Müddessir Suresi 31. Ayet

A-
A+
Ayet Bulunuyor.
Matematiksel
Matematiksel
Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5526, sondan 711. ayet; 74. sure ve Müddessir Suresinin 31. ayetidir. Müddessir Suresi 31. ayetinin kelime sayisi 57, harf sayısı 254 ve toplam ebced değeri ise 18616 olarak hesaplanmıştır. Müddessir Suresinin toplam ebced değeri 86621 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
Arapça Metin
وما جعلنا اصحاب النار الا ملئكة وما جعلنا عدتهم الا فتنة للذين كـفروا ليستيقن الذين اوتوا الـكتاب ويزداد الذين امنوا ايمانا ولا يرتاب الذين اوتوا الـكتاب والمؤمنون وليقول الذين في قلوبهم مرض والـكافرون ماذا اراد الله بهذا مثلا كذلك يضل الله من يشاء ويـهدي من يشاء وما يعلم جنود ربك الا هو وما هي الا ذكرى للبشر
Harf Sayımı
Harf Sayımı
وماجعلنااصحابالنارالاملئكةوماجعلناعدتهمالافتنةللذينكـفرواليستيقنالذيناوتواالـكتابويزدادالذينامنواايماناولايرتابالذيناوتواالـكتابوالمؤمنونوليقولالذينفيقلوبهممرضوالـكافرونماذااراداللهبهذامثلاكذلكيضلاللهمنيشاءويـهديمنيشاءومايعلمجنودربكالاهووماهيالاذكرىللبشر
Latin Harfleriyle Okunuşu
Latin Harfleriyle Okunuşu
Vemâ ce’alnâ ashâbe-nnâri illâ melâ-iketen(ﻻ) vemâ ce’alnâ ‘iddetehum illâ fitneten lilleżîne keferû liyesteykine-lleżîne ûtû-lkitâbe ve yezdâde-lleżîne âmenû îmânen(ﻻ) velâ yertâbe-lleżîne ûtû-lkitâbe velmu/minûne(ﻻ) veliyekûle-lleżîne fî kulûbihim meradun velkâfirûne mâżâ erâda(A)llâhu bihâżâ meśelâ(n)(c) keżâlike yudillu(A)llâhu men yeşâu ve yehdî men yeşâ(u)(c) vemâ ya’lemu cunûde rabbike illâ hu(ve)(c) vemâ hiye illâ żikrâ lilbeşer(i)
Diyanet İşleri (Yeni)
Diyanet İşleri (Yeni)
Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkâr edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap verilenler ve mü’minler şüpheye düşmesin, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ile kâfirler, “Allah, örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi” desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır.
Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan
Biz ateşin sahiplerini (muhafızlarını) ancak melekler yapmışızdır. Onların sayısını kâfir olanlar için sadece bir imtihan yaptık ki kendilerine kitap verilenler ikna olsunlar; iman edenlerin imanı artsın; hem kendilerine kitap verilenler hem de müminler şüpheye düşmesinler; kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de “Allah bu örnekle ne kastetmiştir ki?” desinler. İşte böylece Allah dileyeni (layık gördüğünü) saptırır (sapkınlığını onaylar), dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırır. Rabbinin ordularını O’ndan başka kimse bilemez. Bunlar, insanlık için sadece (gerçeğin) hatırlat(ıl)masıdır.
Bayraktar Bayraklı
Bayraktar Bayraklı
Biz cehennemin bekçilerini sırf melekler kıldık. Sayılarını da, inkâr edenlere bir imtihan yaptık ki, kendilerine kitap verilenler Kur'ân vahyinin doğruluğundan emin olsunlar; inananların imanı artsın; kitap verilenler ve inananlar şüphe etmesinler; kalplerinde inanç sorunu olanlar ve inkâr edenler de, “Allah bu örnekle ne demek istedi?” desinler. Allah dileyeni böyle saptırır, dileyeni de doğru yola ulaştırır. Rabbinin ordularını kendisinden başka kimse bilemez. Bunlar insana sadece bir öğüttür.
