

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Görülüyor ki Hudeybiye sulhunda müşrikler Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e üç şeyi şart koşmuşlar; o da bunları kabul etmiştir. Acaba bundaki hikmet nedir? Bundaki hikmet sulhun getireceği mühim menfaat ve maslahattır. Bununla beraber müşriklerin ileri sürdükleri şartları kabul etmekte bir zarar ve mefsedet de yoktur. Çünkü mânâ i'tibarı ile Besmele ne ise «Senin adınla Allahım!» ibaresi de odur. Yalnız besmeledeki Rahman ve Rahîm sıfatları terk edilmiştir ki, bundan bu sıfatların Allah Teâlâ'dan nefî edilmiş olması lâzım gelmez. Sulhnameden silinen «Resûlullah» kim ise Muhammed b. Abdillâh da odur. Binâenaleyh bu şartları kabulde bir mahzur yoktur. Müşrikler bunların yerine putlarını ta'zîm gibi bir şeyi şart koşsalar, mefsedet ve mahzur o zaman baş gösterirdi. Müşriklerin üçüncü şartı evvelemirde çok ağır gibi görünür. Nitekim ashâb-ı kirama da ağır gelmiştir. Bu şarta göre müşriklerden müslüman olup gelenleri müslümanlar iade edecek; fakat müslümanlardan irtidâd edip müşrikler tarafına geçenler iade olunmayacaktı. Fahr-i Kâinat (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz bunu da kabul etti; ve bundaki hikmeti şu cümlelerle ifâde buyurdu: «Bizden kim onlara giderse Allah onu ırak etsin! Onlardan bize gelene ise Allah bîr ferahlık ve çıkar yol halk edecektir!» Evet! Gerçekten öyle olmuş; bu mu'cize dahî sahibinin haber verdiği gibi zuhur etmiş; Mekke'nin fethinden sonra bütün Araplar müslüman olmuşlardır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.