Abdurrahman b. Abd el-Kârî

Ebû Muhammed · Nebî'yi gören Medineli râvi

Abdurrahman b. Abd

DoğumHijaz
Vefath. 80 · Medine
KünyeEbû Muhammed
Nisbeez-Zührî halîfleri, el-Medenî, el-Kârî
Yaşadığı yerlerMekke, Medine
TabakaNebî'yi görmüştür
Cerh-ta'dîlİbn Hibbân es-Sikât'ta zikretmiştir

Hakkında

Abdurrahman b. Abd el-Kârî, Huzeyme soyuna bağlanan Kâre kabilesine mensup Medineli bir râvidir. Zehebî'ye göre Hz. Peygamber'in hayatta olduğu dönemde doğmuştur; Ebû Dâvûd da onun küçük bir çocukken Resûlullah'a getirildiğini nakleder. Bu nedenle sahâbî sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır; bazı âlimler onu sahâbîler arasında, bazıları ise tâbiîlerin büyükleri arasında zikreder.

Hz. Ömer, Ebû Talha el-Ensârî, Ebû Eyyûb el-Ensârî ve Ebû Hüreyre'den rivayette bulundu. Buhârî'deki meşhur bir rivayete göre bir Ramazan gecesi Hz. Ömer'le birlikte mescide çıkmış, halkın dağınık hâlde namaz kıldığını görmüşler; bunun üzerine Hz. Ömer cemaati tek imamın arkasında toplamıştı. Terâvih namazının cemaatle kılınmasına dair bu haber onun aracılığıyla bilinir. Kendisinden Sâib b. Yezîd, Urve b. Zübeyr, A'rec, Zührî ve oğlu Muhammed rivayette bulundu; İclî ve Yahyâ b. Maîn onu güvenilir kabul etti.

İbn Sa'd'ın kaydına göre h. 80 / m. 699 yılında Medine'de vefat etti; ölümü için h. 85 ve 88 yılları da zikredilir.

Ailesi

Kardeşleri
'Abdullah bin ('Amr b.) 'Abd al-Qari
Çocukları
Muhammad

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Sözün kaynağı olduğu hadisler

Abdurrahman İbn Abdülkari şöyle demiştir: Bir Ramazan gecesi Hz. Ömer ile birlikte mescid'e gittik. Baktık ki insanlar bölük bölük bir halde kimi kendi başına namaz kılıyor, kimilerine bir kişi namaz kıldırıyor. Bunun üzerine Hz. Ömer şöyle dedi: "Ben bunları tek bir imam'ın arkasında toplasam daha iyi olur". Sonra buna niyet edip, insanları Ubey İbn Kab'ın imamlığında topladı. Sonra bir başka gece yine Hz. Ömer'le birlikte mescid'e gittik. İnsanlar Ubey İbn Kab'ın imamlığında namaz kılıyorlardı. Hz. Ömer: "Bu ne güzel bid'at, ancak bunların uyuduğu vakitte kılmak, şu anda kıldıklarından daha faziletlidir" dedi. İnsanlar o zaman gece'nin başında teravihi kılıyorlardı.
Misver İbn Mahrame ve Abdurrahman İbn Abdulkariyy Ömer (b. el-Hattab)'ı şöyle derken işittiklerini nakletmişlerdir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta iken Hişam İbn Hakim İbn Hizam'ı Furkan suresini okurken işittim. Bir müddet okuyuşuna kulak verdim. Birden onun, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bana öğretmediği birçok harf ile Kur'an okuduğunu fark edim. Neredeyse namazda iken yakasına yapışacaktım. Selam verinceye kadar bekledim. Sonra hemen elbisesini boynuna dolayarak onu yakaladut!. Ona, Biraz önce okuduğun ve benim de senden işittiğim sureyi sana kim öğretti diye?' sordum. 'Bana bunu Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem öğretti' diye cevap verdi. Bunun üzerine 'yalan söylüyorsun! Allah'a and olsun ki, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem senden dinlediğim bu sureyi bana da öğretti' dedim. Sonra onu alıp Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdüm ve: 'Ey Allah'ın Elçisi! Bu adamın Furkan suresini bana öğretmediğin harflerle okuduğunu işittim. Bu sureyi bana sen öğretmiştin' diye şikayette bulundum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Ey Hişam! Oku!' dedi. O da kendisinden işittiğim şekilde okudu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'bu sure bu şekilde nazil oldu' buyurdu. Sonra bana 'Ey Ömer! Sen de oku!' dedi. Ben de bana öğrettiği şekilde okudum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yine 'Bu sure bu şekilde nazil oldu' buyurdu. Sonra şöyle dedi: Bu Kur'an yedi harf üzere nazil oldu. Bundan kolayınlza geleni okuyun!"
Ömer (bin el-Hattab r.a.) şöyle anlatmıştır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hayatta olduğu günlerden birinde Hişam b. Hakim'in Furkan suresini okuduğunu işittim. Hişam'ın kıraatini dinledim, bir de ne göreyim bu sureyi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bana okutmadığı birtakım lehçelerle okuyordu. Az kalsın namazın içinde üzerine atılacaktım. Fakat selam verinceye kadar bekledim. Sonra selam verince ridasını -yahut ridamı- göğsünün üzerinde toparlayıp "Bu sureyi sana kim okuttu?" diye sordum. Hişam "Bu sureyi bana Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem okuttu" dedi. Ona "Yalan söylüyorsun. Valiahi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sureyi bana senin okumakta olduğundan başka türlü okuttu!" dedim ve onu yakasından tutarak Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanma götürdüm ve "Ya Resulallah! Ben bunun Furkan suresini senin bana okutmadığın birtakım lehçelerle okurken işittim. Halbuki Furkan suresini bana bizzat sen öğretmiştin" dedim. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Hişam 'ın yakasını bırak Ey Ömer!" buyurdu. Ona da: "Hişam! Oku" diye emretti. Hişam da ona karşı benim kendisinden okuduğunu işittiğim kıraatle okudu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bu sure böyle indirildi" buyurdu. Bundan sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana da " Ömer oku!" diye emretti. Ben de okudum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bu sure böyle indirildi" buyurdu. Bundan sonra da "Şüphesiz bu Kur'an yedi lehçe üzerine indi. Bundan hangisi kolayınıza gelirse, onu okuyunuz!" buyurdu.
Bana Muhammed b. Râfi' dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu'l-Münzir İsmail b. Ömer rivayet etti. (Dediki); Bize Yûnus b. Ebî İshâk El-Hemdânî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Ebî's-Sefer, Amir.den, o da Abdurrahman b. Abdi Kabbilkâ'beti's-Sâidi'den [15] naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Ben kâ'benin yanında bir cemâat gördüm... Ve râvî hadîsi A'meş'in hadîsi gibi rivayet etmiştir.