Erhan Aktaş
Erhan Aktaş
Cehennem ashabını¹ meleklerden² başkasını yapmadık. Onların sayılarını, gerçeği yalanlayan nankörler için bir fitneden³ başka bir şey yapmadık. Kendilerine kitap verilenler; gerçeği apaçık bilsinler, iman edenlerin imanları artsın. Kendilerine kitap verilmiş iman sahipleri kuşkuya düşmesinler. Kalplerinde hastalık olanlarla⁴, gerçeği yalanlayan nankörler de desinler ki: “Allah, bu örnekle ne demek istiyor şimdi?” İşte böyle, Allah, dileyeni dalalette bırakır, dileyene doğru yolu gösterir.5 Rabb'inin ordularını6, kendisinden başkası bilmez. Bu, beşer için zikirden7 başka bir şey değildir.
Ahmet Akgül
Ahmet Akgül
Biz o ateşin görevli memurlarını meleklerden başkasını kılmadık. Ve onların sayısını inkâr edenler için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki, kendilerine kitap verilenler, şüpheden kurtulup kesin ve yakîn bilgiye varsın, iman edenlerin de imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (böylece) kuşkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kâfirler de şöyle desin: "Allah, bu (gereksiz) örnekle neyi anlatmak istiyor ki?” İşte Allah, dilediğini böyle şaşırtıp-saptırır, dilediğini böyle hidayete erdirir. Rabbinin (çok farklı hizmetlerle görevli milyarlarca manevi-melek-enerji) ordularını Kendisinden başka (hiç kimsenin) bilip (kavraması imkânsızdır) . Bu (anlattıklarımız) ise, beşer (insan) için sadece bir zikir (öğüt ve hatırlatmadır).
Abdulbaki Gölpınarlı
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve biz, cehennem memurlarını, meleklerden tayin ettik ve kendilerine kitap verilenlerin iyideniyiye anlayıp inanmaları için ve inananların inancını arttırsın ve kendilerine kitap verilenlerle inananlar, şüpheye düşmesinler ve gönüllerinde hastalık olanlar ve kafirlerse, Allah bununla, bu örnekle neyi kastediyor ki desinler diye sayılarını on dokuz olarak taktir ettik. İşte böylece Allah, bildiğini saptırır ve dilediğini doğru yola sokar ve Rabbinin ordusu ne kadardır, ancak Allah bilir ve bu, insanlara bir öğüttür ancak.
Abdullah Parlıyan
Abdullah Parlıyan
Ve biz cehennem işlerine bakmakla ancak melekleri görevlendirdik. Biz o görevli meleklerin sayısını Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler için bir sınama aracı yaptık ki, daha önce bize de kitap verildi diyenler, sağlam bilgi edinsinler ve iman etmiş olanların imanları daha da güçlensin. Ve hem kendilerine kitap verilenler, hem de iman edenler bu meleklerin sayısı hakkında şüpheye düşmesinler. Kalplerinde şüphe ve nifak hastalığı bulunanlarla Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler de: “Allah bu örnekle neyi anlatmak istedi?” desinler. Böylece Allah yoldan çıkmak isteyeni saptırır, doğruya ulaşmak isteyeni ise doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularının yani melek, rüzgar, tabii afetler vb. şeylerin sayısını kendisinden başka kimse bilemez. Bu ayetler de insanlara diğer ayetler gibi bir öğüt ve uyarıdır.
