oldu fesatçıların sonu.
Mustafa İslamoğlu A'raf Suresi 103. Ayet Açıklaması
[1236] Kur’an’da Musa ve İsrâiloğulları kıssası, Mekkî ve Medenî bir çok sûrede farklı vurgular ve bölümlerle aktarılmıştır. Mekke’de inen bu âyetlerin içeriğiyle, Medine’de inen aynı konudaki âyetleri karşılaştırdığımızda, şu sonuç çıkar: ‘Hz. Musa’nın Mekke’si’ diyebileceğimiz büyük göç öncesi dönem, Hz. Muhammed’in Mekke’sinde ele alınır. Her elçinin Mekke’si birbirine benzer. Dolayısıyla Allah Rasûlü ve ona inananlar, tarihin bu yasasıyla teselli edilir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Sonra onları müteakip, Mûsa'yı âyetlerimizle Fir'avun'a ve onun kavminin büyüklerine peygamber gönderdik. O (âyetlere) zulmettiler. Artık bak ki, o müfsidlerin akibeti nasıl oldu?
Onlardan sonra Mûsâ'yı âyetlerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen yetkililerine gönderdik. Onlar âyetlerimize haksızlık ettiler. Ettiler de, bak o müfsitlerin âkıbeti nice oldu! [20, 42-79; 27, 14] {KM, Çıkış 7 ve 15. bölümler}
Mele’: Aynı görüş ve maksatla bir araya gelip şekil ve görünüşleri, kıymet ve önemleri ile göz dolduran hey’et. Meselâ bir dernek, bir kabine, bir parlamento, bir ordunun bütünü adına söz söylemeye yetkili kişilerin teşkil ettikleri hey’et. Firavun’un bu danışma meclisine hitaben “Ne buyurursunuz?” (7,110) demesinden, bunların yönetimde önemli yerlerinin olduğu anlaşılıyor.
Süleyman Ateş
Onlardan sonra Musa'yı ayetlerimizle Fir'avn'a ve onun ileri gelen adamlarına gönderdik, ayetlerimize haksızlık ettiler; fakat bak, bozguncuların sonu nasıl oldu!
Daha sonra onların arkasından Musa’yı mucizelerimizle (ayetlerimizle) Firavun’a ve onun itibarlı kişilerine elçi gönderdik. Ancak onlar belgeler karşısında yanlış yaptılar. Şimdi bak bakalım ki o bozguncuların sonu nasıl olmuş?
Onların arkasından, Musa'yı âyetlerimizle birlikte Firavun'a ve kavminin ileri gelenlerine gönderdik. Fakat onlar da âyetlerimize haksızlık ettiler. Sonra bak, o bozguncuların sonu ne oldu?
Onların ardından Mûsa'yı, ayetlerimizle Firavun'a ve kodamanlarına gönderdik de ayetlerimiz karşısında zulme saptılar. Bir bak, nasıl olmuştur bozguncuların sonu!