Ahmet Tekin
Ahmet Tekin
Biz cehennemde, infaz memurları olarak yalnızca sert ve haşin tabiatlı melekler yerleştirdik. Onların sayısını da, inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin karakterleri ortaya çıksın diye bir imtihan vesilesi haline getirdik. Kendilerine verilen kutsal kitapların hükmünce sorumlu tutulanlar, Kur'ân'ın hak kitap, Muhammed'in hak peygamber olduğunu delilleriyle, gerekçeleriyle kavrayıp kesin olarak inansın, iman edenlerin imanını artırsın. Kendilerine verilen kutsal kitapların hükmünce sorumlu tutulanlar ve ehl-i tevhid olanlar şüpheye düşmesinler. Kalpleri kararmış, aklından zoru olan hasta ruhlular ve kâfirler de, “Allah bu misal ile ne demek istedi?” desinler, istedik. İşte Allah, münafıkların, müşriklerin kötü duruma düşmelerine özgürlük tanıdığı gibi, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıkların hak yoldan uzaklaşıp dalâleti tercihine de özgürlük tanır. Sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıkları doğru yola sevketme lütfunda da bulunur. Rabbinin ordularını, askerî erkânını kendisinden başkası bilmez. Bu yalnız insanlık için bir öğüttür.
Ahmet Varol
Ahmet Varol
Biz o ateşin bekçilerini ancak melekler(den) kıldık. Sayılarını ise ancak inkâr edenler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilmiş olanlar kesin bilsinler, iman edenlerin imanları artsın, kendilerine kitap verilmiş olanlar ve mü'minler şüpheye düşmesinler, kalplerinde hastalık olanlar ve inkârcılar da: "Allah, acaba bu örnekle neyi kasdetmiştir?" desinler. İşte Allah, böylece dilediğini sapıklığa düşürür dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin askerlerini O'ndan başkası bilmez. Bu ancak insanlar için bir öğüttür.
Ali Bulaç
Ali Bulaç
Biz o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık. Ve onların sayısını inkâr edenler için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki, kendilerine kitap verilenler, kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin de imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (böylece) kuşkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin: 'Allah, bu örnekle neyi anlatmak istedi?' İşte Allah, dilediğini böyle şaşırtıp-saptırır, dilediğini böyle hidayete erdirir. Rabbinin ordularını kendisinden başka (hiç kimse) bilmez. Bu ise, beşer (insan) için yalnızca bir öğüttür.
Ali Fikri Yavuz
Ali Fikri Yavuz
Biz o ateşin muhafızlarını hep meleklerden ibaret kıldık. Sayılarını da ancak kâfir olanlar için bir fitne yaptık, (zira on dokuz meleği azımsayarak onları helâk edebileceklerini sandılar); kendilerine kitab verilenler de Kur'an'ın hak olduğuna inansınlar; (çünkü onların kitablarında da bu meleklerin sayısı on dokuzdur); müminlerin de imanlarını artırsın. Kendilerine kitab verilenlerle müminler (böylece) şüpheye düşmesinler. Kalblerinde bir maraz (nifak) bulunanlarla kâfirler de şöyle desin: “- Allah bu sayı ile beraber hangi şeyi murad etmiştir? İşte Allah dilediğini böyle şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını da ancak kendisi bilir. O cehennem de insanlar için ancak bir öğüddür.
Bahaeddin Sağlam
Bahaeddin Sağlam
Biz o ateşe sahip olanları melekler yaptık. Ve onların sayılarını da o kâfirler için imtihan aracı yaptık. Ki kitap verilenler, (bu Kur’ana) kanaat getirsinler, Müminler imanlarını arttırsınlar ve kitap verilenler ile Müminler asla şüpheye düşmesinler. Ve kalplerinde hastalık olan(münafık)lar ve kâfirler, “Allah, bununla ne anlatmak istedi?” desinler. İşte Allah, böylece istediğini saptırır, istediğini de doğru iletir. Ve senin Rabbinin askerlerinin (sayısını,) ancak O bilir. Bu (on dokuzlu) Cehennem, insanlar için ancak bir belge ve uyarıdır.
Besim Atalay
Besim Atalay
Cehennemin bekçilerin ancak meleklerden koyduk, onların sayısını kâfirlere sınav kıldık, kitaplı olanlar da yakından inanalar, inanları arta inananların, kitaplı olanlarla, inanlı bulunanlar şüpheye düşmeyeler; yüreklerinde hastalık bulunan kimeler, kâfirler diyecekler ki: «Allah bu örnekle ne demek istemiştir?»; Allah işte böyle, dilediğin saptırır, dilediğin doğru yola iletir; Tanrının orduların ancak kendisi bilir, bu yalnız, insanlara bir öğüt
Cemal Külünkoğlu
Cemal Külünkoğlu
Biz o cehennemin muhafızlarını hep meleklerden ibaret kıldık. Sayılarını da ancak inkârcılar için bir sınav yaptık. Kendilerine kitap verilenler de Kur'an'ın hak olduğuna inansınlar (çünkü onların kitaplarında da bu meleklerin sayısı on dokuzdur). İnananlar da imanlarını artırsın. Kendilerine kitap verilenlerle mü'minler (böylece) şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık olan münafıklar ile inkârcılar da neticede: “Allah, bu örnek ile ne anlatmak istemiş olabilir?” desinler. Böylece Allah dileyeni sapıklıkta bırakır, dileyeni de doğru yola iletir. Rabbinin ordularını kendisinden başka kimse bilemez. Bu, insanlar için uyarıdan başka bir şey değildir.
Diyanet İşleri (Eski)
Diyanet İşleri (Eski)
Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.
Diyanet Vakfı
Diyanet Vakfı
Biz cehennemin işlerine bakmakla ancak melekleri görevlendirmişizdir. Onların sayısını da inkârcılar için sadece bir imtihan (vesilesi) yaptık ki, böylelikle, kendilerine kitap verilenler iyiden iyiye öğrensin, iman edenlerin imanını arttırsın; hem kendilerine kitap verilenler hem müminler şüpheye düşmesinler, kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de: «Allah bu misalle ne demek istemiştir ki?» desinler. İşte Allah böylece, dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını, kendisinden başkası bilmez. Bu ise, insanlık için ancak bir öğüttür.
Edip Yüksel
Edip Yüksel
Biz ateşe bekçi olarak sadece melekleri atadık. Onların sayısını (ondokuz'u) da, () inkarcılar için bir fitne (sınav/huzursuzluk kaynağı) yaptık, () kitap verilmiş olanları ikna etsin, () inananların inancını güçlendirsin, () kitap verilmiş olanlarla inananların kuşkularını ortadan kaldırsın, ve () kalplerinde hastalık olanlarla inkarcılar da, "ALLAH bu örnekle ne demek istiyor?" desinler. Böylece ALLAH dilediğini/dileyeni saptırır ve dilediğini/dileyeni de doğruya iletir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu (sayı) halklara bir mesajdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını da ancak kâfirler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. İşte böyle, Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar için uyarıdan başka bir şey değildir.
Elmalılı (Orijinal)
Elmalılı (Orijinal)
Hem biz o ateşin muhafızlarını hep Melâike yaptık, sayılarını da ancak küfr edenler için bir fitne kıldık ki kitab verilmiş olanlar yakîn edinsin ve iyman edenlere iyman artırsın, kitab verilenler ve mü'minler şübhelenmesin, kalblerinde bir maraz bulunanlarla kâfirler de desin: Allah bununla meselâ ne murad etmiş? İşte böyle Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir ve rabbının ordularını ancak kendisi bilir ve o ancak bir öğüttür düşünmek için beşer
Hasan Basri Çantay
Hasan Basri Çantay
Biz o ateşin bekçi (lik) lerine meleklerden başkasını me'mur etmedik. Sayılarını da küfredenler için — başka değil — ancak bir fitne yapdık ki kendilerine kitâb verilenler sağlam bilgi edinsin (ler), îman edenlerin de inan(ç)ları artsın. (Hulâsa) hem kendilerine kitâb verilenler, hem mü'minler (bu hususda) şüpheye düşmesin (ler). Kalblerinde maraz bulunanlarla kâfirler dahi «Allah bu (aded) le, misâl olarak, neyi murâd etmiş?» desin (ler). İşte Allah, kimi dilerse böylece şaşırtır, kimi de dilerse doğru yola getirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. O, insan (lar) için öğüdden başkası değildir.
Hayrat Neşriyat
Hayrat Neşriyat
(Biz) Cehennemin sâhiblerini (o zebânîleri) meleklerden başkası yapmadık. Onların sayısını da inkâr edenler için ancak bir imtihan vesîlesi kıldık ki, kendilerine kitab verilmiş olanlar kat'î olarak îmân etsin, îmân edenlerin de îmânı artsın ve kendilerine kitab veril miş olanlarla mü'minler şübheye düşmesin ler. Kalblerinde bir hastalık (nifak) bulunanlarla kâfir ler ise desin ki: “Allah misâl olarak bununla neyi mu râd etti?” Böylece Allah, (isyanlarındaki ısrarları yüzünden) dilediğini dalâlete atar, dilediğini de (hikmetine binâen kendi lütfundan)hidâyete erdirir. Rabbinin ordularını ise, ancak kendisi bilir. Hem bu (Sakar ve onun sıfatları), insanlara ancak bir ibrettir.
İlyas Yorulmaz
İlyas Yorulmaz
Biz ateşin görevlilerini meleklerden oluşturduk ve onların sayılarını da inkâr edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki, kendilerine kitap verilenlere destek olsun ve iman edenlerin imanları artsın, kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler diye. Kalplerinde hastalık olanlar ve doğruları inkâr edenler “Allah, bu misalle ne anlatmak istiyor” desinler. Böylece Allah dileyeni sapıklık içinde bırakır, dileyeni de doğru yola iletir. Rabbinin ordularının sayısını, ancak Rabbin kendisi bilir. Bu anlatılanlar, insanlar için yalnızca bir öğüttür.
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli
Biz, Cehennemin işine bakanları ancak meleklerden tâyin ettik, onların sayısı hakkında ancak kâfirleri mihnete soktuk [⁴]. Bununla Kitaba nâil olanlar, Kur/an/ın hak olduğuna yakın getirecekler, mü/minler de imanlarını artıracaklar, ehl-i Kitapla mü/minler şüpheye düşmeyecekler ve kalplerinde şüphe ve nifak hastalığı bulunanlarla kâfirler «— Allah bu misalle [⁵] ne demek istedi?» diyecekler. İşte böylece Allah dilediğini eğri yola saptırır, dilediğini doğru yola götürür. Rabbinin ordularının sayısını [⁶] ancak kendisi bilir. Bu [⁷], ancak insanlar için bir öğüttür.
Kadri Çelik
Kadri Çelik
Biz kendilerine kitap verilenler kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin imanları artsın, kendilerine kitap verilenler ile iman edenler kuşkuya kapılmasın, kalplerinde bir hastalık olanlar ile küfre sapanlar da, “Allah, bu örnekle (on dokuz sayısı ile) neyi anlatmak istedi?” desin diye o ateşin koruyucularını, meleklerden başkasını kılmadık ve onların sayısını da küfre sapanlar için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık. İşte Allah, dilediğini de böyle hidayete iletir. Rabbinin ordularını kendisinden başka (hiç kimse) bilmez. Bu ise, beşer (insan) için yalnızca bir hatırlatmadır.
Mahmut Kısa
Mahmut Kısa
Biz cehennemde zebani olarak, ancak melekleri görevlendirdik. Onların sayısını da, sırf inkârcılar için bir imtihân aracı yaptık ki, kendilerine daha önce ilâhî Kitap verilmiş olan Yahudi ve Hıristiyanlar, hakîkati ortaya koyan bu Kitabın Allah’tan geldiğine yürekten inansınlar ve ona zaten iman etmiş olanların inançları daha da güçlensin; böylece, daha önce Kitap verilmiş olanların ve müminlerin kalplerinde, bu konuda zerre kadar kuşkuya yer kalmasın! Fakatkalplerinde hastalık bulunan ve bu yüzden, bazen mümin, bazen kâfir gibi davranarak şüphe ve tereddüt içinde bocalayan münâfıklar ve Kur’an’ı doğrudan ve açıkça inkâr eden kâfirler, bu muhteşem ayetlerdeki hikmeti kavrayamadıklarından, “Sizin inandığınız Allah, bu örnekle ne demek istemiş acaba? Eğer cehennemde sadece 19 görevli varsa, hepimiz bir olup onların hakkından geliriz!” diyerek sizinle alay edecekler. Ya da 19 rakamına olmadık anlamlar yükleyerek insanları saptırmaya çalışırlar. İşte böylece Allah, bile bile kötülüğü tercih ederek sapıklıkta kalmak isteyeni saptırır, samîmî bir kalple gerçeğe, doğruya yönelmek isteyeni de doğru yola iletir.Evet, Rabb’inin ordularının sayısını ve gücünü, Kendisinden başka hiç kimse bilemez! O hâlde dinleyin, ey insanlar! Size haber verilen bu korkunç cehennem ateşi, insanlık için bir öğüt ve uyarıdan başka bir şey değildir. Bu gerçek ortada iken, nasıl buyruklarıma karşı gelebilirsiniz?
Mahmut Özdemir
Mahmut Özdemir
Ateş arkadaşlarını ancak melekler kıldık. Onların sayısını da inkâr edenler için ancak bir deneme (sınav) kıldık. Kitap verilenler kesin inansın, iman edenler de imanlarını artırsın, Kitap verilenler ve Müminler tereddüt etmesin, kalblerinde hastalık olanlar ve Kâfirler de: -“Allah bu misâl ile ne demek istiyor?” desin! Allah, dileyeceği kimseyi böyle saptırıyor, dileyeceği kimseyi de hidayete eriştiriyor. Senin rabbinin ordularını O’ndan başkası bilmez. O, Beşer için ancak hatırlatmalardır / öğütlerdir.
Mehmet Türk
Mehmet Türk
Biz cehennemin görevlilerini sadece meleklerden kıldık. Biz onların sayısını sadece kâfirler için bir imtihan (vesilesi) yaptık ki böylece kendilerine kitap verilenler iyice inansın, îman edenler îmanlarını artırsın, bir de kendilerine kitap verilenler ve îman edenler, şüpheye düşmesin, kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de: “Allah bu misalle ne demek istiyor?” desinler. İşte Allah böylece dilediğini şaşırtır, dilediğini de hak yola yöneltir. Rabbinin ordularını, kendisinden başka kimse bilemez. Bütün bunlar, insanlık için ancak bir öğüttür.
Muhammed Esed
Muhammed Esed
Çünkü yalnızca melekî güçleri [cehennem] ateşinin gözcüleri 16 kıldık; ve onların sayısını hakikati inkara şartlanmış olanlar için bir sınama (aracı) yaptık; 17 ki böylece daha önce vahye muhatab olanlar [bu ilahî kelâmın doğruluğuna] kanî olsunlar; 18 ve [ona] iman etmiş olanların imanları daha da güçlensin; ve geçmiş vahiylere muhatab olanlar ile [bu vahye] iman edenler bütün şüphelerden kurtulsunlar; ve kalplerinde hastalık olanlar 19 ile hakikati tamamen reddedenler: “[Sizin] Allah[ınız] bu temsîl ile ne demek istiyor?” 20 diye sorsunlar. Böylece Allah, [yoldan çıkmak] isteyeni saptırır, [doğruya ulaşmak] isteyeni ise doğru yola ulaştırır. 21 Ve Rabbinin güçlerini Kendisinden başka kimse bilemez: bütün bunlar 22 ölümlü insan için yalnızca bir uyarıdır.
Mustafa Çavdar
Mustafa Çavdar
Biz cehennem bekçilerini yalnızca meleklerden yaptık. Onların sayısını kâfirler için sadece bir fitne yaptık ki kendilerine vahiy verilenlerin bilgileri sağlamlaşsın, müminlerin de imanı artsın. Böylece kitap ehli ve müminler bütün kuşkulardan arınsın. Buna mukabil akılları karışık hastalıklı olanlar ve gerçekleri örtbas eden kâfirler “Allah bu misali vermekle ne yapmak istiyor” desinler. İşte Allah böylece dileyeni sapkınlıkta bırakır, dileyeni de doğru yoluna iletir.Aslında Rabbinin görevli meleklerinin sayısını sadece kendisi bilir. İşte bu beşer için sadece zikir ve bir uyarıdır. 17/105...108, 18/29,
Mustafa İslamoğlu
Mustafa İslamoğlu
Zira yalnızca melaikeyi ateşin muhafızları kıldık; ve onların sayısını inkârda ısrar edenler için bir sınav yaptık;[5422] ki böylece önceki vahyin mensupları gönülden ikna olsun ve (ona) iman edenlerin imanları artsın; hem önceki vahyin mensupları hem de (bu vahye) iman edenler bütün kuşkulardan arınsın; ve kalplerinde hastalık olanlar[5423] ve inkâra gömülenler ise, “Allah bu temsil ile ne yapmayı diledi?” diye sorsun.[5424] İşte böylece Allah isteyeni/istediğini saptırır, isteyeni/istediğini ise doğru yola yöneltir.[5425] Ve Rabbinin ordularını(n sayısını) Zatından başka kimse bilemez. Nihayet bunlar,[5426] ölümlü insan için bir uyarı ve öğütten ibarettir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Biz cehennemin muhafızlarını meleklerden başka kılmadık ve onların adetlerini kâfir olanlar için ancak bir fitne kılmış olduk. Tâ ki kendilerine kitap verilmiş olanlar, yakîn getirsinler. Ve imân etmiş olanlara da imân arttırsın, ve kitap verilmiş olanlar ile mü'min bulunanlar, şüpheye düşmesinler. Ve kalblerinde bir maraz bulunanlar ile kâfirler de desin ki: «Allah bununla bir mesel olarak ne murad etmiş?» İşte Allah, dilediği kimseyi böyle dalâlete düşürür ve dilediği kimseye de hidâyet nâsib buyurur ve Rabbin ordularını ancak kendisi bilir ve o, insan için ancak bir öğüttür.
Suat Yıldırım
Suat Yıldırım
Biz cehennem görevlilerini sadece melaikelerden kıldık. Onların sayısını da kâfirler için imtihan ve sıkıntı sebebi yaptık ki Ehl-i kitaptan olanlar Peygambere imanda yakîn sahibi olup, daha kesin inansınlar. mü'minlerin imanlarındaki yakinleri artsın. Ehl-i kitap ve müminler tereddüde düşmesinler. Kalplerinde hastalık olan münafıklar ile kâfirler de neticede: “Allah, bu misal ile ne anlatmak istemiş olabilir? ” desinler. Böylece Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını Kendisinden başka kimse bilemez. Bu, (yani cehennem veya ondan bahseden âyetler) beşere bir öğüt ve uyarıdan başka bir şey değildir. [2, 26]
Süleyman Ateş
Süleyman Ateş
Biz cehennemin muhafızlarını hep melekler yaptık. Onların sayısını da inkar edenler için bir sınav yaptık ki, kendilerine Kitap verilmiş olanlar iyice inansın, inananların da imanı artsın. Kitap verilmiş olanlar ve inananlar kuşkulanmasınlar. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve kafirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. Böylece Allah, dilediğini şaşırtır, dilediğni doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlara bir uyarıdır.
Süleymaniye Vakfı
Süleymaniye Vakfı
O ateşi yönetme işinde meleklerden başkasına görev vermedik. Sayılarını da sırf kafirler için bir imtihan sebebi yaptık. Böylece kendilerine kitap verilenler kesin kanaate varır; müminlerin güvenleri artar, kendilerine kitap verilenler ile müminler kuşkuya düşmezler. Kalplerinde hastalık olanlarla kafirler de “Allah bu örnekle ne demek istiyor?” derler. Allah, sapıklığı tercih edenin sapıklığını onaylar, doğru yolu tercih edeni de yola getirir. Allah’ın ordularını kendi dışında kimse bilmez. O (Kur’an), tüm insanlık için doğru bilgiden başkası değildir.
Şaban Piriş
Şaban Piriş
Ateş bekçilerini yalnızca meleklerden kıldık. Onların sayısını da ancak kafir olanları denemek, kitap ehlinin kesin bilgiye ulaşması ve iman edenlerin de imanını artırmak için verdik. Kitap ehli ve mü'minlerin şüphe etmemesi, kalplerinde hastalık olanların ve kafirlerin de:-Allah bu misalle ne demek istiyor? demesi için (verdik). Allah, dilediğini işte böyle sapıklıkta bırakır, dilediğine de yol gösterir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilemez. Bu, insanlar için bir uyarıdan başka bir şey değildir.
Ümit Şimşek
Ümit Şimşek
Biz Cehennem görevlilerini meleklerden seçtik. Onların sayısını da kâfirler için bir fitne yaptık ki, kendilerine kitap verilenler iyice inansın; iman edenlerin imanı artsın; Kitap Ehli ile mü'minler şüpheye düşmesin; kalplerinde hastalık bulunanlar ile kâfirler de “Bu misalle Allah ne anlatmak istedi?” deyiversin. Allah dilediğini böyle saptırır, dilediğine de hidayet verir. Rabbinin ordularını Ondan başkası bilemez. Cehennem ise beşere bir ibrettir.
Yaşar Nuri Öztürk
Yaşar Nuri Öztürk
Biz, cehennem yâranını hep melekler yaptık. Ve biz, onların sayılarını da küfre sapanlar için bir imtihandan başka şey yapmadık. Ta ki, kendilerine kitap verilenler iyice ve apaçık bilsinler. İman etmiş olanların imanı artsın. Kendilerine kitap verilmiş olanlarla iman sahipleri kuşkuya düşmesin. Kalplerinde hastalık olanlarla küfre sapmış bulunanlar da; "Allah bununla neyi örneklendirmek istiyor?" desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini/dileyeni saptırır, dilediğini/dileyeni de doğruya ve güzele kılavuzlar. Rabbinin ordularını ancak O bilir. Bu, insan için bir öğüt verici ve düşündürücüden başka şey değildir.
Eski Anadolu Türkçesi
Eski Anadolu Türkçesi
daħı ķılmaduķ od islerini daħı ķılmaduķ śaġışın illā azġunlıķ anlara kim kāfir oldılar tā gümānsuz ola anlar kim virinildiler kitāb’ı daħı arturalar anlar kim įmān getürdiler inanmaġı daħı şeklü olmaya anlar kim virinildiler kitāb’ı daħı mü’minler daħı tā eyide anlar kim göñüllerinde śayrulıķdur daħı kāfirler “ne nesene diledi Tañrı uşbunuñ-ıla meŝeldin yaña?” ancılayın azdurur Tañrı anı kim diler daħı ŧoġru yol gösterür aña kim diler. daħı bilmez çalabuñ sözlerini illā ol. daħı degül ol ögüt ādemiye.
Satır Altı (1534)
Satır Altı (1534)
Daḫı biz ḳılmaduḳ cehennem ḫāzinlerini, illā feriştehler. Daḫı anlaruñṣaġışını fitne ḳılduḳ kāfirlere yaḳīn bilmeg‐içün kitāb virilenler, daḫımü’minlerüñ īmānı artmaġ‐ıçun. Daḫı gümān eyleme kitāb virilen‐ler, mü’minler daḫı. Eyitmeg‐içün yüreklerinde münāfıḳlıḳ olanlar, kāfir‐ler. Daḫı ne nesne diledi Allāh bu meẟel bile ki ġarīb ‘adeddür? Anuñ gi‐bidür, Tañrı Ta‘ālā [azdurur] kimi dilese ve hidāyet virür kime dilese. Tañrı Ta‘ālā’nuñ çerilerin bilmez, illā kendüsi. Ol degüldür, illā ögüt ādemoġlanlarına.